BÖBREK NAKLİ İLE İLGİLİ MERAK ETTİĞİNİZ HER ŞEY

Türkiye’de her 6-7 kişiden biri böbrek hastası. Sinsi ilerleyen bu hastalık, kişiyi böbrek nakline götürebiliyor. Peki böbrek nakli operasyonların başarı oranı ne? Nakil sonrası nelere dikkat etmek gerekiyor?

Böbrek Nakli ile ilgili Merak Ettiğiniz Her Şey

Böbrek nakli için kimler donör olabilir? Böbrek hastalıklarından korunma yolları nelerdir? Medicana Sağlık Grubu uzmanları böbrek nakliyle ilgili merak edilenleri anlattı.

Böbrek Nakli Ameliyatlarında Yüksek Başarı

Böbrek nakli ameliyatı pek çok kişinin gözünü korkutsa da Türkiye’de yapılan böbrek nakli operasyonlarının başarı oranı çok yüksek. Tek sorun, yeterince organ nakli bağışı yapılmaması! Medicana International İstanbul Hastanesi’nden Prof. Dr. Muzaffer Sarıyar böbrek nakli ile ilgili şunları anlatıyor: “Türkiye’de böbrek nakli 1970’li yıllardan beri yapılıyor. Alıcı ameliyatının yöntemi standartize olmuş, açık cerrahi yöntemiyle uygulanıyor. Donör ameliyatında zaman içinde değişimler oldu. Eskiden lomboti ile açık cerrahi ile uygulanarak yapılan ameliyat günümüzde laparoskopik olarak yapılıyor. Laparoskopinin küçük bir kesiyle yapılması ve buna bağlı olarak da ameliyat sonrası dönemde hastanede kalış süresinin kısalması, bu süre içerisinde daha az ağrı olması hasta için daha kolay kabul edilebilir bir ameliyat haline getirildi. Ayrıca estetik açıdan da açık cerrahiye nazaran çok daha fazla avantajı var.”

Organ Bağışı Sayısı Az

Prof. Dr. Muzaffer Sarıyar, böbrek nakli ameliyatlarının başarı oranının yüzde 98.5 olduğunu söylüyor: “Donör ameliyatını laparoskopik uyguluyoruz. Bu yüzden donör ameliyatında başarı oranı yüzde 100. Alıcı ameliyatını açık olarak yapıyoruz. Başarı oranımız yüzde 98.5 civarında yani gelişmiş ülkelerdeki başarı oranları ile hemen hemen aynı. Böbrek nakli ameliyatının riski yüzde 1 ile yüzde 1,5. Trafikte arabayla seyahat eden insanların riski bile bu orandan çok daha yüksek.”

Prof. Sarıyar kadavra ve canlıdan yapılan organ nakilleriyle ilgili de önemli bilgiler veriyor: “Kadavradan yapılan organ naklinde ölü organlar alındıktan sonra daha uzun bir soğuk iskemi zamanı geçiyor. Oysa canlı donörden alınan organda bu süre çok kısa oluyor. Çok sayıda hastaya böbrek nakli yapabilmek için daha çok kadavra donörüne ihtiyaç var. Yeterince organ bağışı yapılırsa organ yetmezliği olan insanlar hem yaşam kalitelerine hem de sağlığına kavuşmuş olur. Organ bağışıyla yüzlerce hatta binlerce insana bir hayat bahşediyorsunuz. Ancak organ bağışında maalesef iyi durumda değiliz. Zaman içinde bir artış olsa da bu ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzağız. Hepimizin bilmesi gerekir ki Türkiye’de de yeterince sağlık kuruluşu var, ameliyatlar dünya standartında gerçekleştirilebiliyor. Devletimiz, devlet kuruluşlarında ve özel sektör hastanelerinde yapılan tüm ameliyat masraflarını ödüyor. İhtiyacı olan hastalara organ nakli yapılamamasının tek sebebi, yeterince bağış olmaması ve kadavradan organ alınmaması.”

Böbrek Nakli Sonrası Hastayı Neler Bekliyor?

Böbrek nakli ihtiyacı olan hastalar operasyon sonrası kendilerini bekleyen süreci merak ediyor. Bu zor bir süreç mi, neler yapılmalı/yapılmamalı, uyulması gerekenler... Tüm bu soruların cevaplarını Medicana Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Hasan Taşçı anlattı: “Böbrek nakli ameliyatından sonra hastalar ortalama 1 hafta-10 gün hastanede yatarak takip ediliyorlar. Taburcu edildikten sonra normal hayatlarına dönüyorlar. Ancak nakil sonrası yakın takip ve tedavi en az cerrahi işlem kadar önemli. Onları, böbrek nakli olduktan sonra artık yeni bir yaşam bekliyor. Yeni böbrekleriyle ömür boyu sağlıklı yaşamaları mümkün. Ancak bunun için uyulması gereken bazı kurallar var. Bunlar hem böbreğin, hem hastanın korunması açısından önemli.”

Prof. Dr. Hasan Taşçı böbrek nakli sonrası uyulması gerekenleri şöyle sıralıyor:

Nakil Sonrası Beslenme

Böbrek nakli olduktan sonra, zararlı maddelerin yeni böbrek tarafından kandan hızla temizlenmesi nedeniyle iştahı açılıyor. Bu durum böbreğe ayrı bir yük getirir ve böbreğin zarar görme olasılığını artırabilir. Ayrıca aşırı yemek kan şekerinin yükselmesine neden olabiliyor. Eğer kilo alınıyorsa hamur işlerinden uzak durulmalı. Greyfurt, ilaç düzeyini etkilediği için tüketilmemeli. Karışık meyve sularında da greyfurt olabileceğinden kullanılmamalı. Temizliğinden emin olunmayan yerlerde yemek yenilmemeli.
6 Hafta Sonra Spora Başlamak Mümkün

Spor yaparak daha sağlıklı bir bedene sahip olabiliriz. Egzersiz, ilaçların yaratacağı yan etkileri de en aza indirir. Egzersize başlamak için böbrek naklinden sonra en az altı hafta beklenmeli. Çünkü ameliyat sonrası erken dönemde kas güçsüzlüğü oluşabiliyor. Unutulmamalı ki kasın çalışma gücünü artıracak, tansiyonu düşürecek ve böbreklere yük bindirmeyecek egzersizler tercih edilmeli. Örneğin hem kalp ve akciğer hem de kas ve iskelet sistemi için düzenli olarak aerobik yapılabilir, bisiklet kullanabilir, yürüyüş yapılabilir ve temiz bir denizde yüzülebilir. Haftada en az 2-3 kez 30-40 dakikalık hareket yeterli. Hastalar, vücutlarına darbe gelmesi muhtemel futbol, voleybol, basketbol, tenis, judo vb. sporlardan kaçınmalı, ağırlık kaldırarak vücut geliştirmeye çalışmamalı. Hastanın düzenli egzersiz yapması hem iştahını azaltır hem de kilo almasını engeller.

Böbrek Nakli Sonrası Hamilelik

Hastalar, böbrek naklinden 2-3 hafta sonra cinsel ilişkiye başlayabilir. Böbrek nakli olduktan sonra isteyen erkek veya kadınlar çocuk sahibi olabilirler. Ancak kadınlar böbrek naklinden sonra hamile kalmak için 2 yıl beklemeli ve mutlaka doktora danışmalılar. Hamilelik döneminde yakın takip çok önemli. Hamile kaldıktan sonra hem doğum doktorunun hem de böbrek doktorunun tavsiyelerine uyulmalı.
İş Hayatına Başlama
Hastalar ameliyattan 3 ay sonra iş hayatına dönebiliyorlar. Ancak işin niteliği hakkında doktorlarını bilgilendirmeliler. Okul, fabrika gibi kalabalık yerlerde özellikle grip gibi enfeksiyonlara yakalanma ihtimali fazla. Kış mevsiminde korunmaya daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Organ nakli hastaları, ilaçlarını düzenli kullanıp takiplerine düzenli yaptırdıkları takdirde, önemli bir problemle karşılaşmadan uzun yıllar sağlıklı olarak yaşayabilirler.
Böbrek Naklinde Canlı Verici Önemli

Böbrek naklinde canlı ve beyin ölümü sonrası bağışlanan organ ile gerçekleştirilen operasyonların avantajları/dezavantajları neler? Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı, Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alp Gürkan, canlı bir kişiden organ almanın hasta açısından daha avantajlı olduğunu anlatıyor: “Her ne kadar organ nakli deyince akla beyin ölümü sonrası bağışlanan organ nakli gelse de ülkemizde maalesef bu türden organ nakli sayısı çok yetersiz. Organ bulamadıkları için her yıl ülkemizde 5 – 7 bin insanımız hayatını kaybediyor. Batı ülkelerinde yapılan böbrek nakillerinin yüzde 70'i beyin ölümü sonrası bağışlanan organlardan yapılıyorken, ülkemizde bu oran yıllara göre değişmekle birlikte yüzde 2-30 arasında. Böbrek nakli operasyonlarında canlı bir kişiden organ almak hasta açısından daha avantajlı... Öncelikle aile bireyleri arasındaki ilişki daha da gelişiyor. Ayrıca hasta bu sorumluluktan dolayı böbreğine çok daha fazla itina gösteriyor. Daha önemlisi, canlıdan yapılan böbrek nakillerinde takılan böbreğin idrar çıkarması hemen başlıyor. Buna bağlı olarak üre ve kreatinin değeri hızla düşüyor ve hastanın diyalize girmesine gerek kalmıyor. Vücudun böbreği kabul etmesi için gereken ilaçlar savunma sistemini zayıflatabiliyor, bu ilaçlar canlı böbrek naklinde daha düşük dozlarda veriliyor. Yani canlı nakilde bu ilaçların getirdiği olumsuz yan etkiler çok daha az. Ayrıca canlıdan yapılan böbrek nakillerinde böbreğin ömrü daha uzun oluyor.”
Alıcı ve Vericiler Açısından Ne Gibi Riskler Var?

Prof. Dr. Alp Gürkan, böbrek nakli ameliyatlarının risklerini şöyle özetliyor: “Böbrek nakli büyük bir ameliyattır. Bu ameliyatın büyüklüğü ameliyatın zorluğundan değil, hastanın ‘hastalığından’ dolayıdır. Diyalize giren hastaların ameliyat riski, normal bir insana göre daha fazla. Ancak diyalize girmek veya diyalizde devam etmek daha da riskli… Canlı vericiden yapılan nakiller, programlı ameliyatlar olduğundan, ameliyata girecek hasta çok iyi hazırlanıyor. Bu nedenle risk oldukça düşük. Ameliyat sırasında kaybettiğimiz hastamız hiç olmadığı gibi, ameliyatın ilk 1 ayında kaybettiğimiz hasta sayısı da çok düşük.”
Böbrek Vericileri Daha Uzun Yaşıyor

Prof. Gürkan canlı vericilerin aklına gelebilecek bütün soruları da yanıtlıyor: “Canlı vericiler bizim için çok önemli. Onlar sevdiklerinin hayatlarını kurtarmak için ameliyat masasına yatıyor. Bu nedenle, bu fedakârlıkları karşılığında onlara ne ameliyat sırasında ne de hayatları boyunca bu ameliyat sebebiyle hiçbir zarara uğramamaları gerekir. Onları deyim yerindeyse, saçından ayak tırnaklarına kadar detaylı bir şekilde inceliyoruz. Bu incelemelerde çok erken safhada mevcut başka hastalıkları saptayarak verici adaylarının geç kalmadan iyileşmelerini sağlıyoruz. En ufak kuşkulu durumda o kişileri verici olarak kabul etmiyoruz. Ancak çok sağlıklı ve böbrek verdikten sonra da sağlıklı kalacaklarsa verici olarak kabul ediyoruz. İsveç'te yapılan bir incelemede, böbrek vericilerin daha uzun yaşadıkları saptanmış. Tabii ki bunun nedeni böbrek bağışı değil, zaten çok sağlıklı olup böbrek vermelerinin onların hayatlarını etkilememesi.”
Tek Böbrekle Sağlıklı Yaşanabilir
Pek çok kişi tek böbrekle yaşamanın riskli olup olmadığını merak ediyor. Prof. Dr. Alp Gürkan’ın bu konuda anlattıkları moral verici: “İnsanlar kanser, taş, iltihap gibi başka nedenlerle bozulan böbreklerini aldırmak zorunda kalıyorlar ve yaşamları boyunca tek böbrekle idare ediyorlar. Kaldı ki, bu kişilerin genellikle yandaş hastalıkları da olabiliyor. Ancak sevdiğini diyalizden kurtarmak ve hayatta tutmak için böbrek veren kişi çok iyi incelenip yaşamı boyunca hiç bir zarar görmeyecek ise ameliyata alınıyor. Bu kişiler bizim gibi birçok organ nakli merkezinde olduğu şekilde, yıllarca takip ediliyorlar. Bu nedenle tek böbrekle yaşamaktan çekinmemeleri lazım.”
Böbrek Hastalıklarından Korunma Yolları
Böbrek hastalıkları sinsi ilerleyebiliyor. Özellikle diyabet ve hipertansiyonu olanların dikkat etmesi gerekiyor. Sigara ve tuzdan uzak durmak önemli ama elbette yeterli değil. Böbrek hastalıklarından korunmak için yapılması gerekenleri Medicana International Ankara Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Yasemin Kıraç anlatıyor. “Ne yazık ki dünyada her 10 kişiden, Türkiye'de de her 6-7 kişiden biri böbrek hastası. Kronik böbrek hastalığının en sık görülen iki nedeni diyabet ve hipertansiyon. Birinci derece akrabalarında diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlar, ilerleyen yaş (50 yaş üstü), obezite, sigara kullanımı da böbrek hastalığı riskini artırıyor.
Tuzdan uzak durun, egzersiz yapın
Dr. Yasemin Kıraç’ın böbrek hastalığından korunma önerileri
  • Tuz kısıtlaması yapılmalı. Çünkü tuz kan basıncının artıran en önemli gıda maddesidir. Batı ülkelerinde günlük tuz tüketimi 8, ülkemizde ise ortalama 18 gram civarında. Tuzun azaltılmasına yönelik hastalara pratik önerilerde de bulunabiliriz. Örneğin ekmek tüketimi azaltılabilir. Sofrada tuzluk bulundurmamak da önemli. Tuz oranı fazla gıdalar (peynir, zeytin, salam, sucuk, sosis, turşu, salça, konserve gibi) hakkında bilgi sahibi olunmalı
  • Düzenli egzersiz yapılmalı. Kilolu kişilere kilo vermelerini öneriyoruz
  • Kan basıncı ve kan şekeri kontrol altına alınmalı
  • Sigara içilmemeli
  • Bitkisel gıdaları kontrollü kullanmalı
  • Bilinçsiz ağrı kesici ve antibiyotik tüketmemeli
Böbrek hastalıklarında risk grubunda olan kişiler düzenli kontrol yaptırmalı... Bu kişilerin belli aralıklarla kan basıncı ölçümü, idrar tahlili ve serum kreatinin düzeyine baktırmaları gerekiyor

Böbrek böbrek nakli organ bağışı böbrek hastalığı böbrek nakli riskleri



Content

Content