STRES VE ÖFKE HASTA EDİYOR

Her ne günlük hayatın doğal bir parçası gibi kabul edilip, normal karşılanıyorsa da aşırı stres ve kontrol edilemeyen öfke sağlığımızı olumsuz etkiliyor.

Aşırı stres ve kontrol edilemeyen öfke sağlığımızı olumsuz etkiliyor.

Yaşamı boyunca stresli bir dönem geçirmeyen, kendini öfkeli hissetmeyen yoktur. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam mümkün mü peki? Bakın, uzmanlar neler diyor...  

Medicana Sivas Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Kamuran Kaya, stresin yol açtığı sorunları şöyle sıraladı:  
Migren, üst solunum yolu hastalıkları, kalp rahatsızlıkları, soğuk algınlığı, bel ağrısı, kilo alma gibi sorunların altında stres yatabiliyor.

  • Kronik stres, üst solunum yolu hastalıklarına hassasiyeti artırıyor.
  • Stres altında kişinin kalp atışlarının hızlanması, tansiyonunun yükselmesi ve yağ asitlerinin kana karışmasıyla karın bölgesinin yağlanması gibi durumlar, zamanla kalp hastalıklarını beraberinde getiriyor.
  • Stres kasların gerilmesine sebep olduğu için bel ve boyun ağrılarına da yol açabiliyor.  
  • Hipoglisemi, ani ve şiddetli kan şekeri düşüklüğünü ifade ediyor. Diyabetli hastaların yaşadığı bu sorunun da stresle ilişkisi var.
  • Hipertrioidi ise trioid bezinin aşırı hormon üretmesinden dolayı gelişiyor. Yüksek hormon düzeyleri kişide ani öfke patlamaları, şiddete eğilim, anksiyete-gerginlik ataklarına yol açıyor. Hipertrioidi rahatsızlığının en çok dikkat çeken belirtilerinden biri de gerginlik ve sinirlilik halidir. 
  • Sigara, diyabet ve stres-anksiyete, kötü huylu hastalıkların temellerini oluşturuyor.  

Öfke ve şiddete sebep olan tıbbi sorunların takip ve tedavisi; hekim, diyetisyen, psikolog ve diğer sağlık yardımcılarıyla  birlikte yürütülmesi gereken multidisipliner bir süreçtir.  

'Kansere zemin hazırlayabilir'
 
Medicana Intertanitonal İstanbul Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Demiray, stres ve kanser arasındaki ilişkiyi değerlendirdi: "Stres durumunda rol alan hormonların en önemlilerinden biri,  kortizoldür. Kortizol, aynı zamanda immün sistemi etkileyen ve çalışmasını baskılayan bir hormondur. Stres durumunda vücudumuzda enerji birikmeye başlar. Bu enerji, hücre duvarındaki enerjiyi ve gerilimi artırır. Kanser hücreleriyle normal hücreler arasındaki en önemli farklardan, hücre duvarlarındaki enerji farklılığıdır. Yani kanser hücrelerinin duvarları, daha kalın ve yüksek enerjiye sahiptir. Stres normal hücrelerimizin enerjisini artırarak kanserli hücrelere benzer özellik kazanmasını sağlar. Stresin sürekli hal, bağışıklık sistemini çökertir ve hücre yapılarını etkileyerek kansere zemin hazırlar.  

  • Stresli bir hayat ve sigara birlikteliği, akciğer kanseri başta olmak üzere mesane, pankreas, mide gibi kanserleri akla getirir.  
  • Kötü ve sağlıksız besleneme koşullarının eşlik ettiği ve beraberinde ailesel faktörlerin de olduğu durumlarda meme, yumurtalık ve rahim kanserleri ön plana geçebilir.  

Kanser tedavisi çok karmaşık ve iyi yönetilmesi gereken bir süreçtir. Bu süreç başlı başına birçok bilinmezlik ve sorunlarla doludur, yani ciddi stres doğurur. İşte bu noktada psikolog ve psikiyatristlerden destek almak gerekir. Aynı zamanda yoga ve reiki gibi yöntemlerle hastanın stresle baş etmesini sağlayabilir. Stresle baş edebilen hastaların kemoterapi uygulamaları daha rahat ve güvenlidir. Yan etkiler stresli hastalarda daha yoğun yaşanır. Başarılı bir tedavinin önemli anahtarlarından biri, stresle baş edebilmektir.”   

Çocukluktan geliyor olabilir

Medicana Avcılar Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Adnan Sarı, öfke ve şiddet eğiliminin küçük yaşlarda başlayabildiğini söylüyor ve şu uyarılarda bulundu: “Aile ve çevre ortamında şiddet gören küçük yaştaki çocukların, ileride sinirlilik ve şiddete eğilim gösterdikleri biliniyor. Bu eğilim özellikle 2-3 yaşlarında kendi istediğini yaptırmak şeklinde, oyun çağında eşyalarının paylaşımı konusunda ve arkadaşlarıyla oynadığı oyunlarda ortaya çıkabiliyor. Ancak bunlar çok sık ve şiddetli değildir. İleriki yaşlardaysa öfke patlaması yaşayan, şiddete eğilimi olan, sık sık kavga veya tartışma yaratan kişiler haline gelebiliyor. Erken yaşlarda, öfke ve şiddet eğilimi olan çocukların öncelikle ailelerini sorgulamalı ve ilk planda tarafsız davranarak ve izleyerek davranışsal tedavi yapılmalı. Medikal tedaviye ise çocuk psikiyatri uzmanları tarafından değerlendirilmeli ve karar verilmeli.”   

Anne karnındaki bebeği de etkiliyor

Op. Dr. Osman Denizhan Özgün

Anne adayları hamilelik döneminde hem gebelik hem de kişisel sorunlar nedeniyle stres, üzüntü, sıkıntı, ağlama, bunalım, depresyon, sinirlenme, aşırı kızgınlık, öfke gibi durumlarla karşılaşabilir. Araştırmalar, anne adayında ortaya çıkan bu durumlarının bebeği de etkileyebildiğini gösteriyor. Bu etkilenmenin başlıca nedeni, annenin stres yaşaması durumunda artan stres hormonlarının (kortizol, adrenalin) kanı yoluyla bebeğe de geçebilmesidir. İşte, anne adayının yaşadığı ciddi stresin bebek üzerindeki bazı olumsuz etkiler: 

  • Düşük riskinde artış  
  • Erken doğum 
  • Doğum ağırlığının az olması  
  • Bebeğin zihinsel fonksiyonlarında azalma 
  • Dikkat eksikliği 
  • Hiperaktivite 
  • Duygusal problemler 
  • Sinirlilik 

Hamilelik sırasında stresi ve yukarıdaki riskleri azaltmak için bu önerilere uyabilirsiniz:

  • Sizi strese sokan durumları not edin ve çözümü için ailenizden fikir alın, durumunuzu paylaşın 
  • Sağlıklı beslenmeye özen gösterin 
  • Düzenli uyuyun 
  • Doktorunuzun önerileri doğrultusunda uygun egzersiz yapın 
  • Gebelik ve doğum hakkında bilginizin az olmasından dolayı endişe hissediyorsanız, doktorunuzdan veya hamile eğitim sınıflarından bu konuda bilgi alın. Bilgisizlik korku ve endişeye neden olur. 
  • Kendi kendinize baş edemediğiniz veya ciddi düzeyde bir psikolojik probleminiz varsa, mutlaka bir psikiyatri uzmanına danışın.  

Nörolojik Hastalıkların Seyrini Etkiliyor

Tüm vücudun uyum içinde çalışabilmesi için sinir sisteminin sağlıklı olması önemli. Aşırı stres ve kontrol edilemeyen öfke, sinir sistemini olumsuz etkilenebiliyor, vücudumuzun ahenk içinde çalışması zarar görebiliyor.  

Stresin nörolojik hastalıklara etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

“Aşırı stres varlığında baş ağrısı ve dönmesi, dengesizlik, unutkanlık, yorgunluk, dikkat eksikliği, kekeleme ya da benzeri konuşma güçlükleri, konsantrasyon sorunları, kaslarda seğirme, beyin damar hastalıkları ve uyku bozukluğu gibi şikayetlerde artma görülüyor. Ayrıca epilepsi ve MS'in seyrini olumsuz etkileyebiliyor.  

  • Baş ağrısı öyküsü olan hastalarda stres ve öfkeyle birlikte baş ağrısı sıklığında ve şiddetinde artma olabiliyor. Stres ve öfkenin kontrolüyle baş ağrısının sıklık ve şiddetinde azalma görülüyor.  
  • Baş dönmesi ve dengesizlik şikayetleri aşırı stres ve yorgunlukla birlikte artabiliyor. Bu nedenle vertigo tedavisinde stres ve uykusuzluğun azaltılması amaçlanıyor.  
  • Stresin aşırı olduğu dönemlerde unutkanlık şikayetlerinde artıyor. Stres varlığı tespit edilen hastalarda stresin azaltılmasıyla unutkanlıkta da azalma olduğu görülüyor.  
  • Stres ayrıca horlama, uyku apnesi, uyku terörü, uyurgezerlik, uykuya dalamama gibi bozukluklarda da etkili.  
  • Multiple skleroz hastaları stresli dönemlerde daha sık atak geçirebiliyor ve yorgunluk, dengesizlik, yürüme güçlüğü gibi şikayetlerinde artma görülebiliyor. 

Elektronik eşyaların etkisi

Stresle baş etmenin en iyi yolu, kişinin kendisinde strese sebep olan şeyleri fark edip kontrol altına alması. Derin nefes almak, zamanı iyi kullanmak, sosyal ortamlarda bulunmak, konuşarak duyguları ifade etmek, hobiler geliştirmek, gerçekçi hedefler belirlemek, spor yapmak ve sağlıklı yaşam kurallarına uymak gibi etkenlerle stres en aza indirilebilir ve öfke kontrol edilebilir. Ayrıca, yüzme, yoga, pilates, sağlıklı beslenme ile birlikte stres ve öfke azaltılabilir. 

Cep telefonu ve diz üstü bilgisayar gibi elektronik eşyaların insan vücuduna olumsuz etkileri olduğu son yıllarda gösterilmeye başlandı. Baş ağrısı ve dönmesi, işitme ve görme problemleri elektromanyetik etkilenmeyle birlikte artıyor. Elektromanyetik etkilenmenin fazla olduğu durumlarda yorgunluk, halsizlik ve streste artış olduğu görülüyor. 

Cep telefonu ve bilgisayarların şarjının bitmesi düşüncesi bile insanları strese sokabiliyor. Bu açıdan bakıldığında bu teknolojik aletleri daha etkin ve sağlıklı kullanmak, stresi ve bunların vücuda olan olumsuz etkilerini azaltacaktır. Cep telefonu zararları üzerine birçok araştırma yapılıyor. Kandaki zararlı proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmasını devre dışı bırakabildiği biliniyor. Cep telefonu yorgunluk, baş ağrısı, kulakta çınlama, deride yanma hissi, yüksek tansiyon, baş ağrıları, baş dönmesi ve dikkatin dağılmasına sebep olabiliyor.

stres öfke migren üst solunum yolu hastalıkları stres kalp rahatsızlıkları soğuk algınlığı stres ve bel ağrısı stres ve kilo alma



Content

Content