Prostat Kanseri Nedir?

Prostat kanseri belirti vermeden gelişen bir hastalıktır ve akciğer kanserinden sonra en sık rastlanılan kanser türüdür. Beş erkekten birinde prostat kanseri teşhisi konulsa da sadece 33 kişiden biri ölüm riski taşımaktadır. Çünkü prostat kanseri ileri yaşlardaki erkeklerde daha sık rastlanılır ve vücutta çok yavaş ilerler fakat bazı durumlarda genç erkeklerde de görülebilmektedir.  Prostat kanseri çok masum değildir ve birçok türü vardır. Erken teşhis ile ilerlemesi önlenebilir ve tedavi edilebilir.

Prostat Kanserinde Erken Teşhis İçin 50 Yaşından İtibaren Rutin Kontroller Yaptırılmalıdır

Genetik faktör bu hastalıkta önemli bir etkendir. Eğer kişinin ailesinde bu hastalığı geçiren varsa, rutin olarak 50 yaşından itibaren yaptırılması gereken prostat kontrollerini 45 yaşından itibaren yaptırması gerekebilmektedir. Prostat büyümesi, her zaman prostat kanserine işaret etmez. Erkeklerde genellikle 50 yaşından sonra iyi huylu prostat büyümesi sorunuyla karşılaşılmaktadır. Bu durum kişilerin idrara çıkmasını zorlaştırdığından, kişide kanser teşhisi yoksa bile yine de prostat ameliyatı olunmasına karar verilebilmektedir.
İyi huylu prostat büyümesinde,

  1. İdrar akımında azalma,
  2. Gece ve gündüz sık idrara çıkma,
  3. Ağrılı, zor ve kesik kesik idrar yapma,
  4. İdrar atımının sonunda idrar damlaması,
  5. Mesanede tam boşaltamama hissi ve cinsel isteksizlik,
  6. Sertleşme azlığı sık görülen yakınmalardır.

Hastalığın Teşhisi Nasıl Yapılıyor?

Teşhis aşamalarında parmakla muayene ve PSA (Prostat Spesifik Antijen)  testi bir arada yapılıyor. Bu rutin olarak yapılması gereken bir tarama şeklidir. PSA testi sadece prostat kanserine de özel değildir. Prostat da ya da idrar yolunda iltihap olduğu zaman da bu madde kanda yükselebiliyor. Bu rutin olarak yapılması gereken bir tarama şeklidir. Teşhis yöntemlerinin ardından biyopsi yapılmasına karar verilirse, kişiye rektal ultrason yoluyla bakılmaktadır. Bu da makata giren bir ultrason cihazı yardımıyla ve bir iğneyle parça alınması işlemi demektir ve tanı aşamasında yapılması büyük önem taşımaktadır. Hastaya işlem sırasında lokal anestezi uygulanır ancak çok nadir durumlarda hastaya genel anestezi uygulanabilmektedir.  Alınan parçanın patolojiye gitmesi sonrasında kanserli olup olmadığı anlaşılabilmektedir.

Prostat Kanseri Erken Cerrahi Tedavi ile Yüksek Oranda İyileşme Sağlıyor

Küratif tedavi yani hastalığın aktif yöntemlerle tedavi edilişi, hastanın tamamen şifa bulması için yapılmaktadır ve bu durum da cerrahi girişim yapılabiliyor olmaktadır. Prostatın tamamını alan ve geri kalan kısmını birbirine bitiştiren büyük bir ameliyat da yapılabilir,  buna radikal prostetoktami adı verilir. Bu yöntem birkaç şekilde yapılabilmektedir, bunlar ise; açık normal yöntem, laparoskopik yöntem ve çok yaygınlaşmamış olan robotik yöntemdir. Radikal prostetoktaminin de kendine has yan etkileri olabilmekte, fakat bu ameliyat şekli hastaya her hangi bir nedenle uygulanamıyorsa, o zaman hastaya radyoterapi yapılmaktadır. Hastanın şartları uygunsa genellikle cerrahi ameliyat önerilmektedir. Hastalık tekrar ederse ya da ameliyat başarısız geçmişse, bunun arkasından hormon tedavisi yapılabilmektedir. Eğer prostat içinde sınırlı kalan bir tümör mevcutsa bunun cerrahiyle ya da radyoterapiyle tedavisi yapılabiliyor, fakat hastalık prostat dışına taşmışsa hormonal tedavi uygulanıyor ve yine çok başarılı bir şekilde tümör geriletiyor. En önemlisi de prostat hastalıklarının %70'i ilaçlarla tedavi edilebilir ve prostat kanseri erken cerrahi tedavi ile %95 tamamen tedavi edilebilmektedir.

Hasta Ameliyat Sonrası 3-4 Hafta İçinde Normal Yaşamına Devam Edebiliyor

Hastanın işlem sonrası hastanede beş gün geçirmesi gerekmektedir. Bu süre sonrasında hasta, evine geçebilir ancak sondasını çıkartmamalıdır, iki hafta kadar sondalı kalması gerektiği için işe gitmesi de uygun olmayacaktır. Sonuç olarak hasta ameliyatın üzerinden 3-4 hafta geçtikten sonra normal yaşamına geri dönebilmektedir.

Ekibimiz

Op. Dr. Ümit Özdemir (Üroloji)

Bizimle İletişime Geçin