TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi

Pediatrik (Çocuk) Onkoloji ve Hematoloji Bölümü


0-18 yaş aralığındaki tüm çocukluk çağı kanserlerinin ve kan hastalıklarının tanı ve tedavi edildiği birimdir. Kanser çocukluklarda erişkinlere göre çok daha az görülmekle beraber, yenidoğan döneminden itibaren tüm yaşlarda görülebilir. 

Kanser, hücrelerin kontrolsüz ve aşırı çoğalmasıdır. Kanserli hücreler çoğaldığı bölgedeki normal hücre ve organları etkiler ve fonksiyonlarını bozar. Hastalarda vücudun görünen bölgelerinde anormal şişlikler veya kafa içi, göğüs ve karın boşluğu organlarının işlev bozukluğu yakınmaları görülür. Ayrıca halsizlik, solukluk, iştahsızlık, uzun süreli ateş, ağrı, gece terlemesi gibi sistemik yakınmalar da eşlik edebilir.


Birimimizde takip ve tedavi edilen (kemoterapi) hastalıklar:


Lenfomalar (Lenf bezi kanserleri)

Lösemiler (Kan kanserleri)

Beyin tümörleri

Nöroblastom (Böbrek üstü bezi tümörleri)

Böbrek tümörleri (Wilms tümörü)

Yumuşak doku tümörleri (Rabdomiyosarkom )

Kemik tümörleri (Osteosarkom, Ewing sarkomu)

Karaciğer tümörleri (Hepatoblastom)

Teratomlar (Yumurtalık ve testis tümörleri)

Retinoblastom (Göz içi tümör)

Tüm iyi huylu tümörler



Ayrıca onkolojik tedavi (kemoterapi) gerektirmeyen takip ve tedavi edilen

hastalıklar:


Damar anomalileri (Vasküler anomaliller, hemanjiomlar)

Lenf bezi büyüklükleri

Kanser şüphesi ve taraması

Kanserden korunma

Kansere yatkınlık sendromları (Nörofibromatozis, tuberoskleroz vb)

Ailevi kanser kümelenmesi

Kan hücrelerindeki anormallikler:

         - Anemi (kansızlık),

         - Lökosit (beyaz kan hücreleri) sayısında düşüklük veya yükseklik,

         - Trombosit (kan pulcukları) sayısında düşüklük veya yükseklik


ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİ


Kanser yenidoğan döneminden itibaren tüm yaşlarda görülebilen bir hastalıktır. Çocuklarda kanser sıklığı erişkinlere göre az olmakla birlikte iyileşme oranları daha yüksektir.

Çocukluk çağı kanserlerinin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber genetik, çevresel ve bireysel nedenlerin birlikteliği ile ortaya çıkmaktadır. Bir nedenle bozulan tek bir hücrenin kontrolsüz ve aşırı çoğalması kanseri meydana getirir. Kanserli hücreler çoğaldığı bölgedeki normal hücre ve organları etkiler ve fonksiyonlarını bozarak yaşamı tehdit eder. Kanserin türü, kaynaklandığı bölge ve metastaz denilen sıçradığı bölgelere bağlı olarak farklı yakınmalar görülebilir. Ek olarak kanserli hücrelerden veya kanserli hücrelere karşı vücudun savunma hücrelerinden salgılanan bazı maddeler nedeniyle kaşıntı, ishal, gözlerde sıçrama hareketi gibi kanserle ilişkisiz görünen yakınmalar da ortaya çıkabilir. Ayrıca halsizlik, solukluk, iştahsızlık, uzun süreli ateş, ağrı, gece terlemesi, kilo kaybı gibi sistemik yakınmalar da kanser bulgularından olabilir.

Çocukluk çağı kanserleri iyileştirilebilir hastalıklardır. Tedavide kemoterapi olarak adlandırılan ilaç tedavisinin yanında gereken hastalara radyoterapi olarak adlandırılan ışın tedavisi ve cerrahi uygulanmaktadır. Çocuklar ilaç tedavilerini iyi tolere ederler ve erişkinlere göre yan etki daha azdır. Kemoterapideki gelişmelere bağlı olarak yan etkileri çok daha az olan, sadece kanser hücrelerini etkileyen ve akıllı tedaviler olarak adlandırılan ilaç tedavileri son yıllarda yaygınlaşmıştır. Kemoterapi ve destek tedavilerdeki gelişmelere paralel olarak son yıllarda yaşam oranları belirgin artmış ve erken evrelerde %90’ların üzerine çıkmıştır. İleri evre kanserlerde ise ne yazıkki halen yaşam oranları istenen seviyelerde değildir. Bu nedenle kanserde erken tanı çok önemlidir.


Çocukluk çağı kanserleri (sıklık sırasına göre):

Lösemiler

Lenfomalar (lenf bezi tümörleri)

Beyin tümörleri

Nöroblastom (böbrek üstü bezi tümörü)

Wilms tümörü (böbrek tümörleri) 

Yumuşak doku tümörleri

Kemik tümörleri (Osteosarkom, Ewing sarkomu)

Germ hücreli tümörler ve teratomlar (testis ve yumurtalık tümörleri) 

Hepatoblastom (karaciğer tümörleri)

Retinoblastom (göz içi tümör)

Tiroid kanserleri

Diğer nadir tümörler


            1. Lösemiler: Kemik iliği hücrelerinden kaynaklanan kan kanserleridir. Çocuklarda akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve akut miyeloid lösemi (AML) en sık görülen tipleridir. Normal bir kemik iliği lökosit, eritrosit ve trombosit üreterek bunları kan dolaşımına verir. Lökositler vücudun savunma hücreleridir. Eritrositler hemoglobin içeriği ile oksijen taşıyan hücrelerdir ve vücuda kırmızı rengi veren hücrelerdir. Trombositler kan pulcukları olarak adlandırılır ve kanamayı engelleyen hücrelerdir. Lösemilerde bu normal kan hücreleri üretilemez. Lösemi hücreleri kan dolaşımına geçer ve normal kan hücrelerinin görevini yapamaz. Buna bağlı olarak, diş eti veya burun kanaması gibi kanamalar, deride çabuk morarmalar, solukluk ve aşırı halsizlik, enfeksiyonlar ve uzun süreli ateş veya kan tahlilinde anormallikler görülür.

Löseminin ana tedavisi kemoterapi olarak adlandırılan ilaç tedavisidir. Beyin ve testis gibi bazı bölgeleri etkileyen lösemilerde radyoterapi (ışın tedavisi) ek olarak kullanılabilir. Kemik iliği nakli tüm lösemilerde değil, nüks ihtimali fazla olan yüksek riskli lösemilerde kemoterapiye ilaveten yapılmaktadır.

           

            2. Lenfomalar: Lenf bezi kanserleridir ve kan damarları yanında tüm vücudu dolaşan lenf sisteminden kaynaklanır. Hodgkin ve Hodgkin dışı lenfoma (NHL) olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Bu iki grup lenf bezi kanseri olmasına karşın klinik bulguları ve tedavi protokolleri farklıdır. Hodgkin lenfoma çoğunlukla ergen yaş grubunda ve sıklıkla boyun bölgesinde lenf bezi büyümesi ile kendini gösterir. Yavaş seyirlidir ve yakınmalar altı aya kadar uzayabilir. Gece terlemesi, ateş ve kilo kaybı B semptomları olarak adlandırılır ve bazı hastalarda görülebilir. Hodgkin dışı lenfomalar çoğunlukla karın boşluğu olmak üzere, göğüs boşluğu veya boyun bölgesi lenf bezlerinden kaynaklanır. Daha küçük yaş gruplarından itibaren (beş-altı yaş) tüm yaşlarda görülebilir. Hızlı seyirlidir ve iki üç günde tümör boyutları iki katına çıkabilir. Karın şişliği, nefes almada zorluk ve boyunda şişlik ana yakınmalardır. Lenf dolaşımı tüm vücutta olduğu için vücudun herhangi bir bölgesinde büyümeye devam eden şişlikler ile de ortaya çıkabilir. 
Lenfomaların ana tedavisi kemoterapi olarak adlandırılan ilaç tedavisidir. Cerrahi sınırlı sayıda hastada gerekir. Radyoterapi Hodgkin lenfomada kemoterapi sonrası kullanılır. Kemik iliği nakli dirençli veya nüks hastalarda yapılmaktadır.

           

            3. Beyin tümörleri: Santral sinir sistemi hücrelerinden kaynaklanan tümörlerdir. Beyin ve omurilik bölgesinden kaynaklanabilirler. Astrositom, medulloblastom, ependimom,  oligodendrogliom gibi bir çok çeşidi bulunmaktadır. Beyin tümörleri tüm yaş gruplarında görülmektedir. Kusma, baş ağrısı, dengesiz yürüme, epileptik havale, gözlerde kayma, yüz sinirlerinde felç, kol ve bacaklarda güçsüzlük gibi nörolojik yakınmalar görülür. Tedavide cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi kullanılır. Tümör tipine ve yaşa göre değişmekle beraber ilk planda cerrahi ile tümörün çıkarılması amaçlanır. Normal dokulara hasar verebilecek bölgedeki tümörler çıkarılamayabilir. Tümü çıkartılamayan tümörlerde veya tümü çıkartılmış olsa da tümörün patolojik incelemesine göre kemoterapi gerekebilir.  Tümör tipine göre radyoterapi ilave olarak uygulanır ancak küçük yaş grubunda normal doku etkilenmesi ve kalıcı hasar riski nedeniyle kemoterapi sonrasına ötelenebilir.

 

            4. Nöroblastom: Böbrek üstü bezi ve omurga etrafındaki sempatik sinirlerden kaynaklı tümörlerdir.  Yenidoğan döneminden itibaren görülmekle beraber bir-beş yaş arasında daha fazla görülür. On yaşından sonra görülme sıklığı belirgin azalmaktadır. En sık böbrek üstü bezinde ortaya çıkmakla beraber karın içi, göğüs arka boşluğu ve boyun bölgesinde görülebilir. Karın şişliği, solunum zorluğu, boyunda kitle, sırt ağrısı, her iki göz etrafında morluk, göz kapağında tek taraflı düşüklük, gözlerde sıçrama hareketi ve ellerde miyokloni denilen ince kasılmalar, durdurulamayan ishal ve kemik ağrısına bağlı aşırı huzursuzluk yakınmaları gösterebilir. Nöroblastom genetik faktörlerin etkili olduğu bir hastalıktır. Tümör dokusundan bakılan genetik değişiklikler tedavi stratejisine yön verir. Tedavide kemoterapi, cerrahi ve yüksek riskli hastalarda radyoterapi uygulanır. Kemik iliği (kök hücre) nakli yüksek riskli hastalarda tedavi sonrası nüksü önlemek amaçlı kullanılabilir.


            5. Böbrek tümörleri (Wilms tümörü): Çocuklarda böbrek tümörlerinin çoğunluğunu Wilms tümörü oluşturur. Daha az sıklıkla berrak hücreli sarkom, böbreğin rabdoid tümörü, mezoblastik nefroma, renal hücreli karsinom görülür. Wilms tümörü aynı anda her iki böbrekten gelişebilir. Çocuklarda görülme yaş ortalaması 3-5 yaştır. Hemihipertrofi denilen tek taraflı yumuşak doku büyüklüğü, aniridi (iris yokluğu), genitoüriner anomaliler gibi doğuştan bazı anomalileri olan çocuklarda daha sık görülmektedir. En sık görülen yakınmalar karın şişliği ve hematüri denilen idrarda kanamadır. Hipertansiyon eşlik edebilir. Tedavide tümörün tek veya her iki böbrekte olup olmamasına göre cerrahi seçenek değerlendirilir. Kemoterapi tüm hastalara uygulanır. Radyoterapi ileri evre hastalarda ek olarak uygulanan diğer bir tedavi seçeneğidir.


            6. Yumuşak doku tümörleri: Çoğunluğunu rabdomiyosarkom oluşturur. Ayrıca fibrosarkom, kondrosarkom, sinovyal sarkom gibi diğer yumuşak doku tümörleri de çocuklarda görülmektedir. Tüm yaş gruplarında görülür. Vücudun genital bölge dahil tüm yumuşak dokularından gelişebilir ve o bölge kas dokusunda şişlik, kitle ve ağrı ilk bulgulardır. Çocuklar sık düşme ve çarpma yaşadıkları için çoğunlukla travmaya bağlı olduğu düşünülür ve hastaların ilgili hekime en geç başvurduğu kanser grubunu oluşturur.  Tedavide mümkünse kitlenin tümünün cerrahi olarak çıkarılması hedeflenir. Cerrahi sonrası veya tam çıkarılamayacak tümörlerde kemoterapi uygulanır. Radyoterapi genellikle yumuşak doku tümörlerinde standart tedaviler arasındadır.

           

            7. Kemik tümörleri: Osteosarkom ve Ewing sarkomu en sık görülen kemik tümörleridir. Osteosarkom genellikle uzun kemik yerleşimlidir ve hızlı büyüme dönemi olan ergenlik çağında sıklığı fazladır. Ewing sarkomu ise kısa ve yassı kemiklerde daha sıktır ve her yaş grubunda görülebilir. Kemikte şişlik, kitle ve ağrı en sık görülen bulgulardır. Yumuşak doku tümörlerinde olduğu gibi bu bulguların sıklıkla travmaya bağlı olduğu düşünülebilir. Ancak bulguların düzelmemesi uyarıcı olmalıdır. Osteosarkom tedavisinde tümörün küçültülmesi amaçlı kemoterapi, ardından organ koruyucu cerrahi uygundur. Radyoterapi sınırlı sayıda hastada gerekebilir. Ewing sarkomunda ise cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi seçenekleri uygulanır