TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Genel Cerrahi

HEMOROİD HASTALIĞI TEDAVİSİNDE ADL YÖNTEMİ

Hemoroid hastalığı; bağırsak sisteminin son kısmında her insanda var olan damardan zengin yastıkçıkların büyümesi, kanaması ve sarkması sonucunda oluşan hastalıktır. Toplumun dörtte üçünün rahatsızlığını yaşadığı hemoroid hastalığında hastaların yarısından fazlası korku, endişe, ön yargı ve bu hastalığın yaşamın bir parçası olduğu gibi düşünceler ile doktora başvurmaz. Makat bölgesindeki hastalıkların hemen hepsinde hastalar hemoroid hastalığına sahip olduklarını düşünerek doktora başvururlar ve tanı yapılan muayene ve gerekirse endoskopi ile konur.

Hemoroid hastalığında tedavi hastanın şikayetlerinin ve hastalığın derecesi, muayene bulguları ve hastalığın süresine göre değişiklik gösterir. Hafif ve orta şiddetli hemoroid hastalığı hiçbir tedavi uygulamaksızın kendiliğinde geçebileceği gibi birçok hastada su tüketimi, lifli beslenme, tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesi ve sıcak su banyoları gibi basit önlemler ile tedavi başarı ile sonuçlanabilir. Hafif ve orta şiddetli hemoroid hastalığında tedavinin başarısız olduğu durumlarda band ligasyon (hemoroid köklerinin bandlanması), skleroterapi (hemoroid köklerine kurutucu madde enjeksiyonu) ve lazer tedavisi gibi günü birlikte işlemler ile tedavi başarı ile sonuçlanabilir.  Hastaların sadece yüzde onluk kısmını kapsayan; tedavinin başarısız olduğu orta ve ileri şiddetli hemoroid hastalığında, uzun süredir devam eden hastalıkta ve hastanın yaşam kalitesini ciddi bozan durumlarda hastalıktan kurtulmak için cerrahi girişimler kaçınılmazdır.

Son yıllarda gelişen teknoloji ile hemoroid hastalığının cerrahi tedavisinde de teknolojik aletler yer edinmeye başladı. Hemoroid tedavisinde teknolojinin son gelişmelerinden olan ADL yöntemi yani hem hemoroid yastıkçığının kökündeki atardamarın bulunup bağlanması tedavide oldukça etkin bir tedavi olarak göze çarpmaktadır.

ADL YÖNTEMİ NASIL OLUR?

ADL yöntemi; doku çıkarımı olmaksızın kalem ucu şeklinde bir dopler cihazı yardımı ile makat kanalı içinde, hemoroid yastıkçıklarının içindeki atardamarlarının odaklanarak bulunması ve bu bölgeye dikiş atılarak damar akışının engellenmesi ile olur. Şayet hemoroid yastıkçığında sarkma varsa kan akımının kesildiğine emin olunduktan sonra sarkma da düzeltilebilir. İşlem sonrasında hastaya hangi yöndeki hemoroidine hangi işlemin yapıldığına dair rapor  verilebilir. Bu sayede hastalığın yeniden görülmesi durumunda tekrar eden bir hastalık mı yoksa yeni gelişen bir hastalık mı ayrımı yapılabilir.

ADL YÖNTEMİNİN AVANTAJLARI NELERDİR?

    ADL yöntemi ile doku çıkarımı olmaz

    Ağrı göreceli olarak daha azdır, günlük hayata ve işe dönüş daha erkendir.

    Başarısı yüksektir

    Kolay uygulanabilir, olası ameliyat sonrası görülebilecek beklenmeyen durumlar daha azdır.

ADL yöntemi modern teknolojinin güncel tedavi yöntemlerindeki yerini gösteren etkili bir tedavidir. Mevcut avantajları, uygulamadaki kolaylılığı ve klinik sonuçları ile hemoroid tedavisinde etkili ve adından söz ettirecek bir yöntemdir. Modern teknolojileri klasik tedaviler ile entegre eden, tedavi etkinliğinin kanıtlandığı tüm yeni nesil tedavileri uygulayan Medicana Bursa Proktoloji ekibinin hemoroid tedavisinde uygun hasta seçimi ile tedavide sık başvurduğu kendini kanıtlamış bir yöntemdir.


NanoKnife: Lokal ileri pankreas kanseri tedavisinde yeni bir umut!


Nanoknife Irreversible Electroporation (IRE) teknolojisi ile çalışan bir tedavi aracıdır. Uzun yıllardır beyin tümörü tedavisinde kullanılmış,  son 5 yıldır da dünyada ameliyat edilemeyecek derecede ileri pankreas kanseri cerrahi tedavisinde kullanılmaktadır.

IRE çalışma prensibi; tümor dokusu çok güçlü  elektrisel alanlar içine alınır. Bu elektriksel alan tümor hücre duvarında nano boyutunda delikler açar.

Bütünlüğü bozulan tümör dokusu canlılığını yitirir ve sonrasında vücut hücreleri tarafından hedef yok edilir. Damar ve sinir gibi tümor dokusuna göre farklı duvar yapısına sahip dokular bu kuvvetli elektriksel alandan çok daha az etkilenir. Nanoknife'ın en büyük avantajı

burada ortaya çıkar, tümor dokusu kenarındaki sağlıklı ve hayati yapıların bütünlüğü bozulmaz. Cerrahi ile çıkartılamayacak olan damar, safra kanalları ve diğer hayati organlar korunarak cevresindeki tümöral doku Nanoknife ile hedeflenebilmektedir.

Nanoknife  cerrahi veya mikrodalga ablasyonla kombine edilerek çok etkili sonuçlar alınabilmektedir. Tüm işlemlerde cerrahi ekip tarafından karın boşluğu açılmalı, pankreas ve etraftaki dokular hazırlanmalı, girişimsel radyoloji ekibi tarafından da Nanoknife işlemi uygulanmalıdır. Uygun durumlarda cerrahi rezeksiyon veya mikrodalga ablasyon işleme eklenmektedir.


OBEZİTE CERRAHİSİ

Medicana obezite cerrahisi ekibi olarak obezite ameliyatını düşündüğünüzde buna  karar vermenin sizin için ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.

Obezite ameliyatınızın her aşamasında bilgi birikimimiz ve göstereceğimiz özen  ile  sizin için hayatınızda pek çok şeyi değiştirecek her konuda  özel bir dikkatle size yardımcı olmaya kararlıyız.


Ekip üyelerimizden bazıları obezite ameliyatı yolculuğunu yaşadılar, bu yüzden obezite ameliyatından sonra yaşamın gerçekliği hakkında biraz daha fazla şey biliyoruz. Obezite ameliyatı uzun bir sürecin ilk kısmı ve tedavi sonrası başarınızın anahtarıdır. Sunacağımız destek sayesinde hedefiniz için gerçek bir fark yaratan yolculuğunuzun bir parçasıdır.


Medicana kilo kaybı sonrası bakım programını oluştururken, hasta geri bildirimlerini dinledik ve hastalarımızın rehberliğinde bir program geliştirdik. Programımız, ameliyatınızdan en iyi şekilde yararlanmak için ihtiyaç duyacağınız yaşam tarzı ve yeme alışkanlıklarındaki değişimlere alışmanızı kolaylaştıracaktır. Ameliyat sonrası, diyetisyenimizin hazırladığı menüler ile ameliyat olmuş hastalarımızla buluşarak pazar kahvaltıları , doğa yürüyüşleri, sportif danışmanımızla birlikte açık havada sportif faaliyetler, ameliyat sonrası yeni bedeninizle yaşarken dikkat etmeniz gereken konular ile ilgili seminerler sırasında hep birlikte olacağız. Tüm toplantılara cerrahımız, diyetisyenimiz, psikoloğumuz katılacak sormak istediğiniz konuları tartışma fırsatı bulabileceksiniz. Katılmak isteyen hastalarımız whats app grubunda da aynı ekiple  ve ameliyat olmuş hastalarımızla bir arada olma şansı yakalayabileceklerdir.


Obezite cerrahisi  yaptırmayı düşünüyorsanız ve bir randevu almadan önce daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız obezite iletişim sorumlumuzla irtibata geçebilirsiniz.


Kilo verme sürecinde diyet planınıza uymak, sizin, eşiniz veya aileniz için stresli olabilir. Herhangi bir zamanda başa çıkmakta zorlanıyorsanız lütfen obezite cerrahisi ekibimizi arayın. Ayrıca, ailenizle, arkadaşlarınızla,ya da psikoloğumuzla görüşebilirsiniz.




BMI HESAPLAMA


BMI veya vücut kitle indeksi, vücut yağınızı değerlendirmek için boy ve kilo ölçümleri kullanılarak hesaplanır. Quetelet endeksi olarak da bilinen vücut kitle indeksi ölçeği, 1800’lerde Adolphe Quetelet adlı bir Belçika istatistikçisi tarafından geliştirilmiştir. Quetelet, insanların ağırlığını boyları için ideal ağırlığa göre sınıflandırmak için bu basit ölçümü oluşturdu.


Vücut kitle indeksi metrik rakamlar kullanılarak hesaplanabilir. Vücut ağırlığınız boyunuzun karesine bölünerek tanımlanır. Bir kg / m² ölçü birimidir. Bu, BMI’nin evrensel kullanımını sağlar.


BMI nasıl hesaplanır

BMI = Ağırlık (kg) / Boy (m) ²

Örneğin

Boyunuz 175cm ise ve kilonuz 75kg ise, BMI'niz aşağıdaki şekilde hesaplanır:

75kg / (1.75m²) = 24.49kg / m²


BMI değeriniz ne anlama geliyor?


BMI standart ağırlık durum kategorileri kullanılarak yorumlanır. Bu kategoriler tüm yetişkinler için, hem erkekler hem de kadınlar için, tüm vücut tipleri için aynıdır ve yaştan bağımsızdır.


BMI ağırlık kategorileri


18.5'ten az - Düşük ağırlık

18.5 - 24.9 - Normal veya Sağlıklı Kilo

25.0 - 29.9 - Aşırı Kilo

30.0 -34,9- 1. Derece  Obez

35-39,9- 2. Derece obez

40 ve üzeri- 3. Derece (morbid )obez



CERRAHİNİN FAYDALARI


-Morbid obez kalmaya kıyasla ameliyat yardımıyla kilo vererek sağlığınıza zarar verme riskini azaltılabilirsiniz.

-Obezite nin beraberinde getirebileceği hastalıklar;

(diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, felç geçirme riski, beklenen yaşam ömrünün kısalması, bel fıtığı, eklemlerde kireçlenme, düzensiz adet kanamaları, uyku apne sendromu,safra kesesi taşı, kolesterol yüksekliği, karaciğer yağlanması, kalın barsak yumurtalık, meme  kanseri) ameliyat sonrasında gerçekleşebilme ihtimali oldukça azalır. Mevcut durumda bu hasalıklara sahip olan kişilerin belirli oranlarda bu hastalıklardan tamamen kurtulabilme şansları olabilir.


-Gıda alımında azalma kalori alımında azalmaya ve bunun sonucunda kilo kaybına neden olur

Kilo verme ameliyatı sadece daha iyi görünmek ve hissetmekle kalmaz, aynı zamanda daha sağlıklı bir yaşam sürmenizi sağlar


-Kilo kaybı, fazla kilolu olmakla ilişkili fiziksel ve yaşam tarzı koşullarını iyileştirir


-Eğer birçok diyet ve egzersiz programında başarısız olduysanız, kilo verme ameliyatı, muhtemelen beraberinde nasıl çalışacağınızı ,beslenme ve hayat tarzınızı değiştirmenize yardımcı olacak doğru bakım ve destek programı ile uzun vadede önemli kilo kaybına neden olan en etkili ve tek yöntemdir.


-Enerji seviyeleri artar, daha kolay hareket etmenizi ve yaşam kalitenizi arttırmanızı sağlar


ENDOSKOPİK GASTRİK BALON UYGULAMASI


Gastrik balon nedir?


Ayrıca intragastrik balon olarak da bilinen gastrik  balon, kısa süre içinde uygulanabilen cerrahi olmayan bir kilo verme aracıdır.

Mideniz içine geçici olarak yerleştirilen yumuşak bir silikon balondur, böylece az miktarda yiyeceğin ardından daha çabuk tokluk hissedersiniz. Hastaların yaşam tarzı değişikliklerine başlamalarına, yeni kararlarında  adeta bir sıçrama tahtası gibi yardımcı olmak için etkili bir çözüm sunar. Bazen ameliyat öncesi belli bir kiloya inmenize yardımcı olup daha sonraki ameliyat sürecine hazırlıkta destek olarak kullanılabildiği gibi bazen de hastanın BMI'si cerrahi gerekecek kadar yüksek olmadığında kullanılır.



Gastrik bir balon nasıl çalışır?


Gastrik balon midenizde yer kaplayarak çalışır, böylece kendinizi daha erken doymuş hissedersiniz. Daha az miktarda yemek yerken, kilo kaybedersiniz. Yumuşak yiyecekler, tatlılar veya yüksek kalorili sıvılar içmeniz bu sürece yardımcı olmayacaktır. Bu nedenle diyetisyen kontrolünde sağlıklı beslenmeyi öğrenecek şekilde programa uymalısınız.


Daha az  yiyecek ile yetinmenize ve  daha sağlıklı bir yaşam tarzı edinmenize yardımcı olacaktır.  Gastrik balon çıkarıldığında,  yeni  yaşam tarzınıza ve yeme düzeninize devam etmelisiniz. Hem balon yerleştirildiğinde hem de çıkarıldıktan sonra denetimli bir gastrik balon diyeti ve yeni yaşam tarzına bağlı olmalısınız.


Gastrik bir balonun avantajları, uzun süreli yeni yeme alışkanlıkları kazanmanıza yardımcı olabilecek, cerrahi olmayan, geri dönüşlü bir kilo verme tedavisi seçeneği solmasıdır. Kilo kaybı ile birlikte , tip 2 diyabet gibi obezite ile ilgili sağlık problemlerini de iyileştirebilir.



Gastrik bir balon benim için uygun mu?


Aşağıdakiler durumlarda  mide balonu önerilebilir:


-Süper obez kişilerde cerrahi risklerini azaltmak için ameliyat öncesi bir miktar kilo kaybını sağlanması gerekiyorsa

-Kilo kaybı için cerrahi olmayan bir tedavi seçeneği istiyorsanız.

- BMI'niz 27 ila 35 arasında olup doktor ve diyetisyen gözetiminde , düzenli randevulara katılmak üzere , yaşam tarzınızda uzun süreli değişiklikler yapmaya hazırsanız, genellikle uygundur.


Ancak Gastrik bir balon ile yapılan kilo kaybının cerrahi kilo verme seçeneklerinden daha az ve daha yavaş olacağının farkında olmalısınız.




İşlem nasıl yapılıyor ?


Bir gastrik balon prosedürü sadece 15 dakika sürer. Endoskopi odasında  hafif sakinleştirici veya hafif anestezi altında yapılır.


Cerrahınız, ağzından endoksop ile girerek midenizi inceleyecek engel olacak bir durum yoksa  midenize sönük bir gastrik balon yerleştirecektir.Balon daha sonra balona bağlı küçük bir doldurma tüpünden (kateter) steril serum+metilen mavisi ile işlem sırasında  doldurulur. Altı -on ay sonra, gastrik balon  yine endoskopi yöntemi ile içeriği boşaltılır ve yerleştirildiği şekilde endoskopik olarak çıkarılır.



İşlem sonrası süreç


Gastrik balon uygulamasından sonra  aynı gün eve gidebilir ve normal günlük aktivitelerinize herhangi bir kesinti olmadan devam edebilirsiniz.


Gastrik balon taktıktan sonra, sadece birkaç gün boyunca sıvı diyet ile beslenirsiniz. Daha sonra yumuşak yiyeceklere ve ardından normal  katı yiyeceklere geçeceksiniz.


Obezite cerrahınız veya diyetisyeniniz, kilo verme hedeflerinize ulaşmak ve sürdürmek için yapmanız gereken diyet ve egzersiz değişikliklerini size anlatacaktır. Bu önerilere titizlikle uymanız son derece önemlidir.


Gastrik balon çıkarıldığında kilo kaybınızı korumak için yeni öğrendiğiniz sağlıklı beslenme  ve yaşam tarzınıza devam etmeniz önemlidir.


Diyet danışmanlığı ve planlama dahil olmak üzere düzenli takip randevularınıza katılmanız gerekir.



Komplikasyonlar ve yan etkiler


Midede rahatsızlık hissi, mide bulantısı , kusma , karın ağrısı, reflü, gibi bazı bulgular  yaşayabilirsiniz, ancak bunlar  genelde sadece 3-5 gün süresince olacaktır.Bu şikayetler gelişirse destek ve tedavi için cerrahınızla her zaman görüşebilirsiniz.


Balon patlaması ise oldukça nadir görülür. Patlama ise midede bir sorun oluşturmadan içeriğindeki sıvının sızması şeklinde olacaktır. Sızan zararsız olan mavi renkli serum emilip kana karışır ve idrarla atılır. Bu sırada idrar rengi mavi olacaktır. Bu balonun patladığı ile ilgili size uyarı olacaktır. Bu aşamada doktorunuzla iletişime geçerseniz. Balon endoskopik olarak çıkarılacaktır.

Gastrik bir balon takılmaya karar vermeden önce obezite cerrahınız bu konuyu sizinle detaylı olarak tartışacaktır.






Takip ve destek


Gastrik balon prosedürü diğer kilo verme ameliyatlarından farklı olduğundan iyileşme süresi çok daha azdır.

Diyetinizi ve yaşam tarzınızı değiştirmeye hazır ve istekli olduğunuzdan ve mümkün olduğunca motivasyonunuz olduğundan emin olmalısınız. Başarılı olmak için uzun vadeli bir kilo yönetimi planına bağlı kalabilmelisiniz.

Size bu konuda uzman destek sunuyoruz. Ayrıca, motivasyonunuzdan mahrum kaldığınız zamanlarda veya biraz moralinizi düştüğünüzde yardım etmek için çevrenizdeki kişilerin desteğini almak da değerlidir.


Medicana’da  uzman tıbbi danışmanlık için bariatrik cerrahi iletişim sorumlumuz, bariatrik diyetisyen ve psikoloğumuz, bariatrik cerrahımızdan oluşan  çok disiplinli bir takım gastrik balon işleminizden en iyi şekilde yararlanmanız konusunda her zaman destek olacaktır. Sizi cesaretlendirmek ve desteklemek için , kontrollerinize düzenli gelmeli, seminer ve grup toplantılarına katılmalıi grup olarak yapılan sportif faaliyet ve etkinliklerimize katılmalısınız.

Bu toplantılar, hastalarımıza mide balonları öncesi veya sonrasında ya da seçilmiş kilo verme prosedürlerinde yaşam tarzlarını değiştirmeleri hakkında bilgi vermek için tasarlanmıştır. Katılımcılar deneyimlerini, duygularını ve kaygılarını paylaşabilir ve fikirlerini açıkça tartışabilir ve birbirlerini destekleyebilirler. Destek gruplarımız genellikle hastalar için ortak bir amacı olan yeni bir arkadaş ağı sağlar.



Balonun çıkarılması


Altı-on ay sonra gastrik balonunuzu çıkartmak zorundayız. Bu, işlem de yine ağız yoluyla yapılır ve yine komplikasyonlar çok nadirdir.

Gastrik balon çıkarıldıktan sonra size bir bakım ve diyet programı sunulur. İlerlemenizi takip etmek için düzenli takip randevularınıza katılmanız gerekecek.


Çıkarma işleminden sonra yaşam


Gastrik balonunuz çıkarıldıktan sonra, kilo verme programınıza devam etmeniz ve aynı sağlıklı dengeli diyet ve egzersiz rejiminizi balonunuzda yaptığınız gibi sürdürmeniz umulur. Unutmayın balon porsiyon kontrolünü öğretmek için takılmıştı.


Kilo Verme Cerrahisi Sonrası Kozmetik Cerrahi


Önemli miktarda kilo vermeyi başardıysanız, artık  deri sarkmaları kalmış olabilir ve vücudunuzu yeniden şekillendirmeniz için ve kilo verme yolculuğunuzu tamamlamak için  kozmetik cerrahi yapılabilir.

Bu seçeneği ciddi olarak düşünmeden önce kilo verme hedefinize ulaşana kadar beklemenizi ve kilo vermenizi dengelemenizi öneririz. Bu da cildinize olabildiğince küçülme şansı verecek.



MİDE BOTOKS UYGULAMASI


Clostridium botulinum bakterisi tarafından üretilen bir protein ve nörotoksin olan Botulinum toksini, asetilkolinin nöronlardan salınmasını engelleyerek kas aktivitesini azaltır.


Gastrik botox enjeksiyonu mide kaslarının kasılmasını geçici olarak azaltarak kilo vermelerine yardımcı olmak için endoskopik olarak hastanede yatmayı gerektirmeden yapılabilen bir prosedürüdür. İşlem sonucunda hastalar daha çabuk doyabilir  ve daha uzun süre tok kalabilir ve bu da kilo kaybına yol açabilir.


Hazırlık:

Botoks, endoskopik işlem sırasında enjekte edilir. İşlemden 8 saat önce hasta aç kalmalıdır.


İşlemden önce:

Hastaya, işlemden yaklaşık 30-60 dakika önce hastaneye gelmesi talimatı verilecektir.Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, endoskopi odasında  hastanın sol tarafına doğru yatması istenecek. Bu sırada  sedasyon anestezi dediğimiz, hafif bir anestezi verielcektir.


İşlem sırasında:

Sedasyon anestezisi altında , obezite cerrahisi doktorunuz yemek borusu, mide ve oniki parmak barsağınızı endoskopla değerlendirecek işlem için bir engel olup olmadığına bakacak. Botoks, mide kaslarının kasılmasını azaltacak ve mide boşalmasını geciktirecek etki yapacaktır. Bu amaçla mide iç yüzeyinde  pek çok noktaya botoks enjeskiyonu yapılacaktır.



Kilo kaybı için Endoskopik Gastrik Botoks tedavisi 20-25 dakika süren  tedavi prosedürüdür. Tedaviden sonra hastadan 2-3 saat hastanede kalması istenir. Hasta bir gün dinlendikten sonra günlük aktivitelerine devam edebilir.


Endoskopik Gastrik Botoksun Avantajları


• Bir ameliyat değildir.

• İşlem süresi oldukça kısadır. İşlem yaklaşık 20 dakika sürer ve 3 saatlik gözlemden sonra hasta eve gidebilir.

• Genel Anestezi gerekli değildir..

• İşlemden önce 8-10 saat süreyle aç bırakma ve basit birkaç tahlil dışında tedavi öncesi hazırlık gerekmez

• Standart bir endoskopik işlem sırasında oluşabilecek tüm riskleri içerir.

• Gerekirse tedavi 6 ay sonra tekrar edilebilir.


Ancak başarı şansının obezite cerrahisi yöntemleri veya  mide  balonu kadar yüksek olmadığını da belirtmemiz gerekir ve tekrarlanan enjeksiyonlar her zaman aynı sonuçları vermeyebilir.






SLEEVE GASTREKTOMİ (TÜP MİDE)


Sleeve gastrektomi nedir?


Son yıllarda popülaritesini önemli ölçüde arttıran bir kilo kaybı cerrahisidir.

Uzun süreli kilo kaybına yardımcı olmak için midenizin kapasitesinin yaklaşık % 75-80 oranında azaltıldığı gıda alımını kısıtlayıcı bir prosedürdür. Aynı zamanda hormonal etkiyle açlık hissi oluşturan iştah hormonu olarak da adlandırılan ghrelin’in azalmasına yol açarak iştah azalmasını da sağlar, erken doyma konusunda yardımcı olur. Çünkü vücudumuzda ghrelin maddesi en çok midenin ameliyatla çıkarılan kısmından  salgılanır.


Sleeve gastrektomi nasıl etki eder?


Midenizin büyük bir bölümünü kalıcı olarak kaldırarak çalışır. Midenizin kapasitesi büyük oranda azaldığından, sadece küçük bir miktar yiyecek alabilir. Daha az yemek yedikten sonra kendinizi tam doymuş hissedeceksiniz ve öğünler arasında daha az aç olacaksınız.

Bir sleeve  gastrektomide  ayrıca midenizden üretilen açlığınızı tetikleyen hormon olan ghrelini üreten bölümü de ameliyatla alınır. Bu, iştahınızın azalmasını sağlar.

Kilo kaybı, ameliyat olur olmaz başlar. 24 ay kadar devam eder. Bu sürede makul porsiyon boyutlarını korumak önemlidir. Önerilen yiyecekleri yerseniz aç hissetmezsiniz. 


Sleeve gastrektomi benim için uygun mu?


Aşağıdaki durumlarda mide kılıfı cerrahisi için uygun olabilir:

BMI (vücut kitle indeksi) skorunuz 40 veya daha fazla

BMI 35 veya daha yüksek ve tip 2 diyabet ya da yüksek tansiyon gibi başka tıbbi durumlarınız varsa

Yaşam tarzınızı ve beslenme alışkanlıklarınız değiştirmeye hazırsanız

Daha önce diyet ve spor yaparak kilo vermeye çalıştınız ancak sonuç yine aynı ise


Sleeve gastrektomi ameliyatı asıl yapılır?


Ameliyatda genel bir anestezi uygulanır. İşlem, kapalı( laparoskopik )olarak gerçekleştirilir ve genellikle bir saat ila bir buçuk saat sürer.Karın cildinde 4-5 adet 4 mmve 10 mm kesikler den girilen aletler ile ameliyat gerçekleştirilir. Mideye yerleştirilen klavuz tüp ile ne kadar mide bırakılacağı belirlenir. Bu klavuz doğrultusunda stapler adı verilen tek kullanımlık cihazlar ile mide aynı anda kesilip dikilir. İşlem sonrasında kaçak testi yapılır.Güvenli olduğuna karar verildiğinde mide parçası deliklerden dışarı alınır.


Ameliyat sonrası bakım


Ameliyattan sonra 3-4 hastanede kalacaksınız.

Ameliyattan sonraki ilk gün sadece berrak sıvılar içebileceksiniz. Daha sonra yumuşak, nemli yiyeceklere doğru ilerleyen ve dört ila altı hafta sonra katı yiyecekler ekleyeceğiniz birkaç hafta sıvı diyetinde kalacaksınız.

Ameliyatı takiben çoğu insan normal aktivitelerine 1-3  hafta içinde dönebilir. Ne zaman işe dönmeniz egzersize ne zaman başlayacağınızı cerrahınızla konuşmalısınız.

Komplikasyonlar ve yan etkiler


Kapalı ameliyat olduğu için ameliyat sonrası ağrı son derece az olacaktır. Yedikten sonra yeni küçük midenizin alabileceğinden daha fazla aldıysanız kusma veya rahatsız hissetme gibi durumlar yaşayabilirsiniz.Yemeğinizi iyi çiğnemeli, daha küçük porsiyonlar yemeli ve diyet planınıza uymalısınız.

Herhangi bir operasyonun olası komplikasyonları arasında olan kanama veya emboli (kan pıhtısı) ağrı ve yara enfeksiyonu bu ameliyatlarda da düşük oranlarda olsa da mümkün olabilir.Cerrahi ekibimiz ameliyat öncesi ve sonrası bu riskleri minimuma indirmek için hem tecrübesi ile hem teknolojik imkanları kullanarak ve çeşitli tedbirler alacaktır. Bu ameliyatlarda en çok korkulan komplikasyonlar

-Kanama %0,9

-Emboli atması %0,3

-Kaçak %1-2

Obezite cerrahınız , siz karar vermeden önce olası komplikasyonları ve yan etkileri sizinle detaylı olarak tartışacaktır.



Sleeve gastrektomi sonrası


Diyet ve beslenme beklentileri

Ameliyat olmaya karar verdiğinizde, uymanız gereken diyet ve beslenme gereksinimleriniz hakkında size tavsiyede bulunulacaktır.

Ameliyat öncesi diyetinize ameliyattan iki hafta önce başlayacak ve ameliyatın ardından çeşitli aşamalardan geçen diyet ile devam edeceksiniz.


Mide kılıfı ameliyatından sonra mideniz yaklaşık% 75-80 oranında azalır, Ameliyatın etkisiyle hem iştahınız azalır hem de daha az yiyecekle tatmin olursunuz.



Sleeve gastrektomi cerrahisi sonrası kilo kaybı


Sleeve gastrektomi ameliyatından sonra kaybedeceğiniz kilo kaybı, bir kaç şeye bağlı olacaktır: diyetiniz, egzersiz miktarınız ve genel yaşam biçiminizi değiştirme azminiz.

Ortalama olarak ameliyat sonrası fazla olarak hesaplanan kilonun yüzde 70-100’ünü  kaybedebilirler.

Ameliyattan  sonraki ilk günden itibaren kilo vermeye başlayacaksınız. Kilo kaybınızın çoğunun ilk altı ayda gerçekleşmesini bekleyebilirsiniz.

Kilo verme sonuçlarınızı görmeye başladığınızda, daha fazla kaybetmek, daha sağlıklı beslenmek ve inanılmaz ilerlemenizi daha çok göstermek için motive olacaksınız.

Kilo kaybı, daha hızlı daha aktif olmanıza yardımcı olabilir. Fiziksel aktivitelerdeki artış kalori yakmanıza ve kilo vermenize yardımcı olur.


Motive olmaya çalışın ve kilo verme hedeflerinize ulaşma başarınızı kutlayın.


İstediğiniz kiloya ulaştığınızda, kilonuzu korumak ve tekrar artmaya başlamayacağından emin olmak için sağlıklı beslenmeye  devam etmelisiniz.

Takip ve destek


Bariatrik ekibimizle  randevularınıza düzenli olarak katılabilirsiniz. Kilo verme başarınızı, sağlığınızı izleriz, vitamin ve mineral eksikliği için tarama yaparız, herhangi bir destek ihtiyacını değerlendiririz ve bazı tavsiyelerde bulunabiliriz. Kilo verme yolculuğunuzda sizi motive etmek için diyet önerileri ve ipuçları sunabiliriz.  Susuz kalmış olup olmadığınızı da hemen görebiliriz.


Ameliyat öncesi ve sonrası hastalara davranış bilgisi sağlamak için hastalarımız için düzenli destek grupları düzenliyoruz. Bu gruplar hastalara endişelerini paylaşma ve açık bir şekilde tartışma ve hastaların birbirlerini desteklemelerini sağlar. Gruplar ile birlikte belirlenen tarihlerde seminerler, kahvaltı etkinlikleri, açık havada spor faaliyetleri, doğa yürüyüşleri yapılmaktadır. Mümkün olduğunca bunlara katılmanızı tavsiye ederiz.



Sleeve gastrektomi  Diyeti


Eğer sleeve gastrektomi ameliyatı yaptırmayı planlıyorsanız, işlemden iki hafta önce başlayan spesifik ve sıkı bir diyete uymanız gerekir. Bu diyetin amacı  ameliyatı kolaylaştırmak için karaciğerinizin boyutunu ve ağırlığını azaltmayı amaçlar. Aynı zamanda ameliyat öncesi diyete uyum sağlayanların ameliyat sonrasında da daha iyi performans gösterdiğini görebilmekteyiz.


Ameliyat sonrası diyetiniz ise  ameliyattan sonra iyileşmenize ve komplikasyonlardan kaçınmanıza ve  yeni midenize alışmanıza yardımcı olacaktır.


Sleeve gastrektomi ameliyatınızın başarısı, sağlıklı bir diyete ve yaşam tarzına sadık kalmanıza bağlı olacaktır.


Bariatrik ekibimiz diyetiniz hakkında size bilgi verecek ve kilo verme yolculuğunuz boyunca destek sunacaktır.


Ameliyattan sonra uzun vadeli diyet ipuçları

Kilo hedeflerinize ulaşmak ve sürdürmek için hayatınızın geri kalanında sağlıklı, yüksek proteinli, az yağlı, düşük kalorili bir beslenme tarzı uygulayın













GASTRİK BY PASS AMELİYATI



Gastrik bir baypas nedir?


Gastrik bypass gıda alımını kısıtlayıcı ve emilimi azaltan bir obezite cerrahi işlemidir. Yiyebileceğiniz yiyecek miktarını sınırlar ve yiyeceklerden aldığınız kalori (ve besin) miktarını azaltır.

Pek çok bypass ameliyatı seçenekleri vardır. Roux-en-Y gastrik by pass (RYGB), mini gastrik by pass, duodenal switch vs.



Gastrik bir baypas nasıl çalışır?


Bir gastrik bypass iki şekilde çalışır:


Küçük bir üst mide cebi ve artık kullanılmayan alt mide cebi oluşturur. Bu durum , mide büyüklüğünüzü etkili bir şekilde azaltır, böylece az miktarda yemek yersiniz.

Yediğiniz yemeğin, midenizin (eski midenizin kullanılmayan alt kısmı) ve ince bağırsakların çoğunu atlamasına, böylece yediğiniz yemeğin tamamen sindirilmemesini sağlar.

Yemek yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeyi ve sağlıklı yiyeceklere odaklanmaya yardım eder. Ameliyat sonrasında vitamin almanız gerekecektir. Tüm operasyonlarda olduğu gibi, başarının büyük kısmı da yaşam tarzınızı değiştirme yeteneğinize bağlıdır. Hastaların çoğu, buna değdiğini ve yeni kilo kaybından gerçekten zevk aldığını belirtiyor.



Gastrik baypas benim için uygun mu?


Aşağıdaki durumlarda gastrik bypass ameliyatı için uygun olabilirsiniz:


BMI (vücut kitle indeksi) 40 veya daha fazladır.

BMI'nız 35 veya daha fazla ve tip 2 diyabet veya yüksek tansiyon gibi başka tıbbi durumlarınız varsa.

Kilo vermeyi istiyor ve kilo kaybı ile birlikte yeni yaşam tarzı ve diyet programlarına uyum sağlayarak bizlere yardımcı olabilecekseniz

Daha önce diyet, egzersiz gibi yöntemler ile  kilo vermeye çalıştınız ancak sonuç değişmediyse


Gastrik by pass sonrası


Başlangıçta, yalnızca sıvı gıdalar ile besleneceksiniz. Daha sonra yumuşak gıdalara geçeceksiniz ve sonunda diyetinize katı yiyecekler ekleyeceksiniz. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu tüm besinleri hayatınızın geri kalanında sağlıklı bir yaşam tarzı için aldığınızdan emin olmak için vitamin ve mineral takviyeleri almanız önerilecektir. Ayrıca kansızlığı önlemek için düzenli olarak B12 vitamini enjeksiyonuna ihtiyacınız olabilir.


Obezite cerrahınız veya diyetisyeniniz, mide bypass diyetinizi, yiyeceklerde yapılan değişiklikler ve tüketmeniz gereken miktarları da dahil olmak üzere sizinle tartışacaktır. Başlangıçtaki fazla kilonuzun bir kısmını kaybettikten sonra, daha sağlıklı yaşam tarzı seçenekleri ve nasıl daha aktif hale geleceği konusunda da sizi bilgilendirecektir..


Gastrik bypass ameliyatından sonra çoğu insan günlük işlerine 10 günde dönebilir ancak  tam iyileşme  üç-dört hafta sürebilir.


Komplikasyonlar ve yan etkiler


Gastrik bypass ameliyatı yan etkileri gibi yan etkilerle karşılaşabilirsiniz:

kötü beslenme alışkanlıklarına devam edip eskisi gibi fazla miktarda ve hızlı yeme alışkanlıklarına devam ederseniz ağrı, şişkinlik, kusma  gibi durumlar ile karşılaşabilirsiniz. Diyetisyenimiz ve psikoloğumuz size yeni beslenme alışkanlığı kazanmanız konusunda destek olacaktır. Yüksek oranda şeker ve yağ içeren yiyecekler alırsanız, ishal, mide krampları, mide bulantısı, baş dönmesi ve terleme gibi durumlara neden olabilirsiniz. Damping sendromu dediğimiz bu semptomları yaşamak istemiyorsanız, sonunda bu yiyeceklerden kaçınmayı öğreneceksiniz. Ayrıca herhangi bir ameliyatla ilgili komplikasyonlar bu ameliyatta da vardır ve bunlar bir cerrahla görüşmeniz durumunda tartışılacaktır.


Gastrik by pass sonrası


Diyet ve beslenme beklentileri

Gastrik bypass ameliyatınızdan hemen sonra, iç dikişlerinizin iyileşmesi ve ödemin geçmesi  için zaman vermeniz gerekir. Sindirim sisteminiz yavaş yavaş, şimdi başlayacağınız yeni bir diyete uyum sağlayacaktır. İyileşme süresi hastadan hastaya değişecektir ancak vücudunuzun tamamen alışması üç ila dört ay sürebilir.


Gastrik Bypass ameliyatından sonra en iyi ipuçları

Vitamin takviyeleri, çoğu hasta diyetlerinde yeterli olmadığından gastrik bypass hastaları için gereklidir. Günlük vitamin alımıyla bile, bazı mide bypass hastalarında B12 vitamini eksikliği gelişebilir. Bu nedenle B12 vitamini enjeksiyonunu gerekbilecektir.


Tıbbi endişeler

Gastrik bir baypastan sonra ortaya çıkan ciddi bir tıbbi komplikasyon riski nispeten düşüktür. Bununla birlikte, acil müdahale gerektiren bazı semptomların farkında olmanız gerekir. Damping sendromu gastrik bypass ameliyatından sonra birçok insan için bir problemdir.


Takip ve destek

Motive kalmanıza ve duygularınızı ve endişelerinizi gidermek için düzenli kontrollere gelmeli, grup toplantılarına, seminerlerimize canlı veya online katılabilmeli, sportif faaliyetler ve etkinliklerimize katılabilmelisiniz. Bariatrik ekibimiz, kilo verme yolculuğunuz boyunca size destek olmak için her zaman yanınızda olacaktır.





Gastrik by pass diyeti


Gastrik bypass ameliyatınızdan hemen sonra, iç dikişlerinizin iyileşmesi ve ödemin geçmesi için zaman vermeniz gerekir. Sindirim sisteminiz yavaş yavaş yeni bir diyete uyum sağlayacaktır. İyileşme hastadan hastaya değişecektir ancak vücudunuzun tamamen oturması üç ila dört  ay sürebilir.

Başlangıçta ameliyatınızdan sonraki ilk iki hafta boyunca diyetiniz, berrak sıvılarla başlayıp vücudunuz tarafından tolere edildikçe taneli sıvılara geçecek kadar sınırlı olacaktır. Haftada iki ila dört arasında, püreli yiyecekleri, ardından yumuşak ve püreli yiyecekleri dahil etmeye başlayacaksınız. Son olarak, altıncı haftada, uzun süreli beslenme planınızı oluşturan sağlıklı ve katı yiyeceklerden oluşan bir diyet yemeye başlayacaksınız.


Proteinler önemlidir

Gastrik bypass diyetinde , vücuda sağlıklı proteinler ve besin açısından zengin besinler sağlamaya odaklanılır. Vücudunuzun, kasları ve diğer vücut dokularını oluşturmak ve ameliyattan sonra iyileşmek için proteine ihtiyacı var. Protein vücudunuzda depolanmadığından her öğünde yenilmelidir. Yemekte her zaman önce proteininizi yemeniz önerilir.


Vitamin ve mineral takviyeleri

Gastrik bypass ameliyatınızdan hemen sonra ve hayatınızın geri kalanında en azından bir süre günlük vitamin ve mineral takviyesi almanız gerekir.



Gastrik Bypass Cerrahisi Sonrası Kozmetik Cerrahi

Gastrik bypass ameliyatından sonra hızlı kilo kaybının ardından kalan deri kıvrımları, sarkmalar her zaman olmasa da kozmetik açıdan rahatsız edici görünebilir.

Estetik ameliyatı düşünmeden önce kilo verme hedefinize ulaşana ve kilonuzu stabilize edene kadar beklemenizi tavsiye ederiz.






















REVİZYON CERRAHİSİ


Cerrahi hastaları her zaman kilo verme hedeflerine ulaşmada başarılı olamayabilir

Ameliyat sonrası kilo verememesi, ilk ameliyatla ilgili sorunlar ve hastanın gerekli yaşam tarzı değişikliklerine uymaması sonucu olabilir.

Zayıflama ameliyatı geçirmiş ancak ilk ameliyatları başarılı olamadığı için başka bir çözüm arayan hastalarımıza da yardımcı olabiliyoruz.

Komplikasyonları önlemek, komplikasyonları yönetmek ve ameliyat sonrası hastaları yönetmek bizim için aynı derecede önemli unsurlardır.


Hastalar başarısızlık nedenini belirlemek için dikkatlice taranır ve daha ileri bir ameliyattan önce tıbbi olarak değerlendirilir.


Mide Bandı Başarısızlığı


Gastrik bant ameliyatının yetersiz kalması hastaların% 5'inde ortaya çıktığı bildirilmektedir. Gastrik bant kayması veya Gastrik bant erozyonu meydana gelebilir ve bu nedenle bu durumlarda gastrik bandınızı çıkarmanız gerekebilir. Gastrik bant çıkarıldıktan sonra isterseniz cerrahınızla birlikte,  karar verilecek uygun bir obezite cerrahisi tekniği eş zamanlı ameliyat sırasında uygulanabilir.



Sleeve gastrektomi başarısızlığı


Sleeve gastrektomi sırasında teknik olarak midenin geniş bırakılması nedeiyle kilo kaybı yeterince olmayabilir veya kilo verdikten sonra beslenme tarzı bozulursa tekrar kilo alabilir. Başarısızlık oranı %5-7 olan bu yöntemin ardından cerrınızla görüşerek size uygun olan bir cerrahi yöntem belirlenebilir. Sleeve gasteektomiden sonra tekrar sleeve gastrektomi yapılabileceği gibi gastrik by pass da yapılabilir.



Gastrik Bypass Başarısızlığı


Gastrik bypass hastalarında aktif olan mide parçası genişlerse veya by pass edilen barsak kısmı teknik olarak kısa kaldıysa, revizyon yöntemleri olarak, gastrik band, tekrar düzenlenmiş gastrik by pass prsedürleri uygulanabilir. Ancak by pass revizyonları son derece zor ve tecrübe gerektiren ameliyatlardır. Ameliyat öncesinde cerrahınız konu ile ilgili ayrıntılı bilgiler verecektir.










BAŞKA BİR HASTANEDE AMELİYAT OLDUYSANIZ  ?


Kilo verme ameliyatı uzun bir sürecin ilk kısmı olup ameliyat sonrası takipler, destek son derece önemlidir..Destek, nihayi hedefiniz için gerçek bir fark yaratan, yolculuğunuzun bir parçasıdır.

Başka bir yerde ameliyat olduysanız ve hiç bakım görmediyseniz veya takip edilmediyseniz bariatrik cerrahi ekibimiz sizin takiplerinizi memnuniyetle üstlenecektir. Düzenli kontroller ile diyetisyen, psikolog ve obezite cerrahımızla görüşebilir, destek grup toplantılarımıza ve etkinliklerimize katılabilirsiniz.














Tedavi edilemeyeni tedavi etmek

İleri evre kanserlerde tedaviye olanak veren yeni teknolojiler


Kanser günümüz modern dünyasında en sık rastlanılan hastalık haline gelmiştir. Bazı kanser türlerinde etkin tedavi yöntemleri tanımlanmış ve başarı ile uygulanıyorken bazı kanser türlerinde hala bırakın etkin olmayı, tatmin edici bir tedaviden bile çok uzaktayız. Sindirim sistemi kanserlerinin tedavisi konusunda ise bayağı mesafe kat etmiş durumdayız.

Cerrahi yöntemler, kemoterapi, ışın tedavisi, farklı enerji türleri ile tedavi ve bunların kombinasyonları son yıllarda özellikle sindirim sistemi kanserlerinde oldukça başarılı bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Yine de bir grup hastada bazen hasta doktora gitmekte geciktiği için, bazen ise kanserin doğal yapısının daha ilk andan itibaren saldırgan olmasından dolayı tanı anında ileri evre kanser saptanmaktadır. Yaygın inanış ileri evre kanserde tedavinin pek mümkün olmayacağı ve hastanın kısa sürede kaybedileceğidir. Halbuki teknolojide yaşanan baş döndürücü hızdaki gelişmeler ve kemoterapi ilaçlarının eskiye oranla daha etkili hale gelmesi artık sindirim sistemi kanserlerinde ileri evre kanserde dahi eskiye oranla daha başarılı sonuçlar elde edilmesine olanak vermektedir.

İleri evre kanserde bir kaç farklı senaryo söz konusudur. Bunlardan biri kanserin bulunduğu yerde büyümesi ve etrafa yapışmasıdır (invazyon). Bir diğeri kanserin uzak dokulara yayılması yani metastaz yapmasıdır. Bir farklı senaryo da kanserin, özellikle sindirim sistemi ve kadın üreme organları kanserlerinin karın zarı üzerinden karın içine yayılmasıdır (peritoneal karsinomatoz). 

Peritoneal karsinomatoz tedavisinde zaten bir süredir başarılı sonuçlar alınmaktaydı. Ameliyat esnasında tüm tümörlü dokuları temizleyerek geride kalması muhtemel mikroskobik tümörler için ısıtılmış kemoterapi uygulaması (HİPEK) sadece kemoterapiye oranla belirgin olarak çok daha etkin kanser kontrolü sağlamaktadır.

Lokal invazyon yapmış tümörler için, özellikle pankreas gibi tedavi mümkün olmayan kanser olarak düşünülen kanserlerde Irreversible Electroporation (IRE) teknolojisi kullanan cihazlarla kanserli dokular “ölmeye” zorlanmaktadır. Artık ileri seviye olduğu için pankreas kanserleri tedavisiz kabul edilmemekte, hasta kaderine bırakılmamaktadır. 

Sindirim sistemi kanserlerinin en çok metastaz yaptığı karaciğerde çoklu tümör durumunda yakın zamana kadar tedavi seçenekleri çok kısıtlı, sonuçlar oldukça ümitsizdi. Ancak günümüzde Isolated Hepatic Perfusion teknolojisi ile karaciğer sistemik kan dolaşımından ayrılmakta, sadece karaciğerin etkileneceği yüksek doz kemoterapi verilmekte, sonrasında karaciğer ilaçtan temizlenerek tekrar sistemik kan dolaşımına bağlanmaktadır.

Teknoloji şüphesiz ki ehil, tecrübeli ellerde hak ettiği değeri bulur. Bu nedenle ne yazık ki her yeni teknolojinin “lazer” kabul edildiği ülkemizde, bu teknolojilere yönelirken bu yöntemlerden ziyade bunları kullanan ekiplerinin önemli olduğu unutulmamalıdır. Uygun yöntem ancak uygun hastada ve tecrübeli, ehil ellerde kullanılırsa iyi sonuçlar verir.

Medicana Bursa Hastanesi’nde ileri kanser hastalarının tedavisinde başarılı sonuçlar almak için oluşturulduğumuz Tümör Değerlendirme Konsey’inde hangi hastaların hangi tedaviden fayda görebileceği detaylı olarak tartışılmakta ve her hasta bireysel bazda değerlendirilerek tedavilerine karar verilmektedir. 


  

AMELİYATSIZ ANAL FİSSÜR TEDAVİSİ; BOTOKS UYGULAMASI


ANAL FİSSÜR NEDİR?


Anal fissür makatın çıkışında küçük bir yırtık veya ülserin neden olduğu sık görülen ve ağrılı bir hastalıktır. Halk arasında makat yırtığı olarak da bilinir. Anal fissür; kanama, kaşıntı ve dışkılama sonrasında ağrıya sebep olabilir ve bazen şiddetli olabilir. Medicana Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Barış Gülcü ameliyatsız anal fissür tedavileri hakkında bilgi verdi.

Makat bölgesinde zonklayıcı tarzda bir ağrı, bacağa kadar uzanan sızılama, dışkılama esnasında bıcak kesiği gibi bir his ve makattan kanama olduğunda anal fissür varlığından şüphelenmelidir.

Anal fissür genellikle birkaç hafta içinde düzelir, ancak 4-6 hafta içinde iyileşmezse kronik fissür olarak adlandırılır. Anal fissüre kabızlık, sert dışkılama, ishal atakları, doğum gibi çeşitli nedenler sebep olabilir. Bununla birlikte, bazen fissür için açık bir neden yoktur.


BOTOKS NEDİR?


Botulinum toksini (Botoks), omurilik yaralanmaları ve serebral felçli kişilerde kas spazmları gibi aşırı kas aktivitesinin neden olduğu çeşitli hastalıkların tedavisinde birkaç yıldır kullanılmaktadır.

Botoks, kasların aşırı kasılmalarını önleme esasıyla fonksiyon görür. Botoksu makatın çevresindeki kas içine enjekte etmek, rahatlamasına ve kas gerginliğinin azaltmasına neden olacaktır. Bu, ağrıyı azaltacak ve fissürdeki kan akışını artıracak ve doğal olarak iyileşmesini sağlayacaktır.

Botoks enjeksiyonundan sonra anal fissür iyileşmesinin başarı oranı her 100 tedaviden 70-90'ındadır. Bazen enjeksiyonun tekrarlanması gerekebilir ve bu da her 100 tedaviden 50'sinde başarılıdır.


İŞLEM NASIL OLUYOR?


İşlemden önce özel bir hazırlık gerekli değildir, sadece hafif uyutulacağınız (sedasyon) için 2 saat öncesinden aç kalmak yeterlidir. Bağırsak hazırlığı yapmak gerekmez, işlemden önce duş almak yeterlidir.

İşlem, ameliyathaneye girmeden bir cerrah tarafından gerçekleştirilir ve gerçekleştirilmesi yalnızca birkaç dakika alacaktır. İşlemden sonra hastanede yatış gerekmez ve evinize döneceksiniz ve hemen ertesi gün işinize geri dönebileceksiniz.

Botoxun etkileri tedrici olarak 72 saat içinde başlayacaktır ve botoxun etkisi 2-3 ay kadar sürecektir ve bu süre fissürün iyileşmesi için oldukça yeterli bir süredir.


YAN ETKİSİ VEYA RİSKİ VAR MIDIR?


Herhangi bir cerrahi işlemde olduğu gibi, küçük kanama, enfeksiyon veya çok nadir de olsa Botox'a karşı alerjik reaksiyon olasılığı riskleri vardır.


BOTOKS SONRASI ÇATLAK TEKRAR EDER Mİ?


Tüm anal fissür tedavileri sonrasında anal fissürün tekrar etme riski vardır. Ancak botoksun en önemli özelliği ileride hastalık tekrar etse bile hastaya ek yük getirmeden hastalığın tedavi edilebilmesidir. Cerrahi sonrası gelişen nükslerin tedavisi daha zor ve daha sıkıntılıdır.



AMELİYAT OLSAM NE OLUR?


Lateral internal sfinkterotomi (LIS) kronik anal fissürde en yaygın tedavidir. Bu ameliyatta spazma uğramış iç makat kaslarının bir kısmı kesilerek kasların gevşemesi ve rahatlaması sağlanır.

Bu ameliyatta hastanede yatış gerekir, hastanın anestezi (narkoz) alması gerekir, ameliyat sonrası bir süre istirahat gerekir. Uygun teknikle yapılmadığında kas kesilmesine bağlı anahtar deliği deformitesi gelişebilir. Bu nedenlerle öncelikle ameliyatsız yöntem (botoks) denenmelidir. Botoksun başarısız olması durumunda ameliyata başvurulabilinir.

MEME KANSERİNDE BU ANLAMDA RİSK DANIŞMANLIĞI DİYE YENİ BİR KAVRAM VAR. MEME KANSERİ RİSKİ ÖNCEDEN TAHMİN EDEİLEBİLİR Mİ ? NEDİR RİSK DANIŞMANLIĞI ?


Meme kanseri sıklığı artmış olsa bile bu kansere bağlı ölüm oranları son on yılda düşmüştür. Ölüm oranının azalmasının nedenleri arasında meme kanserini daha erken evrede tanıyabilmek için yapılan mamografik taramanın etkinliği göstermektedir.


Taramanın meme kanserine bağlı ölüm oranını % 25-30 oranında azalttığı saptanmıştır. Ancak ölüm oranının azalmasında bu kanser hakkındaki farkındalığın artması da etkili olmaktadır. Bu gelişmeler kadınların meme kanseri için var olan risklerinin saptanması ve mümkün ise bu risk faktörlerini yaşamlarından uzaklaştırmaları konusunu gündeme getirmektedir.

Bugün dünyada meme kanseri riskinin yüksek olduğu ülkelerde ”risk analizi ve danışmalığı” rutin sağlık hizmeti içerisinde yerini almaktadır. Bu ünitelerde kadınların rasyonel risk ölçümleri yapılmakta ve risk düzeylerine göre tavsiyelerde bulunmaktadır. Yapılacak tavsiyeler, takip sıkılığı , takipte ne tarz testlerin kullanılacağı , yaşam ve beslenme önerileri, gerekirse genetik test yaptırması ve gerekirse koruyucu ilaç tedavisi ve ameliyat yapılmasıdır. Mesela artık tarama aracı olarak MR kullanabilmekte. Ancak herkese MR ile tarama yapmak da uygun değil her yıl çekilen MR 30 yıl sonra demans ve Alzheimer riskini artırıyor. MR ile tarama önerilecek kişileri bile bu bilgisayar programı destekli görüşmeler ile anlayabiliyoruz. Etkin risk azaltıcı yöntemler arasında ilaçlarla koruma ve koruyucu ameliyatla yer almaktadır.

Meme kanseri için risk analizi bugün iki şekilde yapılmaktadır :

Birincisi genetik yatkınlığı işaret etmeyen, çok kuvvetli aile öyküsü olmayan kadınlar için bazı risk ölçüm yöntemlerinin kullandığı analiz yöntemidir.

Diğeri ise kuvvetli aile öyküsüne sahip kişilere uygulanan aile soy ağacı aracılığı ile yapılan genetik mutasyon olasılığı hesaplanması ile gerekenlere genetik testlerin yapılması içeren karmaşık analiz yöntemidir.

Çeşitli analiz yöntemleriyle kişinin 5 yıl içinde meme kanserine yakalanma riski belirlenir ve risk durumuna göre koruyucu tedavi önerileri veya takip önerileri yapılır. Biz hastanemizde meme hastalıkları polikliniğimizde tarama, risk danışmanlığı ve tedavi edici hizmetleri sunuyoruz. Yani kişi sadece tarama amacıyla başvurmuş olabilir. Hiçbir şikayeti olmasa da kontrol amacıyla başvuran kişiye; yaptığımız görüşme sonunda kendisine mamografi, meme US önerebiliyoruz ve risk danışmanlığı ile ilgili çeşitli bilgisayar programlarıyla değerlendirmeyi önerebiliyoruz. Risk değerlendirmesi sonunda kendisine 5 yıl boyunca meme kanserine yakalanma riskini ve riski azaltmak için yapabileceği şeyleri içeren bir rapor veriyoruz. Bu rapora göre kendisine sadece beslenme, hayat tarzı değişikleri, kontrol sıklığı, taramalarda hangi testlerini kendisi için daha faydalı olacağı gibi bilgiler yer alabileceği gibi , çıkan sonuçlara göre genetik test yaptırması gerektiği veya koruyucu amaçlı tedavi alması veya koruyucu ameliyat olması gibi öneriler yer alabiliyor.

MODERN ÇAĞIN HASTALIĞI: OBEZİTE

İnsanlar doğada var olmak için yaratılmışken apartmanlarda ve arabalarda yaşayarak tembelleştiler. Harcamayı azaltılıp, alım arttırıldığı için obezite ortaya çıkıyor. Bu nedenle harcamayı artırmak yani spor yapmak hem obezite tedavisi hem de tedavi sonrası kilonun korunması için çok önemli.Obezite modern dünyanın en önemli sağlık problemlerinin başında geliyor. Obezite sadece yağ birikmesi ve kilonun artması değil. Bütün sistemi etkileyen metabolik bir hastalık. Bu nedenle tedavisinde multidisipliner çalışma gerekiyor. Endokrinoloji, Göğüs Hastalıkları, Kardiyoloji, Dahiliye, Genel Cerrahi uzmanları ve bu konuda özelleşmiş diyetislerin hep birlikte çalışması gerekiyor. Obezitede amaç sadece kiloyu azaltıp, hastayı zayıflatmak değil. Obezitenin sebep olduğu bütün yandaş hastalıkları ve sıkıntıları düzeltmektir. Bunun için de hastayla birden fazla hekim ilgilenmeli. Cerrahi obezitenin tedavisinde ilk seçenek olmamalı. Obetize ile ilgilenen bir merkezde incelenip, tedavi gördüğü halde ameliyat dışı yöntemlerle kilosunu veremeyen veya verdiği halde geri alan ve veya buna bağlı hastalıkların geliştiği kişilere cerrahi müdahale uygulanıyor. Ameliyat öncesi ciddi bir hazırlık gerektiriyor. Hastaların birçoğu ‘Ben birçok diyet denedim, olmuyor’ diyor, ancak bu uygulamalar profesyonel olmayan bir şekilde gerçekleşiyor. Profesyonel bir ekibin değerlendirmesi ve diyeti düzenlemesi önemli. Diyetisyenler bir antröner gibi. Programı uzmanların belirlemesi, diyetisyenin hastaya bunu nasıl yapmasını öğretmesi gerekiyor. Eğer uygun şekilde planlanmış ve yapılmış cerrahi dışı yöntemlerle kilo verilmesi veya korunması mümkün olmuyorsa o zaman cerrahi gündeme geliyor. Cerrahi her ne kadar ilk seçenek olmasa da obezite tedavisinde en etkili seçenek. Ancak mide küçültme ameliyatları herkese yapılmamalı. Gerçek anlamda sağlık problemi olan veya ileride sağlık problemi olacak ‘aşırı fazla’ kilolu insanlara mide küçültme ameliyatı yapılmalı. Bugün bütün dünyanın kabul ettiği kriter vücut kitle endeksidir (VKİ). Optimal değerleri 23-25 kg/m2’dir. 18 kg/m2’den düşük olması da sağlıklı değil, 25kg/m2’den yukarısı olması da. VKİ 25-30 kg/m2 arası “kilolu”, 30kg/ m2’den sonra ise obezitedir. VKİ 35 kg/m2’den sonra ciddi obezite, 40 kg/m2’den sonrası ise hastalandıran (morbid) obezitedir. VKİ 50 kg/m2’yi geçtiğinde ise çok ciddi ve tehlikeli obezite söz konusu. Sleeve gastrektomi ve Bypass ameliyatları bilim dünyasının kabul ettiği yegane ameliyatlardır. Bunun dışındaki ameliyat yöntemleri için çoğu deneme aşamasında kabul edilmiyor ve bazılarını yapmak için Etik Kurulu’ndan ve devletten alınan özel izinle, hastaya deneme- çalışma ameliyatı olduğunu bildirilerek yapılması gerekiyor. Sleeve gastrektomi ve Bypass ameliyatlarının kimlere yapılacağına dair da çok net kriterleri var. Gençlerde obezite cerrahisi için klinik kılavuzlar 16-18 yaş aralığında da çok ciddi kriterleri zorunlu tutuyor. 65 yaştan sonra ameliyatın sağlığa hiçbir katkısı yok. Sadece hastanın konforunu artırıyor. 18-65 yaş arasında yapılan obezite cerrahisi sadece görüntü değil, hastanın sağlığını düzeltir. Tek başına yaş kriter değil. Birçok etkenleri de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Obezitede genetik köken muhakkak etkilidir. Ama özellikle çocuklukta kazanılan yeme alışkanlıkları, çevresel etkenler obezitenin gelişmesinde etkilidir. İnsanlar doğada var olmak için yaratılmışken apartmanlarda ve arabalarda yaşayarak tembelleştiler.

Günümüzdeki özellikle fast food tipi beslenme alışkanlıkları ve tembelliğe alıştırılan hayat tarzı obezite için en önemli hazırlayıcı zemin.

Harcamayı azaltılıp, alım arttırıldığı için obezite ortaya çıkıyor. Bu nedenle harcamayı artırmak yani spor yapmak hem obezite tedavisi hem de tedavi sonrası kilonun korunması için çok önemli.

SAFRA KESESİ TAŞLARI

Safra Kesesi nedir?

Safra kesesi karaciğerden salgılanan safranın toplandığı, karacigerin alt kısmında bulunan ve karaciğere yapışık armut şeklinde 50 ml hacmi olan bir organdır. Safra kesesi safranın depolanıp konsantre edilip salgılanmasını sağlar. Karaciğerden günde yaklaşık olarak 500-1500 ml kadar safra salgılanır ve kanallar yoluyla safra kesesine gelip burada birikir ve bağırsaklardan özellikle yağların emilimini sağlamak başta olmak üzere çeşitli fonksiyonları yerine getiriyor. Safra kesesi bu oluşan safranın bir kısmını depolayarak özellikle yağlı gıdalar, çikolata, yumurta gibi gıdaların tüketilmesiyle kasılarak içeriğini onikiparmak bağırsağına boşaltıp sindirime yardımcı olur. Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Ersoy aşpınar konu hakkında bilgi verdi.

Safra kesesi taşları nasıl oluşur?

Her 10 erişkinden birinde olan safra taşı özellikle 30 yaşından sonra kadınlarda daha sık görülüyor. 60 yaşından sonra erkeklerin yüzde 10-15’inde kadınların yüzde 30-40’ında safra taşı oluşuyor. Safra kesesinin normal akışkanlığında sorun olmaz iken,uzun süren açlıklar gibi durumlarda safra akışkanlığı azalıp tortu oluşturmaya başlar. Oluşan bu tortu safra kesesi taşlarına zemin hazırlar. Safra kesesi taşları çoğunlukla kolesterol kristallerinden oluşan yumuşak,gri-kahverengi, kolay ezilebilen taşlardır. Çok azı kalsiyum ve bilirubinden oluşan siyah, sert pigment taşlarıdır.

Safra Kesesi Taşı Belirtileri Nelerdir?

Tekrarlayan karın ağrısı atakları; karnın sağ üst kısmında ya da göbek üzerindedir, sıklıkla sağ kürek kemiğine doğru yayılır. Ağrı genellikle ağır yemeklerden sonra başlar, yavaş yavaş artar ve kesilmeden bir kaç saat sürer (bilier kolik). Bulantı ve kusma, ağrıya eşlik edebilir. Karında şişkinlik ve geğirme de gözlenebilir.Bu şikayetler görüldüğü üzere mide rahatsızlıklarında da görülebilmektedir. Bu nedenle hekimin uygun gördüğü hastalarda gastroskopi yapılması gerekebilir.

Safra kesesi iltihabı (kolesistit) nedir?

Safra kesesi taşları çoğunlukla herhangi bir şikayete yol açmaksızın sessiz olarak safra kesesinde bulunurlar. Check up, başka hastalıkların tanısı konma esnasında yapılan tetkiklerde rastlantısal olarak bulunurlar. Oluşan taşların herhangi bir şekilde enfekte olması veya safra kesesi kanalını tıkaması halinde safra akışı engellenir kese duvarında ödem gelişir,damarlanması bozulur. Taşların sayısının fazlalığı,milimetrik boyutta ‘’küçük taşlar’’ olması ve 2-3 cm den büyük çaplarda olması safra kesesi iltihabı olasılığını arttırmaktadır. Tıkanıklığın daha da uzun sürmesiyle kese duvarında çürüme ve delinme meydana gelebilir. Bu durum sıklıkla KARIN AĞRISI olarak belirti verir. Ağrı karın sağ üst tarafında, sırtta sağ kürek kemiğinin altında hissedilir. Ağrıya ek olarak; hazımsızlık, şişkinlik gibi şikayetler eklenebilir. Safra kessesinin delinmesi halinde ise çok şiddetli karın hastalığı ile ortaya çıkan acil ameliyat edilmesi gereken bir durum ortaya çıkar (akut batın sendromu) gelişir. Bu noktada zaman önemlidir, en kısa zamanda bir genel cerrahi uzmanına görünmek gerekmektedir.

Safra Kesesinde Taş Var Ama Şikâyet Yok Ne Olur?

Şikayetiniz yoksa ömür boyu bu şekilde kalabilir, yani bir şey olmayabilir. Ancak günün birinde safra kesesi iltihabı (akut kolesistit), safra kesesindeki taşın safra kanalına düşmesi sonucu sarılık ve safra yolu iltihabı (akut kolanjit),pankreas kanalının taş ile tıkanması sonucu pankreas iltihabı (akut pankreatit) gelişebileceği de unutulmamalıdır. Safra kesesi taşı belirti veriyorsa (ağrı, hazımsızlık vb) istenmeyen ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Şikayet oluşturmayan (asemptomatik) safra kesesi taşları genellikle diğer nedenlerle karın ultrasonografi ya da tomografisi yapılırken tespit edilir. Belirtisiz (asemptomatik) safra kesesi taşlarının her sene % 3-5 i semptomatik (belirti verir) hale gelir. 20 sene içinde yaklaşık üçte biri semptomatik olur.

Safra Kesesi Taşı Şikayeti Olmasa da Şu Kişilerde Safra Kesesi Alınmalıdır

· Yaşlı ve diyabeti olanlar; bunlarda komplikasyon (istenmeyen bir durum) gelişirse sonuçları diğer sağlıklı bireylere göre daha ağır olur

· Uzun bir zaman sağlık hizmetine ulaşamayacak olanlar; kışın ulaşımın kapandığı bölgelerde oturanlar, gemi mürettebatı, astronot vb.

· Porselen safra kesesi olanlar; bu insanların safra kesesi duvarı kalsifiye olmuştur, kese filmlerde ve bilgisayarlı tomografide yumurta kabuğu gibi görünür. Bunlarda safra kesesi kanseri gelişme riski artmıştır.

· Safra taşı 3 cm den büyük ya da 0.5 cm den küçük olanlar. Özellikle küçük taşlar safra yoluna düşerek sarılık ya da akut pankreatite neden olabilir.

· Safra kesesinde 10 mm’den büyük polipi olanlar.

Safra Kesesinde Taşı Var ve şikâyetleri de Var Şimdi Ne Olacak?

Öyleyse siz laparoskopik kolesistektomi adayısınız. Mümkün olan en kısa sürede ameliyat olmalısınız, bekleme periyodunda da diyet yapmalısınız. Diyetten kasıt ağır, yağlı, kızartma, çikolata ve yumurta gibi gıdalardan kaçınmanızdır.

Kapalı Safra Kesesi Ameliyatı (Laparoskopik Kolesistektomi) Nedir?

Bu safra kesesi ameliyatı açık ameliyatta kullanlan aletlerden daha farklı, daha uzun altlerle yapılır. Karın içi önce karbondioksit (CO2) ile şişirilerek bir çalışma sahası oluşturulur. Kullanılan aletlerin çapına göre 0.5 - 1 cm lik deliklerden bu uzun aletler ve bir teleskop (kamera) içeriye yerleştirilir. 1,3 veya 4 delikten işlem gerçekleştirilir. Monitöre bakarak safra kesesinin tamamı, bu uzun aletlerle çalışarak çıkarılır.

Açık Safra Kesesi Ameliyatı Nedir?

Göbek üstünden orta hattan yada sağ kaburga yayının alt kısmından kesilerek yapılır. Günümüzde mecbur kalmadıkça sırf safra kesesini almak için bu şekilde ameliyat pek yapılmaz olmuştur. Kapalı safra kesesi ameliyatı yapılırken kesenin fazla iltihaplı olması ve anatomik yapıların belirlenememesi durumunda açık ameliyata geçilir.


HEMOROİDAL HASTALIKTA AMELİYATSIZ TEDAVİ MÜMKÜN MÜ? YOKSA SADECE GEÇİCİ BİR ÇÖZÜM MÜ?


HEMOROİD NEDİR? HEMOROİDAL HASTALIK NEDİR?


Hemoroidal damarlar her insanda makat kanalının kanlanmasında görev yapan ve bu bölge içerisinde yastıkçık görevi yapan yapılardır. Bu yastıkçıklar hemoroidal damarlar, kas yapıları ve bağ dokusundan oluşur. Hemoroidal damarlar her insanda var olup normalde bir hastalık değildir, yastıkçıkların oluşumunda görevli en önemli elemandır. Herhangi bir sebepten dolayı karın içi veya kalın bağırsağın son kısmının basıncının arttığı durumlarda yastıkçıklar genişler, büyür ve HEMOROİDAL HASTALIK oluşur.


Hemoroidal hastalık dünyada makat bölgesi problemlerinin en sık sebebidir. Erişkin yaştaki kişilerin 2/3'ü bir dönem hemoroidal hastalık ile karşı karşıya kalmaktadır. Erkeklerde daha sık görülen bu hastalıkta utanma sıkılma ve inançlar nedeniyle doktora başvurma oranları görülme oranlarına göre daha azdır.


Hemoroidal hastalık oluşumunu kolaylaştıran faktörler ; uzun süre oturarak çalışma, bazı ağır sporlar, ileri yaş, kabızlık, ishal, sert dışkılama, gebelik, ıkınma, uzun süre tuvalette oturma.


HEMOROİDAL HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?


Kanama, ele gelen şişlik (memeler), kaşıntı, makatta dolgunluk hissi


HEMOROİDAL HASTALIK TANISI NASIL KONUR?


Tanı hastanın şikayetleri anlatması ve doktorun detaylı yapacağı makat muayenesi ile konur, bu esnada anoskopi(makat kanalının görüntülemesi) ve rektoskopi (kalın bağırsağın son kısmının görüntülemesi) yapılabilir. İleri yaş grubunda hastalara kolonoskopi yapılır.


HEMOROİDAL HASTALIK TİPLERİ NELERDİR?


İki tür hemoroidal hastalık vardır.

Dış hemoroidal hastalık; Makatın dış kısmında ağrılı bir şişlik olarak kendini gösterir

İç hemoroidal hastalık; Makatın diç kısmından kaynaklanan ağrısız şişlik olarak kendini gösterir

İç hemoroidin 4 alt tipi vardır. Bunlar

Evre I; hemoroid damarlarının şişmesi

Evre II: hemoroid damarlarının makat dışına çıkıp kendiliğinden içeri girmesi

Evre III: hemoroid damarlarının makat dışına çıkıp el yardımıyla içeri itilebilmesi

Evre IV: hemoroid damarlarının makat dışına çıkıp el yardımıyla da içeri itilememesi.


HEMOROİD TEDAVİSİ NASIL OLUR?


Hemoroid tedavisinde başarılı tedavi:


                  Hekimin bu bölgenin anatomi ve fizyolojisine hakim olması


                  Tedavinin hastanın şartlarına göre hasta ile ortak karar verilmesi


                  Hastalığın evresine göre karar verilmesi ile olur.





Hemoroid hastalarında cerrahi tedavi hastaların SADECE % 5-10'unda gerekir.

Hastalıkların büyük çoğunluğu beslenme, oturma banyosu ve medikal tedavi ile düzelir.


Hemoroidal hastalığın gelişimini önlemek için 2017 yılında Amerikada yapılan geniş çaplı bir çalışmada öneriler;


    Dışkılama süresi 3 dakikadan az olmalı


    Günde bir dışkılama yapılmalı (mümkünse sabahları)


    Ikınılmamalı


    Yeteri kadar lif alınmalı (dengeli beslenen bir kişi günde 8-15 gr lif alır bu miktar 25 gr a çıkmalı)


Evre I, II ve III hemoroidal hastalık YAŞAM KALİTESİNİN DÜZENLENMESİ VE BESLENME ALIŞKANLIKLARINI DÜZENLENMESİ ile genellikle tedavi olur.


Şubat 2018 de Amerikada çok merkezli bir çalışmada

Evre I hemoroidal hastalıkta beslenme ve ilaç tedavisi en etkin tedavi

Evre II hemoroidal hastalıkta beslenme ve ilaç tedavisi etkin ancak en etkin yöntem BAND LİGASYON (boğma yöntemi)

Evre III hemoroidal hastalıkta beslenme ve ilaç tedavisi, band ligasyon yöntemi de etkin iken en etkin yöntem ameliyat

Evre IV hemoroidal hastalıkta önce ilaç tedavisi akabinde ameliyat en başarılı yöntemler olarak bildirilmiş.


Yine tekrar etmek gerekirse hemoroid hastalarında cerrahi tedavi hastaların SADECE % 5-10'unda gerekir. Peki hemoroidal hastalığın ameliyatsız bir tedavisi var mı? güncel tedaviler nasıl? sürekli oturma banyosu mu yapacağım? sürekli ilaç mı alacağım?

Güncel tedavilerden; lazer, ilaçla kökünü kurutma yöntemi (skeleroterapi), RF ile yakma gibi yöntemlerde başarı şansı %60-70 lerde. Bu oranlar yeni yöntemlerin kısa dönem sonuçları için oldukça yetersiz. Ameliyatsız, poliklinik şartlarında, anestezi verilmeden etkinliği güncel tedavilerde hala yerini koruyan eski bir yöntem olan band ligasyon yöntemi uygun hastada oldukça etkili bir tedavi yöntemidir.


BAND LİGASYON (BOĞMA) YÖNTEMİ NASIL OLUR?


Band ligasyon (boğma) yöntemi; poliklinikte ayaktan başvuran hastaya anestezi verilmeden yaklaşık olarak 3-4 dk içinde yapılabilecek bir yöntemdir. Bağırsak temizliği gerekmez, anestezi gerekmez. Makattan bu bölgeyi görmeyi sağlayan anoskop dediğimiz bir alet ve bu aletin arkasına takılan ışık yardımıyla iç hemoroidleri görülüp bunlara özel bir alet yardımıyla köküne lastik band yerleştirilmesi ile olur. İşlemden sonra hasta ayaktan evine gidip normal işlerine devam eder.


İşlemden sonra 7-10.günde lastik band hemoroidi boğarak düşer bu zamanlarda kanama olacaktır ve bu kanama kendiliğinden geçecektir. Band genellikle görülmez


BAND LİGASYON (BOĞMA) YÖNTEMİ KİMLERE YAPILIR.


Boğma yöntemi dış hemoroidi olan hastaya yapılamaz. Öncelikli olarak hastalara medikal tedavi ve beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesini önermekteyiz. Ancak bu tedavi başarısız olan veya bu tedaviye uyum sağlayamayacak evre II ve iyi seçilmiş evre III hastalara yapılabilir. Bu evre II ve evre III hastalar da hemoroidal hastalığı mevcut hastaların %80 ini kapsar.




BAND LİGASYON (BOĞMA) YÖNTEMİNİN BAŞARISI NASIL?


Band ligasyon yönteminin Evre II hemoroidlerde başarı oranı %92 lerde iken evre III hemoroidlerde bu oran % 70 lere kadar düşmektedir. Makat kanalının iç kısmını döşüyen doku önemli bir dokudur bu dokunun kaybı makatta daralmaya sebep olabilir bu yüzden ameliyat ile bu dokuyu kaybetmek çok da masum bir durum değildir.


Band ligasyon (boğma) yönteminin Amerikada çok merkezli ve oldukça fazla hastanın dahil edildiğin bir çalışmada 17 yıl sonuında başarı oranı %69 iken, hastaların sadece %3'ü ameliyat olmuştur. Kalan %28 lik kesim ise diğer tedavi yöntemleri ve medikal tedaviler ile fayda görmüştür. Band ligasyon (boğma) yönteminden sonra 5 yıl içinde tekrar etme oranı %10-15 dir.


İşlem sonrasında kanama, ağrı, makatta yırtık ve enfeksiyon olabilir.


Sonuç olarak; Hemoroid damarlarının makat kanalında yastıkçık görevi vardır ve hemoroid damarları herkeste vardır. Karın içi ya da makat bölgesinde basınç artmasına bağlı hemoroidal hastalık oluşur. Hemoroidal hastalık tedavisi hasta ile doktorun birlikte vereceği karar ile olacaktır. Hemoroidal hastalığın büyük çoğunluğu yaşam koşullarının düzeltilmesi ve medikal tedavi ile düzelir. Hemoroidal hastalığın cerrahi tedavisi %5-10 dur. Tedavide hemoroidal hastalığın evresi önemlidir. Her hastada aynı tedavi çözüm değildir. Makat bölgesinin iç kanalını döşüyen doku önemlidir bunun kaybı makatta daralmaya sebep olur. Bu bölgede yapılabilecek uygun olmayan tedaviler sonrasında ciddi problemlere sebep olabilir (makatta daralma, gaz ve dışkı kaçırma gibi). Band ligasyon (boğma) yöntemi uygun hastalarda hastanede yatışa gerek duyulmadan, anestezi gerektirmeyen bu bölgenin yapısını bozmadan yüksek başarı oranları ile uygulanabilecek güvenli bir yöntemdir. Hemoroidal hastalık şüpheniz varsa mutlaka bu konunda özelleşmiş bu bölgenin anatomisine ve fizyolojisine hakim bir doktora mutlaka başvurun


OBEZİTE CERRAHİSİNDE HASTA SEÇİMİ


Obezite cerrahisi amacıyla başvurmuş kişilerde ilk görüşme sırasında ayrıntılı bir değerlendirme yapmak gerekir. Standart bir hasta değerlendirmesi 20 dk sürebilecekken bu hastalar ile görüşme yaklaşık 45 dk olmaktadır. Bu görüşme sırasında kişinin beslenme şekli, ek hastalıkları, kullandığı ilaçlar, daha önce diyet yapıp yapmadığı, obeziteye neden olabilecek hastalıklar, alkol, sigara, egzersiz durumu, mesleği, evde kaç kişi yaşadığı, bir gününün nasıl geçtiği, tatlı düşkünlüğü, gece horlamaları, ekonomik durum (ameliyat sonrasında vitamin ve protein takviyelerini alabilmesi açısından) değerlendirilir. Hastaya yöntemin detayları, ameliyat sonrası gelişebilecek komplikasyonlar, yaşamında oluşacak değişiklikler detaylı anlatılır. Bu görüşmeler mümkünse ailesi ile birlikte yapılmalıdır. Görüşmeden sonra hastaya hemen karar vermemesi, düşünmesi için birkaç gün süre vermek gerekir. İsterse bu süre zarfında daha önce ameliyat olmuş kişilerle görüşmesi sağlanıp fikir alması, empati yapması sağlanabilir.Tabi ki yukarıda sayılan kriterler uygulanırken hastanın ameliyat için uygun olup olmadığı da  değerlendirilir.Bu bağlamda aşağıdaki kriterler göz önüne alınmalıdır.  

Öncelikle kişinin obezite sorunu en az son 3 yıldır var olmalı.Ayrıca daha önce profesyonel yardımla (diyet,spor) kilo vermeye çalışmış ancak başaramamış olmalı. Yaş kriteri için ise 18-74 yaş arasında bu ameliyatların yapılabileceği söylenebilir. Ancak artık adolesan dönemde de 15-18 yaş arasında bu ameliyatlar yapılabiliyor. Bu kriterleri sağlayan kişilerde aşağıdaki kriterlere göre değerlendirme yapılır.

Bu noktada vücut kitle indeksi dediğimiz kavram ortaya çıkar. VKİ kişinin kilosu ile birlikte boyunu da dikkate alan bir hesap sonucudur. Kişinin boyunun metre olarak karesi alınır , çıkan sonuç kg cinsinden kilosuna bölünerek bulunur. Örneğin bir kişinin boyu 1,60 , kilosu 140 olsun. İlk önce 1,6x1,6= 2,56 daha sonra 140/2,,6. Kişinin VKİ,6.

Dünyada pek çok ülkede obezite cerrahisi derneklerinin önerisi doğrultusunda aşağıdaki kriterler uygulanır.

VKİ >40 olan kişiler başka bir ek hastalık olup olmadığı kriteri aranmaksızın cerrahi olarak tedavi edilebilir

    VKİ-40 arasında olan kişiler obeziteye bağlı en az bir hastalığı da varsa ameliyat edilebilir. (Diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, kolesterol yüksekliği, nefes darlığı, karaciğer yağlanması, reflü, astım, varis, idrar kaçırma, eklemlerde kireçlenme, bel fıtığı,hayat kalitesinde bozulma vb.)

    VKİ-34,9 arasında olan hastalarda tip 2 diyabet (ilaçla kontrolü zor ise) veya metabolik sendrom varsa ameliyat olabilirler. Metabolik sendrom; artmış bel çevresi genişliği, trigliserit yüksekliği, HDL kolesterol düşüklüğü, yüksek tansiyon, kan şekeri yüksekliği durumlarından en az 3 tanesinin olması ile tanımlanır.

Ancak bazı durumlarda kişi bu kriterlere uysa bile ameliyat etmek doğru olmayacaktır.

Şizofreni ,alkol veya madde bağımlılığı olanlar

Kısa dönemde ölüm ihtimali olanlar

Ağır depresyon, kişilik ve yeme bozukluğu, non-stabil psikotik bozukluk gibi psikolojik bozukluğu olanlar ise obezite konusunda uzmanlaşmış psikiyatrist onayı ve psikolog desteği ile ameliyat olabilirler.

VKİ olarak ameliyat kriterlerine uymayan veya ameliyat olmak istemeyen kişilere de ameliyatsız yöntemler olan mide balonu ve mide botoksu uygulanabilmektedir. Başarı şansı ameliyat kadar yüksek olmasa da hastaya kilo verme sürecinde önemli destek sağlayacak bu yöntemleri de uygun hastalarda önerebilmekteyiz.


“Diyabet” cerrahisi… Var mıdır?



Organizma gereğinden fazla gıda alınca bir takım değişimlere giderek bu durumu normalize etmeye çalışır. İlk tepki ince bağırsakların boyunun uzamasıdır ki daha fazla ürün vücuda emilebilsin. Sonrasında, normal şartlarda kandaki şekerin hücrelere girmesini sağlayan insüline karşı hücrelerde direnç gelişir, bunun amacı fazla şekerin hücrelere girerek hücreyi “zehirlemesinin” önlenmesidir, böylece fazla şeker yağ dokuya yönlendirili ve depolanır. Bu kilo fazlalığı olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla ilk etapta kan şekerinin yükselmesi ve insüline karşı oluşan direnç koruma mekanizmasıdır. Ancak bir süre sonra alınan yüksek miktarda yiyeceklerden gelen şeker ve yağlar artık vücudun kompanse edebileceği sınırı geçer, insülin direnci nedeniyle çok miktarda salınmaya başlayan insülin salgılandığı pankreasa “salgılamayı azalt” sinyali gönderir. Bu klinikte tip 2 diyabetes mellitus yani “şeker hastalığı” olarak karşımıza çıkar. Yani vücudunun koruma mekanizması artık bir sorun haline gelmiştir.Son yıllarda sedanter yaşam koşulları, ucuz ve kalitesiz gıda tüketiminde artış, karbonhidrat bazlı daha ziyade enerji odaklı hazır gıdalara yöneliş obeziteyi dünya çapında bir sorun haline getirmiştir. Obezitenin temel nedeni gereğinden fazla gıda alımıdır.

Eğer kişiler kalori alımını azaltarak diyet yapar ve kilo verirlerse hem obezite düzelir hem de buna bağlı gelişen diyabet. Ancak yüksek düzeyde kilo almış bir kişinin kilo vermesinin kolay olmadığı da aşikardır. Bu noktada obezite cerrahisi gündeme gelir. Obezite cerrahisi hastaya kilo verdirince diyabet de çoğu hastada düzelir. Fakat bu zaman alır.

Obezite cerrahisinde uygulanan teknikleri revize ederek kilo vermenin yanı sıra erken dönemde vücudu biraz “kandırarak” insülin direncinin kırılmasına ve pankreastan insülin salgılanmasına yardımcı olan cerrahi tekniklere de metabolik cerrahi veya halk diliyle “şeker ameliyatı” denmektedir. Burada farklı olarak yapılan ince bağırsağın son kısmına midede sindirilmiş ama henüz emilimi tamamlanmamış gıdaların gönderilmesidir. Böylece bağırsak boyunu uzatmak için GLP-1 hormonu salgılar. Bu hormon da bağırsağın ve karaciğerin boyutlarını ayarlamak üzere pankreastan insülin salgılatır (insülin karaciğer ve ince bağırsak boyutunun organizma beden boyutlarına uygun hale getirilmesini sağlar). Ancak yeterince besin girişi olmadığı için (çünkü hastaya obezite cerrahisi de yapılmıştır, mesela tüp mide ameliyatı gibi) bağırsak boyu uzamaz tersine kısalır, bu arada pankreasın “hack”lenmesi sonucu ortaya çıkan insülin kanda artık fazla miktarda şeker olmayacağı için direnci azalmış hücrelere şekerin girmesini ve erken dönemde diyabetin “düzelmesini” sağlar. Bu olayın kalıcılığı ancak tekrar kilo alınmaması ile mümkündür. Tekrar kilo alınırsa her şey baştan başlar.

Ne yazık ki bir çok cerrah meslektaşımız olayın sadece bu mekanik yönüne odaklanmakta ve arka planda değişen fizyolojik koşulları hesaba katmamaktır. Ne obezite ameliyatları ne de metabolik cerrahi ameliyatları üstün cerrahi teknike beceri gerektirmez. Eğitimini alan her cerrahın rahatlıkla yapabileceği ameliyatlardır. Farkı yaratan yapılacak işlemin vücut fizyolojisine yani işleyiş mekanizmasına nasıl bir etkisi olacağın bilmek her hasta için o hastaya uygun yöntemleri seçmektir. Çünkü hastalık yok hasta vardır. Ve obezite ve obeziteye bağlı sorunlar çağımızın en önemli sorunlarından biridir.

Ghrelin, halk arasında iştah hormonu olarak ta bilinir, obezite ameliyatlarından sonra seviyesi azalır. Ancak ghrelin iştah dışında da bedende farklı işlevler görür. Mesela kalp fonksiyonlarının korunmasında önemli etkileri vardır. Dolayısıyla ghrelini azaltan ameliyatlar aslında kalp rahatsızlıklarına da davetiye çıkarır. Bu küçük örnekte olduğu gibi, diyabet veya metabolik cerrahi yapmak teknik açıdan pek problem olmayabilir. Ama hangi hastanın fayda göreceğini, hangisinin göremeyeceğini iyi öngörmek gerekir. Bu da çok ameliyat yapmış olmakla çözülebilecek bir durum değildir. Bilgi, detaylı düşünme ve konuya hakim birden fazla doktorun görüşleri doğrultusunda değerlendirilen hastalarda hem yapılan işler daha etkili olur hem de sorun çıkma ihtimali en aza iner.


MODERN ÇAĞIN HASTALIĞI: OBEZİTE


Obezite modern dünyanın en önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Obezite sadece yağ birikmesi ve kilonun artması değildir. Bütün sistemi etkileyen metabolik bir hastalıktır. Bu nedenle tedavisinde multidisipliner çalışma gerekir. Endokrinoloji, Göğüs Hastalıkları, Kardiyoloji, Dahiliye, Genel Cerrahi uzmanları ve bu konuda özelleşmiş diyetislerin hep birlikte çalışması gerekir. Obezitede amaç sadece kiloyu azaltıp, hastayı zayıflatmak değildir. Obezitenin sebep olduğu bütün yandaş hastalıkları ve sıkıntıları düzeltmektir. Bunun için de hastayla birden fazla hekim ilgilenmelidir.

Cerrahi, obezitenin tedavisinde ilk seçenek olmamalıdır. Obezite ile ilgilenen bir merkezde incelenip, tedavi gördüğü halde ameliyat dışı yöntemlerle kilosunu veremeyen veya verdiği halde geri alan ve veya buna bağlı hastalıkların geliştiği kişilere cerrahi müdahale uygulanır. Ameliyat öncesi ciddi bir hazırlık gerektirir. Hastaların birçoğu ‘Ben bir çok diyet denedim, olmuyor’  diyor, ancak bu uygulamalar profesyonel olmayan bir şekilde gerçekleşiyor. Profesyonel bir ekibin değerlendirmesi ve diyeti düzenlemesi önemli. Diyetisyenler bir antrenör gibi. Programı uzmanların belirlemesi, diyetisyenin hastaya bunu nasıl yapmasını öğretmesi gerekir. Eğer uygun şekilde planlanmış ve yapılmış cerrahi dışı yöntemlerle kilo verilmesi veya korunması mümkün olmuyorsa o zaman cerrahi gündeme gelir.
Cerrahi her ne kadar ilk seçenek olmasa da obezite tedavisinde en etkili seçenektir. Ancak mide küçültme ameliyatları herkese yapılmamalıdır. Gerçek anlamda sağlık problemi olan veya ileride sağlık problemi olacak 'aşırı fazla' kilolu insanlara mide küçültme ameliyatı yapılmalıdır. Bugün bütün dünyanın kabul ettiği kriter vücut kitle endeksidir (VKİ). Optimal değerleri 23-25 kg/m2’dir. 18 kg/m2'den düşük olması da sağlıklı değil, 25kg/m2'den yukarısı olması da. VKİ  25-30 kg/m2 arası “kilolu",  30kg/m2'den sonra ise obezitedir. VKİ 35 kg/m2'den sonra ciddi obezite, 40 kg/m2'den sonrası ise hastalandıran (morbid) obezitedir. VKİ 50 kg/m2’yi geçtiğinde ise çok ciddi ve tehlikeli obezite söz konusudur.

Sleeve gastrektomi ve Bypass ameliyatları bilim dünyasının kabul ettiği yegane ameliyatlardır. Bunun dışındaki ameliyat yöntemleri için çoğu deneme aşamasında kabul edilmektedir ve bazılarını yapmak için Etik Kurulu’ndan ve devletten alınmış özel izinle, hastaya deneme- çalışma ameliyatı olduğunu bildirilerek yapılması gerekmektedir. Sleeve gastrektomi ve Bypass ameliyatlarının kimlere yapılacağına dair da çok net kriterleri vardır.

Gençlerde obezite cerrahisi için klinik kılavuzlar 16-18 yaş aralığında da çok ciddi kriterleri zorunlu tutar. Altmışbeş yaştan sonra ameliyatın sağlığa hiçbir katkısı yoktur. Sadece hastanın konforunu artırır.  Onsekiz - 65 yaş arasında yapılan obezite cerrahisi sadece görüntü değil, hastanın sağlığını düzeltir.  Tek başına yaş kriter değildir. Bir çok etkenleri de göz önünde bulundurmak gerekir

Obezitede genetik köken muhakkak etkilidir. Ama özellikle çocuklukta kazanılan yeme alışkanlıkları, çevresel etkenler obezitenin gelişmesinde etkilidir.  Günümüzdeki özellikle fast food tipi beslenme alışkanlıkları ve tembelliğe alıştırılan hayat tarzı obezite için en önemli hazırlayıcı zemindir. İnsanlar doğada var olmak için yaratılmışken apartmanlarda ve arabalarda yaşayarak tembelleşmişlerdir. Harcama azaltılıp, alım arttırıldığı için obezite ortaya çıkıyor. Bu nedenle harcamayı artırmak yani spor yapmak hem obezite tedavisi hem de tedavi sonrası kilonun korunması için çok önemlidir.