TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Ortopedi ve Travmatoloji

Doğumsal Ortopedik Bozuklukların Tedavi Yaşı Önemli midir?


Biz Ortopedi uzmanlarına en sık sorular arasında “ Çocuğumun doğumsal ortopedik bozukluğu (anomali) var, ne zaman ameliyat olabilir ?” . Evet, tedavinin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri  çocuğun ameliyat yaşıdır.

Ortopedik bozuklukların çoğu doğumsal olabildiği gibi bir kısmı gelişimsel veya sonradan kazanılmış bozukluklar olmaktadır.

Doğumsal bozuklukların tedavisi mümkündür. Deneyimli bir ekip tarafından (bir kısmının tedavisinde değişik uzmanlık alanlarının iş birliği gerekebilir) bu hastaların doğumdan itibaren takibi gerekir.

Üst ve alt uzuvlarda gördüğümüz doğumsal ortopedik bozuklar bir bölgeye has olabildiği gibi bir çok anomali aynı anda, beraber, hafiften ağır dereceye kadar görülebilir. Bu bozukluklar yumuşak dokuları, kemikleri, eklemleri veya tüm yapıları ilgilendirebilir.

Bu tutulumlara veya tutulan bölgeye göre tedavi yaşları değişebilir. Örnek vermek gerekirse, eğer elde başparmak yapışıklığı(sidaktili) söz konusu ise ameliyat yaşı 9. aydan sonra mutlaka planlanmalıdır. Tüm parmaklarda yumru gibi yapışıklık varsa özelliklede kemiklerde de tutulum görülüyorsa mümkün olduğunca  en kısa zamanda ameliyat yapılmalıdır.

Örnekleri çoğaltarak anlatmak ve ailelerimizi bu şekilde aydınlatmak doğru olduğu düşüncesindeyim.

Ayakta görülen örneğin çarpık ayak bozukluğunda tedavi doğar doğmaz uygulanan seri alçı uygulamaları başlar ve daha sonra düzelme derecesine göre takiplerde ameliyat planlanabilir. Vurgulamak istediğim, ortopedik bozukluklarda genel tedavi prensipleri yanında tutulum derecesi ve bölgesine farklı yaklaşımlar isteyebilir. Önemli olan bu hasta grubunun yakın kontrol altında olması gerektiğidir.

Bazı doğumsal ortopedik bozukluklar doğundan olabildiği gibi gelişimsel kalça çıkığı gibi zamanla ortaya çıkabilir. Eğer ailede bir kalça çıkığı öyküsü varsa doğan çocukları ileride kalça çıkığı riski açısından kontrol altına alınmalıdır. Doğumsal kalça çıkığında, kundak ve benzeri uygulamalarının zararları konusunda ailelerin uyarılması ve bilinçlendirilmesinde başta aile hekimlerimize büyük görev düşmektedir. Her doğan çocuğumuza mutlaka 6. haftada hiçbir zararı olamayan kalça ultrasonografisi (ses dalgaları sistemi ile çalışan bir cihazla eklemin görüntülendirilmesi) yapılmalı ve bunun sonucuna takibe alınmalıdır. Gelişimsel kalça çıkığında koruyucu yöntemler çok önemlidir. Gecikmelerde ne yazık ki yumuşak ve kemik dokuyu ilgilendiren ameliyatlar gündem gelebilir. Bu ameliyatlara rağmen  o bireyin ileride yaşam kalitesini bozan bir durumun gelişmesi kaçınılmaz olabilir.

Ortopedik bozuklukların tedavisinin planlanmasında ve uygulanmasında bazen diğer uzmanlık branşları ile iş birliği içinde çalışmak sağlıklı bir sonuca ulaşmak için zorunludur. Örneğin bir kısım ortopedik bozuklukların ameliyatından sonra cihaz kullanma ve fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarının uygulanması gerekmektedir. Aile ile sağlıklı bir işbirliği içinde olmak sonucu etkileyen önemli bir faktördür. Kısacası doğumsal ve sonradan gelişen ortopedik bozuklukların çoğunun tedavisi mümkündür. Ailenin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi, gereklilik halinde diğer uzmanlık dalları ile işbirliği içinde tedavi zamanının planlanması ve titizlikle hastanın takibinin çoğu zaman gelişme çağına kadar yapılması gerekmektedir.

Sağlıklı ve engelsiz bir yaşam dileği ile...


Osteoporoz

Osteoporoz hastalığı halk arasında kemik erimesi olarak da bilinir. Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi Uzmanı Op. Dr.  Enis Gürsel konu hakkında bilgi verdi. Vücuttaki kemiklerin kütlesi azalır ve kemiğin yapısı bozulmaya başlar. Bununla birlikte kemiklerde kırılganlık ve kırık riski de artar. Menapoz sonrası kadınlarda ve yaşlı erkeklerde daha çok görülen osteoporoz hastalığı, nüfustaki yaşlı sayısının artmasına bağlı daha sık görülmektedir. Yaşlandıkça kemik yoğunluğunun azalması normal bir süreç olmakla beraber, bazı insanlar erken kemik erimesi riski altındadırlar. Sigara içmek, düzenli beslenememek, hareketsiz yaşam tarzı, alkol kullanımı, erken dönemde menapoza girmek, küçük ve zayıf yapıda olmak, kronik hastalıklara sahip olmak osteoporoz riskini arttıran durumlardır. Normal bir kemikte kırılmaya neden olmayacak düşme ve çarpmalar, osteoporotik kemiklerde kırıklara neden olabilir. Osteoporoza bağlı kırıklar genellikle kalça, omurga ve el bileğinde görülmektedir. Kırık sonrası yaşam kalitesinde düşme olabileceği gibi, yaşamı tehdit eden ciddi sağlık problemleri ve hatta ölüm bile görülebilir.

Osteoporoz hastalığı kemiklerde kırık oluşana kadar herhangi bir belirti veya şikayet oluşturmayabilir. Kemiklerin zayıflamasına bağlı olarak basit yaralanmalarda bile kırık oluşabilir. Kırığa bağlı sırt, boyun ve belde ağrı görülebilir. Kamburluk gelişebilir. Bu nedenle osteoporoz, kırık oluşmadan önce tanınması ve tedavisinin başlanması gereken bir hastalıktır.  Osteoporoz tanısı, kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA) ile konulabilir. DEXA, yöntem olarak uygulanması oldukça basit bir tetkiktir. Bu tetkikle, kemiklerin yoğunluğu ölçülüp, kemik erimesinin derecesi hesaplanır. Sonuca göre uygun ilaç tedavileri başlanır.

Sonuç olarak kemik erimesinden korunmak veya kemik erimesi var ise zamanında tedavi olmak hayati önem taşımaktadır. Osteoporozdan korunmak için normal bir vücut ağırlığına sahip olunmalı, düzenli egzersiz yapılmalı, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Besinlerimizde yeterli protein, kalsiyum ve D vitamini bulunmalıdır. Osteoporoz açısından risk altındaki hastalar ve menapoz sonrası kadınlar mutlaka düzenli olarak DEXA testini yaptırmalıdır. Bu kişilerin hastalık tanısı alması durumunda hemen tedavilerine başlanmalıdır.

BİLİNÇSİZ YAPILAN SPOR ZARAR VERİYOR

Spor yaralanması” denildiğinde insanların aklına ilk başta profesyonel sporcuların geldiğine dikkati çeken Şerifoğlu, “Ancak orana baktığımızda spor yaralanmasına maruz kalanların yalnız yüzde 5’inin profesyonel sporcular olduğunu görüyoruz. Yaralanmalara maruz kalanların yüzde 95’ini sporu bilinçsizce yapanlar oluşturuyor.

 Bu yüzde 95’lik kesim bir kısmı zayıflama uğruna, forma girme amacıyla bilinçsiz bir şekilde spor yapıyor. Bir kısmı da halı sahalarda yapılan maçlarda sakatlanıyor. Burada da aynı şekilde bilinçsiz yapılan sporun zararları karşımıza çıkıyor.

Spora başlamadan önce uyulması gereken önemli kurallar vardır. İlk önce insanın kendi vucüdunu tanıması gerekiyor. Spor yapacak kişinin vücudunun, yaş grubunun, sağlık durumunun hangi spora elverişli olduğunun bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. İkincisi spor yapacak kişi temel konularda eğitilmiş olmalı. Özellikle hangi hareketlerde zorlanırsa nasıl ağrılar oluşabilir ve bunlardan nasıl kaçınabilir, ayrıca sakatlık durumlarında ilk tedavi nasıl olmalıdır? Spor yapacak kişinin bu tip bilgileri öğrenmesi gerekir.

Dizinde kireçlenme olan birine, birden bire ‘sen yürüyüş yapacaksın ya da koşacaksın’ diye denilemez. Hasta kendi aldığı kararla iyi geleceğini düşünerek yürüyüşe başlayabilir. Bu durumda sporun yararından çok zararı olur. Ya da hasta dizlerinde kireçlenme olduğunu dahi bilmeyebilir. Muayene olmakta fayda var. Muayene sonucu dizlerinde kireçlenme olan birisine koşu yerine yüzme tavsiye edilebilir.

Spor yaralanması sonucu gelen bazı hastalarıma diyorum ki; ‘Spor sağlığa zararlıdır’ Tabii biraz şaşırıyorlar. Ancak bilinçsiz ve kuralına uygun yapılmayan spor sağlığımıza fayda sağlamak bir yana önemli zararlar verebilir. Sapasağlam iken spor yapacağım diyerek kendini sakatlayan çok hastamız geliyor. Özellikle halı sahalarda... Bir de şöyle durumlar var; son olarak gelen bir hastam dizleri kireçli, zor yürüyebiliyor, eklem hareketlerini yapamıyor, ancak buna rağmen evine koşu bandı almış. Evde koşu bandında spor yapan hastamızın eklemlerinde sürtünme arttığı için ağrıları da daha artmış

Spor yaralanmalarının iki sebepten kaynaklanır. Kişinin kendisinden kaynaklanan bozukluklardır, bir diğeri de çevre şartlarının bozuk olmasıdır. Kişinin kendinden kaynaklanan bozukluklar aşırı şişman olması ya da dizlerinde kireçlenmesi olan birinin o bölgeyi aşırı zorlaması veya aşırı hırslı olup mutlaka ben bu işi başaracağım deyip, vücuduna kaldırılabileceğinden fazla yüklemesidir. Çevre faktörlerinin bozuk olmasına ise halı sahada maç yaparken uygun bir ayakkabı giyilmemesini ve eldiven kullanmadan kaleye geçilmesini örnek gösterebiliriz.

ISINMAYI İHMAL ETMEYİN

“Bunların dışında 19.00’da maçımız vardı. Maça 5 dakika kala gidelim başlayalım gibi bir yaklaşımın olmaması gerekiyor” diyen Şerifoğlu, “Spor öncesinde ısınma ve esneme egzersizleri çok önemli. Kaslarımızı yeterince esnetmez ve ısıtmazsak ani hareketler sonucu direk yırtılma oluşabilir. Yırtılmada ameliyata kadar gidebilecek yaralanmalara neden olabilir. Bu nedenle spor öncesi ve spor sonrası yapılacak hareketler çok önemli. Spor sonrasında yapılan hareketler de erken dönem yorgunluğunu önleme amaçlıdır” şeklinde konuştu.

Spor yaralanmalarının büyük çoğunluğunun basit hasarlardan oluştuğunu dile getiren Şerifoğlu, “Yüzde 30 gibi de uzun süreli tedavi gerektiren sakatlıklar meydana gelebiliyor. Hasarın ilerlemesini engellemek çok önemli. Biz buna ilk tedavi diyoruz. En basitinden akut durumlarda o bölgeye buz uygulamak ve o bölgenin yukarıya kaldırılması ve sabitlenmesi önemli. Bunların yapılmasının ardından acil olarak bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Halı sahada yaralanıp çıkıkçıya gidip 10-15 gün sonra ağrıları geçmeyince bize gelenler var. Bu tip durumlarda en korktuğumuz şey özellikle tedavisi gecikmiş damar yaralanmaları ya da sinir yaralanmalarıdır ki, en çok aşırı sıkmalarda veya kontrole gelmeyen hastalar üzerinde oluşabiliyor. Bunlar da kalıcı sakatlıklara varabilir. Spor yaralanmaların çok küçük bir kısmında ameliyat gerekiyor. Doktora gelmekten çekinmesinler, takipteki amacımız kalıcı hasarların oluşmasını engellemek” diye konuştu.