TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Dermatoloji


ÜRTİKER

Halk arasında kurdeşen veya dabaz olarak bilinen hastalıktır. Toplumun yaklaşık %20’si ömründe 1 kez ürtiker atağı geçirebilir.

Deride kızarma, kaşınma, kabarıklıklar ile karakterize vasküler bir hastalıktır. Kabarıklıklar lokalize bir ödem sonucu oluşur. Bazen ödemli bir plak, bazen de ortası iyileşmiş harita tarzı bir kızarıklık olabilir.

Lezyonlar 1-2 saat ile 12 saat arasındaki bir sürede kaybolur, fakat diğer bölgelerde yenileri oluşmaya devam eder. Ürtiker akşam saatlerinde daha çok oluşup, sabah saatlerinde genellikle kaybolur. Ürtiker daha derin dokuları tutarsa buna anjiyo ödem denir. Bunda dudaklarda, göz kapaklarında, el ve ayak tabanlarında şişmeler meydana gelir. Deri dışında sindirim sistemi ve solunum yolları tutulumu olursa karın ağrısı, midede dolgunluk hissi gelişir. Solunum yollarında ise seste çatallanma hissi, yutkunurken takılma hissi, nefes darlığı ve hastada panik hali görülür. Anjiyo ödemde hayati tehlike olabildiğinden acil müdahale gerektirir. Çok nadiren de anaflaxi ve hipotansiyon oluşabilir.

Ürtikerler genellikle süresine göre sınıflandırılırlar. 6 haftaya kadar olan ürtikerlere akut ürtiker, 6 haftadan uzun sürenlere ise kronik ürtiker diyoruz. Akut ürtiker daha çok genç yaş ve çocuklarda olurken, kronik ürtiker orta yaşta başlar ve uzun yıllar ataklar halinde devam edebilir.

Ürtiker plaklarının oluş mekanizmasında kapiller damar çevresinde bulunan mast hücrelerinden salınan histamin vb. maddeler sebep olur. Bunlar damar geçirgenliliğini arttırarak cilt ve cilt altında ödeme sebep olurlar ve ürtiker belirtilerine neden olurlar.

Ürtiker yapan sebepler:


İLAÇLAR

Penisilin, sefalosporin vb. antibiyotikler

Asprin vb. ağrı kesici ve antienflamatuarlar ve kas gevşeticiler

Radyo kontrast maddeler en sık ürtiker yapanlardır.

Özellikle ileri yaşta olan kişilerde sık gelişir ve ürtikerde ilaçlar mutlaka sorgulanmalıdır.


BESİNLER

Çocuk ve genç yaş gurubunda daha sık görülür. Besin alındıktan 90 dakikalık süre içinde genellikle gelişirler.

Paketli gıdalar, süt ve süt ürünleri, balık ve deniz ürünleri, yumurta, fındık, fıstık, çilek, muz, kivi, domates, çikolata ve baharatlar ürtiker yapan en sık karşılaştığımız gıdalardır.


ENFEKSİYONLAR

Bütün enfeksiyonlar (viral, bakteriyal ve mantar enfeksiyonlar)ürtiker yapabilmekle beraber en sık kadınlarda üriner enfeksiyon, çocuk yaş gurubunda ise üst solunum yolu enfeksiyonları özellikle streptokok enfeksiyonlar ile ilişkili olabilir. Daha nadir olarak diş, sinüs, safra kesesi, prostat enfeksiyonları, midede yerleşen helikobakter plori bakteri enfeksiyonu, kronik hepatit B ve C gibi viral enfeksiyonlar ürtikere sebep olabilirler.

PARAZİTLERE bağlı ürtikerde ülkemizde sık görülmektedir.

SOLUNUM YOLU ALLERJENLERİ özellikle çocuk yaş grubunda kronik ürtiker ve atopik dermatite sebep olurlar. Bunlar bitki polenleri, ev tozu akarları, küf mantaları, kuş ve diğer hayvan tüyleri, sigara içilmesi, kozmetikler ve spreyler ürtikere sebep olduğu bilinmektedir.

KOLLOJEN DOKU HASTALIKLARI VE MALİNİTELER de ürtiker yapabilmektedir.

EMÜSYONEL STRES ve ALKOL de ürtikeri tetikleyebilmektedir.

AŞILAR,KAN ÜRÜNLERİ VE ARI VE BÖCEK SOKMALARI ürtiker ve anjiyoödem yapabilir.

Daha nadir görülen fiziksel kaynaklı ürtikerlerde mevcuttur:

1. Dermografik ürtiker: Deriye travma ve kaşıntıdan birkaç saniye yada dakikadan sonra ortaya çıkan ortası beyaz,çevresi eritermli,keskin sınırlı ürtiker tarzında olur.

2. Soğuk ürtikeri: Soğuk mevsimde vücudumuzun açık yerinde gelişir.

3. Sıcak ürtiker: 43 derece üzerindeki sıcaklıklarda daha çok meydana gelir.

4. Güneş ürtikeri: Güneş koruyucularla önlenebilir.

5. Basınç ürtikeri: Yürüyüşlerden sonra ayak tabanlarında ve uzun süre oturmaya bağlı kalçalarda gelişebilir.

6. Akuajenik ürtiker: Su değen bölgelerde gelişir.Suyun ısısıyla bağlantılı değildir.

7. Egzersiz ürtikeri: Egzersize bağlı vücut ısısı arttığında 5-30dakika sonra oluşan ürtika plakları ile seyreder

8. Vibratuar ürtiker: Uzun süreli mesleki vibrasyon maruziyetinden sonra oluşur. Darbeli matkap gibi


TANI

Tipik klinik görünümü sebebi ile tanı kolaydır. Fakat sebebini tespit etmek her zaman kolay olmayabilir. Ayrıntılı anamnez akut ürtikerde yeterli olabilir. Verilen antistaminikler ile ürtiker 1 hafta gibi bir sürede iyileşebilir. Bunlarda araştırmaya gerek yoktur. Fakat kronik ürtikerlerde araştırmak mutlaka gereklidir. Ancak bunlarda bile %30-40’ında sebep bulunulabilmiştir. Kan,idrar ve gaita tetkikleri yapılır.Sinüs problemleri varsa radyolojik tetkik yapılır.Diş grafileri, boğaz kültürü, batın ultrasonografisi, idrar kültürü gizli enfeksiyonları tespit etmede faydalı olabilir. Tahlillerinde anormal bir bulgu yoksa allerji testleri yapılabilir. Allerji testleri solunum yolu ile alınan allerjenler ve ağız yoluyla alınan alerjik gıdaları tespit etmek için yapılır.


TEDAVİ

Akut ürtiker tedavisinde temel ilaç antistaminik ilaçlardır.Akut atak nedeni saptanabilirse bu tetikleyici faktör uzaklaştırılmalıdır.Antistaminik tedaviye yanıt vermeyen ürtikerlerde sistemik kortikosteroidler genellikle etkili olabilmektedir.Bazı olgularda histamin 2 blokerleri kullanılabilir.Nadiren fototerapi ve kalsiyum kanal brokerleri kullanılabilir. Plazmaferez, İVİG ve kronik immünospresif tedavi verilebilir.

Anjiyoödem tablosu varsa ve larinks tutulumu belirgin olan hastalarda antihistaminik ve sistemik kortikostoroid tedavisine cevap alınamıyorsa, anaflaktik şok riski nedeni ile sitemik adrenalin kullanılması gerekebilir.

Fiziksel ürtikerlerin tedavisinde sürtünme, sıcak, soğuk, su ve güneş gibi etkenlerin uzaklaştılıması ile ürtiker kontrol altına alınabilir.

Gıda ve gıda katkı maddelerinin ürtikeri tetikleyeceği belirtilerek diyet günlüğü tutması önerilebilir. Şüpheli besinlerin uzaklaştırılması diyeti yararlı olabilir.

Uyku bozukluğu ile giden ürtikerlerde antidepresanlarda kullanılabilir.

Yerel tedavide ılık veya soğuk banyo, duşlar, soğuk yaş pansuman sınırsız önerilir. Mentol vb. içeren ferahlatıcı, kaşıntı dindirici losyonlar kullanılabilir.


KONTAKT EKZEMALAR

Dış etkenlerle oluşan ekzemalara (dermatit) kontakt ekzemalar denir. Kontakt ekzemaları meydana getiren bu maddelere irritanlar denir. Akut fazda genellikle kızarıklık, şişlik, veziküller ön planda iken kronik fazda kuruluk, kabuklanma, deride kalınlaşma ve çatlaklar ön planda olur.

Dış kaynaklı bir veya birden fazla etken sorumludur. Deride immunolojik cevap oluşturmadan bazı mediatörleri uyararak inflamatuar reaksiyonları başlatırlar. İrritanların sürekli ve tekrarlayıcı teması ile inflamasyonu takiben deride doku hasarı başlar. Deride batma, sızlama, yanmanın yanı sıra kuruluk ve gerginlik hissi oluşur. Alkali veya asitlerin meydana getirdiği ciddi doku hasarlarında ise kimyasal yanıklar ortaya çıkar.

İrritan kontakt ekzemalar temas bölgesi dışına yayılma göstermezler.


HİPERHİDROZİS (Aşırı Terleme)

Terleme fizyolojik bir olaydır. Her insanda yaklaşık 2-4 milyon ter bezi vardır. Yoğun olarak el ve ayak tabanlarında, koltuk altlarında bulunur.Temel görevleri vücut ısı dengesini sağlamaktır.

Hiperhidrozis ise aşırı mikirtarda ter salgılanmasıdır. Yaşa, cinsiyete, beslenme ve iklim koşullarına göre değişir. Fakat bazı kişilerde kronik hale gelen hiperhidrozis ise sosyal ve profesyonel yaşamı etkileyen bir hastalık tablosudur.Ayrıca kötü kokuya mantar ve viral hastalıklara ve çeşitli dertmatitlere sebep olabilir.

Hiperhidrozis ile gelen hastada olayın yapısal mı,yoksa başka bir hastalığa sekonder mi olduğu ekarte edilmelidir.Obezite, menapoz, akut ve kronik ateşli hastalıklar, diyabet, hipertiroidi, maligniteler ve hastanın kullandığı bazı ilaçlar(antidepresanlar vb.) gözden geçirilmelidir.

Sekonder hiperhidrozis genellikle tüm vücutta yaygındır. Primer ise genellikle bölgeseldir. El-ayak, yüz veya koltuk altları gibi.

Bazı kişilerde ise sıcak ve baharatlı yiyeceklere bağlı aşırı yüz terlemesi olabilmektedir. Bölgesel hiperhidrozisde özellikle duygusal faktörler rol oynar ve %30-50 olguda aile öyküsü vardır.

Bölgesel hiperhidrozisde tedavi

1) Topikal tedaviler: Alüminyum tuzu içeren kremleer,sprey ve deodorantlar. Etki süresi kısa ve çok etkili değillerdir. Ayrıca irritasyona sebep olabilirler.

2) Oral tedaviler: Etkili bir tedavi yoktur. Stres azaltıcı ilaçlar kullanılmış veya tedaviler kullanılmış fakat pek etkileri görülmemiş.

3) İyontoforez: Özellikle el ve ayak terlemesinde kullanılır.Haftada birkaç gün uygulanması gerekir. Etkili bir yöntemdir. Fakat çalışan kişilerde uyumu zordur.

4) Cerrahi yöntemler: Sempatektomi özellikle el ve ayak terlemelerinde etkili bir yöntemdir. Kullanımı kısıtlıdır.

5) Botillinum toksini enjeksiyonu: Koltuk altı terlemesinde kolaylıkla uygulanır ve etkili bir yöntemdir. Yılda bir veya iki kez uygulanması yeterlidir. El ve ayak tabanlarında ise ağrılıdır. Nadiren kas güçsüzlüğüne neden olabilir. Enjeksiyonlar 6-8 ayda bir tekrarlanmalıdır.


DERİ YAŞLANMASI

İnsan hayatının uzaması ile birlikte son yıllarda cilt yaşlanmasının geciktirilmesine olan ilgi artmıştır. Deri yaşlanması içsel (genetik) ve dışsal (foto yaşlanma) olmak üzere iki grup altında incelenir. Genetik yapıya bağlı deri yaşlanması kaçınılmazdır, fakat foto yaşlanma önlenebilir yada geciktirilebilir.

Güneş ışınlarına maruziyet, özellikle açık tenli bireylerde cilt yaşlanmasının başlıca sebebidir. Ciltte lekeler, kırışıklılar,sarı renk değişikliği,kılcal damarlarda belirginleşme ve cilt kanserlerinde artışa sebep olmaktadır. Ultraviyole ışınları deri kollajen liflerinde yıkıma ve hücre DNA sında bozulmalara sebep olur.

Güneş ışınlarından korunma bebeklikten başlanmalıdır. Yaz aylarında ince, açık renkli keten kıyafetler, geniş kenarlı şapkalar, gözlük ve güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır.Saat 10-15 arasında güneşten kaçınılmalıdır.

Sigaranın da deri yaşlanması ve kırışıklık oluşmasında etkili olduğu bilinmektedir. Sigara içenlerde dudak çevresinde dikey kırışıklıklar, yüzde kırışıklıklar, mat görünümlü cansız kuru bir cilt, el parmaklarında sararma gözlenmektedir. Ayrıca dudak ve ağız içi kanserlerde artış olur. Sigara içmenin güneş ışınlarına göre daha fazla deri yaşlanmasına sebep olduğu belirlenmiştir. Sigara içenlerde içmeyenlere göre iki kat daha fazla kırışıklıklar saptanmıştır.

Menapoz sonrası kadınlarda östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak deride incelme, kuruluk, kırışıklık artışı, elastikiyet azalması ve deri kan akım azalması olur.

Ayrıca kuru ciltli kişilerde pullanmaya bağlı beyaz-gri bir cilt rengi olur ve kırışıklıklar daha erken belirir. Bu etkilerden korunmak için bol su içilmeli ve cilt nemlendirilmelidir.

Cilt yaşlanmasını geciktirmek için antioksidan özelliği olan bol vitamin, mineral ve eser elementler içeren taze meyve ve sebzelerle beslenmeli, toksinlerden uzak durmalı, çevresel ve psikolojik streslerden kaçınılmalıdır.