TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Göz Hastalıkları


KATARAKT TANIMI:


Katarakt hastalığı kendi doğal merceğimizin saydamlığını kaybetmesi sonucu görme azlığına neden olan bir hastalıktır.


KATARAKT NEDENLERİ:


Katarakt yaşa bağlı oluşan bir hastalık olsa da hayatın her döneminde görülebilen bir hastalıktır. Bunun yanında ailesel yatkınlığı olanlarda, bazı doğumsal hastalıklarda, kortizonlu ilaçlar kullananlarda, göz travmalarında, ilerlemiş diyabet hastalarında ve uzun süre güneş ışığına maruz kalanlarda daha sık görülmektedir.


KATARAKT BELİRTİLERİ:


Katarakt hastalığı en sonunda görme kaybına neden olsa da; başlangıçta kendini göz numaraları da değişme, gece ışık parlaması, renklerde solma ve gözde renk değişikliği şeklinde kendini gösterebilir.

Bu tür şikâyetleri olan kişiler bir göz hekimine başvurduğunda ayrıntılı bir muayene ve ileri tetkikler sonrasında katarakt hastalığı tespit edilir.


KATARAKT TEDAVİ YÖNTEMLERİ:


Katarakt hastalığının tedavisi cerrahi operasyonla yapılır. Operasyonla göz merceğimizin buğulu olan kısmı alınarak mercek kapsülü yerinde bırakılır ve alınan merceğin yerine aynı görevi yapacak olan yapay mercek tekrar konulur.

Katarakt operasyonları daha çok dikişsiz fako yöntemi ile yapılsa da operasyonun başarısını artırmak ve komplikasyon olasılığını azaltmak için femtosaniye lazerle yapılan operasyonlar tercih edilmektedir. Bıçaksız lazer katarakt operasyonu olarak da bilinen bu yöntem sayesinde bilgisayar kontrolünde femtosaniye hassasiyetinde yapılan operasyonun başarısı daha yüksektir.


Operasyon sırasında kullanılan merceklerin kalitesi ve fonksiyonu operasyon başarısını etkileyen diğer faktörlerden biridir. Kullanılacak merceklerin materyal özellikleri vücutla olan biyouyumda esas etkendir, ayrıca ileri mercek üretim teknolojileri sayesinde görüş kalitesi belirgin olarak artmakta ve makula dediğimiz sarı nokta güneşin zararlı etkilerinden korunmaktadır.


Yine günümüz teknolojilerinin nimetlerinden olan akıllı lensler sayesinde uzak ve yakın gözlüklere ihtiyaç kalmadan görmemiz mümkün olmaktadır. Akıllı lenslerin kullanıldığı katarakt operasyonlarını sanki gözlükten kurtulma operasyonu gibi de değerlendirebiliriz. Katarakt ameliyatları artık sedasyon altında damla anestezi ile yapıldığından günübirlik ağrısız operasyonlardır. Hastalar gün sonunda sağlığına kavuşmuş olurlar.

TIBBİ BİRİMLER

Göz Sağlığı ve Hastalıkları


TEKNOLOJİ GÖZÜNÜZÜ KURUTMASIN!

Teknolojinin gelişmesiyle insanların günlük faaliyetleri değişiyor. Günümüz yaşantısında bilgisayar, televizyon, tablet, akıllı telefonlar, HD yayın 3D yayın gibi giderek artan sayıda farklı ortam gözlerimizi zorluyor. Teknolojik aletler ile yakın temasta olmak, bilgisayar kullanımının giderek artması, kapalı ortamlarda uzun süre çalışma, kontakta lens kullanımı gibi faktörlerin artmasıyla beraber göz kuruluğu genç yaşlarda bile görülebiliyor.

Gözleriniz, göz yüzeyini korumak için kesintisiz bir gözyaşı tabakasına gereksinim duyar. Buna gözyaşı filmi denir. Gözyaşı salgısı, erkek ve kadınlarda ilerleyen yaşla birlikte azalır. Oysa insan ömrünün uzamasıyla birlikte artık ilerleyen yaşlarda da net görmeye ihtiyaç duyuyoruz. Eskiden görme ihtiyacı uzağı veya ince ayrıntıları fazla gerektirmezken, günümüz yaşantısında bilgisayarlar, LCD ekranlar, HD yayın, 3D yayın gibi giderek artan sayıda ortamda net görmeye ihtiyacımız var.

Normalde insanlar günde ortalama 10 bin defa göz kırpıyor. Bu, uyanık olduğumuz saatleri göz önünde tutarak hesaplandığında yaklaşık olarak dakikada 12 defa göz kırptığımız anlamına geliyor.

Göz kırparken hiçbirimiz farkına bile varmayız. Ama göz yüzeyimiz kuru olursa canımız yanar. Kuruluk hafifse uykumuzu iyi alamamışız gibi bir his, orta şiddetteyse batma, yanma gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Gözyaşının hiç olmaması daha az görülür ancak görme kaybına kadar gidebilir.

 

Göz Kuruluğu Ofisteki Başarıyı Etkiliyor

Normalde dakikada 12 defa göz kırptığımız halde, okurken, bilgisayar karşısında, araba kullanırken ve televizyon izlerken göz kırpmayı unutuyor, farkında olmadan ihmal ediyoruz.

Bu sayı dakikada 4-5 kereye iniyor. Bir de ortam klimalı, yani gözyaşını buharlaştıracak, göz yüzeyimizden üfleyerek uzaklaştıracak şekilde havalanıyorsa, o zaman gözyaşımız hızla buharlaşıyor ve göz kırparken kurumuş göz yüzeyi ile göz kapağı birbirine sürtünüyor. Bu da bizim aslında hiç hissetmememiz gereken bir duygu olan göz kapağımızın varlığını, göz kırpmanın yarattığı huzursuzluğu hissetmemize neden oluyor.

Birçok kişi kuru göz belirtilerini yanlış olarak alerjilerle, iklim koşullarıyla ya da basitçe göz zorlanmasıyla açıklıyor. Oysa kitap okuma, bilgisayar kullanma gibi aktivitelerde kuru göz hastaları 3-5 kat fazla problem yaşıyor.

EXCİMER LAZER

Toplumda en sık rastlanan göz rahatsızlıkları kırma kusurları olarakta bilinen miyop, hipermetrop ve astigmattır. Kırma kusurlarının tedavisinde gözlük, kontakt lens ve lazer uygulanmaktadır. Gözlük ve kontakt lenslerin kırma kusurlarının tedavisinde geniş bir kullanım alanı olsa da aktif yaşam içerisinde bazı zorluklarıda beraberinde getirmektedir.  Bu nedenle gözlük ve kontakt lens tedavisine alternatif olarak geliştirilen lazer tedavisi günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Lazer tedavisindeki ana amaç gözlerdeki numara eksikliğini ya da fazlalığını kalıcı olarak düzeltmekten geçmektedir.Bu sebeple teknolojinin gelişmesine paralel olarak değişik lazer tedavi yöntemleri geliştirilmektedir.
Bunların ilki PRK, lazek ya da notouch olarak bilinen yöntemdir. Bu tedavilerin arasında çok küçük farklılıklar olmasına rağmen ana fikir aynıdır.

Gözümüzün kornea tabakasının en üstündeki epitel tabakası farklı şekilllerde kaldırılarak lazer tedavisi uygulanır. Kırma kusurları lazer ile düzeltildikten sonra gözümüzün daha kolay iyileşmesi için kontakt lens ile kapatılır. İlaç tedavisine başlanılır. Kornea yüzeyi iyileştikten sonra kontakt lens alınır. Operasyon damla anestezi ile yapılır.

Kornea yüzeyi iyileştikten sonra kontakt lensleri alınır. İlk uygulamaya başlanan tedavi yöntemlerindendir. Günümüzde de uygun hastalara uygulanmaktadır.

İyileşme süreci diğer yöntemlere göre daha uzundur. İlk günlerde yanma, batma ve sulanma şikayetleri daha fazladır. Yüksek numaralarda tercih edilmez. Korneası ince olan düşük numaralı hastalaara uygulanan bir yöntemdir. İyileşme sonrası gözde herhangi bir iz ya da belirti bırakmaz.
Günümüzde tedavi aralığı dar olsa da uygun hastalarda 30 yıldan beri başarı ile uygulanmaktadır.

BESLENMENİZİ RENKLENDİRİN GÖZ SAĞLIĞINIZI KORUYUN

Çevresel faktörler, yoğun iş temposu ve genetik özellikler göz sağlığında çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Yoğun iş temposundan dolayı saatlerce bilgisayar kullanımı göz sağlığını da derinden etkiliyor.

İşte bu noktada doğru beslenme devreye giriyor ve gözleri birçok hastalığa karşı koruyarak bazı hastalıkların ilerlemesini yavaşlatıyor. A,C ve E vitaminlerini içeren besinler, çinko, selenyum gibi mineraller, özellikle omega 3 ve benzeri antioksidanları içeren gıdaları tüketmek göz sağlığımız açısından çok önemli. Ayrıca, ıspanak, patates ve badem gibi yiyeceklerin de sofradan eksik edilmemesi gerekiyor.

Çünkü sağlıklı gözlere sahip olmak için vücudumuzun düzenli olarak vitaminlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle doğal beslenmek, göz sağlığını korumak için ilk adım olarak karşımıza çıkar. Özellikle bilgisayar başında saatlerce oturan insanların bu besinleri daha fazla tüketmeleri gerekiyor.

Göz sağlığı için büyük önem taşıyan vitaminlerin başında ise A, E, C ve B2 vitaminleri, Omega 3 ve 6 yağ asitleri ile çinko, magnezyum gibi minareler gelir. Göz sağlığı için mutlaka yenmesi gereken besinlerin arasında ayçekirdeği, fındık, somon ve biber ile birlikte A vitamininin bolca bulunduğu süt ürünleri ve tüm kırmızı, yeşil, turuncu meyve ve sebzeler gelmektedir. A vitamininin yeterli miktarda tüketilmesinin başta gece körlüğü, göz kuruluğu olmak üzere katarakt oluşumunu geciktirdiği bilinmektedir.

E vitamini gözler için en aktif antioksidanlardan biridir. Artan göz hastalıklarında vücudumuzu ve gözlerimizi dış etkenlerden koruyan; Ayçiçek yağı, zeytinyağı, ceviz, tereyağı, kırmızı et, avokado, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, mango, muz, buğday ve keten tohumu E vitamini bakımından zengin olup sarı nokta hastalığı ve kataraktı önlemesinde faydalıdır.

Bilgisayar kullanıcılarının en büyük sıkıntısı ‘Computer Vision Syndrome (bilgisayara bakma sendromu)’ olarak bilinmektedir. Normalde dakikada 14-18 defa gözümüzü kırparken bilgisayar karşısına geçtiğimizde göz kapaklarımızı kırpma sayımız 6-7’lere düşmektedir. Azalan göz kırpmasıyla yeteri miktarda gözyaşı salınamamakta ve göz küresi yeteri miktarda ıslanamamaktadır. Sonuç olarak göz de belirgin bir şekilde göz kuruluğu ortaya çıkmaktadır. Ofis gibi klimalı ortamlar, sıcak yaz ayları gibi gözyaşı buharlaşma hızının arttığı ve ortam neminin azaldığı durumlarda bilgisayar kullanıcılarının şikayetleri artmaktadır.

Göz kuruluğunun doğal çözümü ise ilk olarak vücudumuza yeteri kadar sıvı almak, bulunduğumuzun ortamın havasını nemlendirmek ve klima etkisinden kaçınmakla başlar. Rezene içerdiği B ve C vitaminleri, potasyum kalsiyum ve magnezyum ile göz kuruluğuna da faydalıdır. Aynı zamanda, bol miktarda alınan omega 3 ve 6 besinleri gözyaşı kalitesini artırarak gözlerde yanma ve tahrişi önlemektedir. Tüm bu besinler insan vücudunun en güzel organlarından biri olan gözler için birer sağlık deposu olarak sofralardan eksik edilmemesi gereklidir. Gözlerinizle ile ilgili herhangi bir rahatsızlık hissedilmesi durumunda ise hastaların mutlaka teşhis ve tedavi sürecini en kısa sürede bir uzmana başvurarak başlatması ise en önemli noktadadır.

GLOKOM


Halk arasında karasu hastalığı olaraktan bilinen glokom, dünyada kalıcı görme kayıplarının en önemli sebebidir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür ve hastaların yüzde onunda körlük ile sonuçlanır.

Glokom, göz içi basıncının yükselmesiyle giden görme sinirinin giderek zayıflamasına ve böylece görme kaybına yol açan ciddi bir hastalıktır.

“Göz içi basıncının uzun süre yüksek olması nedeniyle görme siniri zarar görür. Glokom, optik sinirin, yani görüntüleri gözden beyine aktaran sinirin bir hastalığıdır. Optik sinir, çok sayıda sinir lifinin bir araya gelmesi ile meydana gelir Optik sinir liflerinde hasar olduğu zaman, görme alanında kör noktalar oluşur. Bu kör noktaların genellikle erken teşhis edilmesi zordur. Sinirin büyük kısmı hasar gördüğünde konulan teşhis ise çok geçtir.
Glokom, yavaş ilerleyen ve geri dönüşü olmayan görme siniri hasarına ve sonuç olarak görme kaybına yol açarak körlüğe neden olabilir.

Glokom için tam bir tedavi yoktur ve görme kaybını geri getirmek mümkün değildir; yine de erken tanı ve doğru tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve geciktirilebilir.

Kimler risk grubundadır.?

Genetik, ailenizde glokom öyküsü varsa,
Yüksek ya da düşük vücut tansiyonu
Göz içi iltihabı (Üveit)
Yüksek ya da düşük vücut tansiyonu
40 yaş üzerinde iseniz,
Herhangi bir nedenle uzun süre kortizonlu ilaç kullanmışsanız,
Şeker hastasıysanız,
Yüksek miyopi ya da hipermetropi
Göz yaralanmaları
Migren
Kansızlık

GÖZ İÇİ BASINCI (GÖZ TANSİYONU)

Glokom tedavisinde değiştirilebilir tek risk faktörü yüksek göz içi basıncı oluğundan, hastalar genellikle hangi aralıkta göz içi basıncının normal kabul edildiğini bilmek isterler. Ancak “normal” değer kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bir kişi için normal değer kabul edilen değer başka bir kişi için yüksek kabul edilebilir. Hatta normal sınırlarda olan göz içi basıncına sahip kimselerde bile glokom gelişebilir.
Göz sinirine zarar vermeyen değerler normal kabul edilen değerlerdir.

Göz içi basıncı > 20 mmHg = DAHA YÜKSEK RİSK
Göz içi basıncının artışı glokom gelişimi açısından bir risk faktörü olabilir.

GLOKOM TİPLERİ

İki ana glokom tipi vardır: primer açık açılı glokom ve kapalı açılı glokom.
Primer açık açılı glokom en yaygın glokom türüdür ve olguların neredeyse %90’ından sorumludur.

AÇIK AÇILI GLOKOM

Glokom hastalarının büyük bir kısmı bu gruptadır. açık açılı glokomlu hastalarda hastalık belirgin bir belirti vermeden yavaş ve sinsi bir şekilde seyreder. ancak son evrelerine geldiğinde fark edebilir. bu durumdaki hastalarda göz siniri büyük oranda tahrip olmuş görmenin bozulduğunu ve görme alanının daralmalar meydana gelmiştir.

KAPALI AÇILI GLOKOM

Akut ya da dar açılı glokom olarak da bilinen kapalı açılı glokom, iris ve kornea arasındaki açının normale göre daha dar olması nedeniyle göz sıvısının drenajının güçleşmesi ve göz basıncında ani artış olmasından kaynaklanır. Kapalı açılı glokom, hipermetroplarda daha yaygındır. açık acılı glokomlu hastalarda hastalık belirtileri sinsi seyrederken kapalı açılı glokomlu hastalarda belirtiler etkili bir şekilde karımıza çıkar birden şiddetli bir ağrı, kızarıklık, görmenin bulanıklaşması ve azalması, ışığa hassasiyet bulantı kusma rastlanmaktadır. yüksek göz tansiyonu acil olarak ilaç tedavisi ile düşürülmelidir. ilaç tedavisinin etki etmediği durumda lazer uygulaması veya glokom ameliyatı yapılabilir.

Belirtiler;

Baş ağrısı
Göz ağrısı
Bulantı
Gece ışıkların etrafında halelerin oluşumu
Bulanık görme

Yukarıdaki belirtilerin görülmesi, acil bir duruma işaret eder ve bu kişilerin vakit geçirmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurması gerekmektedir.

Diğer glokom çeşitleri arasında normal basınçlı glokom, doğumsal kökenli glokom, sekonder glokom, pigmenter glokom, psödoeksfoliyatif glokom, travmadan kaynaklanan glokom, neovasküler glokom ve irido-korneal endotelyal sendrom bulunur.

Glokom Teşhisi Nasıl yapılır?

Göz muayenesi dikkatli yapıldığında teşhis edilmesi kolaydır.

Teşhise yönelik göz muayenesinde;

·

      Tonometre adı verilen bir cihaz ile göz içi basıncı ölçülür.

      Biomikraskop ile göz dibi muayenesi yapılarak göz sinirleri incelenir.

      Gonyoskopik muayenesi ile açı değerlendirmesi yapılır.

      Doğru teşhisi koyabilmek için öncelik olarak tonometre ile ölçüm yapılır. Göz tansiyonu Normal değerlerin üzerinde çıkması durumunda ilk olarak pakimetri yapılarak kornea kalınlığı incelenir.

      Daha sonrasında OCT (Optik Koherens Tomografi) görme sinirinin kesit kesit yüksek çözünürlükte taranması ile göz tansiyonunun sinirlere verilen tahribat izlenebilir.

      Doktor gerekli görürse görme alanında kayıp olup olmadığını belirlemek için görme alanı testi yapabilir.


Unutmayalım ki glokom (göz tansiyonu) herkeste görülebilir.
Glokoma (göz tansiyonu) bağlı görme kaybını engellemenin tek yolu erken teşhis ve tedavidir.
Görme alanında glokoma bağlı belirgin hasar olmadıkça hasta bu kayıpların farkına varamaz.
Ailesinde Glokom bulunan ve 40 yaşın üzerinde olanlar kişilerde, hipertansiyonu, hipotansiyonu, yüksek derecede miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar ve uzun süreli kortizonlu ilaç kullananlar glokomun daha sık görülmektedir. . Özellikle, glokom hastalığının ailesel geçişi önemli ve ailesinde göz tansiyonu bulunan kişileri bu hastalığın görülmesi açısından normale göre 8 kata kadar daha fazla risk altındadır.

Halk arasında karasu hastalığı olaraktan bilinen glokom, dünyada kalıcı görme kayıplarının en önemli sebebidir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür ve hastaların yüzde onunda körlük ile sonuçlanır.

Glokom, göz içi basıncının yükselmesiyle giden görme sinirinin giderek zayıflamasına ve böylece görme kaybına yol açan ciddi bir hastalıktır.

“Göz içi basıncının uzun süre yüksek olması nedeniyle görme siniri zarar görür. Glokom, optik sinirin, yani görüntüleri gözden beyine aktaran sinirin bir hastalığıdır. Optik sinir, çok sayıda sinir lifinin bir araya gelmesi ile meydana gelir Optik sinir liflerinde hasar olduğu zaman, görme alanında kör noktalar oluşur. Bu kör noktaların genellikle erken teşhis edilmesi zordur. Sinirin büyük kısmı hasar gördüğünde konulan teşhis ise çok geçtir.
Glokom, yavaş ilerleyen ve geri dönüşü olmayan görme siniri hasarına ve sonuç olarak görme kaybına yol açarak körlüğe neden olabilir.

Glokom için tam bir tedavi yoktur ve görme kaybını geri getirmek mümkün değildir; yine de erken tanı ve doğru tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve geciktirilebilir.

Katarakt ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gerekenler;

Ameliyat sonrası hastanın gözü antibiyotikli pomad ile özenle kapatılmıştır. Bir gün sonra doktorunuz tarafından açılaçağı için kapalı tutulmalıdır.

Ameliyat sonrasında hastalarımız kendini yoracak aktivitelerden kaçınılmalı özellikle ilk gün istirahat etmelidirler.

Kapalı olan göz bir gün sonra doktorunuz tarafından açılana kadar üzerine baskı yapılmamalı ve yüzü koyun yatılmamalıdır.

Gözünüzdeki bandınız açıldıktan sonra özellikle ilk üç gün su ile temas etmemeli ve ovuşturulmamalıdır. Üç günden sonra hastalarımız gözlerini koruyarak yüzünü yıkayabilir ve banyo yapabilir.

Ameliyat sonrasında göz bandajı açıldıktan sonra doktorunuz tarafından reçete edilen ilaçlarınız tarif edildiği gibi kullanılmalıdır. Doktorunuz tarafından kesilmedikce ilaçlar bitene kadar kullanılmalıdır.

Hastalar üç günden sonra çok ağrı olmadıkça günlük aktivitelerine dönebilirler.

Hastalar bir haftadan sonra göze dokunmadan göz çevresi makyajı yapabilirler.

Ameliyat sonrası hafif yanma ve hafif kızarıklık gibi basit şikayetler olabilir. Bu şikayatler ilaç kullanımı ile geçecektir. Beklenmedik bir ağrı ve yoğun kızarıklık olduğunda vakit kaybetmeden doktor ile irtibata geçilmelidir.


REFRAKTİF CERRAHİ

Miyop (miyopi), hipermetrop , astigmat veya Presbiyopi, gibi refraktif bir sorun oluşuyorsa Refraktif Cerrahi iledüzeltme veya daha iyi görmek için bir yöntemdir. Göz yeteneği kornea yeniden şekillendirmek veya düzeltmek için çeşitli cerrahi işlemler vardır. Göz içine bir lens implantasyonu ise başka bir yöntemdir. En çok gerçekleştirilen Refraktif Cerrahi LASIK lazer destekli, kornea’yı yeniden şekillendirmek için bir lazer türüdür.

Miyop, belirli Refraktif Cerrahi teknikleri arasında göze odaklanarak çok dik bir kornea eğriliğini azaltılabilir. Daha uzun göz veya kornea eğrisi, retinanın önünde odaklı görüntüler için veya doğrudan ameliyatı takiben retina üzerine yakın itilir.

Hipermetrop, dik bir kornea gözün odaklama gücü artırmak için Refraktif Cerrahi gerekmektedir. Kısa göz veya düz kornea, retina ötesinde odaklı görüntüleri ameliyattan sonra daha yakın ya da doğrudan retina üzerine çekilmiş olacaktır.

Astigmat için ise, pürüzsüz ve simetrik bir düzensiz kornea bölümlerini yeniden şekillendirmek amacıyla Refraktif Cerrahi teknikleri kullanılır.

Refraktif Cerrahi İçin:Gözlük veya lens bağımlılığını azaltmak istediğiniz de sizin için bir seçenek olabilir.