TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Çocuk Cerrahisi



YENİDOĞAN SÜNNETİ

Sünnet erkek çocuğunun hayatındaki en önemli anlardan birisidir. Bir kısmının anılarında çok güzel kareler kalırken bir kısmında ise yaşadıkları travmadan dolayı ömürleri boyunca unutamayacakları ve asla hatırlamak istemedikleri bir anıya dönüşür.

Sünnet artık günümüzde genel anestezi altında her yaşta yapılıyor olmasın rağmen 2-6 yaş çocuklarda travmaya neden olacağı için asla önerilmiyor. Özellikle yeni doğan döneminde yapılan sünnet ise çocukları idrar yolu enfeksiyonundan koruması yanında, penis kanseri ve rahim ağzı kanseri riskini azaltmaktadır. Aynı zamanda cinsel yolla bulaşan hastalıklarımda önlemektedir.

Ülkemizde son günlerde yenidoğan sünneti uygulama sayısı artmaktadır. Doğum ve doğumu takip eden 28 günlük süreçte yapılan sünnete yenidoğan sünneti denir. Doğumu takip eden 24.ve 48.saatlerde yapılabilir; ancak sağlıklı olanı ise yenidoğan bir bebeğin böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının yeterince olgunlaştığı7 ila 10. gün yapılmasıdır. Zira, hiçte zorunlu olmayan sünnet gibi bir işlemde, ekstra bir travma oluşturmamak için en az bir hafta beklemek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Yenidoğan sünnetinin yaraları

Yenidoğan sünneti tıbbi nedenlerden çok avantajlarından dolayı tercih edilmektedir.

• En büyük avantajı anestezi şeklidir. Yenidoğan sünnetinde genel anestezi uygulanmaz. Enjeksiyonla yapılan yada ağrı kesici kremlerle sağlanabilen lokal anestezi kullanılır. Bu nedenle bebek genel anestezinin komplikasyonlarından da korunmuş olur.

• Yenidoğan döneminde yara iyileşmesi hızlıdır, sünnet sonrası bakım oldukça kolaydır.

• Enfeksiyon riski daha azdır.

• Kanama riski çok daha düşüktür.

• Bebek aç kalmaz,

• Yenidoğan döneminde sünnet yapılan çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu daha az görülür. Bilimsel çalışmalarda sünnetsiz bebeklerin idrar yolu enfeksiyonuna, sünnetli olanlara göre 8 ile 20 kat daha fazla yakalandığı gösterilmiştir.


Prematüre bebeklerde yenidoğan sünneti yapılabilir mi?

Prematüre ya da düşük doğum ağırlıklı bebeklerde bebeğin doğum kilosunun 3000-3500 gram sağlıklı bir yenidoğan kilosuna ulaşması beklenir. Daha sonra yine cerrahi yöntemle sünnet yapılır.

Hangi durumlarda sünnet yapılmamalı?

• Çocuğun doğduğunda sistemik bir hastalığı varsa,

• Genel sağlık durumu bozuksa,

• Enfeksiyon tablosu varsa,

• Penis anomalileri(peygamber sünneti, gömülü penis, penil rotasyon, penil deviasyon gibi )varsa,

• Ailede hemofili öyküsü varsa,

• Sarılıkla ilgili değerleri çok yüksek ve bunula ilgili tedaviye ihtiyaç duyuyorsa kesinlikle sünnet yapılmamalıdır


Yenidoğan sünneti nerede ve nasıl yapılır?

• Yenidoğan sünneti ameliyathanede özel ısıtılan ve aydınlatılan bir masada yapılır.

• Yenidoğan sünneti klasik cerrahi yöntem veya 'çan yöntem.' ile yapılır.

• Son dönemlerde sünnet derisinin sıkılaştırılarak açılmasıyla uygulanan dikişsiz sünnet yöntemlerinde standardizasyon sağlanamayabilir. Penis cildinin tamamen alınması gibi sorunlar nedeniyle ileride çok ciddi onarımların yapılmasına ihtiyaç duyulabilir. Bunun için sünnetin her yaşta cerrahi ve dikişli olarak yapılması en idealdir.


Yenidoğan sünneti öncesinde bebeğin aç kalmasına gerek var mıdır?

• Yenidoğan sünneti lokal anestezi ile yapılır. Bu nedenle bebeğin aç kalmasına gerek kalmaz. Tok karnına işlem yapıldığında bebek sünnet sırasında çoğunlukla uyur. Bebeğin sünnet sonrasında hemen beslenmesinde de sakınca yoktur.


Bebekler sünnet sırasında ağrı duyarlar mı?

• Yenidoğan bebekler de ağrıya duyarlıdırlar. Bu nedenle

• sünnet öncesi operasyon bölgesini uyuşturmak için çok ince iğne ile lokal anestezik ilaç uygulanır veya sünnet derisine krem sürülerek lokal anestezi sağlanır. Bu yaş grubunda genel anestezi uygulanmasına gerek yoktur.


Sünnet sonrası dikkat edilmesi gerekenler

Sünnet sonrası gerekli kontrolleri yapıldıktan sonra bebek eve gönderilir, aileye günlük bakımla ilgili bilgi verilir, verilen antiseptik kremler sünnetli bölge üzerine günde 4-5 kez sürülür. Konulan dikişler kendiliğinden eriyerek düşer ve alınmasına gerek kalmaz. Bebekler 3. veya 4.gün sünnet yapan doktor tarafından kontrol edilir. Yenidoğanın banyosuna doktoru karar verir. Doktorun tercihine göre bebeğe 5.gün banyo yaptırılabilir.


Lokal anestezinin etkisi geçince bebekler huzursuz olurlar mı? Ek ağrı kesici ve antibiyotiğe gerekir mi?

• Büyük çoğunlukla ağrı kesiciye gerek duyulmaz, antiseptik kremler dışında rutin antibiyotik ve benzeri ilaçlara kullanılmaz.


Yenidoğan sünneti sırasında veya sonrasında olası komplikasyonlar nelerdir?

Yenidoğan sünneti oldukça basit ve risksiz bir operasyon olmasına rağmen işlem sırasında ve sonrasında yüzde 1'den az oranda çeşitli komplikasyonlar olabilmektedir.

• Kanama, enfeksiyon, yetersiz sünnet nedeni ile yeniden sünnet derisinin daralması(fimozis) ve cilt yapışıklıkları olabilir.

• Yenidoğan sünneti, steril şartlarda, cerrahi prensiplere uygun olarak deneyimli bir uzman tarafından yapılır ve işlem sonrası uygun bakım yapılırsa nadir görülen bu komplikasyonlardan kaçınmak mümkün olur.


Hangi durumlarda doktora başvurmalıdır?

• Aşırı şişlik, penisin ucunda renk değişikliği ve morarma görülüyorsa,

• Kızarma, iltihaplanma gibi enfeksiyon bulguları varsa,

• Kanama varsa mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Enürezis Nokturna – Çocuklarda Gece Altını Islatma

Tanım :
Gece altını ıslatma dünya çapında milyonlarca çocuğun yaşadığı bir sağlık sorunudur. Eğer 5 yaşını bitirmiş bir çocuk gece uykusunda idrar kaçırıyorsa buna gece altını ıslatma (enürezis nokturna) denir. Bu yaştan önce çocukların gece altını ıslatması normal dışı bir durum olarak kabul edilmez. Bunun sebebi çocuklarda sinirsel (nörolojik) olgunluğun bu yaşta tamamlanmasıdır.

Sınıflandırma:
Enürezis nokturnanın monosemptomatik(basit) ve monosemptomatik olmayan(komplike )şeklinde iki tipi vardır. Monosemptomatik Enürezis Nokturnada gece yatağı ıslatma dışında gün içinde herhangi bir belirti yoktur.Monosemptomatik olmayan enürezis nokturnada ise gece altını ıslatma yanında ,gündüzleri ani sıkışma,sık idrara gitme,gündüz idrar kaçırma,kronik kabızlık gibi bulgular eşlik eder.Primer enürezis idrar kontrolünün doğumdan itibaren hiç sağlanmamasıdır.sekonder enürezis ise idrar kaçırmanın 6 aydan uzun süreli bir kuru dönemden sonra tekrar başlamasıdır.

Altta yatan sebepler:

Alt ıslatan hastalarda ,psikolojik sorunlar aslında bir sebep değil sonuçtur.Alt ıslatma yarattığı stresli durum nedeniyle çocuğun kendine güvenini azaltır,utanç duymasına ve psikolojik sorunlara neden olmaktaktadır. Çocuğa alt ıslatmanın kendisinden çok ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir.Kullanılan cezalandırma yönyemleri çocuk üzerinde ömür boyu olumsuz etkiler bırakmaktadır.
Bu nedenle enürezisli çocuğa yaklaşımın temelinde ,benlik duygusu zedelenmeden sorunun atlatılması olmalıdır.En önemli görev aileye düşsede mutlaka multidisipliner olarak ele alınıp tedavi edilmelidir.
Enürezis nokturnanın altta yatan bir genetik temeli olduğu bilinmektedir. Enürezis nokturnalı çocukların birinci veya ikinci derece akrabalarında çocukluk döneminde gece altını ıslatma hikayesi mevcuttur.

Gece altını ıslatmanın altında yatan 3 temel faktör vardır

Bunlardan birincisi uyanma bozukluğudur. Hemen bütün yatak ıslatan çocukların ebeveynleri, çocuklarının çok derin uyuduğunu, hatta yanında top patlasa uyanmayacağını ifade ederler.
Bu çocuklarda mesane doluluğunu algılayamama veya algılandığı halde uyanamama problemi vardır. Bu durumda çocuğun mesane boşaltımının gündüz vaktinde olduğu gibi ertelenebilmesinde problem olduğu ve bunun çocuğun gelişimiyle paralel olarak zamanla ortadan kalkabildiği varsayılmaktadır.Ayrıca, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar ile, horlayan çocuklarda enurezis daha sık görülür.

İkinci olarak gece idrar kaçıran çocuklarda uykudaki fonksiyonel mesane kapasitesinde bir azalma veya mesanenin gece aşırı aktivitesi olabilir.

Üçüncü olarak bu çocukların bir kısmında gece üretilen idrar miktarı ,olması gerekenden fazladır. Bunun sebebi gece yatmadan alınan sıvı miktarının fazla olmasına veya idrarı yoğunlaştıran (konsantre eden) antidiüretik hormon (ADH) salınımındaki eksikliktir. Bu problem de yine çocuğun gelişimsel sürecindeki gecikmeye bağlıdır.

Tanı:
Yukarıda bahsedildiği gibi öncelikle sadece gece uykuda idrar kaçırmanın mı olduğu yoksa başka işeme sorunları / kabızlık gibi problemlerle birlikte mi olduğu aydınlatılmadır. Bunun için ailenin çocuğun gün içindeki durumuna dikkat etmesi gerekmektedir. Eğer buna daha önce dikkat edilmemiş ise çocuğun günlük işeme alışkanlıklarını ortaya koymaya yarayan bir işeme çizelgesi ve işeme bozuklukları semptom skoru formunun doldurulması bu konuda değerli bilgiler verecektir.

Tedavi:

Yatak ıslatma, çocuk ve aile için bir sorun olmaya başladığında tedavinin zamanı gelmiş demektir. Ancak, bu, beş yaşından daha önce olmamalıdır.
Erken yaşlardaki çocuklardaki şikayetler eğer çocuğun ve ailesinin hayat kalitesini bozacak düzeyde değilse bu durumun büyüdükçe geçebileceği düşünülerek tedavi bir müddet ertelenebilir.

Enurezis tedavisinde ilk ve en önemli adım, çocuğun tedaviye motive edilmesidir. Bunu sağlamak için de, çocukla sıcak bir ilişki kurmak, ailenin anlayış ve desteğini sağlamak, problemin çözüleceğine dair güven vermek ve çocuktaki suçluluk duygusunu gidermek gereklidir.

Şurası bilinmelidir ki, enurezisi kısa sürede kökünden kazıyacak mucizevi bir tedavi metodu yoktur. İlgi, sabır, anlayış ve tedavi eden doktor ile aile ve çocuk arasındaki kooperasyon başarının püf noktasıdır.
Hiç su içirmemek ve gece rastgele saatlerde çocuğu uyandırmak, hastalığı tedavi etmez, sadece yatağın o gecelerde kuru kalmasını sağlar. Bunun yerine ödüllendirme, teşvik, motivasyon ile çocuğa destek olup, çok zaman kaybetmeden bir çocuk cerrahisi uzmanına veya çocuk üroloji uzmanına götürmek gerekir.
Yatak ıslatma, ceza ile tedavi edilemez. Tam aksine cezalandırma, ters etki yaratabileceği gibi, çocuğun özgüven ve direncini de kırıp psikolojik sorunlara neden olabilir. Buna rağmen, ailelerin seyrek olmayarak cezalandırma uyguladıkları bilinmektedir.
Bu çocuklarda genellikle ilk tedavi seçeneği olan davranışsal tedavi uygulanabilir. Bunun psikolojik bir problem olmadığı ve oldukça sık rastlanan bir problem olduğu unutulmamalıdır. Daha önce bahsedildiği gibi enürezis nokturnanın çocuğun nörolojik olgunlaşmasıyla birlikte yıllar geçtikçe ortadan kaybolabileceği düşünüldüğünde bu yöntemin denenmesi mantıklı olabilir. Davranışsal tedavide ailenin bu hastalığın ne olup ne olmadığını anlaması, destekleyici ve motive edici bir yaklaşımda bulunması olmazsa olmazdır. Çocukların öncelikle gece yatmadan 2 saat öncesinden itibaren sıvı alımı (su, çay, meşrubat, meyve suyu gibi) kısıtlanmalıdır. Mutlaka uyumadan önce ve uyuduktan 2 saat sonra kaldırılıp işemesi sağlanmalıdır.Akşam yemeğinde tuzlu gıdaların tüketiminden kaçınılmalıdır. Sıvı alımı gün içine eşit olarak dağıtılmaldır. Kabızlık problemi varsa bunun çözülmesi elzemdir. Bunun için bol lifli gıdalar ve yeterli miktarda sıvı alımı şarttır. Her sabah kaka yapmayı alışkanlık haline getirmek uygun bir yöntemdir ama eğer bu uygulanamıyorsa yemekten 15-20 dakika sonra çocuğun tuvalete gitmesi ve kaka yapmaya çalışması gereklidir. İşemenin düzenlenmesi de oldukça önemlidir. Çocuğun 2-3 saatte bir tuvalete gitmesi - okulda bir teneffüs gitmiyorsa diğer teneffüs gitmesi - ve bunun yanında eğer klozet kullanıyorsa (alafranga tip tuvalet) ayaklarının mutlaka desteklenmesi şarttır. Buna ek olarak takvim tutarak kuru günlerin çokluğuna göre ödüllendirme yöntemi de çocukların bu konuda motivasyonlarını artırmakta ve problemin aile içinde kabul edilerek çocuğun üzerindeki psikolojik baskının azaltılmasını sağlayabilir. Bu aşamada ailenin çocuğa destek olması oldukça önemlidir. Başka bir sebebe bağlı olmayan gece altını ıslatma psikolojik kökenli olmamakla birlikte bu durumun çocuk üzerinde psikolojik olarak negatif bir etki bırakması olasıdır. Tedavinin belki de en önemli gerekçesi budur.
Ancak eğer bu problem okul çağındaki bir çocukta sosyal açıdan bir problem yaratıyorsa o zaman bu aşamanın hızlı geçilmesi gerekebilir. Davranışsal tedavi dışında iki önemli tedavi yöntemi mevcuttur. Davranışsal tedavide kullanılan önerilere bu iki yöntem uygulanırken de uyulması oldukça tedavinin başarısını arttırmak açısından önemlidir. Bu yöntemlerden ilki ve günümüzde en sık kullanılanı desmopressin hormonu analoğudur. Tedavide amaç eksik olan antidiüretik hormon (ADH)/desmopressinin yerine konması ve bu sayede vücudun uykuda su tutmasının artarak idrar çıkışının azaltılması hedeflenmektedir. Bu sayede mesane doluluğa daha geç ulaşmakta ve gece altını ıslatma problemi ortadan kalkmaktadır. Bu tedavinin en büyük avantajı ilk dozdan itibaren etkinliğin başlaması ve kullanımının kolay olmasıdır. Etkinliği yaklaşık %50 civarındadır. Gece yatmadan 1 saat önce alınnası gereken ve dil altında eriyen bu ilacın en önemli dezavantajı ise ilacın bırakılmasını takiben şikayetin tekrar ortaya çıkabilmesidir.
Bir diğer tedavi yöntemi ise alarm cihazıdır. Bu cihaz iç çamaşırı veya çarşafın üzerine konan ıslaklıkla birlikte alarm veren bir mekanizmaya sahiptir. En önemli avantajı tedaviye cevabın daha kalıcı olmasıdır. Yaklaşık olarak %80 etkin olan alarm tedavisinde ilaç tedavisine oranla yanıt daha geç ortaya çıkmakla birlikte tedavi bırakıldıktan sonra şikayetin geri gelme olasılığı daha düşüktür. En önemli dezavantajı olarak kullanımının zor olması (alarma çocuk dışındaki ev halkının uyanması gibi) gösterilebilir.
Sonuç olarak gece altını ıslatamanın bir problem olarak kabul edilmesi ve çocuğun bu bağlamda suçlanarak değil desteklenerek problemle başa çıkılması en doğrusudur. Bu problemin ilerleyen yaş ile birlikte büyük oranda kaybolacağını bilmek önemlidir. Bunun yanında gece idrar kaçırmanın sosyal ve psikolojik olarak etkileme düzeyine geldiği durumlarda ilaç (desmopressin) veya alarm tedavisinin veya seçilmiş vakalarda iki tedavinin birlikte kullanılmasıyla bu hastaların çok çok büyük kısmı erişkin yaşlara bu problemi atlatarak gelecektir.

Enurezisle ilgili halkımızdaki en yaygın yanlış inanç, tedavinin kısırlık yapacağıdır. Hiçbir tedavi metodunun, uzaktan yakından kısırlıkla ilişkisi yoktur. Bu yanlış inanış, birçok çocuğu tedaviden mahrum bırakmaktadır.


Enurezis zamanında tedavi edilmeyip, çocuğun bu olayı dert etmeye başlamasından sonraya bırakılırsa, özgüven kaybı, benlik saygısında azalma, içine kapanma, sosyal izolasyon, başarıda düşüş, depresif eğilimler, suçluluk duygusu gibi oldukça ciddi psikososyal sorunlar ortaya çıkabilir.
Çocuk, birçok akranının yaptığı gibi arkadaşlarında kalmak, kampa veya okul gezisine gitmek, akrabalarda yatmak ister ama korkusundan ve utancından bunları yapamaz. Giderek yatak ıslatma bir fobiye dönüşebilir.

     İNMEMİŞ TESTİS

  İnmemiş testis,erkek çocuklarda görülen cerrahi bir hastalıktır.Bebek anne karnında gelişimini tamamlarken testisler,böbreklerin hemen altında oluşurlar ve doğumdan bir süre  önce kasık kanalından geçerek torbaya yerleşirler.Testislerin bu inişi yapamayıp  torbaya yerleşmemesine inmemiş testis denir.Her 100 çocuktan 3 çocukta testisler inmemiştir.Erken doğan bebeklerde ise daha sıktır .

 Inmemiş testisin tanısı çok kolaydır.Normalde dikkatli bir ebeveyn  bebeğinin altı açtığında iki testisin de torbada olduğunu  rahatlıkla farkeder.Eğer şüphe varsa  bir çocuk cerrahisi uzmanı veya çocuk üroloğu tarafında yapılan basit bir fizik muayeneyle tanı konabilir..Burada,  dikkat edilmesi gereken ve inmemiş testisden ayırdedilmesi gereken bir durum vardır.Bazen muayene sırasında  skrotumda görülen testis  zaman zaman yukarı kaçarbilir ki buna utangaç testis veya mobil testis denir.  Bu İnmemiş testisin  bir varyasyonu olup genellikle cerrahi  tedavi  tedavi gerektirmez.Daha nadir olarak ise, fizik muayenede testis hiç ele gelmeyebilir. Bu durumda iki  şey söz konusudur.Ya testis karın içinde kalmıştır ya da testis hiç gelişmemiştir.Bu durumda da testisin karın içinde olup olmadığı laporoskopik olarak incelenir ve şayet varsa torbaya indirilir.

    İnmemiş testisin erken tanı ve tedavisi  çok önemlidir.Burada amacımız,bu çocuklarda ilerde kalıcı olarak gelişebilecek testis fonksiyon kayıplarını ve hastalıklarını önlemektir.İnmemiş testis tedavi edilmediğinde ileride çocuklarda,üreme fonksiyonlarında azalma veya kayıp yada  testis kanseri gelişebilir.Ayrıca testis kendi etrafında dönerek çürüyüp yok olabilir veya yanlış yerde duran testis herhangi bir travmaya maruz kaldığında kolaylıkla yaralanabilir.Yine bu çocuklarda beraberinde  kasık fıtığı gelişebilir.Ayrıca testisin eksik olmasından dolayı çocukta   psikolojik ve kozmetik sorunlar görülebilir.

   İnmemiş testisin esas tedavisi cerrahidir.Testislerin inişi doğumdan sonra da devam ettiği için İnmemiş testislerin yarısı bebek 6 aylık olunca kendiliğinden torbaya inmiş olur.İnmeyen testisler ise 6 ay ile en geç 1.5 yaş arasında  mutlaka tedavi edilmelidir.İnmemiş testis ameliyatı basit bir ameliyat olup ameliyat sonrası birkaç saat gözlenen hastalar eve gönderilir.

  İnmemiş testisde, ameliyattan  değil aksine ameliyata geç kalmaktan korkmalıyız.

KABIZLIK VE NEDENLERİ

✔        Anne sütünden ek gıdalara geçiş veya yeni bir mamaya başlama kabızlığa neden olabilir.Ayrıca inek sütü ve süt ürünleride bazı çocuklarda kabızlığa neden olur.Daha büyük çocuklar ise,genellikle bağırsakta posa bırakmayan  liften fakir yiyecekleri tercih ettikleri ve az su içtikleri için kabız olurlar.

✔        Çocuğun henüz hazır olmadığı bir dönemde tuvalet eğitimine zorlanmasıyla ,çocuk protesto eder ve kakasını tutmaya başlar.

✔        Eğer çocuğunuz çizgi  film izlerken  veya okulda oyun oynarken tuvalet ihtiyacını erteliyorsa ,bu durum kabızlığa yol açar.

✔        Çocuğun psikolojik olarak tuvaletini yapmak istememesi hem kabızlık nedeni olabilir hem de kabızlığın sonucunda ortaya çıkabilir. Buna neden dışkılama sırasında ağrının oluşabileceği korkusudur.Kabızlığı olan çocuk kaka yaparken çok zorlanıp canı yandığı için bundan kaçmaya başlar.Böylece kakası giderek sertleşir  ve  bir sonraki seferde canı daha çok yanmaya başlar. Makatta çatlaklar oluşup kanamaya neden olur.Bu kısır döngüyü kırmak gerekir.Ağrı korkusu nedeniyle barsak hareketini engellemek isteyen çocuk bacaklarını çaprazlar,kalçasını kaldırır ve yüz ifadesi değişir.

✔        Hipotridi(troid bezinin az çalışması),gıda allejileri,sakinleştirici ilaçlar,mide asitini giderici ilaçlar,kalsiyum içeren ilaçlarda kabızlığa neden olabilir.

 

KABIZLIĞI İYİLEŞTİRMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

✔        Ek gıdalara geçiş döneminde verilen yiyecekler de kabızlığa neden olabilir.Kabızlığa neden olduğu düşünülen gıdalar ileri tarihde azar azar verilmelidir.Muz ,patates ve pirinç lapası kabızlığa neden olabilecek gıdalardır.Bol sebze ve meyve püreleri,tam buğday unundan yapılmış ekmek ve yemekler, bol su ve sıvı gıdalar vermek faydalı olacaktır.

✔        1 yaşına kadar inek sütü verilmemelidir.Sulandırılmış meyve suyu ve öğünler arasında  ılık su verilmelidir.

✔        Hazır mama kullanılıyorsa ,ölçüsünü gözden geçirip doktorun önerdiği dozda verilmelidir veya  doktorunuzla konuşarak başka bir mamaya(proteini yarı hidrolize veya tam hidrolize  geçilmelidir.

✔        Tuvalet ihtiyacını ertelemeden.her gün belli saatte (özellikle kahvaltı,yemek sonrası) tuvalete oturmasını sağlamak ,tuvalet alışkanlığının kazanmasını sağlayacaktır.

✔        Bol hareket etmek ve su tüketmek kabızlığı önlemede çok faydalıdır.

✔        Bu önlemlerle sonuç alınamıyorsa,doktorunuz bazı ilaçlar önerebilir.

 

HANGİ DURUMDA DOKTORA BAŞVURUMALIDIR.

✔        Çocuk sürekli ağrılı,sert,çapı geniş ve arada kanlı dışkılaması oluyorsa,aynı zamanda  kaka kaçırıyor ve iç çamaşırı kirleniyorsa  mutlaka doktora başvurmak gerekir.

✔        Her çocukta, çocuğa özgü bulgulardan yola çıkarak 'çoklu yaklaşım'içeren tedavi yöntenleri uygulanmalıdır.Çoklu yaklaşım; bağırsakların boşaltılması,dışkılama alışkanlığının kazandırılması,diyet ve eğitimdir.

✔        İlaçlar alışkanlık yapacağı korkusuyla yeteri kadar kullanılmamaktadır.Oysa ki bu ilaçlar sertleşen kakanın yumuşamasını sağlar ve bağırsak düzeninin oluşmasını sağlar. Ancak ,çocuklarda kabızlık tedavisi uzun soluklu ve sabır isteyen bir süreçtir.Yanıt alınamıyor diye ya da yakınmalar geçti diyerek tedavinin kesilmesi, bulguların ilkinden daha yoğun olarak orataya çıkmasına neden olabilir.Kabızlık sonrasında  da çocuk istemsiz olarak kaka kaçırabilir.Bu tür durumlarda çocuğun cezalandırılmaması gerekir

ÖNERİLER:

✔        HAREKETLİ OLUNUZ. GÜNDE 15-20 DAKİKA YÜRÜYÜŞ YAPINIZ.

✔        MEYVE KOMPOSTOLARI YEDİRİNİZ.

✔        BOL SEBZE VE MEYVE YEDİRİNİZ.

✔        BOL SU VE IHLAMUR İÇİRİNİZ.

✔        HAFTADA 2 GÜN KURUBAKLAGİL YEMEĞİ YEDİRİNİZ.

✔        KABUKLARI YENEBİLEN MEYVELERİN KABUKLARINI SOYMADAN YEDİRİNİZ.

✔        PİLAV, MAKARNA ,MUZ,PATATES,ÇAY GİBİ YİYECEKLERDEN UZAK DURUNUZ.

✔        YEMEKLERDEN VE ÖZELLİKLEDE SABAH KAHVALTIDAN SONRA ÇOCUĞUNUZU HEP AYNI SAATTE  MUTLAKA TUVALETE OTURTUNUZ.(KAKA EĞİTİMİ ALMIŞ ÇOCUKLAR İÇİN).10-15 DAKİKA BEKLEYEREK DIŞKILAMA İÇİN BİYOLOJİK SAAT OLUŞTURUNUZ.ÇÜNKÜ DOLU MİDE ÇOĞU İNSANDA DIŞKILAMA HİSSİNİ ARTIRIR.ILIK BİR İÇECEK BU HİSSİ ARTIRIR,

✔        ILIK BİR BANYO SONRASI TUVALETE OTURMAK DIŞKILAMA HİSSİNİ ARTIRIR.

✔        KÜÇÜK ÇOCUKLARIN TUVALETE OTURMALARI İÇİN AYAKLARININ ALTINA KÜÇÜK YÜKSELTİCİ KOYULMASI VE DİZLERİNİN KALÇADAN HAFİF YUKARDA OLMASI YARARLIDIR.