TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Medikal Onkoloji



 

STRESİN KANSERLE İLİŞKİSİ VAR MI?

Stres ve kanser çok faktörlü hastalıklardır. Stres sırasında periferik ve merkezi sinir sistemininden pek çok hormon salgılanır. Beyinden salgılanan uyarıcı hormonlar adrenal korteksden kortizol, adrenal medulladan da adrenalin salgılanmasını sağlar. Kortizol ve adrenalin stres hormonları olarakda bilinir. Stres döneminde beden bu hormonlar tarafından savunulur iken, bu savunma döneminde stres ile başa çıkamaz ise beden bu defa tükenme dönemine girer. Stresle mücadele etmek için tercih edilen zararlı davranışlar (sigara, alkol, diyette değişiklik vb) hastalık sürecine katkıda bulunur.

Kanser ve iş stresi arasında net bir ilişki gösterilemese de stresin oluşturduğu olumsuz etkiler ile kanserin yayılması arasında kuvvetli bir ilişki olabileceği düşünülmektedir.

Kanser hücrelerinde DNA tamirini değiştirerek kanser hücrelerinin yayılmasını (migrasyon, inazyon) artırır

Kanser hücrelerinin beslenmesini sağlayacak damar yapısını (angiogenez) artırır

İmmun sistemde vucuttaki savunma hücrelerini (NK ve T hücreleri) azaltır

Hatta kanser tedavisi sırasında yapılan psikoterapinin depresyonu ve ağrıyı iyileştirdiği gösterilmiştir.

Stresi yönetmek konusunda çözüm yöntemleri arasında;

Stres nedenini ortadan kadırmak,

İş, ders ve zorunluluklar dışında kişinin kendisine zaman ayırması

Kişinin kendi yaşı ve performansına yönelik spor yapmak

Dinlendirici ve huzur bulduğu ortamlarda (yeşil alan, deniz kenarı, park) yürüyüş yapmak

Yoga yapmak

Kitap okumak

Resim veya el işi ile uğraşmak

Gezilere katılmak

Olumsuz düşüncelerden uzaklaşmak

Soysal guruplara katılmak

Doğru beslenmek

Kaliteli uyumak

Sonuç olarak, yaşamın içinde olup stresin hiç oluşmamasını beklemek doğru değil. Ancak doğru adımlar atarak sağlığımız üzerindeki bu olumsuz etkileri en aza indirmek her zaman mümkündür.

KADINLAR MEME KANSERİNDEN, ERKEKLER TESTİS KANSERİNDEN DAHA ÇOK KORKUYOR!

Meme Kanseri görülme sıklığı nedir?

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Dünyada sadece 2018 yılında iki milyonun üzerinde meme kanseri tanısı alan kadın vardır. Bugün her 8 kadından birinde meme kanseri gelişmektedir. Sağlıklı bir kadın için tüm yaşamı boyunca meme kanseri gelişme riski %12’dir. Ancak ailesel meme kanseri öyküsü olan ve genetik risk faktörü taşıyan kadınlarda bu olasılık daha da yüksektir. Meme kanserinin en önemli tedavisi tümörün cerrahi yöntemler ile çıkarılmasıdır. Bu nedenle erken teşhis ve tarama yaptırmak çok önemlidir.

Meme kanseri için tarama yaşı 40-45 yaş arasıdır. Yılda bir yapılan taramaların önemi her yıl Ekim ayında çeşitli konferanslar ile anlatılır. Ancak kadın hastalarımızın önemli kısmında, memelerinde kitleyi farketmelerine rağmen doktora gitmekte geciktiklerini görüyoruz. Bu gecikmelerin önemli nedeni kötü haber alma ve memeyi kaybetme korkularıdır.

Günümüzde onkolojik alandaki gelişmeler baş döndürücü şekildedir. Meme kanseri erken tesbit edilmesi ile birlikte yapılan cerrahi yöntemlerde meme yapısı korunabilir veya hastanın doğal memesinin yerine yapay meme yapılabilir. Dolayısıyla kozmetik endişelerin aslında önlenebilir olduğunu bilmek hastalarımızı rahatlatacaktır.

Multidisipliner tedavi nedir?

Bugün tüm dünyada olduğu gibi bizde kendi merkezimizde meme kanserini multidisipliner olarak tedavi ediyoruz. Multidisipliner tedavi kararında yer alan bölümler; medikal onkoloji, genel cerrahi, radyasyon onkolojisi, radyoloji, pskiyatri ve plastik cerrahi.


Testis Kanseri

Testislerin üreme sisteminin bir parçası olması önemlidir. Aynı zamanda erkek gelişiminde önemli olan testesteron hormonu da testislerde yapılır. Bu organda bir rahatsızlık hissetmek fiziksel ve ruhsal olarak endişe vermektedir. Bu nedenle de erkek hastalarımız mümkün olduğu kadar doktora baş vurmayı çeşitli bahaneler ile geciktirirler.


Testis kanseri en çok 20-34 yaşları arasında görülür. Pek çok risk faktörü vardır. Ancak ailede testis kanseri öyküsü ve çocukluğunda inmemiş testis kanseri öyküsü olanlarda risk daha fazladır.

Belirtleri nelerdir?

Testis kanserinin en önemli bulgusu ağrısız şişliklerdir. Bu nedenle kişinin, testislerinin nasıl göründüğünü ve nasıl hissettiğinin farkında olması çok önemlidir. Testisleri kontrol etmenin en kolay yolu ılık bir duş ya da banyo sonrası, skrotum gevşemiş haldeyken yapmaktır. Avuç içinizle skrotumunuzu kavrayın. Daha sonra her iki elinizin parmaklarını ve baş parmağınızı kullanarak testislerinizi muayene edin. Normal olmayan bir değişiklik fark ettiğinizde mutlaka üroloji doktoruna başvurun.


Tedavi yöntemi nasıldır?

Tedavi kararı multidisipliner olarak alınır. Erken evrelerde cerrahi kesin tedavi yöntemidir. İleri evrelerde ise öncelikli tedavisi kemoterapidir. Evre 4 kanserlerde tedavi ile hastalığın kontrol altına alınma olasılığı çok yüksektir. Ancak geç evrelerde tesbit edildiğinde tedaviler psikolojik olarakda yorucu olabilir. Bu nedenle erken teşhis çok önemlidir.


UNUTMAYALIM Kİ, KANSERDE ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR. AMA EN ÖNEMLİ TEDAVİ SAĞLIKLI KALMAKTIR. BUNUN İÇİN DAHA ÇOCUKLUK ÇAĞLARINDAN İTİBAREN;

SAĞLIKLI BESLENMEK,

DOĞRU ÜRÜN KULLANMAK,

SPOR YAPMAK ,

FARKINDALIK OLUŞTURMAK GEREKLİDİR.

SAĞLIKLI VE MUTLU KALIN.


İMMUNOTERAPİ NEDİR

Bağışıklık sistemi yetersiz olan hastalarda bazı kanserlerin daha fazla geliştiği bilinmektedir. Ancak kanserlerin çoğu bir immun yetersizlik olmadanda gelişir. Yani kanser bir şekilde insan vücudundaki bağışıklık sisteminden kaçabilecek özelliklere sahiptir. Tarihsel olarak baktığımızda 1800 yıllarından beri tümör sadece hastalıklı bir hücre yığını değildir. Tümör (kanser), kendine özgü bir yaşam döngüsü ve akıllı bir çevreye sahiptir. Bu çevre, kanseri hem bağışıklık sisteminden hem de kemoterapiden kanseri koruyan bir kalkan olarak görev yapar. Tüm dünyada kanser vakalarının sayısı giderek artmaktadır. Bu nedenle kanser tedavisinde daha başarılı yöntemler sürekli araştırılmaktadır. Kanser tedavisinde kemoterapi ve radyoterapi uzun zamandır kullanılmaktadır. Ancak bilimsel gelişmeler ile birlikte kanser tedavisinde daha etkili immunoterapiler keşfedilmiştir.

İmmunoterapiler kanser tedavisinde yeni bir sayfadır.İmmunoterapi; bireyin bağışıklık sisteminin belirli bölümlerinin aktif olmasını sağlayarak kanserle mücadele eden tedavilerdir. İmmunoterapiler pek çok kanser tipinde etkilidir. Tedavide tek olarak kullanılabildikleri gibi kemoterapiler ile birliktede kullanılabilirler. İmmunoterapiler damardan uygulanırlar .Bu tedavilerin yan etkileri daha azdır.

İmmunoterapilerin kemoterapiden farkı nedir?


Etki mekanizmaları farklısdır: Kemoterapi direk olarak kanser hücrelerini öldürür. Ancak immunoterapiler kişinin bağışıklık sitemini kuvvetlendirerek vücudun kanseri yenmesi sağlanır.Bu nedenlede immunoterapiler bazı kanserlerde çok daha etkilidirler.

Yan etkileri farklıdır:Kemoterapide görülen bulantı, kusma ve saç dökülmesi gibi yan etkiler immunoterapide gözlenmezler. İmmunoterapide oluşan yan etkiller daha çok immun sistemin uyarılmasına bağlı oluşurlar.

İmmunoterapi hangi kanserlere uygulanabilir?

Pek çok kanser tipinde immunoterapilerin etkili olduğu bilinmektedir. Ancak her kanserde ve her evrede kullanılmazlar. Kanser tedavisinde bu tedaviler sadece Tıbbi Onkologlar tarafından verilmelidir. Şu anda ülkemizde yaygın evre cilt kanseri (melanom) ve böbrek kanserinde ikinci seçim tedavi olarak kullanılmaktadır.

İmmunoterapiler nasıl sınıflandırılır?

1.Antikorlar

2.Kanser aşıları

3.Bağışıklık sistemini uyaran düzenleyiciler

4.Sitokinler (hastalığa özgü olmayan aktive ediciler)