TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Nefroloji

Böbrek Yetmezliğinin Belirtileri

Böbrek yetmezliği böbreklerin tam kapasite ile çalışmamasına veya tamamen durmasına bağlı olarak vücutta sıvı ve tuz dengesinin bozulması, vücuttan uzaklaştırılmasıgereken atık maddelerin vücutta birikmesi ve bu durumun kalp, akciğer, damarlar ve beyin gibi diğer organlarda yaptığı hasara bağlı olarak ortaya çıkan şikayetlerle oluşan oldukça karmaşık bir hastalıktır.Böbrek yetmezliğinin belirtileri sinsidir.hiçbir belirti vermeyeceği gibi bazen halsizlik, iştahsızlık, geceleri sık idrara kalkma gibi basit şikayetlerden, bulantı, kusma, kan basıncının yükselmesi, özellikle bacaklarda daha fazla olmak üzere ödem, nefes darlığı, kansızlık gibi daha ciddi durumlarla karşılaşılabilir. Böbrek yetmezliğinin belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hatta bazen geri dönüşü olmayacak aşamaya gelindikten sonra şikayetler ortaya çıkabilir. Bununnedeni böbrekteki hasar yavaş ilerlediğinde, böbreklerin bu duruma kolaylıkla uyum sağlayarak görevini devam ettirmeye çalışmasıdır. Bu durumdan korunmanın en iyi yolu doktorunuza başvurarak belli aralıklarla böbrek testlerinin kontrol edilmesidir. özellikle şerker hastalığı,yüksek tansiyon hastalığı ve doğuştan bir böbreğin küçük olması ya da sonradan küçülmesi gibi durumlarda, kişi daha duyarlı olmalıdır. Kısa zamanda aşırı miktarda sıvı kaybı, yüksek tansiyon ilaçları, kalp krizi, kalp hastalıkları, enfeksiyon, karaciğer yetmezliği, bazı ilaçların (aspirin, ibuprofen, advil…) sık kullanımı, lupus hastalığı, kemik iliği kanseri, kolesterol birikimi nedeniyle tıkanan damarlar, aşırı alkol tüketimi, uyarıcı ilaçların kullanımı, kan damalarında görülen iltihaplanmalar, ciddi yanıklar ve vücudun susuz kalması böbrek yetmezliği nedenleri arasındadır. Böbrek yetmezliğinin tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Bu nedenle özellikle risk bulunan kişiler böbreklerini düzenli aralıklarla kontrol ettirmelidir. Böbrek yetmezliği gelişmiş ancak henüz diyaliz tedavisi almayan hastalar bir nefroloji uzmanına başvurarak, düzenli takip yaptırmalı ve verilen ilaçları düzenli kullanmalıdır.uygun bir tedavi ile hastanın diyalize girmesi geciktirilebilir ya da önlenebilir. Ayrıca hastanın beslenmesine çok dikkat etmesi gerekir. Böbrek yetmezliği yaşayan hastalara, böbrekleri yormamak için genellikle daha az potasyum tüketmeleri (muz, portakal, patates, ıspanak, domates yüksek oranda potasyum içeren gıdalardan bazıları), sodyumu yani tuzu kontrol altında tutmaları (konserve gıdalar, dondurulmuş gıdalar, hazır gıdalar, fast-food gıdalar yüksek oranda sodyum içerir), tükettikleri fosforu sınırlandırmaları (süt, fıstık, kuruyemişler yüksek fosfor içeren besinler arasındadır) önerilmektedir. Böbrek yetmezliğinden korunmak için böbrekleri yormayan bir beslenme programı listenin en başında gelir. Çok fazla tuz tüketmemek, aşırı yağlı gıdalarla beslenmemek, alkol kullanımını sınırlandırmak, sigara kullanmamak böbreklerinizin sağlıklı görev yapmasını sağlayacaktır. Çünkü uzun süre fazla çalışarak yorulan böbrekler birgünyetmezliğe girebilir. Ülkemizde böbrek yetmezliğinin en sık nedeni şeker hastalığı ve hipertansiyondur. Bu hastalar hekimlerinin tedavilerini aksatmamalı, kan şeker düzeyini ve kan basıncını kontrol altında tutmalı ve yılda en az 1 kez böbrek kontrollerini yaptırmalıdır.

ŞEKER HASTALIĞI HİÇBİR BELİRTİ VERMEDEN BÖBREK YETMEZLİĞİNE YOL AÇABİLİR
Şeker hastalığı vücutta insülin hormonunun eksikliğine ya da insülin direnci dediğimiz insülin hormonuna yeterli yanıt olmamasına bağlı olarak gelişen bir hastalıktır.
insülin kandaki şeker miktarını kontrol eden ve pankreas bezinden salgılanan bir hormondur. Kan şekerinin yüksek seviyelerde olması demek olan hiperglisemi durumunda
vücudun kılcal damarları zarar görmeye başlar ve organların kan dolaşımı sayesinde olan beslenmesi bozulur. Bunun dışında kan şekerinin hücrelere taşınarak beslenmesini
sağlayan insülin hormonunun eksikliği hücrelerin zarar görmesine yol açarak görevlerini yapamamasına, sonuçta ilgili organın yetmezliğine yol açar. Bunun etkisi şeker
hastalarında kendini görme bozuklukları, ayaklarda iyileşmeyen yaralar, kalp yetmezliği veya kalp krizileri, cinsel fonksiyonlarda bozulma ve idrarda protein kaçağı olarak
kendini gösterir.
Böbreklerimizde gözle görülemeyecek derecede küçük nefron adını verdiğimiz süzgeçler vardır. Bu süzgeçler kandaki zehirli maddelerin temizlenmesini ve fazla sıvının vücuttan
atılmasını sağlarlar. Kan dolaşımının bozulması ve kandaki yüksek şekerin sürekli olarak bu süzgeçleri çalışmaya zorlayarak yorması nedeniyle zaman içerisinde bu süzgeçlerin
her iki böbrekte de sayılarının azalmasına yol açar. Böbrek cefakar bir organdır, bu nedenle bu nefron dediğimiz süzgeçlerin % 90 ı iş göremez hale gelene kadar herhangi bir
belirti vermeyebilir. Belirtiler ortaya çıkmaya başladığında böbrek geri dönülemez şekilde hasar görmüş olabilir. Kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kansızlık,
kemik erimesi, bacaklarda nedeni açıklanamayan şişlikler, nefes darlığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler başladığında böbrekleriniz ileri derecede hasar görmüş olabilir.
Böbrek yetmezliği 5 derecedir. Beşinci derece artık hastanın diyaliz tedavisine başlanması veya böbrek nakli olması gerekiyor demektir. İşte bu belirtiler ortaya çıktığında
böbrek yetmezliği 3. veya 4. dereceye hatta nadiren diyaliz aşamasına kadar ilerlemiş olabilir.
Şeker hastalığında böbrek hasarının ilk belirtisi genellikle idrarda protein kaçağının başlamasıdır. Rutin kontrolller sırasında kanda bakılan albümin seviyesi ve basit idrar
tahlillerinde protein testinin pozitif gelmesi bunun ipucu olabilir. Böylece özellikle şeker hastalarında herhangi bir merkezde yapılabilen bu tahlillerle böbrek yetmezliği
erken evrede teşhis edilebilir. Bu basit idrar testinin her kontrolde yapılması önerilmektedir.
Bu testlerde böbrek hasarına dair ipuçları varsa (idrarda protein görülmesi veya kandaki albümin seviyesinin düşük olması) hastanın bi nefroloji uzmanına görünmesi önerilir.
Böbrek yetmezliği ne kadar erken tanınırsa uygun diyet önlemleri ve bazen ilaç tedavileriyle diyalize gidiş süreci engellenebilir ya da geciktirilebilir. Böbrek yetmezliği
tanısı almış hastaların belli periyotlarla mutlaka bir nefroloji uzmanı tarafından takip edilmesi gerekir. Böbrek yetmezliğinin ve şeker hastalığının olması böbreklerinizi
tamamen kaybedeceğiniz anlamına gelmez. Kronik böbrek hastalığı olup olmadığını bilmek ileriye yönelik erken önlem alınmasını sağlar.    

ŞEKER HASTALIĞI HİÇBİR BELİRTİ VERMEDEN BÖBREK YETMEZLİĞİNE YOL AÇABİLİR
Şeker hastalığı vücutta insülin hormonunun eksikliğine ya da insülin direnci dediğimiz insülin hormonuna yeterli yanıt olmamasına bağlı olarak gelişen bir hastalıktır.
insülin kandaki şeker miktarını kontrol eden ve pankreas bezinden salgılanan bir hormondur. Kan şekerinin yüksek seviyelerde olması demek olan hiperglisemi durumunda
vücudun kılcal damarları zarar görmeye başlar ve organların kan dolaşımı sayesinde olan beslenmesi bozulur. Bunun dışında kan şekerinin hücrelere taşınarak beslenmesini
sağlayan insülin hormonunun eksikliği hücrelerin zarar görmesine yol açarak görevlerini yapamamasına, sonuçta ilgili organın yetmezliğine yol açar. Bunun etkisi şeker
hastalarında kendini görme bozuklukları, ayaklarda iyileşmeyen yaralar, kalp yetmezliği veya kalp krizileri, cinsel fonksiyonlarda bozulma ve idrarda protein kaçağı olarak
kendini gösterir.
Böbreklerimizde gözle görülemeyecek derecede küçük nefron adını verdiğimiz süzgeçler vardır. Bu süzgeçler kandaki zehirli maddelerin temizlenmesini ve fazla sıvının vücuttan
atılmasını sağlarlar. Kan dolaşımının bozulması ve kandaki yüksek şekerin sürekli olarak bu süzgeçleri çalışmaya zorlayarak yorması nedeniyle zaman içerisinde bu süzgeçlerin
her iki böbrekte de sayılarının azalmasına yol açar. Böbrek cefakar bir organdır, bu nedenle bu nefron dediğimiz süzgeçlerin % 90 ı iş göremez hale gelene kadar herhangi bir
belirti vermeyebilir. Belirtiler ortaya çıkmaya başladığında böbrek geri dönülemez şekilde hasar görmüş olabilir. Kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon, kansızlık,
kemik erimesi, bacaklarda nedeni açıklanamayan şişlikler, nefes darlığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler başladığında böbrekleriniz ileri derecede hasar görmüş olabilir.
Böbrek yetmezliği 5 derecedir. Beşinci derece artık hastanın diyaliz tedavisine başlanması veya böbrek nakli olması gerekiyor demektir. İşte bu belirtiler ortaya çıktığında
böbrek yetmezliği 3. veya 4. dereceye hatta nadiren diyaliz aşamasına kadar ilerlemiş olabilir.
Şeker hastalığında böbrek hasarının ilk belirtisi genellikle idrarda protein kaçağının başlamasıdır. Rutin kontrolller sırasında kanda bakılan albümin seviyesi ve basit idrar
tahlillerinde protein testinin pozitif gelmesi bunun ipucu olabilir. Böylece özellikle şeker hastalarında herhangi bir merkezde yapılabilen bu tahlillerle böbrek yetmezliği
erken evrede teşhis edilebilir. Bu basit idrar testinin her kontrolde yapılması önerilmektedir.
Bu testlerde böbrek hasarına dair ipuçları varsa (idrarda protein görülmesi veya kandaki albümin seviyesinin düşük olması) hastanın bi nefroloji uzmanına görünmesi önerilir.
Böbrek yetmezliği ne kadar erken tanınırsa uygun diyet önlemleri ve bazen ilaç tedavileriyle diyalize gidiş süreci engellenebilir ya da geciktirilebilir. Böbrek yetmezliği
tanısı almış hastaların belli periyotlarla mutlaka bir nefroloji uzmanı tarafından takip edilmesi gerekir. Böbrek yetmezliğinin ve şeker hastalığının olması böbreklerinizi
tamamen kaybedeceğiniz anlamına gelmez. Kronik böbrek hastalığı olup olmadığını bilmek ileriye yönelik erken önlem alınmasını sağlar.