KURUMSAL HABERLER


+A A-

Ramazanda Sağlıklı Oruç Tutmanın Yolları

Ramazanda Kalp Hastaları Nelere Dikkat Etmeli Ramazan ayının gelmesiyle birlikte herkesi ayrı bir heyecan aldı. Ramazan ayı, zengin iftar sofraları, geceleri yenilen sahur yemekleri, uzun süren açlık ve susuzlukla beraber kronik kalp hastaları için bazı sorular ve sorunlar ile gelmektedir. Medicana Çamlıca Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Yalçın, ‘’Oruç tutmanın kan yağları üzerine olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir. Oruç tutmanın kötü huylu kolesterol olan LDL kolesterol ve Trigliserid seviyelerini düşürdüğü, iyi huylu kolesterol olan HDL kolesterol seviyelerini artırdığı bilinmektedir. Bu etkilerinin haricinde oruç tutmanın çeşitli kalp hastalıklarına farklı şekillerde etki edebileceği akılda bulundurulmalıdır. Bu nedenle kronik kalp hastalarının oruç tutmadan önce mutlaka kalp kontrollerini yaptırarak konuyla ilgili uzman görüşü almaları gerekmektedir.’’ Dedi.


Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi?

Stabil kalp hastaları doktorlarının onayı ile genellikle oruç tutabilirler ancak stabil olmayan (yeni kalp krizi geçirilmesi, akut koroner sendrom geçirilmesi, kontrolsüz hipertansiyon hastakları, semptomatik kalp yetmezliği hastaları, yeni stent takılması veya baypas operasyonu geçirilmesi vb.) kalp hastalarının oruç tutması sakıncalı olabilir.

Oruç tutması riskli olan hastalar;

    - Kontrol edilemeyen hipertansiyon hastaları

    - Yeni (son 1 yıl içinde) kalp krizi geçirenler veya akut koroner sendrom geçiren hastalar

    - Yeni (son 1 yıl içinde) stent takılan hastalar

    - Semptomatik kalp yetmezliği hastaları

    - Kalp kapak protez bulunan veya ritm bozukluğu nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullananlar

Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastaların uzun süren açlık ve susuzluk sonrası tansiyon değerleri daha da yükselebilir. Yine tansiyon yükselmeleri sırasında gerekli olan dilaltı ilaçlarının oruç tutanlarda sorun olmaktadır. Kontrol altındaki hipertansiyon hastaları doktoruna danışarak oruç tutabilirler.

 Yeni kalp krizi geçiren veya stent takılan hastaların bir yıl boyunca düzenli ikili kan sulandırıcılar kullanmaları gerekmektedir. Bu nedenle bu hastaların oruç tutması sakıncalıdır. Ayrıca uzun süren susuzluk nedeniyle vücutta oluşan sıvı eksikliği kan akışkanlığını azaltarak bu hastalarda pıhtılaşmaya eğilimi artırabilir. Bir yıldan sonra doktor onayı ile bu hastalar oruç tutabilirler.  Bunun yanında kronik stabil kalp damar hastalıkları nedeniyle aspirin kullanan hastalar doktorunun onayını alarak oruç tutabilirler.

Semptomatik kalp yetmezliği hastalarının oruç tutması kalp yetmezliğinin kötüleşmesine neden olabilir. Bu nedenle bu hastaların oruç tutması sakıncalıdır. Yine stabil kalp yetmezliği hastaları doktorların onayı ile oruç tutabilirler. 

Oruç Tutan Kalp Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Kalp hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktorunun onayını almalıdır. Oruç tutarken yaşayacakları her sorunu mutlaka doktoruyla paylaşmalıdır. Sıcak ve uzun günlerde aşırı fiziksel aktiviteden ve sıcağa maruziyetten uzak durmalıdırlar. Uzun süren susuzluk sonrası iftar ve sahur arasında günlük gerekli miktardaki (2 litre) su tüketilmelidir. Uzun süren açlık sonrası iftarda aşırı miktarda ve hızlı yemek tüketilmesi bazı sakıncalıklara neden olabilir. Özellikle yağlı ve ağır yemekler sonrası mide barsak sisteminin artan kanlanma ihtiyacını sağlamak amacıyla kalp zorlanabilmekte bu durum kalp krizi gibi durumları tetikleyebilmektedir. Bu nedenle günlük ihtiyacımız olan kaloriyi, daha dengeli yiyecekleri iftarla sahur arasına yayarak ölçülü miktarda tüketerek almak önemlidir. 

Şeker Hastalarına Ramazan Uyarısı

Şeker Hastalarının Ramazan Ayı Boyunca Dikkat Etmesi Gereken Konulara dikkat çeken Medicana Çamlıca Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı. Dr. Engin YURT “Şeker hastalığı düzenli yemek yemeyi gerektiren bir hastalıktır.  Şeker hastalarının sabah - öğle - akşam öğünleri düzenli olmalıdır. Sabahları mutlaka kahvaltıdan sonra ara öğün olarak meyve, öğleden sonra kahvaltı, gece yatmadan yarım saat önce bir bardak süt içilmelidir. Dışarıdan verilen ilaçların kan şekeri düzeyinde, günün muhtelif saatlerine göre dalgalanmaları olur. Sabah 10:30-11:00'e doğru, öğleden sonra 16:30-17:00 saatlerinde ve yatmadan önce kanda şeker seviyesi düşer. Şeker düzeyinin düştüğü anlarda beslenme yolu ile şeker alınmadığı takdirde, metabolik aktivite sonucu Glukagom hormonu salgılanmaya başlar ve kan şeker düzeyini vücudun kendi kaynaklarından aniden yükseltir. Bu vücudun tedavi ile oluşturulan bütün dengesini alt üst eder.

Ramazan ayı boyunca düzenli yemek yeme ritmi bozulmaktadır. Sabah 04:30 ile akşam 19:30 arasında 14-15 saat süre ile hiçbir gıda almadığınız takdirde şekeriniz normalin çok altına düşmektedir. Oral antidiyabetik kullandığınızda bu düşüş daha fazla olacaktır. Böyle bir durumda Glukagom hormonu, kan şekerinizi yükseltmek için vücudunuzun kaynaklarını harekete geçirecektir. Kontrolsüz yükselen şekeriniz insülin hormonunuz yetersiz olduğundan, kanda taşınacak ve tahribat yol açacaktır. Bunun üstüne yüklü bir iftar yemeği ile karbonhidrat yüklemesi yaptığınızda durum metabolizmanız için içinden çıkılamaz bir hale gelecektir.

Oral antidiyabetik etkisini 4 saat içinde gösterir ve saat 11:00 civarı şeker en alt seviyesine iner. Bu esnada beslenme yolu ile karbonhidrat alınamadığı takdirde ki oruç sırasında böyle olmaktadır, baş ağrısı ve baş dönmesi başlayacaktır. Hafif seyir gösteren hastalar denilen  diyet veya en fazla bir antidiyabetik tablet alarak kan şekeri düzeylerini düzenleyebilen hastaların oruç farizalarını yerine getirmeleri, iyi kontrollü sahur ve iftar ile bir oranda mümkün olmaktadır. Ancak daha fazla ilaç alarak şeker düzeyini kontrol edebilen veya insülin kullanmak zorunda olan şeker hastalarının vücutlarına zarar vermeden oruç tutabilmeleri mi değildir’’. Dedi.

Ramazanda Yanlış Beslenme Ölüm Riski Doğurabilir.

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte günlük beslenme şeklileri ve öğün sayılarında değişiklikler yaşanacak. Medicana Çamlıca Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Öziş Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesini değiştirmeyeceğini ancak, Ramazan’da şeker hastalarının uzun süre aç kalmaları hayati tehlikeler doğurabileceğini söyledi.

Ramazan ayında günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değişmektedir. Öğün sayısı 3 ana öğünden 2 ana öğüne düşmektedir. İftar ve sahur şeklinde olan bu 2 öğünde birdenbire ve tıka basa yemek yenilmemelidir. İftar açıldıktan sonra birden bire çok miktarda yemek yenilmemeli, aralıklı olarak az ve sık yemek yemeli, aşırı tatlı, bol yağlı ve tuzlu besinlerden kaçınılmalıdır. Erişkin bir insan günde 2.5-3 lt su içmelidir, iftar-sahur arasında günlük ihtiyaç olan sıvı tüketilmeye çalışılmalıdır.

Hangi Durumlarda Oruç tutulmamalıdır?

Hamileler, emziren anneler,  akli dengesi yerinde olmayan insanlar, seyahat halinde olanlar, çok yaşlı  ve hasta olanlar, ağır kalp ve böbrek hastalığı olanlar, mide ülseri, karaciğer yetmezliği rahatsızlığı olanlar oruç tutmamalıdır. Şeker hastalarında oruç tutmak sakıncalı olabilir, iftardan sonra aşırı yemek yeme sonrasında kan şekeri yükselebilir, bu durum hiperglisemi komasına sebep olabilir. Ramazan'da şeker hastaları uzun süre aç kalırsa hipoglisemi denilen kan şekeri düzeyinin düşmesi ile hayati tehlikeler olabilir.

Önemli Notlar;

Yemekten sonra midenin boşalması için en az 30-60 dakika süreye ihtiyaç vardır. Reflü denilen mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını engellemek için yemekten sonra hemen yatılmamalı, en az yarım saat-1 saat oturur veya ayakta pozisyonda durulmalıdır. İftar açıldığında bol miktarda yemek yemek, gazlı içecek, aşırı çay-kahve tüketimi, aşırı yağlı yemek yemek, çikolata tüketimi reflü hastalarının şikayetini artıracaktır.

İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek yerine, biraz hareket etmek , yürüyüş yapmak sindirimi rahatlatır. 

Ramazan ayının özellikle yaz aylarına geldiği bu yıllarda kronik hastalığı olanlar oruç tutarken mutlaka doktorlarına danışmalıdır.

Ramazanda Kilo Almanın Nedenleri

Bu sene Ramazan ayında yine günler uzun. Yaz mevsimine denk gelen bir ayda oruçlar tutulacak, birbirinden güzel ve çeşitli iftar sofraları kurulacak. Ramazanda uzun süren açlıklar her ne kadar 'Kilo verebilirim' düşüncesini akla getirse de ramazanda kilo almak kaçınılmaz oluyor. Nedenlerini; Medicana Anne Çocuk Merkezi Beslenme Ve Diyet Uzmanı Cansu Kolukırık açıklıyor ve sizin için Ramazana özel diyet menüsü öneriyor.

    - 17 saat kadar uzun süren açlıklar metabolizmayı yavaşlatıyor.

    - İftar saatinin 20.00'den sonra olması yediklerimizin yağ olarak depolanmasına neden oluyor.

    - Ara öğün yapacak vaktin olmaması ve öğün saatlerinin geç olması metabolizma hızını azaltıyor.

    - Suyu az tüketmek kabızlık yapabilir.

    - Sahurun erken bir saatte olması çoğu kişiyi uyumamaya sevkediyor.

    - Düzenli uykunun olmaması, az uyumak da vücutta kortizol hormonunun artmasına neden oluyor.

    - Artan kortizol hormonu iştahın açılmasına, vücutta tuz tutulmasına, şişkinliklere ve ödemin artmasına yol açıyor.

    - Az su içmek de yine metabolizmayı yavaşlatan en önemli etkenlerden biridir.

    - Bir araya geldiğimiz iftar yemeklerinde ise çeşitli yemeklerle ziyafet sonucu alınan fazla kaloriler yağ olarak depolanıyor.

Ramazana Özel Diyet Menü;

Sahur

1 yemek kaşığı lor peyniri 

1 köfte kadar peynir

2 adet ceviz  veya 5 adet zeytin

1 adet haşlanmış yumurta

2 adet kuru kayısı  veya  1 porsiyon meyve

2 ince dilim tam buğday ekmeği

Domates-Salatalık-Yeşillik

İftar

2 bardak ılık su

1 kepçe çorba

10-15 dk sonra

1 tabak etli veya baklagilli sebze yemeği

1 su bardağı ayran

Büyük kase salata (yağsız)  veya Haşlanmış sebze garnitürü

1 ince dilim tam buğday ekmeği

30 dk Yürüyüş                                                     

Gece Öğünü (22.30)

1 porsiyon meyve

1 su bardağı tarçınlı laktozsuz süt

1 fincan

Gece Öğünü (22.30)

1 porsiyon meyve

1 su bardağı tarçınlı laktozsuz süt

1 fincan yeşil çay

1 fincan bitki çayı

yeşil çay


Oluşturma: 05.06.2017 12:00
Son Güncelleme: 20.07.2017 04:04
Oluşturan: Murat Yalçın
;