KURUMSAL HABERLER


+A A-

Reflü neden olur ve belirtileri nelerdir?

Reflü nedir? Reflü hastalığı neden olur? Reflü hastalığının belirtileri nelerdir? Reflü tedavisi nasıl yapılır?


Reflü ağız tadınızı bozmasın…

Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanan, normal bir süreçtir. Çoğu zaman kısa sürer ve herhangi bir semptoma neden olmaz. Diyet, yaşam şekli değişiklikleri, ilaç tedavisi, cerrahi ve endoskopik tedavilerle bu sorundan kurtulmak mümkün… 

Mide normalde besinleri sindirmek ve bakterileri öldürmek amacıyla asidik bir ortama sahiptir. Sağlıklı bir kişide yemek borusu bu mide asidinden, mideyle arasındaki kapakçık mekanizmaları ve vücudun kendi özel sıvıları vasıtası ile korunur. Ancak bazı durumlarda, yemek borusu bu mide asidinden kendisini yeterince koruyamaz. Bu durumlar;

    Mide ile yemek borusu arasındaki kapakçıkta bir gevşeklik,

    Kayıcı tip mide fıtığının sonucu olarak mide ile yemek borusu arasındaki bariyerde bozukluk,

    Yemek borusunun asidi temizlemesinde azalma,

    Mide boşalmasında gecikme,

    Mide asit salgılanmasında artıştır.

Reflü’den bahsedebilmek için, hastalığın kişinin yaşam kalitesini etkileyen semptomlara yol açması veya yemek borusunda bir hasara neden olması gerekir. Reflü hastalığının Türkiye’de görülme sıklığı, batı ülkelerinde de olduğu gibi yüzde 20 civarındadır. Hastalık, Doğu Anadolu, İç Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde diğer bölgelere göre daha sık görülmektedir. Kadınlarda ve ileri yaş hastalarda sıklığı artmaktadır.

Reflü hastalığının belirtileri nelerdir? 
Reflü hastalığının belirtilerini, tipik ve tipik olmayan semptomlar olarak 2 gruba ayırabiliriz.

    - Tipik semptomlar; midede ekşime, yanma, ağza acı su gelmesi, göğüste yanma, geğirti, gaz, şişkinlik, nadiren tükürük salgısında artış, hazmedilmemiş gıdaları kusma, yutma güçlüğü, yutma sırasında ağrı hissedilmesi olarak sıralanabilir. Reflü, yemek borusundaki tahribatın şiddeti ve süresine bağlı olarak, yemek borusunun alt ucunda mide asidinden korunma amaçlı, ilerde kanserleşme potansiyeli olabilen, yemek borusu kanserine zemin hazırlayabilen doku değişimine, yemek borusunda darlık ve kanama gibi komplikasyonlara da sebep olabilir.  

    - Tipik olmayan semptomlar ise; kalp dışı göğüs ağrısı, kronik öksürük, farenjit, sık boğaz temizleme ihtiyacı, zatürre, astım, ses kısıklığı, kulak enfeksiyonu, sinüzit, dişte mine kaybı, ağız kokusu ve aft gibi belirtiler olabilir.                   

Reflü tanısı nasıl konulur?
Reflü hastalığının tanısının koyulabilmesi için en sağlıklı yöntemler, üst mide-bağırsak sistemi endoskopisi çekilmesi ve yemek borusunu ph’sının ölçülmesidir. 

Üst mide-bağırsak sistemi endoskopisi yapılarak ayrıca mide ülseri, mide kanseri, gastrit gibi benzer şikayetlere sebep olabilecek hastalıkların tanısı yapılabilir, yemek borusundaki hasar, mide ile yemek borusu arasındaki kapakçık gevşekliği, mide fıtığı olup olmadığı değerlendirilebilir. Reflüye eşlik edebilecek mukoza değişimi (Barrett özofagus), yemek borusu tümörü, yemek borusu darlığı, kanama gibi komplikasyonların tanısı da endoskopi sırasında konulabilmektedir. Endoskopi sırasında gerekli görülür ise yemek borusundan parça alınarak doku tanısı için imkan sağlanır.
Ph metre ile yemek borusunun ph’sının ölçülmesi, reflü hastalığı tanısında duyarlılığı ve özgüllüğü yüksek bir testtir.

    Reflü semptomları olmasına rağmen endoskopinin normal olması durumunda,

    Tipik olmayan reflü semptomları görüldüğünde,

    Reflü cerrahisi öncesi değerlendirmelerinde,

    Reflü cerrahisi sonrasında şikayetleri tekrar eden hastalarda

    İlaç tedavisi verilen ancak cevap alınamayan hastalarda uygulanır.

Özofageal impedans ölçümü, reflü hastalığının tanısında kullanılan bir başka yöntemdir. Bu testle, Ph metreyle birlikte reflü içeriğinin fiziksel ve kimyasal analizini yapmak mümkün olur. Yani reflü içeriği sıvı, gaz veya karışık mı? Asit, asit dışı ya da hafif asit mi? gibi tedaviyi belirleyecek soruların cevabını alabileceğimiz bir testtir. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda asit dışı reflü tanısı koymak için kullanılır.

Sintigrafi yöntemi 
daha çok çocuk hasta grubunda kullanılır. Bu yöntemle de reflü veya akciğere mide içeriğinin kaçışı gibi durumların tespit ve değerlendirilmesi mümkündür.

Mide asit salınımını engelleyici ilaçlar ile tedavi testi (PPI) 40 yaşın altında tipik reflü belirtileri olan, alarm semptomları da dediğimiz yutma güçlüğü, ağrılı yutma, kilo kaybı, kanama, bulantı kusma gibi şikayetleri olan, ailede kanser öyküsü olmayan hastalara 4 hafta boyunca PPI tedavisi verilir. Hastanın şikayetleri geçerse test pozitif demektir ve reflü tanısını % 60 -70 oranında desteklemektedir.

Reflü tedavisi nasıl yapılır?
Reflü tedavisini diyet, yaşam şekli değişiklikleri, ilaç tedavisi, cerrahi ve endoskopik tedaviler olarak gruplandırabiliriz. Reflü hastalığı kronik ve tekrarlayan bir hastalıktır. Bu nedenle hastaların yaşam tarzlarında ve beslenme alışkanlıklarında ciddi değişiklikler yapmaları gerekir. Reflü hastaları yüksek yastıkla yatmalı, vücutlarının üst kısmı ve başları yüksekte olmalıdır.  Fazla yemek yemekten kaçınılması, az ve sık sık yemek yenilmesi gerekir. Yemekten sonra hemen yatılmamalı, 2-3 saat boyunca ya ayakta veya oturur pozisyonda olmalıdır. Aşırı yağlı yiyecekler mideden daha fazla asit salınımına sebep olacağı için reflü hastaları yağlı yemeklerden kaçınmalı, çikolata, kahve, alkol, kola gibi gazlı içecekler, turşu ve çok baharatlı yemekler yenilmemelidir.
Sigara içilmesi, fazla kilo alınması ve mideyi rahatsız edecek dar kıyafetler giyilmesi reflü hastalarının kaçınması gereken davranışlardır.
 
Reflü tedavi yöntemleri nelerdir? 
İlaç tedavisi: Reflü tedavisinde hastanın durumuna göre uygulanan yöntemlerden biri ilaç tedavisidir. Mide asit salınımını engelleyen ilaçlar, mevcut mide asidini nötralize eden ilaçlar, midenin asidik ortamında mide içerisinde bir jel tabaka oluşturarak asidin mukoza ile temasını engelleyen ilaçlar ve mide motilitesini arttırıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Asit salınımını baskılayan ilaçlar, reflü hastalığının hem semptomatik düzelmesinde hem de yemek borusundaki hasarı iyileştirmede en etkili ve yararlı ilaçlardır.

Cerrahi yöntemler: Genç olup, semptomları nedeniyle- kullandıkları asit salınımını baskılayıcı ilaçları bırakamayan ve bu nedenle uzun süre ilaç kullanmak zorunda olan hastalar, reflü tedavisinde kullanılan ilaçları yan etki nedeni ile kullanamayan hastalar, uzun süre ilaç kullanmayı istemeyen hastalar, yineleyen zatürre, astım, yemek borusundaki içeriğin soluk borusuna kaçışı gibi atipik semptomları olan hastalar, reflü hastalığına bağlı komplikasyon gelişmiş  hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedavide ameliyatla mide ile yemek borusu arasındaki kapakçık midenin üst kısmı ile güçlendirilir.

Kapalı olarak da yapılabilen bu cerrahi girişimin sonrasında ağrının az olması, hastanın açık ameliyata göre hızla iyileşmesi, erken dönemde taburcu olabilmesi, kısa sürede gündelik yaşam ve iş hayatına dönülmesi gibi avantajları vardır. Reflü operasyonlarında oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Aşırı kilolu hastalarda, ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlama olasılığı nedeni ile reflü operasyonunu önerilmemektedir. Bu hastalarımızda obezite cerrahisi tavsiye edilmektedir.

Oluşturma: 02.09.2016 12:00
Son Güncelleme: 20.07.2017 05:15
Oluşturan: Medicana Web ve Yayın Kurulu