TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA INTERNATIONAL SAMSUN Beyin ve Sinir Cerrahisi

Beyin Damar Hastalıkları ve Beyin Kanamaları

Başlıca beyin damar hastalıklarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Anevrizmalar (Baloncuk)
  • Arteriovenöz malformasyonlar
  • KavernomlarBeyin damar tıkanıklıkları

Gerek anevrizma, gerek arteriovenöz malformasyonlar gerekse de kavernomlar ileri radyolojik görüntülemelerle ortaya konup net olarak ameliyat öncesinde değerlendirilmesi gereken hastalıklardır. Cerrahi tedaviye, beyinde bulunan bölgeye, hastanın sahip olduğu klinik bulgulara (epilepsi, nörolojik kayıp, başağrısı, koma) göre karar verilen kompleks hastalıklardır. Hayati risk arzeden hastalıklardır. Bu ciddi hastalık grubunda, ileri radyolojik görüntülemeler, yeterli tıbbi donanım ve yetkin cerrahi ekip ile müdahele hastalığın seyri açısından hayati derecede önemlidir.

Damar tıkanıklıkları nöroloji uzmanının primer sorumluluğunda olan hastalıklardır. İlaç tedavisi ve yoğun bakım destekleyici tedavi son derece önemlidir. Bu tedavilere yanıt vermeyen seçilmiş hastalarda, beyin cerrahisi tarafından zamanında uygulanan dekompresif cerrahinin hasta mortalite (ölüm ) ve morbidite ( sakat kalma ) oranları üzerine belirgin olumlu etkileri bulunmaktadır.

Beyin Tümörleri

Modern görüntüleme yöntemleriyle beyin tümörlerinin net bir şekilde ortaya konulması tedaviyi planlama açısından son derece önemlidir.Tümör iyi huylu ise beynin en riskli alanlarında olsa bile modern mikronöroşirürjikal girişimle tedavi edilebilirlik şansı artmaktadır.Kötü huylu tümörlerin cerrahi gerektirenlerinde modern nöroşirürjikal girişim sağ kalım oranını ve yaşam kalitesini arttırmakta ve devamında yapılacak onkolojik tedavinin etkinliğini yükseltmektedir.
Stereotaktik yöntemle ( matematiksel olarak beyin dokusu içerisinde herhangi bir bölgenin koordinatları ile hedeflenmesi) çok küçük tümörler bile beyin dokusu içerisinde tam kesinlikle hedeflenebilmekte ve gerektiğinde tümör tipini ortaya koymak için lokal anestezi altında bu tümörlerden biyopsi yapmak mümkün olmaktadır.

Ulaşılması zor bir bölge olan kafa tabanını ilgilendiren beyin tümörlerinde yine mikroşirürjikal girişim tümörün tedavi edilebilmesi için son derece önemlidir.

Hipofiz tümörlerinin büyük büyük bir kısmında kafatasını açmadan burundan girilerek ( transsfenoidal yöntem) bu tümörlere ulaşmak ve tümörü çıkartmak mümkün olmaktadır.

Riskli tümörlerde ameliyat sonrası erken dönemde hastanın yoğun bakım ünitesinde takibi son derece önemlidir.

Kısaca beyin tümörlerinin cerrahi tedavisinde gerek tedavi ünitesinin teknolojik alt yapısı gerekse cerrahi ekibin deneyimi ve başarısı hayati derecede önemlidir.

Bel Fıtığı

Bel fıtığı bel omurları arasında kısmen yumuşak doku kısmen kıkırdak kıvamındaki yastıkcıkların bulunduğu alanın dışına taşması ile oluşan bir tablodur.Eğer bu taşma sinir köklerinin tarafına doğru olursa sinir basısı yapar ve bu bası nedeniyle hastanın bulguları ortaya çıkar.

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdirr?

Belde ağrı ,bacağa yayılan ağrı, bacakta belli kaslarda güçsüzlük , bacağın belli bölgelerinde keçelenme- karıncalanma tarzında his kaybı, idrar ve büyük abdest kaçırma.Bu tariflenen bulgulardan biri veya bir kaçı hastalığın derecesine göre bulunabilir.Unutulmamalıdır ki bel fıtığı çoğunlukla ataklar halinde gider.Hasta bir dönem çok şiddetli bulgular hissederken bir dönem hiçbir şikayeti olmayabilir.

Bel Fıtığı Tedavisi

Her bel fıtığında ameliyat gerekmez.Aslında toplumun çoğunda MRI çektiğimiz zaman azda olsa omurlar arasında fıtıklaşma görülebilir.Bu ameliyat gerektirmeyen durumlarda ağrılı dönemde ilaç tedavisi , yatak istirahati , ağrısız dönemde sırt ve karın karın kaslarını güçlendirici egzersizler , fizik tedavi uygulamaları yüz güldürücü sonuçlar verir.

Ne Zaman Ameliyat?

Bel fıtığında ameliyat kararını etkileyen iki ana faktör vardır.Bunlardan bir tanesi ağrıdır.Hastanın başka hiçbir bulgusu yok , sadece ağrısı var ve diğer tüm tedavilere yanıt vermiyorsa , bu hastalar ağrı ile yaşamak zorunda değildir, ameliyat edilebilirler.Daha ciddi bulgular varsa , söz gelimi; bacakta güçsüzlük , idrar ve büyük abdest kaçırma gibi , bu hastalar ameliyat edilmelidir ki sinir hasarının artması engellenip iyileşmesine imkan tanınsın.Birde ani ayakta düşme ve ani başlayan idrar ve büyük abdest kaçırma gelişirse (bu az görülen bir durumdur) ivedilikle hastaneye başvurulması ve hızlıca cerrahi girişim mutlak suretle gereklidir. Unutulmamalıdır ki , bir insanın sadece bel MR'ında görülen fıtık o hastaya ameliyat demek için yeterli değildir.Eğer hastanın fıtığı MR'da görülüyor ama bulguları bu fıtıktan kaynaklanmıyor ise (romatizmal hastalıklar gibi) yapılan ameliyat hastanın şikayetlerini geçirmeyecek ve sonuç başarısız olacaktır.Bu nedenle hastanın ameliyat öncesi özenle değerlendirilmesi son derece önemlidir.

Nasıl Bir Ameliyat ?

Günümüzde bel fıtığında belirlenmiş en altın standart cerrahi tedavi şekli mikrocerrahi ile mikrodiskektomidir.Bu yöntem ile belirgin kemik doku kaybı olamakta , doku hasarı en minimal seviyede olmakta , ameliyat esnasında ki riskler daha az olmakta ve hastanın ameliyat sonrası günlük yaşantısına dönmesi daha kısa sürede mümkün olabilmetedir.Hasta ameliyattan 8 saat gibi kısa bir süre sonra ayağa kalkmakta ve ertesi gün taburcu olabilmektedir.

Boyun Fıtığı

Boyun omurları arasında yer alan jölemsi kıkırdağın iki omur arasında öne, yana ya da arkaya doğru fıtıklaşmasıdır. Boyun ağrısı ile birlikte veya tek başına kol ağrısı, kürek kemiğine ya da göğüse yayılan ağrı olabilir. Uzman doktorlar tarafından konulan doğru teşhis, tedavi ve hasta eğitimi ileartık boyun fıtığı korkulu bir rüya olmaktan çıkmıştır.
Ancak her boyun ağrısı boyun fıtığı anlamına gelmez.Dolayısı ile hem radyolojik hem de klinik olarak boyun fıtığına bağlı olan boyun ağrısını ayırt etmek önemlidir. Çünkü ameliyat sonnrası rahatlamak ancak doğru teşhisle mümkün olmaktadır.

Boyun Fıtığı Tedavisi

Her boyun fıtığında ameliyat gerekli değildir. Çoğunlukla istirhat , ilaç tedavisi ve boyunluk kullanımı ile ağrı birkaç hahftada azalır ve kaybolur.Bazı hallerde ise fizik tedavi ile bu süreç desteklenir.Tüm bu ameliyat dışı tedavilere rağmen ağrısı geçmeyen ,sosyal yaşantısı etkilenen ve kolda ciddi kuvvet kayıpları ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bugün hızla gelişmekte ve hasta kısa sürede günlük yaşantısına dönebilmektedir.Tedavisinde gecikilen vakalardaysa , ağrılar ve felçler kalıcı olabilmektedir.Bel fıtığından başlıca farkı, sadece sinirlere değil, omuriliğin kendisinede baskı olması sonucu vücudun tamamında kısmi veya tam kuvvetsizlik ( felç) oluşabilme ihtimalidir.

Ne Zaman Ameliyat ?

  • İstirahat ve ilaç tedavisine cevap vermeyen hastanın sosyal, iş ve aile yaşantısını zora sokan ağrılı dönemler
  • Kolda ortaya çıkan kuvvetsizlik ve duyu kaybı
  • Boyun fıtığı nedeniyle takip edilen hastada ilerleyici veya ani belirgin kuvvet kaybı oluşması
  • Koldaki şikayetlere ek olarak servikal MRI da omurilikte myelomalazi (boyun fıtığının omuriliği belirgin derece sıkıştırmasına bağlı omurilik zedelenmesi) tablosunda

kesinlikle ameliyat önerilir

Boyun Fıtığının Cerrahi Tedavisi, Servikal Mikrodiskektomi

Cerrahi tedavini amacı ,omurilik ve sinir dokusuna olan baskıyı kaldırmaktır.Böylece hastanın ağrısının geçmesi , uyuşma-kuvvetsizlik gibi bulgulardan kurtulması sağlanır.Uygun zamanda ve tecrübeli ellerde yapılan bu girişimler çok iyi sonuç verir.
Servikal Mikrodiskektominin Avantajları

  • Ameliyata bağlı doku hasarının, kan kaybının ve enfeksiyon riskinin en az olması
  • Mikroskop altında yırtılan kıkırdağın tam olarak çıkartılabilmesi
  • Ameliyat sonrası ağrı ve hareket kısıtlamasının minimal olması
  • Hastanın kısa sürede evine ve işine dönebilmesi

Ameliyat genel anestezi altında, boynun ön yüzü, tercihen sağ taraftan uygulanır.Ameliyat sonrası hasta 4 saat sonra ayağa kaldırılır , bir gün sonra eve gönderilir.2-4 hafta arası boyunluk takması gereken hasta yaklaşık 15-20 gün sonra işine dönebilir.

Kafa Travmaları

Kafa travmaları ölümcül olabilen yaralanmalardır.Travmanın hemen akabinde yapılan müdahaleler hayat kurtarıcı olabilir. Burada zamanla yarış söz konusudur. Hastanın ilk baş vurduğu merkezde ivedilikle müdahaleye başlanması , travmanın tipinin ortaya konması açısından yeterli donanımla gerekli tüm işlemlerin yapılması ve nihayetinde ameliyat gerektiği taktirde yine cerrahi ekibin zaman kaybetmeden müdahalesi son derece önemlidir.Bu tip hastaların takibinde yoğun bakım şartlarında tedavisinin devamı da hayati önem arz etmektedir.

Omurilik Kanal Darlığı

Omurilik kanal darlığı , genelde 55 yaş üstünde görülen ilerleyici bir hastalıktır. Erkeklerde daha sık görülür. Asıl neden zaman içinde dejenerasyon denilen ve omuriliği çevreleyen kemik ve bağ dokusunun yapısının bozulması , omurga eklemlerinin hipertrofiye uğraması (büyümesi) ve omurilik kanalının günbegün daralmasıdır.Bu daralma kritik eşiği aştığında sinirlere giden kan akışında bozulmalar olmakta ve bu durumda hastalık bulgularının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bu hastalarda en karakteristik bulgu nörojenik klodikasyo denilen yürüyüş mesafesinin kısalmasıdır. Hastalar yol yürüdükçe artan bacaklarda ağrı ve uyuşukluktan şikayet ederler.Buna bağlı olarak bir kaç yüz metrede bir durup dinlenme ihtiyacı hissederler.Gün geçtikçe bu mesafe dahada kısalır ve bazen dayanılmaz ağrılardan dolayı hiç yürümek istemezler.Hastalığın ilerlediğini gösteren diğer bulgular ise gece hastayı uyandıran bacaklarda yanma ve uyuşmalar, sık sık bacaklara kramp girmesi, bazı kas gruplarında güçsüzlük ve atrofi denilen kas erimesinin başlamasıdır.Genelde ilerlemiş bel fıtığında karşımıza çıkan ve acil cerrahi müdahaleyi gerektiren idrar ve büyük abdest kaçırma tablosu bu hastalıkta da görülebilmektedir.

Omurilik Kanal Darlığı Tedavisi

Bu hastalarda temel sorun omurilik kanalındaki darlık ve bu darlığa bağlı gelişen sinir sıkışmasıdır. Bilinmelidir ki ne ilaç tedavisi ne de fizik tedavi bu darlığı ortadan kaldıramayacağından hastalığın tedavisinde kesin çözüm olamamaktadır. Sadece uyuşmaların ve yanmaların olduğu dönemde fizik tedavi, ilaç tedavisi, yüzme ve egzersizler önerilebilir.

Ancak darlık ileri derecede ise ve buna bağlı hasta yürürken sık sık dinlenme ihtiyacı hissediyor, geceleri uyşukluk nedeniyle uykudan uyanıyor , bacakta ilerleyici güçsüzlük , idrar- büyük abdest kaçırma gibi bulgular ortaya çıkmışsa mutlaka ameliyat edilmelidir.Ameliyatta mikrocerrahi yöntem ile omurilik ve sinirlerin üzerindeki baskıların kaldırılması işlemi uygulanmaktadır.Omuriliğin ve sinirlerin içindeki hasarın onarımı mümkün olamamaktadır.

Ancak basılar ortadan kalktıktan sonra sinir onarımı yavaş yavaş başlar.Eğer sinir tahribatı ileri seviyede ise sinir dokusunun iyileşmesi istenilen seviyede olmamaktadır. Bu nedenle kanal darlığı olan hastaların tahribat başlamadan evvel doktora başvurmalarında büyük yarar vardır.

Travmatik Omurga Ve Omurilik Yaralanmaları

Travmatik omurilik ve omurga yaralanmaları toplumsal yaşamda önemli iş gücü kaybı sebebidir. En önemli sorunlardan birisi, omurilik travması sonucu gelişen omurilik felcidir. Omurilikte meydana gelen hasar ilerleyici bir tablo sergilerse cerrahi müdahale yapılmalıdır. Cerrahi müdahale ile omurilik basısı ortadan kaldırılıp, omurgada stabilizasyon sağlanmalıdır. Bu durumda, iyileşme görülebilir. Eğer felç kalıcı bir tablo ve de omurga stabil değil ise, yine stabilizasyon amaçlı cerrahi, bu hastalarda erken mobilizasyon sağlanıp, gelişebilecek diğer tabloların (akciğer damar tıkanıklığı, enfeksiyon, yatak yaraları) önlenmesi ve fizik tedavi ve rehabilitasyonun erken başlaması için önem arzeder. Bu hastalarda da yoğun bakım destek tedavisi hayat kurtarıcı olabilir.

Spinal Tümörler (Omurilik Tümörleri)

Spinal tümörler kabaca omurilikten kaynaklananlar, omurilikten veya çevre bağ dokusu ile omurgadan kaynaklanan tümörler ile yine spinal bölgeye yayılan metastatik tümörleri kapsarlar.Burada cerrahi tedavi omurilik içinde tümör varsa bunun çıkarılması çevre kemik yapıda tümör varsa bunun çıkarılması , omuilik basısı varsa bunun ortadan kaldırılması ,gerek tümöre bağlı omurgada zayıflama gereksede tümör çıkarıldıktan sonra omurgada oynaklık var ise stabilizasyonunu ( vidalama) içermektedir.Kötü huylu tümörlerde onkolojik tedavinin devamı , oturmuş felç tablosu varsa rehabilitasyon tedavisi ve yaşamsal desteğe ihtiyaç duyan hastalarda yoğun bakım tedavisi hastalığın önemli tedavi aşamalarıdır.

Torakal Disk Hernisi (Sırt Fıtığı)

Torakal disk herniasyonları tüm disk hernileri (omurga fıtıkları) arasında nadir görülen bir rahatsızlıktır. Tüm disk hernileri arasında yaklaşık %1 oranında görülür. Sıklıkla torakal disk hernileri orta yaşlarda (30–50 yaş) ve erkeklerde daha sık görülür. Torakal disk hernileri bel ve boyun fıtıklarına oranla daha az sırtta ve bacakta ağrı , uyuşma ve kuvvetsizlik gibi semptomlar verir.

Semptomatik olgularda ise bulgular çok değişiklik gösterebilir. En sık rastlanan şikayetler sırttaki kasların spazmına bağlı sırt orta kısmında ağrı, göğüs duvarında diskin fıtıklaştığı seviyeye uyan bölgede yanar veya çivi ile deliyormuş gibi ağrı , göğüs kafesinde ve bacaklarda karıncalanma , bacaklarda değişen derecelerde güçsüzlük, bacaklardaki sertleşmeden dolayı yürümede güçlüktür. Bazı olgularda ise idrar ve büyük abdest kaçırma ,bacaklarda tam felç görülebilir ki bu durum acil tedavi gerektirir.

Tanı hastanın şikayetleri , hekimin muayene bulguları ve görüntüleme yöntemleri yardımı ile konulur ve biran önce tedaviye başlanır.

Torakal Disk Hernisi Tedavisi

Torakal disk hernilerinde şikayetler genellikle ameliyata gerek kalmadan ilaç tedavisi ve istirahat ile birkaç haftada geriler.Özellikle 2. haftadan sonra şikayetlerde gözle görülür bir azalma olur.Ancak bacaklarda ilerleyici güçsüzlük , konservatif tedaviye rağmen geçmeyen ağrı , miyelopatik bulgular (bacaklardaki sertleşmeden dolayı yürümede güçlük) , idrar ve büyük abdest kaçırma gibi bulgular varsa cerrahi tedavi uyulanır.Cerrahi tedavide mikro cerrahi önemlidir.

Parkinson Cerrahisi

Parkinson Nasıl Bir Hastalıktır?

Parkinson hastalığı ana hatları ile beynin bazal ganglion dediğimiz derin yerleşimli yapılarını etkileyen bir hastalık olup, hareket bozukluğu bu hastalığın bulgularının önemli kısmını oluşturur. Hareket bozukluğu bulguları ise özellikle kol ve bacaklarda titreme (tremor), vücut katılığı (rijidite) ve hareketlerde yavaşlamadır (bradikinezi). Titreme hasta için çok şiddetli ve sıkıntılı bir yaşama, vücut katılığı ve harekette yavaşlama ise hastanın bağımsız hareketlerini engellemeye neden olur. Bulgular ilerlediğinde yataktan bile kalkamama, kasılıp kalma, elinde tuttuğu cisimleri tam olarak yönlendirememe (söz gelimi bardakla su içememe, kaşıkla yemek yiyememe), desteksiz yürüyememe, çok yavaş yol alma gözlemlenir.

Parkinson Tedavisi Nasıldır?

Tedavisi ilaç tedavisi ve cerrahidir. İlaç tedavisinde temel etken madde dopamin içeren ilaçlardır. Beyinde meydana gelen hasar sonucu eksilen dopamin, dışarıdan verilen ilaçlarla yerine konur ve hastalığın erken döneminde bulguları düzeltir. Hasta ilaç tedavisi ile rahatlar ise ameliyat edilmez. Fakat zaman içinde ilaçtan yanıt alınamaz ve ilaca bağlı hareket bozukluğu da gündeme gelir ise cerrahi tedavi uygulanır. Unutulmamalıdır ki, Parkinson cerrahisi ekip işidir. Nöroloji uzmanı mutlaka hastayı gerek ameliyat öncesi ve sonrası takip eder ve ameliyat kararında en etkin kişidir. Nöroloji uzmanı ameliyat der ise devreye beyin cerrahı da girer.

Cerrahi Tedavi İle Ne Yapılır?

Beyinde derin yerleşimli ve milimetrik boyutta bazı çekirdekler vardır (subtalamik çekirdek, ventral intermediat çekirdek ve pallidal çekirdek). Bu çekirdeklerden uygun olanının etkisini engelleyen bir işlem yapıldığında titreme, harekette yavaşlama ve vücut katılığında düzelme gözlemlenir.

Bu çekirdek etkinliği iki yöntemle ortadan kaldırılabilir. Birinci seçenekte o çekirdeğe ulaşıp, o çekirdeğe hasar verilir. Bu yöntemde o çekirdekte kalıcı bir hasar oluşur. İkinci yöntemde ise beyindeki bu çekirdeklere bir pilden beslenen elektrod ucu yerleştirilir ve pilde genellikle köprücük kemiği altında cilt altına yerleştirilir. Pilden verilen uyarı elektrodun yerleştiği çekirdeğin etkisini engeller ve böylece kalıcı hasar yapılmadan etki sağlanır. Bir avantajı da ameliyat sonrası pil uzaktan kumanda ile istenilen ölçüde ayarlanıp etkinlik oranı arttırılabilir. Bu pil ve elektrod sistemi ile yapılan işlemin ismi DERİN BEYİN STİMÜLASYONU'dur.

Cerrahi Tedavi Nasıl Yapılır?

Öncelikle hastaya özellikli MR görüntüleme yaparak bu çekirdekleri görüntülemek gerekir. Bu çekirdekler sıradan MR protokolü ile gösterilemezler. Bu özel MR protokolü sonrasında hastaya stereotaktik başlık takılır ve bu başlık altında tekrar bilgisayarlı tomografik görüntüleme yapılır. Bu başlık ile yapılan görüntüleme bilgisayarlı bir programcıya aktarılır ve başlık sayesinde bu çekirdeklerin yerinin matematiksel olarak koordinatları hesaplanır. Bu koordinatlar sayesinde ameliyata başlanır.

Ameliyatın ilk safhası lokal anestezi altında yapılır ve hasta bu safhada uyanıktır. Daha önce uygulanmış olan stereotaktik başlığa takılan özellikli parçalar ile elektrodlar bu çekirdeğe yönlendirilir. Bu işlem için kafatasına açılan küçük bir delik yeterlidir. Elektrodlar bu milimetrik boyutta çekirdeğe yönlendirilse bile, bu elektrodlar yardımı ile kayıt yapılıp hücrenin en yoğun olduğu yer belirlenip o bölgeye uyarı verilir ki,bu uyarı ile hastanın titreme ve vücut katılığının azalıp azalmadığı belirlenir.

Ameliyat esnasında hasta ile konuşularak yattığı yerde sık sık muayene edilir. Tüm bu işlemler zaman alıcı olsa da en sağlıklı sonucu vermek açısından önemlidir. Çünkü varılan milimetrik boyuttaki çekirdeğin en ideal yeri seçilerek buraya elektrod yerleştirilir ki, hasta en iyi yararı görsün. En ideal elektrod pozisyonu sağlandıktan sonra ameliyatta ikinci aşamaya geçilir. Bu kısa sürer ve genel anestezi altındadır. Beyine yerleştirilen elektrodların diğer uçlarının uzantıları cilt altındaki pile bağlantılındarılır. Hasta ameiyattan sonra 1 veya 2 gün yatırılarak takip edilir.

Beyin Pili Ne Zaman Çalıştırılır?

Ameliyattan yaklaşık 3-4 gün sonra pil çalıştırılabilir. Pil ayarlaması ameliyat sonrası ilk haftalarda aralıklı hastayı görerek düzenlenir ve en ideal verim alındığında bu ayarla devam edilir. Pil ömrü yaklaşık 5 yıl olup, değişirilmesi için tekrar beyine elektrod yerleştirmeye gerek yoktur. Sadece ana pil bölmesi açılıp, kısa bir ameliyatla eski pil alınıp, yeni pil yerleştirilir.

Hastalar Ne Kadar Yarar Görür?

Eğer hasta ameliyat için iyi seçilmiş ise etkinlik %40 ile %90 arasında değişir. %40 etkinlik demek tek başına kıyafetlerini giyemeyen bir hastanın, kıyafetlerini tek başına giyebilmesi demektir. Titremeleri dayanılmaz bir hal alan hastanın sadece zaman zaman bir elde az miktarda titremesinin kalması, vücutta sertlik nedeniyle eşinin yardımı olmaksızın yatağından doğrulamayan bir hastanın, ameliyat sonrasında eşini koluna takarak kontrollerine gelebilmesi hem hasta, hem de doktoru tarafından değeri yüzdelerle ölçülemeyecek bir mutluluktur.

Ameliyatın Riskleri Nelerdir?

Üç başlık altında özetlenebilir. Ameliyata bağlı beyin kanaması riski % 1'in altındadır ve bu kanamaların bir kısmı hayati riske neden olabilir. Ameliyat öncesi yapılan radyolojik görüntülemede damarlar her kesitte incelenerek çekirdeğe ulaşmak için bu damarlardan uzak bir seyir seçilir. Ayrıca bu nadir durum oluşursa ameliyat sonrasında erkenden yapılan görüntüleme ile hemen tespit edilip müdahale edilebilir. Anestezi riski her ameliyat için olası risklerden biridir. Burada ameliyat öncesi değerlendirme bu riskten kaçınmak içindir ve ameliyatın uzun kısmı zaten lokal anestezi altında yapılmaktadır ve genel anestezi yapılan kısmı çok kısadır. Enfeksiyon riski de nadirdir. Enfeksiyon gelişirse takılan sistemi çıkarmak gerekebilir.

Doğumsal Omurilik Hastalıkları

Santral Sinir Sisteminin gelişimi esnasında bir çok anomali oluşur. Bunların bir çoğu tedavi edilemeyen anomalileri içerir. Tedavi edilebilir sık gözlenen doğumsal omurilik hastalıkları şunlardır:

Meingosel, miyelomeningosel, spinabidaokkülta, dermal sinüs traktı, gergin filum terminale (tetheredkord sendromu), ayrık omurilik malformasyonları(diastometamyeli,diplomyeli), lipomiyelomeningosel

Spinabifidaokkülta

Omurganın arka yokluğu ile karakterli bir anomalidir. Bunların %85 i lomber veya lumbosakral bölgede yer alırlar.Çoğunlukla, tesadüfen, başka amaçlı çekilen direkt grafilerde saptanır. Tek başına bulunduğunda önemli bir sorun ortaya koymaz ancak sıklıkla diğer anomalilerle birliktedir.

Gergin Omurilik Sendromu

Embriyonal dönemde omuriliğin yapışmasına veya gerilmesine neden olan kalın filum, ayrık omurilik, miyelomeningosel, lipomiyelomeningosel gibi nedenler omuriliğin gerilmesine neden olurlar. Bunun sonucunda gerilen arterler omurilikte iskemi meydana getirerek nörolojik, ortopedik ve ürolojik şikayetlere neden olurlar.

Radyolojik olarak konusmedüllarisin düşük bulunması, klinik bulgular yoksa gergin omurilik sendromu olarak isimlendirilmemelidir. İlk bulgular nörojenik mesane bulgularıdır. Daha sonra skolyoz, ayakta pes kavus gibi ortopedik bulgular ortaya çıkar, ayakta trofik ülserler görülebilir. İlerleyen dönemde bacaklarda güçsüzlük, felç ortaya çıkar.

Dermal Sinüs Traktusu

Dermal sinüs traktusu kendini orta hatta gamze tarzında bir çukurlukla belli eder. Buradan başlayan bir deri traktusu omurga içinde ilerleyip durayı geçer ve bir dermoidtümörveya kist ile sonlanır. Delikten içeri bakteriler girerse tekrarlayan menenjit ataklarına veya dermoidinabseleşmesi sonucu kauda veya medulla basısı bulgularına neden olur bazen de gergin omurilik sendromuna yol açar. Tedavisi cerrahi olup traktus ile birlikte bağlı olduğu dermoidin çıkartılmasıdır.

Kalın (Gergin) Filum Terminale

Filum terminale embriyonelbir kalıntıdır. Genelde içinde sinir dokusu içermez. Kalınlığı 2 mm. Yi geçmez. Normalden kalın ve kısa olursa, boyun uzaması ile birlikte gergin omurilik sendromuna neden olur. Tedavisi cerrahi olarak kesilmesi şeklindedir.

Miyelomeningoseldoğumla birlikte görülen omurga üzerinde orta hatta nöral dokunun bir zarla örtülü veya örtülü olmadığı ve çoğunlukla dışarıya beyin omurilik sıvısı akıntısının olduğu çeşitli nörolojik defektleri(bacaklarda güçsüzlük)beraberinde bulunduran bir kesedir.

Birçok çocuk miyelomeningoselden dolayı felç olmuştur. Hastalığa eşlik eden hidrosefali, çocuğun hayatını tehdit ederek, yoğun tedavi uygulanmasının yanı sıra uzun süreli takibini de zorunlu kılmaktadır. Meningomiyelosel, omurganın belirgin ve anlamlı konjenitalmalformasyonları içinde en sık rastlanılan şeklidir. Hastaların, uygun cerrahi tedavi ile yaşam şansı oldukça yüksektir. Hidrosefali aileye öğretilmeli, mesane ve anal sfinkter problemleri açıklanmalıdır.

Sonuç olarak; aile sürekli eğitilmeli, gerçekleri kabul ettirmenin yanı sıra gereksiz ümitsizlikten uzak tutulmalıdır. Operasyonun amacı; omuriliğin rekonstrüksiyonu, normal BOS ortamının oluşturulması ve Santral sinir sistemi enfeksiyonunun önlenmesi ve sonuçta motor, duyu ve entellektüel fonksiyonların korunmasıdır.

Sinir Sıkışması

El ve kollarda bacak ve ayaklarda uyuşukluk, ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteren sinir sıkışması, günümüzde birçok insanın hayatını olumsuz etkiliyor.Eğer zamanında tanı konulup müdahale edilmezse el, kol ,bacak, ayaklarda güçsüzlük ve kas erimesine kadar ilerleyebilen durum söz konusudur. En sık görülen sinir sıkışmaları tanı ve tedavisi şöyledir:

1-Karpal Tünel Sendromu

El bileğindeki sinir sıkışıklığıdır. En sık görülen tuzak nöropatisidir.35-60 yaşlarında ve kadınlarda daha sık görülmektedir.Elini sık kullanan meslek gruplarında (terzi,bilgisayar klavyesi sık kullananlar,piyanistler vb.) oldukça sık gözlenir.Ağrı ve uyuşukluk sık gözlemlenen şikayetlerdir. Uykudan ağrı ya da uyuşmuş el ile uyanmak ve ellerinin sallanması ile ağrının ya da uyuşukluğun hafiflemesi tipiktir.Tanıemg testi ile konur .Kesin tedavi cerrahidir . Hafif olgularda istirahat, ağrı kesiciler ,el bilek ateli kullanılır.Sinir basısı 1-1.5 cm lik bir kesi ve lokalanestesi ile ortadan kaldırılır.(dekompresyon cerrahisi).

2-Ulnar Sinir Tuzak Nöropatisi (Kubital Tünel Sendromu)

Dirsekteki sinir sıkışıklığını ifade eden ikinci sıklıkla görülen tuzak nöropatisidir.bölgedeki minör travmalar, romatizmal hastalıklar ,kırık, çıkık en sık sebeblerdir. Küçük parmak tarafındaki uyuşukluk ve ağrı; dirsek bölgesindeki hassasiyet ve ağrı en sık şikayetlerdir.Kesin tanı emg testi ile konur. Cerrahi tedavi sinir üzerindeki sıkışıklığı kaldırmak ve sinirin yer değiştirilmesi şeklindedir.

3-Peroneal Sinir Tuzak Nöropatisi

Bacakta görülen en sık tuzak nöropatisidir. Bacağın alt dış yarısındaki sinir sıkışıklığıdır. Erkeklerde sık görülür. Bu bölgedeki basılar hızla felce ilerleyebilir. Düşük ayağa duyu kaybı ve ağrıda eşlik edebilir ama genelde ağrısızdır.Tanıemg testi ile konur .Tedavisi cerrahi olarak basının ortadan kaldırılmasıdır.Sonuçlar yüz güldürücüdür.

4-Tarsaltunelsendromu

Ayak bileğinin iç arka tarafında seyreden sinirin sıkışıklığı ile ortaya çıkmaktadır. Ayak parmaklarında, tabanında ve topukta ağrı ve uyuşukluklar olabilir özellikle geceleri artmaktadır. Yürümekle uzun süre ayakta durmakla artmaktadır. Tanı emg testi ile konur .Tedavisi cerrahi ile basının ortadan kaldırılmasıdır.

5-Meraljiaparestetika

Uyluk dış kısımında bası oluşur. Uyuşukluk ve karıncalanmalar ortaya çıkar. Şişmanlık, sıkı korse, dar giysiler, kemer, uzun yürüyüşler sıkıntıları artırabilir. Genellikle tedavi semptomatiktir.

Bölgeyekortizon,anestetik ve nonsteroidantienflamatuvar enjeksiyonu yararlı olabilmektedir. Tüm bunlardan yanıt alınamadığı durumlarda cerrahi uygulanabilmektedir. Cerrahisi, basının kaldırılması ya da sinir kesilmesi şeklindedir.

Periferik sinir yaralanmalarında sinir tamiri cerrahi olarak yapılabilmektedir .Mikroskop altında sinir uçları karşılıklı getirilerek uc uca anostomozu yapılabilmekte gerektiğinde sinir grefti kullanılarak sinir tamiri mikroskobik olarak yapılabilmektedir.

Parkinson Nasıl Bir Hastalıktır? Tedavisinde Kullanılan Yöntemler Nelerdir?

Parkinson genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilinse de gençlerde de görülebilen bir hastalıktır. Toplumda görülme sıklığı bilinenden daha fazladır. Parkinson hastalarının beyninde bazal gangliyon denilen çekirdeklerde ortaya çıkan yozlaşma,hastada titreme, vücut katılığı ve hareket yavaşlığına sebep olmaktadır. Bunlar bir araya gelince hasta titremeden dolayı su içemez, kaşıkla yemek yiyemez, vücut katılığından dolayı hareket edemez ve hareket yavaşlığından dolayı da yürüyemez hale gelir. Dolayısı ile Parkinson direkt olarak hastanın yaşamını etkileyen dramatik bir hastalık olarak ortaya çıkmaktadır.

Başlangıçta ilaçlarla bu bulgular başarılı bir şekilde giderilebilse de yıllar içinde artık ilaç etkinliği azalır ve yan etkileri de başlayınca hastalık çekilmez hale gelmektedir.Beyin cerrahisi bölümü hastalık bu aşamada iken devreye girmektedir. Beyinde milimetrik boyuttaki bazı bölgeler belirlenip, bu çekirdekler netlikle hedeflenip, bu bölgeye elektrod yerleştirildiğinde elektroda verilen elektrik akımı ile hastalığın bulgularında düzelme sağlanmaktadır. Yapılan işleme "Derin Beyin Stimülasyonu" adı verilmektedir.Halk arasında beyin pili uygulaması olarak da bilinen Parkinson Cerrahisi sonrası ; hastanın titreme, vücut katılığı ve hareket yavaşlığında görülen iyileşmeler ,hastayı oldukça rahatlatmaktadır.

Ameliyat İçin Gereken Altyapı

Parkinson Cerrahisi için gerekli ekipman ve hedefleme son derece önemlidir. Alt yapının yanında bilgi birikimi de son derece önemlidir. Operasyonlar sonrasında ideal pil ayarını sağlamak son derece önemlidir. Medicana Samsun Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölümü; yaklaşık bir yıl içinde 30 vakaya Parkinson cerrahisi uygulamıştır. Dünyada birçok merkez bu rakamlara yıllar içinde ulaşabilmektedir.

Ameliyat Sonrası Hastalar Ne Kadar Yarar Görüyor?

Operasyon sonrası ; tek başına kıyafetlerini giyemeyen bir hastanın, kıyafetlerini tek başına giyebilmesi,titremeleri dayanılmaz bir hal alan hastanın sadece zaman zaman bir elde az miktarda titremesinin kalması, vücutta sertlik nedeniyle eşinin yardımı olmaksızın yatağından doğrulamayan bir hastanın, ameliyat sonrasında eşini koluna takarak kontrollerine gelebilmesi operasyonlar sonrası hastaların oldukça fazla yarar gördüklerini göstermektedir.

Medicana Samsun Hastanesi'nde gerçekleştirilen Parkinson hastalığı ameliyatları öncesi geçirilen süreçler

Medicana Samsun Hastanesi bünyesinde Parkinson Cerrahisi Operasyonlarını uygulamak için gerekli alt yapı oluşturulurken gerek radyolojik görüntüleme,gerekse tıbbi ekipman altyapısı hazırlanmıştır.Beyin Cerrahisi alanında akademisyen ve uzman hekim kadrosunun deneyimi doğrultusunda süreç ilerlemiş ve ameliyatlar başarı ile gerçekleştirilmiştir.

Bu Ameliyata Halkın Yaklaşımı Nasıl? Samsun Dışından Gelen Hastalarınız da Var mı?

Ülkemizde az sayıda merkezde yapılan bu ameliyat bedelinin bir kısmı sosyal güvence kapsamında ödenmiş olsa bile bu operasyonların hastalara ciddi maliyetler getirmektedir. Medicana Samsun Hastanesi tarafından bu ameliyatların maliyetleri,toplumdan herkesin ulaşabileceği maliyetlere çekilmiştir.Böylelikle parkinson cerrahisi ameliyatlarının hem en kaliteli bir şekilde yapılıp, hem de maddi açıdan rahatlıkla ulaşılabilirliği sağlanmış olmaktadır.