TIBBİ BİRİMLER


+A A-

MEDICANA BURSA Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon



  

Yüksek topuklu ayakkabı giyinmenin sakıncaları

Yüksek topuklu ayakkabılar zarif ve şık bir görünüm sağlamakla birlikte ayak sağlığı açısından sakıncaları göz önünde bulundurulmalıdır. Topuk yüksekliği 4,5 cm.’den daha fazla olduğunda normal anatomik yürüyüşü sağlayan sistemler olumsuz yönde etkilenir, ağırlık ve basınç öne doğru daha fazla kayar. Yapılan çalışmalar 9 santimlik topuklu ayakkabıların 3 santimlik topuklulara nazaran ayak eklemlerine 7 kat daha fazla stres yüklediğini göstermiştir.

Uygunsuz ayakkabı kullanıma bağlı olarak karşılaştığımız soruları şu şekilde sıralayabiliriz;

Ayakta şekli bozuklukları

Özellikle sivri burunlu ve topuklu ayakkabı giyen kadınlarda hallux valgus diye adlandırdığımız başparmakta şekil buzukluğu ve iç yanında ağrılı kemik çıkıntısı oluşumu, çekiç parmak deformitesi, parmak üstünde yine dar ayakkabı giymeye bağlı olarak nasır oluşumu meydana gelir. Bu sorunların tedavisinde gece atelleri , silikon makaralar, ayakkabıyı değişikliği veya ameliyat gerekebilir.

Ayak bileği burkulması, metatarsalji

Yüksek topuklu ayakkabı giyen kadınlarda ayak bileği stabilitesi bozulur ve zemini iyi kavrayamayacağı için ayak bileği burkulması çok sık görülür. Ayrıca Aşill tendonunda aşırı yüklenme ve zamanla tendonda kısalma meydana gelir. Uzun süreli kullanıma bağlı aşırı yüklenme ve ayak tabanındaki yağ dokusunun incelmesine bağlı olarak ayak tarak kemiklerinde ve ayak tabanında ağrı oluşur.

Tırnak problemleri

Topuklu ayakkabı giyen kadınların en sık karşılaştıkları durumlardan birisi de tırnak batmalarıdır ve bazen ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Tedavisi için düzgün tırnak kesimi, geniş ve düz ayakkabı giyilmesi, ilerlemiş durumlarda cerrahi uygulamalar önerilir.

Stres kırıklar

Yüksek topuk giymeye bağlı olarak ayakların ön kısmında oluşan ekstra ağırlık ve basınç stres (yorgunluk) kırıklarına yol açabilir. Ayakta şişlik ve ağrı oluşturan bu durumda ayağı alçıya almak ve istirahat gerekir.

Diz, bacak ve bel ağrısı

Yüksek topuklu ayakkabı giymek ağırlık merkezini öne kaydıracağı için, diz ve kalçayı öne doğru itmek zorunda kalırız. Bu durum diz kapağına ve kalçaya aşırı yük binmesine yol açar, ön diz ağrısı ve kireçlenmeye neden olarak zamanla merdiven inip çıkmak zorlaşır. Aynı şekilde bel bölgesinin kavisi artacağı için bel kaslarında gerginlik ve ağrı meydana gelir. Sık sık yüksek topuklu ayakkabı giyildiğinde ayak, diz ve bel omurgasına ait eklemlerde sürekli zorlanmalara bağlı olarak kireçlenmeler daha erken yaşlarda başlar.

Morton nöroma

Ayağın anatomik yapısına bağlı olarak 3. ve 4. parmak arasından geçen sinir, baskı altında kalmaya en yakın bölgedir. Topuklu ve sivri uçlu ayakkabı kullanımına bağlı olarak 3. ve 4. parmağın arasındaki sinirin üstünde meydana gelen basınç sinir kalınlaşmasına ve yanlış uyarılar vererek ayağın ön tarafında ağrı, yanma, elektriklenme gibi çeşitli şikayetlere yol açar. Tedavisinde ayakkabı seçiminde değişiklik, antieflamatuvar ilaçlar ve metatarsal ped kullanılır. Düzelme olmazsa cerrahi müdahale düşünülür.

Topuklu ayakkabıları daha sağlıklı kullanabilmek için hafta boyunca kullandığınız topuk yüksekliklerini değiştirmeli, daha geniş bir yüzey alanı sağladığı için platform tabanlı ayakkabılar tercih etmeli, ark desteği ve şok emilimi olan ayakkabılar giyinmeli, gün sonunda ayaklarınıza masaj ve ayak tabanıyla şişe çevirme egzersizleri yapmayı ihmal etmemelisiniz.

Gebelikte Bel Ağrısı


Gebelikte en sık görülen kas iskelet sistemi sorunu bel ağrısıdır. Sıklıkla multifaktöriyeldir, mekanik, hormonal, vasküler ve psikososyal faktörlerin birlikteliğinde oluşur.


Postüral değişiklikler, kilo alma, bel, sırt ve karın kaslarının zayıflığı, sedanter yaşam, sigara kullanımı, gebelik öncesinde bel ağrısına neden olan hastalıkların varlığı, vasküler ve hormonal değişiklikler, küçük yaşta gebelik, sabit pozisyonlarda kalmayı gerektiren işlerde çalışmak sık görülen nedenlerdendir.Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.Özlem Mehmetoğlu konu hakkında bilgi verdi.


Gebelikte kilo alımı ve uterusun büyümesiyle birlikte lomber lordoz artar. Buna bağlı olarak karın kaslarında uzama ve tonus kaybı, bel kaslarında kısalma ve tonus artışı gelişir. Karın kasları vücut postürünü sağlamada yetersiz kalır, postürü bel kasları tek başına sürdürmeye çalışır. Ağırlık merkezi öne doğru kayar. Tüm bunlar omurgada aşırı yüklenme ve bel ağrısıyla sonuçlanır.


Gebelikte meydana gelen hormonal değişimlere bağlı olarak bağ dokuda çeşitli değişiklikler oluşur. Östrojen, progesteron, endojen kortizol ve özellikle relaksin hormonu bu değişikliklerden sorumlu tutulmaktadır. Sonuçta pelvik eklemlerde gevşeme ve hareketlilik artışına, sakroiliak eklemlerde zorlanmaya, bel omurgasında aşırı yüklenmeye neden olarak bel ağrısına sebep olur.


Büyüyen uterusun özellikle yatar pozisyonda aort ve vene cava gibi damarlara bası yapmasına bağlı iskemik ve metabolik nedenlerle bel ağrısı gelişebilir.


Gebelik osteoporozu nadir görülen bir durum olup gebeliğin son trimesteri yada doğum sonrası erken dönemde omurgada kemik kırıkları ve yükseklik kaybı ile kendini gösteren, sıklıkla ilk gebelikte görülen şiddetli osteoporoz tablosudur.


Gebelerde sıklıkla bel ve pelvisin arka bölümünde ağrı hissedilir. Hareket ve ağır kaldırma ile artarken, istirahat ve bel destek yastığı kullanımı ile azalır. Bacağa yayılan ağrı, bacakta uyuşma varsa radiküler ağrı nedenleri göz önünde bulundurulmalıdır.


Tanıda hastadan alınan öykü, fizik muayene ve ihtiyaç duyulduğunda magnetik rezonans (MR) görüntülemeden yararlanılır.


Akut ağrılı dönemde istirahat, hasta eğitimi, egzersiz, destekleyici korseler, fizyoterapi, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi seçenekleridir. Egzersizler gebelik ayına ve gebenin durumuna göre planlanmalı ve gebeliğinde 4. ayından sonra sırtüstü pozisyonda egzersizler yapılmamalıdır. Gebelikte ağrıyı azaltmak için tercih edilecek en güvenilir etken madde parasetamoldür. Cerrahi tedavi ise ciddi ve ilerleyici nörolojik defisiti olan disk hernilerinde gereklidir.


Hamilelik öncesinde normal kiloda olmak, gebelik sürecinde kabul edilebilir sınırlar içerisinde kilo almak, sırt, bel ve karın kaslarının güçlü olması, yeterli kalsiyum ve D vitamini desteği, sık sık yürüyüş yapmak ve vücudun normal postürünü korumak bel ağrısının önlenmesinde önemlidir. Uzun süre oturmak ve ayakta sabit pozisyonda kalmaktan kaçınmak, gerekirse bir ayak altına basamak desteği kullanmak, otururken bel yastığı kullanmak, sık sık pozisyon değiştirmek, uygun topuk yüksekliğinde ayakkabı kullanmak, solunum ve gevşeme egzersizleri, düzenli yürüyüş ve hamilelik egzersizleri yapmak rahat bir hamilelik süreci geçirmenizi sağlar.


DURUŞ (POSTÜR)BOZUKLUKLARI

Duruş vücudumuzun ayakta dururken, otururken veya yatarken aldığı pozisyondur. Duruşumuzu omurga, kalça, kol, bacak ve ayak kemiklerimizin dizilimi ve duruş kaslarımızın (özellikle bacak arkası ve sırt ve bel kasları) uyum içinde kasılması ile sağlarız. Normalde duruşumuzu bilinçli olarak düzeltmeyiz. Eğer iskeletimizde kalıcı bir bozukluk (skolyoz, kamburluk bacak boyu farklılığı...) yoksa günlük yaşantımızdaki hatalı alışkanlıklarımız duruş bozukluğuna yol açabilir. Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr. Hilmi Selçuk Küçükoğlu konu hakkında bilgi verdi.


İYİ DURUŞ NEDEN ÖNEMLİDİR


Kemik ve eklemlerimizin doğru dizilimini sağlayarak kaslarımızın uygun bir şekilde kasılmasına yol açar. Böylelikle eklemlerimizin aşırı veya asimetrik yüklenmesini önleyerek Osteoartrit (kireçlenme) gibi eklem ağrısı yapabilen hastalıkların oluşumunu engeller.

Omurgayı bir arada tutan bağlara binen yükü azaltarak yaralanmalarını engeller.

Kasların daha etkin çalışmasını sağlayarak fazla enerji harcanmasına ve kasların gereksiz yorulmasına engel olur. Aynı zamanda kasların yaralanmasına, eklemlerin ve omurganın aşırı ve yanlış kullanılmasına engel olur.


Uygun bir duruşu sağlayabilmek için kasların yeterli kuvvet ve esnekliğe sahip olması gerekir.Bunu da uygun egzersizlerle elde edebilirsiniz. Ayrıca evde ve iş yerinizde duruş alışkanlıklarınızı gözden geçirerek eğer gerekiyorsa bunları düzeltmeye çalışmalısınız

KÖTÜ DURUŞUN SONUÇLARI

Kötü duruş kasların ve eklemlerin üzerine aşırı ve dengesiz yüklenme yaparak kalıcı hasara yol açabilir. Kötü duruşa katkıda bulunabilecek durumlar şunlardır;

Stres,

Obesite,

Hamilelik,

Duruş kaslarının (bel sırt ve bacak arkası) zayıflığı,

Yüksek topuklu ayakkabı giymek alışkanlığı

Bunun dışında vücut esnekliğin azalması, kötü ve uygunsuz çalışma koşulları, kötü oturuş ve ayakta duruş alışkanlıkları da buna katkıda bulunabilir.

Duruşu düzeltebilir miyiz?

Bu sorunun yanıtı tabii ki”EVET”

Öncelikle sorununuzun bilincinde olmazın gerekir ve buna neden olan kötü alışkanlıklarınızı düzeltmeye çalışmalısınız. Kötü duruşun uzun zamandır olması iyileşmenizinde uzun zamana gereksinim olacağı anlamına gelir. Doktorunuz sorununuzu belirleyip size uygun egzersiz programını düzenliyecektir.

NASIL OTURMALISINIZ

Uygun duruşa sahip olmak için oturuşunuza da özen göstermelisiniz. Şöyleki;

Ayaklarınız zemine tam temas etmeli, gerekirse destek kullanılabilir,

Ayaklarınızı çaprazlamayın, ayak bilekleri dizlerin önünde olmalı,

Dizlerin arkası ile sandalyenin oturağının ön kısmı arasında mesafe olmalı,

Dizler kalçalarla aynı yükseklikte veya biraz aşağıda olmalı,

Sandalyenin arka kısmı belinize destek oluşturmalı gerekirse ayrıca bir destek kullanılabilir,

Omuzlarınız serbest dirsekleriniz destekli olarak oturun,

Aynı pozisyonda uzun süre oturmamaya özen gösterin

AYAKTA NASIL DURMALISINIZ

Duruşunuzu değerlendirmek için ayna karşısındaki görüntünüzü değerlendirin;

Ayağınızın ön kısmı (parmakların kökleri) üzerinde durun,

Dizleriniz hafif bir şekilde bükülsün,

Ayaklarınızın arası omuzlarınızın uzaklığı kadar olmalı,

kollarınız gövdenizin yanında olmalı, Ayakta dik durun omuzlar arkaya göğüs öne doğru,

Karnınızı içeri çekin,

Başınız dik olmalı,

Uzun süre ayakta durmak zorunda iseniz ağırlığınızı ayağın ön kısmından topuğa kaydırın veya bir ayaktan diğerine aktarın,

NASIL YATMALISINIZ

Düzgün yatmak ve kaliteli bir uyku uyumak çok önemlidir. Bu nedenle yatağınızı iyi seçmelisiniz. Bazı kişiler yumuşak bazıları sert yatak severler. Vücudunuzun yapısal özelliğine göre ( kilo, boy yatış alışkanlığı...) yatağınızı seçebilirsiniz. Yatağınızın sizin vücudunuzun şeklini almamasına özen gösterin.

Mutlaka yastıkla yatın, kendinize uygun yastığı seçin herkesin boynu farklı olabilir (kısa, uzun, düz, çukur, omuz boyun aralığı gibi), uyumak için yastığınızla boğuşmayın ve kolunuzu başınızın altına almaya çalışmayın.

Karnınızın üstüne yatmamaya çalışın,

Eğer bel ağrınızın varsa yan yatıyorsanız dizlerinizin arasına, sırtüstü yatıyorsanız dizlerinizin altına yastık koyabilirsiniz.