KURUMSAL HABERLER


+A A-

Sinsi Hastalık Parkinsonu Tanıyor musunuz?

Parkinson hastalığı, yavaş ilerleyen tipte nörolojik bir hastalıktır. Parkinson’a beyinde dopamin adlı nörotransmiteri üreten sinir hücrelerinin tahrip olması yol açar. Bu sinir hücreleri kayba uğrayarak; titreme, kaslarda tutukluk ve hareketin yavaşlaması şeklinde ortaya çıkan semptomlara neden olur. Her parkinson hastası farklı semptomlar yaşar. Bazı hastalarda ana semptom titreme iken bazılarında kasılmadır.


Parkinson, 60 yaş üzerindeki her 100 kişiden birini etkiler ve hastalığın ortalama başlangıç yaşı 60’tır. Parkinson, erkek ve kadınları neredeyse eşit ölçüde etkiler.

Parkinson Hastalığının dört temel bulgusu mevcuttur;

  • Dinlenme halindeyken bir kolda veya ayakta titreme;
  • Hareketin yavaşlaması ;
  • Kollarda, bacaklarda veya gövdede tutukluk, pasif harekete direncin artması;
  • Vücutla birlikte kolların hareketinin kaybı.

Bu bulgulardan en az ikisi mevcutsa ve bunlar vücudun bir tarafında diğer tarafına göre daha belirginse, alternatif bir teşhisi akla getiren atipik özellikler olmadığı sürece, parkinson teşhisi konulur. Başlangıçta semptomlar hafiftir ve genellikle vücudun tek bir tarafındadır. Yüz ifadesinde duyguları çok az belli eden boş ifade veya göz kırpmanın seyrekleşmesi gibi değişiklikler olur.

Semptomlar aşamalı şekilde belirmeye başladıkça, ileri yaşlardaki kişiler bu değişiklikleri yaşlanmaya yorabilirler. Parkinson’da yaygın şekilde görülen vücut duruşunda kamburluk yaşa veya osteoporoza atfedilebilir. Genellikle bu ilerleme yavaş olur, ancak ilerlemenin hızı kişiden kişiye değişmektedir.

Tedavinin amacı semptomları yok etmek değil, hastanın bunların üstesinden gelmesine, bağımsız olmasına ve hayatında kronik bir hastalığın gerektirdiği uygun düzenlemeleri yapmasına yardımcı olmaktır. İnsanlar bunun ilerleyen tipte bir hastalık olduğunun farkında olduğundan bu durum daha fazla kaygı duymalarına neden olabilir.

Parkinson hastalarının büyük olasılıkla hayatlarının geri kalanı boyunca ilaç kullanmaları gerekecektir. Yeşil çay, Q10, domates, kafein ve nikotin gibi bazı ürünlerin koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir. Yüksek riske sahip popülasyonlar için önerilen çoklu antioksidanların yanı sıra diğer antioksidanlar arasında doğal C vitamini, koenzim Q10, NADH, N-asetilsistein, çinko ve selenyum sayılabilir.

Hasta, kendisinin yapabildiği her şeyi kendi başına yapması için ne kadar zorlanırsa, bu aktiviteleri o kadar uzun süre boyunca yapabilir. Büyük eklemleri ve onları ilgilendiren kasları düzenli olarak her gün çalıştırmak, hastaya son derece zindelik kazandıracaktır.

Oluşturma: 10.04.2018 12:00
Son Güncelleme: 10.04.2018 02:40
Oluşturan: Medicana Web ve Yayın Kurulu
;