KURUMSAL HABERLER


+A A-

Ateş ve Boğaz Ağrısı HIV / AIDS Belirtisi Olabilir

İnsan bağışıklık yetersizliği virüsü (HIV) bağışıklık sistemini hedef alır ve insanların savunma sistemlerini enfeksiyonlara ve bazı kanser türlerine karşı zayıflatır. Virüs, immün hücrelerin işlevini tahrip eder ve bozar, dolayısıyla enfekte olmuş kişiler yavaş yavaş immün yetmezliğe girer. Medicana Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Karabay HIV Virüsü hakkında önemli bilgiler verdi.


Hamilelik Döneminde Anneden Çocuğa Bulaşabilir

Dr. Mehmet Karabay, ‘’ HIV semptomları enfeksiyonun evresine bağlı olarak değişir. HIV ile yaşayan insanlar, enfeksiyondan sonraki ilk birkaç ay içinde en bulaşıcı olma eğiliminde olsalar da, aslında çoğu, sonraki aşamalara kadar durumlarının farkında değildir. İlk enfeksiyondan sonraki ilk birkaç hafta kişilerde  ateş, baş ağrısı, kızarıklık veya boğaz ağrısı dahil hiçbir semptom veya grip benzeri bir hastalık semptomları görülebilir Enfeksiyon bağışıklık sistemini giderek zayıflattığında şişmiş lenf bezleri, kilo kaybı, ateş ve öksürük gibi başka belirti ve semptomlar geliştirebilirler.  HIV enfeksiyonunun en ileri aşaması, bireye bağlı olarak tedavi edilmezse 2 ila 15 yıl sürebilen immün yetmezlik sendromudur (AIDS). AIDS; belirli kanserlerin, enfeksiyonların veya diğer ciddi klinik belirtilerin gelişmesiyle tanımlanır. HIV, kan, anne sütü, semen ve vajinal salgılar gibi enfekte olmuş insanların çeşitli vücut sıvılarıyla bulaşabilir. HIV hamilelik ve doğum sırasında anneden çocuğa da geçebilir. Bireyler; öpüşmek, sarılmak, el sıkışmak veya kişisel nesneler, yiyecek veya su paylaşmak gibi sıradan günlük temaslarla enfekte olamazlar.’’ diye ifade etti.

Çocuklarda Serolojik Testler Yeterli Değildir

Korunmasız anal veya vajinal cinsel ilişkide bulunmak belirgin risk faktörü   oluşturduğu gibi  frengi, herpes, klamidya, bel soğukluğu ve bakteriyel vajinoz gibi cinsel yolla bulaşan başka bir enfeksiyona  sahip olmak da risk olsturmaktadır. Aynı zamanda , kontamine iğnelerin, şırıngaların ve diğer enjekte edici ekipman ve ilaç çözeltilerinin paylaşılması, güvenli olmayan enjeksiyonlar,  tbbi prosedürlere uyulmayan kan nakli ve doku nakli  gibi işlemler sırasında sağlık çalışanların yaptığı  kazalar sonucu  bireyleri HIV  riski altında bırakan davranışlar ve koşullar olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Karabay şu konulara dikkat çekti: ‘’ Aynı gün sonuç veren hızlı tanı testleriyle HIV teşhis edilebilir. İnsanlar ayrıca kendilerini test etmek için HIV kendi kendine testlerini kullanabilirler. Bununla birlikte, tek bir test tam HIV teşhisi sağlayamaz; Bir topluluk merkezinde veya klinikte kalifiye ve onaylanmış bir sağlık çalışanı tarafından yapılan onay testi gereklidir.  En yaygın kullanılan HIV tanı testleri, kişi tarafından HIV ile mücadele etmek için bağışıklık tepkisinin bir parçası olarak üretilen antikorları tespit eder. Çoğu durumda, insanlar enfeksiyondan sonraki 28 gün içinde HIV'e karşı antikor geliştirir. Bu süre zarfında, insanlar “HIV” antikorları üretilmediğinde ve HIV enfeksiyonu belirtileri göstermediklerinde ve aynı zamanda HIV'i başkalarına bulaştırabildiklerinde “pencere” denen dönemi yaşarlar. Ergenler ve yetişkinler için testler basit ve etkili hale getirilirken, HIV pozitif annelerden doğan bebekler için durum böyle değildir. 18 aylıktan küçük çocuklar için, HIV enfeksiyonunu tanımlamak için serolojik testler yeterli değildir. ( virolojik testler doğum gibi erken veya 6 haftalıkken yapılmalıdır) . Arık bu testi yerinde gerçekleştirip ve aynı gün sonuçlanıdıran yeni teknolojiler mevcuttur.’’

Oluşturma: 23.01.2020 10:00
Son Güncelleme: 23.01.2020 12:00
Oluşturan: Mehmet Karabay
;