SAĞLIK REHBERİ


Coronavirüs (Koronavirüs / Covid-19) Salgını Sırasında Stresi Yönetmek, Zihinsel ve Ruhsal Çöküntüyü Önlemek için 5 Adım



Dünyada ve ülkemizde yayılmaya devam eden Coronavirüs (Koronavirüs / Covid-19) salgınının yol açtığı korku, endişe ve panik bireyin ve toplumun ruh sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Salgın ve salgını çevreleyen olaylar ortaya çıktıkça, stresiniz artıyor olabilir. Sürekli değişen bilgiler, bilgi kirliliği kafa karıştırıcı ve hatta korkutucu olabiliyor. Bu durumda korkabilir, kaygı seviyenizde ani yükselişler yaşayabilir, kaygı seviyenizi etkileyen pekçok etkene maruz kalabilirsiniz.

Kaygı karar verme, kararı eyleme dökme sürecinde bizi tetikte tutan bir duygudur. Alacağımız kararın sonuçlarını değerlendirmek ve ikincil kararları verebilmek adına ve olası durumun bize zarar verip vermeyeceğini hesap edebilmemiz için kaygı hissine ihtiyacımız var. Aksi takdirde bizim için önem arz etmesi gereken konulara yeterli dikkati veremeyiz ve sağlıklı bir sonuca varamayız. Ama patolojik kaygı psikiyatrik bir bozukluk olarak tanımlanır çünkü kontrolü elimizde tutmayı sağlayan bir işlevi yoktur ve bizi paniğe sevk eder. Coronavirüs (Koronavirüs / Covid-19) salgınında birçok insanın yaşadığı kaygı budur. Bu pandemik olayda bireylere düşen görev, uzmanlarca anlatılan önlemleri almak ve doğru bilgiyi takip etmektir.

Risk altındaki aile üyeleri veya hastalar, hızla değişen ve fazlasıyla belirsizlik içeren ekonomik konjonktür, işinizle ilgili sorumlulukların üstesinden gelme çabanız, okullar kapalıyken çocukları meşgul etmeye çalışmak, evde eğitim görme kavramına adaptasyon çabası, yeni ve tanıdık olmayan bir duruma uyum sağlamak gibi stresler kolayca birikebilir ve hem fiziksel hem de zihinsel olarak üzerinizde olumsuz etkiler yaratabilir.

Stresinizi yönetmek için 5 adım

Öncelikle hissettiğiniz bu kaygının hayatınızı daha fazla zorlaştırdığını ve size zarar verdiğini kabul edin. Kaygının yükselmesi demek stresin yükselmesi demektir. Bu da bağışıklık sisteminizin zayıflaması anlamına gelir. Stres ve bağışıklık sistemi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Bağışıklık sisteminizin zayıflaması demek hastalıkla daha zor mücadele edebileceğiniz anlamına gelir. Pek çok kanaldan beslenen bu stres ile başa çıkmanız ve bu stresi yönetebiliyor olmanız mental ve fiziksel sağlığınız açısından aynı zamanda da bağışıklığınızın düşmemesi için son derece önemlidir.

1. Düzenli egzersiz

Spor salonları, sosyalleşebileceğiniz alanların kapalı olması, sosyal mesafe kuralları yürürlükte olması egzersiz ve spordan uzak durmanız anlamına gelmez. Evde vücudunuzu gevşetmek yapılabilecek aerobic, yoga, esneme, nefes egzersizleri yapabilirsiniz. Bu tip ev egzersizleri endorfinlerin (daha iyi hissetmenize yardımcı olan doğal maddeler) salınmasına yardımcı olabilir ki bu da kaygı seviyenize olumlu katkı sağlar.

2. Sağlıklı bir diyet yapın

Stres hem yeme alışkanlıklarınızı hem de metabolizmanızı olumsuz etkileyebilir. Stres veya duygusal yeme bozuklukları ile mücadele etmenin en iyi yolu, stresi neyin tetiklediğine dikkat etmek ve yeme dürtüsü ile mücadele etmeye hazır olmaktır. Duygusal yemeğe eğilimli biriyseniz, size tetikleyen etkenlerin farkında olmanız, sizde neyin stres yarattığını öğrenmeniz, böyle bir durumda dengesiz beslenmenizin önüne geçmenizi kolaylaştıracaktır. Sağlıklı atıştırmalıklar vücudunuzu beslemeye yardımcı olur, gün boyu kan şekerinizi düzenlemenize destek olur ve böylece stresinizle daha iyi başa çıkabilirsiniz.

3. Bir ara verin.

İnsan olarak yaşamımızı kontrol etme güdümüz olmakla beraber, içinde bulunduğumuz konjonkturde kontrol eksikliğini yönetmeyi öğrenmeliyiz. Şu an için yaşanan gelişmelerden haberdar olmak bir yandan çok önemli olmakla beraber, bir yandan da haberlerin doğası hepimiz açısından bunaltıcı ve moral bozucu olabilir. O nedenle maruz kaldığınız haberler ile duygu durumunuz arasında bir denge kurmaya çalışmanız son derece önemlidir. Aynı durum çocuklarımız için de çok önemlidir. Çocuklarımızın medya ile temasını olabildiğince kontrol altına alıp onların yaşına uygun içeriklere erişimelerine özen göstermeliyiz. Çocuklarımızın medyaya maruz kalmalarını sınırlandırmalı ve yaşlarına uygun bilgileri almalarını sağlamalıyız.

Kendiniz ve aile bireyleriniz için yapabildiğiniz ölçüde fiziksel ve zihinsel olarak medyadaki bu bilgi bombardımanından uzak durmaya çalışın. Coronavirüs (Koronavirüs / Covid-19) ile ilgili haberlerden size uzak tutacak farklı şeylerle ilgilenebilir, bulmaca çözebilir, bir masa oyunu oynayabilir, evde bir hazine avı kurgulayabilir, vakit ayıramadığınız bir projeye odaklanabilir, evinizi yeniden düzenleyebilir, yeni bir kitaba başlayabilir ya da yoğunluktan ötelediğiniz pek çok farklı işe odaklanabilirsiniz.

4. Başkalarıyla bağlantı kurun.

Belirsizlik ve korku zamanlarında sevdikleriniz, arkadaşlarınız ile bağlantı kurmanın önemli büyüktür. Salgının yarattığı korku, endişenin yanı sıra sosyal izolasyon içinde olmak depresyon ve endişeye yol açabilir. Başkalarıyla düzenli olarak bağlantı kurmak için bir platforma ihtiyacımız var. Telefon, mesaj, görüntülü görüşme veya diğer sanal platformlar aracılığıyla aile üyelerinize, arkadaşlarınıza ve iş arkadaşlarınıza düzenli olarak ulaşabilirsiniz. Yalnız ve tek yaşayan sevdiklerinizi; ebeveynlerinizi, aile büyüklerinizi ve çocuklarınızı düzenli olarak kontrol edebilir iletişiminize devam edebilirsiniz.

5. Uyuyun ve dinlenin.

Sürekli değişen haber ortamı, uykunuzu yeterince alamadığınızda çok daha fazla stres yaratabilir. İşe ve mevcut salgının getirebileceği stresi yönetmeye odaklanmanıza yardımcı olacak kadar uyumanız özellikle önemlidir.

Yaş aralığına göre önerilen uyku saatleri:

    • 65 yaş üstü yetişkinler: 7-8 saat
    • Yetişkinler, 26-64 yaş: 7-9 saat
    • Genç yetişkinler, 18-25 yaş: 7-9 saat
    • 14-17 yaş arası gençler: 8-10 saat
    • Okul çağındaki çocuklar, 6-13 yaş: 9-11 saat
    • Okul öncesi çocuklar, 3-5 yaş: 10-13 saat
    • Yeni yürümeye başlayan çocuklar, 1-2 yaş: 11-14 saat
    • 4-11 ay arası bebekler: 12-15 saat
    • Yenidoğan, 0-3 ay: 14-17 saat

6. Diğer

Uzmanlar yatmadan önce alkol, kafein ve nikotin gibi uyarıcılardan kaçınılmasını önermektedir. Kendinizi hala uyumak için çok stresli buluyorsanız, uzun bir banyo veya bir fincan kafeinsiz bitki çayı gibi uyku öncesi rutinler edinebilirsiniz. Ayrıca yarını bugünden planlamak, gelecekle ilgili stresinizi hafifletmeye yardımcı olacaktır.

Stresi yönetmek ve normalleşme duygusu için bu adımları takip etmek, sürekli değişen ortamla başa çıkmanıza ve çevrenizdekileri, özellikle de çocukları sakin ve odaklanmış tutmanıza yardımcı olmak adına önemli bir adım atmanızı sağlayacaktır. Kaygınızı veya depresyonunuzu kendi başınıza yönetemiyorsanız, yüz yüze veya sanal ortamda bir uzman desteği almayı deneyebilirsiniz.

Uzman Klinik Psikolog
Kübra Bozkurt
Psikoloji
MEDICANA ÇAMLICA TIP MERKEZİ
Profili Gör
Oluşturma: 30.03.2020 10:18
Son Güncelleme: 18.11.2020 04:14
Oluşturan: Kübra Bozkurt
+A A-