SAĞLIK REHBERİ


Kalp ve Damar Cerrahisi - Sıkça Sorulan Sorular (SSS)



Kalp krizinden sonra uygulanan tedavi yöntemleri nelerdir?

Kalp krizi, kalbi besleyen koroner damarlarda oluşan kritik daralma veya koroner damarın tamamen tıkanması sonucunda ortaya çıkan bir klinik tablodur. Kalp krizi geçiren yada daha önce kalp krizi geçirmiş hastalarda teşhis koroner anjiyografi yöntemiyle yapılmaktadır. Koroner anjiyografi ile teşhisi konulan bir hastada, koroner damardaki daralmanın derecesine, daralmanın bulunduğu yere ve hastanın klinik durumuna göre tedavi yöntemi değişmektedir. Koroner damarlarında ciddi darlık olmayan (sadece koroner damarlarda kireçlenme, plak veya %50'den daha az daralma olan) hastalarda ilaç tedavisi tercih edilmektedir.

Koroner damardaki darlık ve tam tıkanmaların açılmasında uygulanan bir yöntem balon ve stent yerleştirilmesi işlemidir. Daralma olan koroner damara özel kılavuz teller yardımıyla girilir, darlık olan bölge geçilirek balon ile genişletilir ve sonrasında damar çapına uygun stent yerleştirilir.

Diğer tedavi yöntemi ise 'Koroner Bypass Ameliyatı' dır. Koroner damarlardaki kritik daralmanın ya da tamamen tıkanmaya bağlı yeterli miktarda kan alamayan kalp bölgesinin daha ilerisine vücudun başka yerlerinden alınan damarlarla (toplar damar veya atardamar) köprü oluşturarak kan akımının sağlanmasına koroner baypas ameliyatı denilmektedir. Koroner bypass ameliyatları, cerrahi tekniklerdeki gelişmeler ve hasta bakım hizmetindeki kalitenin artması ile birlikte %1 gibi düşük bir risk oranı ile geçekleştirilmektedir.

Bypass ameliyatından sonra nelere dikkat edilmelidir?

Ameliyat sonrasında hastalığa yol açan bazı metabolik bozukluklar için doktorunuzun önerdiği tedavi yöntemine düzenli olarak uyulmalı ve verilen ilaçlar aksatılmadan kullanılmalıdır. Sigara ve diğer tütün mamüllerinden ve alkol kullanımından kaçınmak hasta için en iyisi olacaktır. Kalp sağlığı için düzenli egzersiz yapmak da önemli noktalardan biridir. Erken dönemde ağır egzersiz yapılması önerilmemektedir. Özellikle göğüs kemiği iyileşmesinden sonra tempolu yürüyüş ya da hafif tempolu koşmayı tercih edebilirsiniz.  Yüzme gibi diğer sporlar da ilerleyen dönemlerde yapılabilir.

Haftada dört gün, günde en az 45 dakika - 1 saat arası egzersiz yeterlidir. Ancak, egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Egzersiz sırasında ortaya çıkan  abuk yorulma, nefes darlığı, göğüs ağrısı, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma gibi şikayetleriniz olursa ve bu şikayetler tekrarlar veya devam ederse hemen hastaneye başvurulmalıdır. Aşırı sıcak ya da soğuk havalarda, yemekten hemen sonra ya da açken yürüyüş yapılmaması önerilir.

Bypass ameliyatı sonrasında hastalar beslenmede nelere dikkat etmelidir?

Ameliyat sonrasında kiloya dikkat edilmeli ve gerekirse ideal kiloya inmek için diyetisyen desteği alınmalıdır. Günlük yağ tüketimi azaltılmalı, yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı, sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme biçimi benimsenmelidir. Et seçiminde yağsız etler seçilmeli, kırmızı et tüketimi azaltılarak balık, tavuk ve hindiye öncelik verilmeli, pişirme şekli olarak ise haşlama, ızgara ve buğulama gibi yöntemler tercih edilmelidir.

Şeker ve tuz tüketimi de sınırlandırılmalıdır. Süt ve süt ürünleri tüketiminde ise yağı alınmış ürünler tercih edilmelidir. Sakatatlar ve kızartmaların yasak olduğu ve ambalajlı hazır yiyeceklerin tüketilmeden önce içeriklerinin mutlaka okunması gerektiği de unutulmamalıdır.

Hastalar düzenli olarak  kan şekeri ve kolesterol değerleri açısından takip edilmeli; uygun diyet ve egzersize rağmen yüksek seyreden hastalar uygun ilaç tedavisi ile desteklenmelidir.

Göğüs kemiğini kesmeden kalp ameliyatı yapılabilir mi?

Evet, göğüs kemğini kesmeden de kalp ameliyatı yapılabilir. Gelişen tıp teknolojisi sayesinde minival invaziv adı verilen yöntemle kalp ameliyatları yapılmaktadır. Standart kabul edilen ve göğüs kemiğinin kesilerek yapıldığı açık ameliyatların aksine bu operasyonlarda küçük kesiler açmak yeterlidir. Küçük kesiler (koltuk altı, meme altı) yardımıyla kalp kapağı değişimi, kalpte bulunan doğumsal deliklerin tamiri ve koroner bypass ameliyatları başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

Henüz yaygın olarak uygulanmasa da robotik cerrahi de minival invaziv yöntemle birlikte operasyonun sadece küçük kesiler açılarak gerçekleşmesine olanak tanır. Bu iki yöntem de cerrahların kalbe sorunsuz bir şekilde ulaşmasını sağlar. Ameliyat sonrasında kesilerin küçük olması sayesinde hastanın da daha hızlı iyileştiği görülür.

Bu yöntemlerin uygulanmasında ise hastaların ve hastalığın durumunun operasyona uygunluğu önemli bir kriterdir.

Çalışan/atan kalpte bypas ameliyatı yapılır mı?

Uzun yıllardır çalışan kalpte koroner bypass ameliyatı yapılmaktadır. İleri yaşta olan hastalar, aort damarında ileri derecede kireçlenme olan hastalar, böbrek ve akciğer fonksiyonları ileri derecede bozulmuş olan hastalar ve daha önceden kalp krizi geçirip, kalbin kasılma gücü ileri derecede zayıflamış olan hastalar çalışan kalpte bypas ameliyatının en sık uygulandığı hasta gruplarıdır.

Çalışan kalpte bypass ameliyatında, bypass yapılması planlanan kalp bölgesi sabitlenir, bu sırada kalp çalışmasına devam eder. Kalp çalışırken tamamen tıkamış veya ciddi daralma olan koroner damara bypas yapılır. Çalışan kalpte yapılan ameliyatlardan sonra yoğun bakım ve hastanede kalma süresi kısalmakta, kullanılan kan ürünleri sayısı da azalmaktadır.

Kalp ameliyatlarının riskleri nelerdir?

Her ameliyatta olduğu gibi kalp ameliyatlarında da bazı riskler bulunmaktadır. Ancak, gelişen tıp teknolojisi sayesinde, operasyonların başarılı olma olasılığı her geçen gün artmaktadır. Dünya'da ve ülkemizde yaygın olarak yapılan koroner by-pass ameliyatlarının riski %1 civarındadır. Bununla birlikte, hastaların genel sağlık durumları, yaşları ve eilik eden diğer sağlık sorunları  komplikasyon gelişme riskini etkilemektedir. İleri yaşta olan, böbrek, akciğer ve karaciğer gibi organlarında fonksiyon kayıpları bulunan hastalarda komplikasyon gelişme riski daha fazladır.

Aynı zamanda, bu risklerin artması kalp kasında hasar gelişip gelişmemesine de bağlıdır. Koroner bypass gibi operasyonların dışında, örneğin ana damar yırtıklarına bağlı kanamaların görüldüğü hastalara uygulanan ameliyatlarda risk oranı biraz daha fazladır. Koroner bypas ile birlikte eşlik eden kapak rahatsızlıkları, kapağın değişimi ya da tamiri ameliyatı da yapılmaktadır. Hastadan hastaya ve ugulanacak cerrahi girişime göre risk oranları farklılık gösterebilir.

Her hasta için risk oranı, fayda ve zarar oranı değişebilir. Ameliyat olunmadığı durumda ortaya çıkacak olan riskler, ameliyattaki olası risklerden çok daha fazla olabilir.

Kalp ameliyatlarından sonra ne kadar hastanede kalmak gerekir?

Ameliyattan önce hastalar genellikle bir gün önceden hastaneye yatış yapmaktadır. Hastanın yattığı süre içinde tüm ameliyat hazırlıkları tamamlanır. Ameliyata engel oluşturan tıbbi bir sorunu yoksa hastanın ameliyat planlaması yapılır. Ameliyathaneye giren hasta, tüm hazırlıklarla birlikte ortalama 4-5 saat süren ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesine alınır. Henüz anestezinin etkisi geçmemiş durumda olan hastalar solunum cihazına bağlı olarak takip edilirler. Anestezinin etkisinin azalması ve hastanın uyanması, hastanın tüm bulgularının stabil olması ile birlikte  solunum desteği yavaş yavaş azaltılır. Hastanın tamamen uyanık, kas gücünün yerine gelmesi ve solunumunu desteksiz devam ettirebileceği görüldüten sonra solunum cihazından ayrılırlar.

Hastalar ameliyatın olduğu geceyi yoğun bakım ünitesinde geçirmektedir. Ertesi sabah kontrolleri yapılan hastalar uygun görülürse standart servis odasına alınır. Servise alınan hastalar  genel durumlarına bağlı olarak, herhangi bir sorun gelişmemesi durumunda ortalama 3 ile 4 gün takip edilmektedir. Bir ya da iki yoğun bakım, üç yada dört gün servis bakımı olmak üzere hastalarımı ortalama 5-6 gün hastanede kalmaktadır. Hastalar bu süre boyunca yürüyüş ve solunum egzersizleri yapar. Hastanın hastaneye kabulu ile birlikte tedavi süreçlerinin tüm adımlarında hasta ve hasta yakınları hastalarının sağlık durumları hakkında detaylı şekilde bilgilendirilirler.

Hiçbir şikayetim olmasa da kalp hastası olabilir miyim?

Hiçbir şikayetiniz olmasa bile kalp hastalığınız olabilir. Damar hastalıkları genel olarak geç belirti göstermektedir. Damar hastalıklarında, damarlardaki daralma derecesi belli bir seviyeye ulaşmadan bulgu vermeyebilir. Daralma derecesi arttıkça hastanın da yakınmaları ortaya çıkmaya başlamaktdır. Bazen ilk bulgu ciddi bir kalp krizi olabilir.

Herhangi bir belirtinin görülmediği hasta grupları çoğunlukla diyabet hastalarıdır. Bunun en önemli nedeni ise şeker hastalığının eş zamanlı olarak sinir uçlarını da hasar vermesidir. Kalp hastalığınız ve beraberinde şeker hastalığınız var ise herhangi bir belirti olmadan sessiz kalp krizi geçirebilirsiniz. Şikayetlerinizin olmaması kalbiniz ile ilgili bir rahatsızlığınızın olamadığı anlamına gelmez. Ailede kalp hastalığı hikayeniz, şeker ve yüksek tansiyon hastalığınız varsa ve sigara içiyorsanız düzenli kontrollerinizi ihmal etmemeniz gerekir.

Prof. Dr.
Gökçe Şirin
Kalp ve Damar Cerrahisi
MEDICANA ÇAMLICA
Profili Gör
Oluşturma: 13.10.2020 10:37
Son Güncelleme: 13.10.2020 10:37
Oluşturan: Gökçe Şirin
+A A-

İlgili Bölüm Hekimleri