Deprem Travmasının Topluma Etkileri

Deprem Travmasının Topluma Etkileri



Deprem felaketi sadece depremi bölgede birebir yaşayanları değil herkesi etkileyen büyük travmalar grubuna giren bir olaydır. Bir yandan vefat eden, yaralanan, yakınlarını kaybeden, evsiz kalan insanlarımız için üzülürken, bir yandan da kendimiz ve yakınlarımız için endişeleniyoruz. Hatta bir çoğumuz da bu endişemiz için kendimizi suçlu hissediyoruz.

Bu süreçte televizyonda, sosyal medyada tanıklık ettiğimiz görüntüler ile tetiklenen her an bir tehlike ile karşılaşabileceğimiz düşüncesi birtakım kaygı belirtileri yaşamamıza sebep olabilir.

Deprem Travmasında Anksiyete ve Belirtileri

İçinde bulunduğumuz bu tabloda depremi birebir yaşamayan ve/veya yakınları, sevdikleri, arkadaşlarından kayıp vermeyen bireylerin bile kendini endişeli, gergin, kederli ve bunalmış, sinirli veya karamsar hissetmesi görülebilir. Yaşadığınız ya da tanık olduğunuz olaylarla ilgili görüntüler sık sık zihninize gelebilir. Bu anılara çarpıntı ve terleme gibi fiziksel belirtiler eşlik edebilir. Konsantre olmak veya karar vermekte zorlanabilirsiniz. Aşırı yemek yeme ve uyuma ya da uykuya dalmakta zorlanma ile iştah kaybı yaşayabilirsiniz.

Çevrenizdeki kişilerle anlaşmazlıklar, çatışmalar yaşayabilir, sosyal aktivitelerinizden geri çekilip yalnız kalma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Strese bağlı baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, göğüs ağrısı gibi fiziksel belirtiler yaşayabilirsiniz. Her an deprem olabilir korkusu ile karanlık ortamlardan kaçınabilir, yalnız kalmamayı tercih edebilirsiniz. Bu bahsettiğimiz belirtilerin yaşanması yaygın bir durum olup büyük ölçüde zamanla azalarak kaybolur.

Deprem Travmasında Ne Yapabiliriz?

Öncelikle yaşadığınız sürecin zor bir dönem olduğunu ve duygusal durumunuzdaki değişikliklerin normal olduğunu bilmek son derece önemlidir. Sizi önemseyen, sizi dinleyecek ve durumunuzla empati kuracak insanlardan destek isteyebilirsiniz.

Sosyal destek, felaketten kurtulmanın önemli bir bileşenidir. Bu destek için aile ve arkadaşlar önemli birer kaynak olabilir. Hissettiğiniz duyguları, zihninizden geçen düşünceleri aileniz veya yakın arkadaşlarınızla konuşabilir ya da (paylaşım tepkilerinizde ve duygularınızda yalnız olmadığınızı fark etmenize yardımcı olur) kâğıda dökebilirsiniz.

Günlük rutin aktivitelerinizin (yemek yeme, uyuma, egzersiz gibi) düzenli olmasına özen göstermek, size iyi geleceğini düşündüğünüz yeni rutinler oluşturmak, mümkün olduğunca sosyal etkinliklerinize devam etmek zihninizin kaygıdan uzaklaşmasına yardımcı olacaktır.

Bu süreçte önemli yaşam kararları vermekten kaçınmanızı da hatırlatmak isterim. Kariyer veya iş değiştirmek ve diğer önemli kararlar kendi başlarına oldukça stres yaratan durumlardır ve bir felaketten kurtulurken üstesinden gelmeyi daha da zorlaştırabilir.

Deprem Travması Sonrasında Profesyonel Destek Alınmalı mı?

Kendinizi sürekli sıkıntılı, endişeli, üzgün, umutsuz veya karamsar hissederken buluyorsanız, günlük sorumluluklarınızı ve faaliyetlerinizi zar zor yerine getirebildiğinizi düşünüyorsanız, geçirdiğiniz sürece karşı inançsızlık, stres, endişe ve keder gibi duygusal tepkilerinizle baş etmenizi kolaylaştırmak için ruhsal sağlık çalışanlarından yardım almak büyük fayda sağlayacaktır.

Anksiyete bozukluğunun belirtilerini azalmak için hastanın özelliklerine ve hastalığın şiddetine göre psikoterapiden ya da psikoterapi ile birlikte ilaçlardan faydalanıyoruz. Psikoterapi hastaların kaygılarını belirlemek ve kaygıyla başa çıkmak için somut beceri ve teknikler geliştirmesini sağlamak üzere birlikte çalıştığımız ortak bir süreçtir. Terapi ile hastalar, düşüncelerinin kaygı belirtilerine nasıl katkıda bulunduğunu anlamayı ve bu düşünce kalıplarını değiştirmeyi öğrenerek, kaygı semptomlarının şiddet ve sıklığını azaltabilirler.

Yas Tutmak

Böyle bir afet yas tutma şeklimizi de etkiler. Ölmekte olan yakınlarımızı son kez ziyaret etmek, cenazelerinde bulunmak, toprağa vermek, taziyede yakınlarımız ile olmak gibi alıştığımız paylaşım ve desteğe dayalı ritüellerden de uzak kalabiliriz. İçinde bulunulan şartlar nedeniyle yakınlarımız ile vedalaşma ve yas sürecimizi alışık olduğumuz şekilde yaşayamayabiliriz.

Bunun sonucu olarak hem kayıplarımız ile ilgili birbirimize destek olamaz hem de yas sürecinde ne yapacağımızı bilemez hâle gelebiliriz.

Yasın Etkileri Nelerdir?

Hissettiğiniz derin üzüntü, iştah kaybı, uykusuzluğun başlaması, ilgi duyduğunuz alanlardan uzaklaşmak depresyonda olduğunuzu düşündürebilir. Ama depresyonla sağlıklı geçirilen yas süreci arasında fark vardır.

Yas duygusu zamanla azalır çünkü depresyonda görülen düşünce yapısı ile yas sürecinde aklınızdan geçen düşünceler farklıdır. Yas sürecinde hayatın genel işlevsel durumunun bozulması belli bir süreyle sınırlıdır. Duygularınızı yansıtıp, manevi destek aldığınızda acınız zamanla azalır ve işlevselliğiniz düzelir.

Sağlıklı Bir Yas Süreci Nasıl Yaşanabilir?

Yas sürecini sağlıklı atlatabilmek için uygulanması gereken birtakım adımlar vardır. Yas sürecinin belli bir süresi yoktur bu nedenle kişi kendine zaman tanımalıdır. Acının dinmesi haftalar, aylar hatta yıllar sürebilir. Acınızı görmezden gelmek, duygularınızı bastırmak çözüm değildir. Uzun vadede daha ciddi sorunlar yaşamanıza neden olabilir.

Kayba karşı hissettiğiniz üzüntü, acı normal bir reaksiyondur.“Güçlü olmalıyım, görünmeliyim” düşüncesiyle duygularınızı yansıtmazsanız, acıyla baş etmekte zorlanırsınız ve yas süreciniz uzar. Yas sürecinde ağlamak da doğal hislerinizin dışavurumu olarak normal kabul edilir. Kimse bunu zayıflık olarak görmez.

Hayatınız eskisi gibi olmayacak ama bir noktadan sonra hayatınıza kaldığınız yerden yavaş yavaş başlamanız gerekir. Bu, kaybettiğiniz kişiyi unuttuğunuz anlamına gelmiyor. Onu her zaman hatırlayacak ve seveceksiniz ama kendiniz için ve sizi sevenler için yaşamınıza odaklanmanız gerekir. Arkadaşlarınızdan ve ailenizden mutlaka destek alın.

Kişinin manevi inançları da yas sürecini daha kolay atlatmasını sağlar. Dua etmek, ibadethaneye gitmek, kaybettiğiniz kişinin daha iyi bir yerde olduğunu düşünmek acınızı hafifletir. Fiziksel olarak kendinizle ilgilenmek, duygusal olarak kendinizi desteklemektir. İştahınız olmasa bile yemek saatinde masaya oturup birkaç lokma yemeye çalışın. Benzer bir yas süreci geçirmiş olan insanlarla konuşmak, onlar bu süreci nasıl atlattığını öğrenmek size yardımcı olabilir.

Acınızı hafifletmek için ilaç veya alkol kullanmayın. Bu, kısa vadede acınızı bastırabilir ama acınızı gidermez. Eğer sürecin uzadığını veya tek başınıza baş edemeyecek kadar üzgün olduğunuzu düşünüyorsanız bir psikolog veya psikiyatrdan profesyonel yardım alabilirsiniz.

Deprem Travmasının Topluma Etkileri Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kişi kendini gergin, kederli, bunalmış, sinirli ve karamsar hissedebilir. Fiziksel olarak çarpıntı, terleme gibi durumlar bu belirtilere eşlik edebilir. Konsantre olmak zor gelebilir, aşırı yeme ve uyuma veya uykuya dalmakta zorlanma görülebilir.

Uzman Klinik Psikolog
Zozan Başçi
Psikoloji
MEDICANA INTERNATIONAL ISTANBUL - BEYLİKDÜZÜ
Profili Gör
Oluşturma: 24.02.2023 12:59
Son Güncelleme: 07.03.2023 11:38
Oluşturan: Zozan Başçi
+A A-

İlgili Bölüm Hekimleri