Yaşam Kalitesini Düşüren Aşırı Terlemeye Cerrahi Tedavi
Toplumda her 100 kişiden birinde görülen hiperhidroz, yani aşırı terleme, yalnızca fiziksel değil sosyal ve psikolojik etkileriyle de dikkat çekiyor. Özellikle el, koltuk altı, ayak ve yüz bölgesinde ortaya çıkan kontrolsüz terleme; kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, hiperhidrozun tedavileri hakkında bilgi verdi.
“Hiperhidroz çoğu zaman stres, heyecan veya kişisel yapı olarak değerlendiriliyor. Oysa bu durum gerçek bir tıbbi hastalıktır ve uygun yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilebilir” diyen Medicana Ataköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, primer hiperhidrozun (altta yatan bir hastalık olmadan aşırı terleme) genellikle genç yaşlarda başladığını ve çoğu zaman altta başka bir hastalık bulunmadan geliştiğini ifade etti.
Cerrahi Dışı Yöntemler Her Hastada Yeterli Olmayabilir
Hiperhidroz tedavisinde ilk aşamada medikal antiperspiran (terlemeyi azaltan) ürünlerin, iyontoforez uygulamalarının (düşük seviyede elektrik akımının kullanıldığı yöntemler), botoks enjeksiyonlarının ve sistemik ilaç tedavilerinin değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Demirkaya, “Ancak özellikle ileri düzey el ve koltuk altı terlemesi yaşayan hastalarda bu yöntemlerin etkisinin sınırlı kalabilir. Bazı hastalarda tedavilerin geçici olması veya günlük yaşam konforunu yeterince sağlayamaması nedeniyle cerrahi seçenek gündeme geliyor. Özellikle yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulan hastalarda cerrahi tedavi oldukça etkili sonuçlar sağlayabiliyor” dedi.
ETS Yöntemiyle Minimal İnvaziv Cerrahi
Günümüzde hiperhidroz cerrahisinde en sık kullanılan yöntemin Endoskopik Torakal Sempatektomi (ETS) olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, “Operasyonun kapalı yöntemle gerçekleştirilir. Ter bezlerini kontrol eden sempatik sinirlerin aşırı çalışması nedeniyle terleme artar. ETS operasyonunda göğüs boşluğu içerisindeki ilgili sinir zincirine küçük kesiler yardımıyla müdahale edilerek terleme kontrol altına alınır. İşlem genel anestezi altında yapılır ve çoğu hasta aynı gün taburcu edilebilir. Yaklaşık 30-45 dakika süren operasyonun özellikle şiddetli avuç içi terlemesi, koltuk altı hiperhidrozu ve sosyal yaşamı etkileyen yüz terlemelerinde başarı oranına sahip olduğu söylenebilir. Birçok hastada ameliyat sonrası eller daha operasyon masasındayken kuru hâle gelir” ifadelerini kullandı.
Doğru Hasta Seçimi Büyük Önem Taşıyor
Cerrahi tedavi planlamasında hasta seçiminin kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Demirkaya, “Ameliyat öncesinde altta yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerekir. Tiroit hastalıkları, enfeksiyonlar, menopoz ve bazı metabolik hastalıkların aşırı terlemeye neden olabilir. Gerekli durumlarda tiroit fonksiyon testleri, glukoz metabolizması değerlendirmeleri ve endokrin incelemelerin yapılması gerekebilir. ETS sonrası bazı hastalarda sırt, karın veya bacak bölgelerinde kompansatuvar (refleks) terleme görülebilir. Bu nedenle de cerrahi öncesinde hastaların bu konuda ayrıntılı şekilde bilgilendirilmesi önemlidir. Çoğu hastada bu durum hafif veya orta düzeyde görülür. Nadiren yaşam kalitesini etkileyebilecek seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle gerçekçi beklenti yönetimi tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır” dedi.
“Aşırı Terleme Kader Değil”
Hiperhidrozun bireyin sosyal yaşamını, mesleki performansını ve psikolojik durumunu etkileyebilen önemli bir sağlık problemi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, “Minimal invaziv cerrahi teknikleri sayesinde uygun hastalarda olumlu sonuçlar elde edilebilmektedir. Aşırı terleme nedeniyle yaşam kalitesi bozulan bireyler bu durumu kader olarak görmemeli. Uygun değerlendirme ve doğru tedavi planlamasıyla başarılı sonuçlar almak mümkündür” şeklinde görüş verdi.










