Pika sendromu: Nedenleri, belirtileri ve tedavi yaklaşımları

Pika sendromu, besin değeri olmayan, gıda dışı maddelere (toprak, buz, kağıt, saç, tebeşir, sabun, kömür, kil, kum ve metal) karşı sürekli istek duyma ve bunları tüketme ile karakterize edilen ve DSM-5 ve ICD-11'de resmi tanı kategorisi olarak yer alan bir yeme bozukluğudur. Pika sendromu küçük çocuklarda, hamile kadınlarda ve gelişimsel bozukluğu olan bireylerde daha sık görülmekle birlikte her yaş grubunu etkileyebilir. Tanınması ve tedavisi geciktiğinde kurşun zehirlenmesi, bağırsak tıkanması ve ciddi beslenme yetersizlikleri gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlara zemin hazırlayabilir.  Pika tedavisi genellikle tıbbi bakım ve beslenme rehabilitasyonunun yanı sıra altta yatan nedenleri ele almak için psikoterapiyi ve düzensiz davranışları durdurmak için davranışsal değişiklikleri içerir. Dünya Sağlığı Örgütü ICD-11 sınıflandırması ve Amerikan Psikiyatri Birliği DSM-5, pika bozukluğunu yeme ve beslenme bozuklukları kategorisinde tanımlamaktadır.

entry image

Pika sendromu neden gelişir?

Pika sendromunun kesin nedeni genellikle bilinmemekle birlikte, sıklıkla psikolojik stres, yetersiz başa çıkma mekanizmaları veya demir, çinko ve kalsiyum gibi mikro besin eksiklikleriyle ilişkilendirilir. Özellikle toprak veya kil yeme (jeofaji) ve buz yeme (pagofaji) davranışları demir eksikliği anemisiyle güçlü ilişki göstermektedir. Bu ilişki iki yönlü işleyebilir; demir eksikliği pika davranışını tetiklerken pika davranışı da emilimi bozarak eksikliği derinleştirebilir.

Gebelikte pika sendromunun görülme sıklığı belirgin biçimde artar. Artan besin ihtiyacı, hormonal değişiklikler ve bazı kültürlerde geleneksel olarak gebelere özgü besin dışı madde tüketimi bu artışa katkıda bulunmaktadır. Gelişimsel bozukluklar, özellikle otizm spektrum bozukluğu ve entelektüel yetersizlik, pika sendromunun en yüksek prevalansta görüldüğü grupları oluşturur; bu bireylerde duyusal arayış davranışları ve dürtü kontrolündeki güçlükler belirleyici rol oynar.

Psikiyatrik eş tanılar da pika sendromunun seyriyle yakından ilişkilidir. Obsesif kompulsif bozukluk, şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar pika davranışına eşlik edebilir. Sosyal ve kültürel etkenler de göz ardı edilmemelidir; bazı coğrafi bölgelerde kil veya toprak yeme kültürel olarak kabul gören bir uygulama olabilir ve bu durum tanıyı güçleştirebilir.

Pika sendromunun belirtileri nasıl ortaya çıkar?

Pika sendromunun klinik tablosu, tüketilen maddenin türüne ve kişinin yaşına göre farklılaşır. Temel belirti, besin değeri taşımayan maddelerin ısrarcı biçimde yenmesidir; bu davranış gelişimsel açıdan uygunsuz olmalı (iki yaş altındaki çocuklarda oral keşif normal kabul edilir) ve kültürel normlarla açıklanamamalıdır.

En sık tüketilen maddeler şu şekilde sıralanabilir: toprak ve kil (jeofaji), buz ve donmuş su (pagofaji), nişasta (amilofaji), kağıt ve karton, kömür, saç (triofaji), sabun, boyalı yüzeyler, kireç ve alçı, metal parçaları. Tüketilen madde; vücutta emilemeyen, zararlı kimyasal içeren ya da mekanik hasar oluşturabilecek nitelikte olduğunda komplikasyon riski belirgin biçimde artar.

Komplikasyonlara bağlı belirtiler çoğunlukla ön plana geçer. Karın ağrısı, bulantı, kabızlık veya ishal ve iştahsızlık bağırsak tutulumuna işaret edebilir. Kurşun içeren boyalı yüzey veya toprak tüketiminde kurşun zehirlenmesi belirtileri (baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, çocuklarda gelişim geriliği) ortaya çıkabilir. Demir ve çinko eksikliğine bağlı yorgunluk, solgunluk ve büyüme geriliği de sık görülen bulgular arasındadır.

Pika sendromu tanısı nasıl konulur?

DSM-5 tanı kriterlerine göre pika sendromu tanısı için şu koşulların birlikte sağlanması gerekir: besin olmayan maddelerin en az bir ay boyunca ısrarla yenilmesi, bu davranışın kişinin gelişim düzeyiyle uyumsuz olması, kültürel veya sosyal normlarla açıklanamaması ve başka bir tıbbi durum ya da psikiyatrik bozuklukla daha iyi açıklanamaması.

Tanı multidisipliner bir değerlendirme gerektirir. Ayrıntılı öykü; tüketilen maddenin türü, sıklığı, süresi ve tetikleyici durumlar açısından sorgulanmalıdır. Fizik muayenede komplikasyon belirtileri araştırılır.

Laboratuvar değerlendirmesinde tam kan sayımı, serum demir ve ferritin, çinko, kalsiyum, B12 ve folat düzeyleri, kurşun düzeyi (özellikle boyalı yüzey veya toprak tüketimi varlığında) ve tiroid fonksiyon testleri istenmelidir. Karın ağrısı veya bağırsak semptomu varlığında radyolojik görüntüleme (ayakta direkt karın grafisi, gerektiğinde BT) ile bağırsak tıkanması veya yabancı cisim araştırılmalıdır. Psikiyatrik değerlendirme, eşlik eden bozuklukları saptamak ve tedavi planını şekillendirmek açısından zorunludur.

Pika sendromu tedavisinde hangi yaklaşımlar kullanılır?

Pika sendromunun tedavisi altta yatan nedenin belirlenmesine ve komplikasyonların yönetimine dayanır. Tek bir tedavi protokolü mevcut değildir; bireyselleştirilmiş multidisipliner yaklaşım esastır.

Mikro besin eksikliklerinin giderilmesi, özellikle demir eksikliğine bağlı vakalarda tedavinin temel bileşenini oluşturur. Demir, çinko veya kalsiyum replasmanı başlandığında pika davranışlarının belirgin biçimde azaldığı bildirilmektedir. Bu nedenle laboratuvar değerlendirmesi tamamlanmadan tedavi planı oluşturulmamalıdır.

Davranışsal müdahaleler, özellikle çocuklarda ve gelişimsel bozukluğu olan bireylerde etkin yaklaşımlar arasındadır. Uygulamalı davranış analizi (ABA), pika davranışını tetikleyen ortamsal ipuçlarını belirler ve yerine koyma stratejileri geliştirir. Ayırt edici pekiştirme teknikleri, zararlı davranışın azaltılmasında ve güvenli alternatiflerin güçlendirilmesinde kullanılır. Ortam güvenliğinin sağlanması, zararlı maddelerin erişilemez hale getirilmesi koruyucu bir strateji olarak önemlidir.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT), yeterli bilişsel işlev düzeyine sahip bireylerde uygulanabilir; obsesif kompulsif özellikler veya anksiyete eşlik ediyorsa tedaviye dahil edilmesi önerilir.

Farmakolojik tedavide eşlik eden psikiyatrik bozuklukların yönetimi ön plandadır. Obsesif kompulsif bozukluk veya anksiyete varlığında SSRI'lar, psikotik bozukluk eşlik ediyorsa antipsikotikler kullanılabilir. Pika davranışını doğrudan hedef alan onaylı bir ilaç mevcut değildir.

Gebelikte pika sendromu yönetimi multidisipliner yaklaşım gerektirir. Kadın doğum uzmanı, psikiyatrist ve diyetisyenden oluşan ekip koordinasyonu hem anne hem fetüs güvenliği açısından zorunludur; tüketilen maddenin fetüse olası etkileri (kurşun, patojenler) yakından izlenmelidir.

Yaygın yanılgılar ve gerçekler

"Pika sendromu yalnızca çocuklarda görülür." (Yaygın yanılgı)

Pika sendromu sadece çocuklarda görülmez. En sık küçük çocuklarda teşhis edilse de ergenler, hamile kadınlar gelişimsel bozukluğu olan yetişkinler ve psikiyatrik hastalığı bulunanlar da dahil olmak üzere her yaştan insanı etkileyebilir ancak çocukluk dışı vakaları sıklıkla tanınmamaktadır. (Gerçek)

"Toprak veya kil yemek zararsızdır, bazı kültürlerde normaldir." (Yaygın yanılgı)

Kültürel bağlam tanıyı etkileyebilir; ancak jeofaji kurşun ve parazit maruziyeti, mineral emilim bozukluğu ve bağırsak komplikasyonları açısından ciddi sağlık riski taşır. (Gerçek)

"Pika sendromu irade eksikliğinden kaynaklanır, çaba gösterilirse durdurulabilir." (Yaygın yanılgı)

Pika, inatçılıktan veya özdenetim eksikliğinden doğan bir alışkanlık değil, kabul görmüş bir tıbbi ve psikolojik bozukluktur. Yiyecek olmayan maddeleri (toprak, buz veya boya gibi) yeme konusunda iradeyle ortadan kaldırılamayan, sürekli bir dürtüdür ve profesyonel müdahale gerektirir. (Gerçek)

"Buz yemek zararsızdır, pika sayılmaz." (Yaygın yanılgı)

Buz yemek (Pagofaji), teknik olarak pika olarak bilinen yeme bozukluğunun bir formudur. Buzun kendisi zararsız olsa da, sürekli buz çiğneme dürtüsü genellikle vücudun altta yatan bir sağlık sorununa veya strese işaret etme şeklidir; altta yatan nedeni araştırmak gerekir. (Gerçek)

"Pika sendromu gebelikte normaldir, tedavi gerekmez." (Yaygın yanılgı)

Pika hamile kadınlarda yaygın olmakla birlikte, bu durum normal kabul edilmez ve genellikle tedavi gereklidir. Pika, sıklıkla demir eksikliği anemisi gibi altta yatan besin eksikliklerini gizler veya bunlara neden olur; hem anne hem de bebek için ciddi sağlık riskleri taşır. (Gerçek)

Ne zaman doktora, ne zaman acile başvurulmalı?

Aşağıdaki durumlarda psikiyatri, çocuk psikiyatrisi veya aile hekimine başvurulmalıdır:

  • Bir aydan uzun süren besin dışı madde yeme davranışı
  • Çocukta tekrarlayan toprak, kâğıt veya diğer yabancı madde yeme
  • Gebelikte toprak, kil veya boyalı yüzey yeme isteği
  • Gelişimsel bozukluğu olan bireyde güvenli olmayan madde tüketimi.
  • Acil servise başvurulması gereken durumlar:
  • Metal, pil, mıknatıs veya keskin nesne yutulması
  • Şiddetli karın ağrısı, kusma veya dışkılama yapamama
  • Kurşun içeren madde tüketimi sonrası baş ağrısı, konfüzyon veya nöbet
  • Yabancı cisim yutulması şüphesiyle birlikte yutma güçlüğü

Sık sorulan sorular

Genel popülasyondaki kesin yaygınlığı bilinmemekle birlikte, belirli demografik gruplarda oldukça yaygındır. Gelişimsel bozukluğu olan bireylerde yüzde on beş ila otuz, gebe kadınlarda bölgeye göre yüzde beş ila yirmi beş oranında bildirilmektedir.
Küçük çocuklarda ve hamile kadınlarda genellikle kendiliğinden geçer. Ancak yetişkinlerde, özellikle zihinsel engelli, ruh sağlığı sorunları olan veya beslenme yetersizliği çekenlerde, bu durum çok uzun sürebilir ve profesyonel müdahale olmaksızın kendiliğinden çözüm beklenmemelidir.
Başvuru noktası çocuklarda çocuk psikiyatrisi veya pediatri, yetişkinlerde psikiyatri veya iç hastalıkları uzmanıdır. Altta yatan eksikliğin belirlenmesi ve komplikasyonların değerlendirilmesi için multidisipliner ekip koordinasyonu önerilir.
Riskler, ciddi beslenme yetersizliklerinden kurşun gibi toksik zehirlenmelere kadar uzanır ve bu da düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve uzun vadeli gelişim sorunları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Kkil ve nişasta gibi göreceli olarak daha az zararlı görünen maddeler bile mineral emilimini bozarak anneyi ve fetüsü olumsuz etkileyebilir.
Evet, pika, otizm spektrum bozukluğu ve diğer gelişimsel engellerle yüksek oranda ilişkilidir. Duyusal işlemleme farklılıkları, rutin davranışlara bağlılık ve dürtü kontrolündeki güçlükler bu ilişkiye katkıda bulunan faktörler arasındadır.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir, işlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

Medicana sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin

İkinci Görüş Alın

hastane

En Fazla Görüntülenenler

Sizi Arayalım
Bize Ulaşın