Düşük tansiyon: Nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri

Düşük kan basıncı veya hipotansiyon, genel olarak; 90/60 mmHg'den düşük bir değer, yani kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvvetin çok düşük olması olarak tanımlanır. Ancak bu değerlerin tek başına yeterli olmadığı, kişinin yaşına, altta yatan hastalıklarına ve semptomlarına göre değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Düşük tansiyon genellikle zararsız ve belirtisiz olsa da, hayati organlara yeterli oksijenli kan ulaşmadığında baş dönmesi, bayılma veya yorgunluğa neden olabilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hipotansiyonun özellikle yaşlı bireylerde ve altta yatan kardiyovasküler hastalığı olanlarda dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

entry image

Düşük tansiyonun türleri

Hipotansiyon tek bir tablo değil; farklı mekanizmalar ve tetikleyicilerle ortaya çıkan bir durum grubudur.

Postüral hipotansiyon

Kan basıncındaki ani düşüşler en sık yatma veya oturma pozisyonundan ayağa kalktığınızda meydana gelir. Buna postüral hipotansiyon veya ortostatik hipotansiyon denir. Bu durum, kardiyovasküler veya sinir sisteminin ani pozisyon değişikliklerine uygun şekilde tepki vermemesi sonucu oluşur. 

Sinirsel kaynaklı hipotansiyon

Uzun süre ayakta durduğunuzda bu tür hipotansiyon yaşayabilirsiniz. Beyin ve kalp arasındaki iletişim sorunlarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Gençlerde daha yaygındır.

Yemek sonrası hipotansiyon

Bazen, yemekten bir veya iki saat sonra kan basıncı düşer. Bunun, kanın mide ve bağırsak damarlarında birikmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. En sık yüksek tansiyonu olan veya Parkinson hastalığı gibi sinir sistemi rahatsızlıkları olan yaşlılarda görülür. Genellikle bol miktarda karbonhidrat içeren büyük yemeklerden sonra ortaya çıkar.

Şok kaynaklı hipotansiyon

Ciddi enfeksiyon, aşırı kanama, kalp yetmezliği veya şiddetli alerjik reaksiyon gibi riskli durumlarda gelişen ağır hipotansiyon tablosudur.

Ortostatik hipotansiyon ile birlikte çoklu sistem atrofisi

Bu nadir görülen düşük tansiyon türü, uzanırken ortaya çıkar. Kan basıncını, solunumu ve kalp atış hızını kontrol eden istemsiz sinir sisteminizi etkiler.

Düşük tansiyonun nedenleri

Düşük tansiyonun nedeni her zaman net olarak belli değildir, ardında çok geniş bir etken yelpazesi yer alabilir. Aşağıdakilerle bağlantılı olabilir:

  • Gebelik
  • Dehidrasyon
  • Hipotiroidizm, diyabet veya düşük kan şekeri (hipoglisemi) gibi hormonal sorunlar.
  • Bazı reçetesiz ilaçlar
  • Yüksek tansiyon, depresyon veya Parkinson hastalığı gibi rahatsızlıklar için kullanılan bazı reçeteli ilaçlar.
  • Kalp yetmezliği
  • Kalp aritmileri (anormal kalp ritimleri)
  • Kalp kapakçığı hastalığı
  • Kan damarlarının genişlemesi veya dilatasyonu
  • Isı bitkinliği veya ısı çarpması
  • Karaciğer hastalığı
  • Uzun süreli yatak istirahati
  • B12 vitamini, demir ve folat eksikliğinden kaynaklanan anemi

Düşük tansiyonun belirtileri

Hipotansiyonun belirtileri kan basıncının düşme hızına ve şiddetine göre farklılık gösterir. Hafif ve kronik seyirli düşük tansiyon zaman zaman hiç belirti vermeyebilir. Buna karşın sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Baş dönmesi veya sersemlik
  • Bayılma
  • Bulanık görüş
  • Aşırı yorgunluk ve halsizlik
  • Konsantrasyon güçlüğü veya kafa karışıklığı
  • Mide bulantısı (hasta hissetmek)
  • Soğuk, soluk ve terli deri
  • Hızlı veya zayıf nabız

Tanı süreci

Düşük tansiyon her zaman bir sorun anlamına gelmez. Ancak düşük tansiyon belirtileriniz varsa, ayrıntılı öykü, fizik muayene ve gerektiğinde altta yatan nedeni belirlemek amacıyla tam kan sayımı, elektrolit paneli, böbrek ve tiroid fonksiyon testleri, kan şekeri ve hormonal testler istenebilir. Kan basıncı farklı pozisyonlarda ve gün içinde farklı saatlerde ölçülmelidir. Ortostatik hipotansiyon şüphesinde yatar ve ayakta ölçümler karşılaştırılır. Kalp kaynaklı bir sorun düşünüldüğünde ise elektrokardiyografi ve ekokardiyografi değerlendirmeye eklenir. 

Düşük tansiyonda tedavi ve yaşam tarzı önerileri

Tedavi yaklaşımı hipotansiyonun türüne ve altta yatan nedene göre belirlenir.  

Yaşam tarzı değişiklikleri

  • Tuz alımını artırmak (doktor tavsiyesiyle)
  • Küçük ve sık öğünler tüketin
  • Bol su içerek vücudunuzun susuz kalmasını önleyin
  • Uzun süre ayakta durmaktan kaçının
  • Yatağın baş kısmını yükseltin

Tıbbi tedavi

Kan basıncını düşüren ilaçların ayarlanması veya kesilmesi

Kan basıncını yükseltmek için fludrokortizon veya midodrin gibi ilaçlar reçete edilebilir

Cihazlar

Bacaklarda kan birikmesini azaltmak için kompresyon çorapları önerilebilir

Cerrahi tedavi

Ameliyat nadirdir ve yalnızca hipotansiyon düzeltilebilir yapısal bir sorundan kaynaklanıyorsa gereklidir

Yaygın yanılgılar ve gerçekler

"Düşük tansiyon hiçbir zaman tehlikeli değildir, yüksek tansiyon kadar önemli değildir." (Yaygın yanılgı)

Düşük tansiyon (hipotansiyon) uzun vadeli kardiyovasküler hastalık riski açısından yüksek tansiyona (hipertansiyon) göre genellikle daha az endişe verici olsa da, şok, ortostatik senkop ve organ yetersizliğine eşlik eden hipotansiyon hayatı tehdit eden bir tablo oluşturabilir. Özellikle yaşlılarda düşme ve kırık riskini artıran önemli bir etkendir. (Gerçek)

"Tuzlu bisküvi ve ayran içmek düşük tansiyonu kalıcı olarak düzeltir." (Yaygın yanılgı)

Hayır, tuzlu bisküvi ve ayran içmek düşük tansiyonu (hipotansiyonu) kalıcı olarak düzeltemez. Bu yöntemler, rahatsızlığın altta yatan nedenini tedavi etmek yerine, kan hacmini artırmak ve kan basıncını yükseltmek için geçici, akut çözümler olarak işlev görür. Anlık bir iyileşme için faydalı olsalar da, uzun vadeli tedavi için bunlara güvenmek tavsiye edilmez. (Gerçek)

"Düşük tansiyonu olanlar hiçbir zaman yüksek tansiyon yaşamaz." (Yaygın yanılgı)

Hayır, sürekli düşük tansiyonu (hipotansiyon) olan kişilerin asla yüksek tansiyon (hipertansiyon ) yaşamayacağı teorisi yanlıştır. Düşük tansiyon genellikle daha iyi kardiyovasküler sağlıkla ilişkilendirilse de, tansiyonun ilerleyen yaşlarda; özellikle yaşlanmayla birlikte damar yapısındaki değişiklikler kan basıncını etkileyebilir. (Gerçek)

"Düşük tansiyon ilaçla tedavi edilemez." (Yaygın yanılgı)

Düşük tansiyon vakalarının çoğu (özellikle belirti göstermeyenler) ilaç gerektirmez ve yaşam tarzı değişiklikleriyle (örneğin tuz/sıvı alımının artırılması gibi) yönetilebilirken, belirti gösteren veya kronik düşük tansiyon genellikle ilaçla tedavi edilebilir. (Gerçek)

"Bayılma geçince her şey normaldir, doktora gerek yoktur." (Yaygın yanılgı)

Geçici düşük tansiyondan kaynaklanan birçok bayılma nöbetinin (senkop) zararsız olduğu doğru olsa da, sonrasında her şeyin otomatik olarak düzeleceği varsayımı risklidir. Bayılmanın altında yatan nedeni belirlemek ve özellikle ciddi durumları ekarte etmek için bir doktora görünmeniz şiddetle tavsiye edilir. (Gerçek)

Ne zaman doktora, ne zaman acile gidilmeli?

Aile hekimi veya iç hastalıkları uzmanına başvurun:

  • Sık tekrarlayan baş dönmesi ve sersemlik hissi
  • Ayağa kalkarken düzenli olarak yaşanan dengesizlik
  • Bilinen bir hastalık olmaksızın sürekli düşük seyreden tansiyon değerleri
  • Mevcut ilaç tedavisinin tansiyon üzerindeki etkisinin sorgulanması

Kardiyoloji veya nöroloji birimine yönlendirme gerektiren durumlar:

  • Tekrarlayan bayılma veya bayılma eşiğine gelme atakları
  • Çarpıntı ve göğüs ağrısıyla birlikte seyreden düşük tansiyon
  • Ortostatik hipotansiyonun yaşam kalitesini ciddi biçimde etkilemesi

Acile gidilmesi gereken durumlar:

  • Şiddetli ve ani başlayan düşük tansiyon ile bilinç değişikliği
  • Yoğun kanama, kusma veya ishal sonrası gelişen hipotansiyon
  • Soğuk, soluk ve terli deri ile birlikte hızlı ve zayıf nabız (şok belirtileri)
  • Anafilaktik reaksiyon belirtileri: nefes darlığı, yüz ve dil şişliği ile birlikte tansiyon düşüklüğü
  • Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya felç belirtileriyle birlikte seyreden düşük tansiyon

Sık sorulan sorular

Düşük tansiyon nadiren kalıcıdır. Genellikle dehidrasyon, ilaç yan etkileri veya beslenme eksiklikleri gibi altta yatan nedenlerin tedavi edilmesiyle iyileştirilebilir veya kontrol altına alınabilir. Hormonal veya nörolojik kaynaklı durumlar uzun süreli yönetim gerektirebilir.
Gebeliğin ilk 24 haftasında kan dolaşımının hızlı genişlemesi nedeniyle düşük tansiyon (hipotansiyon) yaygındır ve genellikle zararsızdır. Kan şekeri seviyesi aşırı düşük olduğunda tehlikeli hale gelir ve şiddetli baş dönmesi, bayılma veya plasentaya giden kan akışının azalmasına neden olur. Genellikle endişe kaynağı olmasa da, anne ve bebek açısından takip edilmesi gerekir.
Sporcularda sıklıkla son derece verimli bir kardiyovasküler sistem nedeniyle düşük tansiyon (hipotansiyon) görülür. Bu da kalbin daha güçlü olmasına ve daha az eforla daha fazla kan pompalamasına yol açar. Düzenli egzersiz, kalp atım hacmini ve damar esnekliğini artırarak kalbin daha düşük basınçla en iyi şekilde çalışmasını sağlar.
Evet, çocuklarda düşük tansiyon (hipotansiyon); özellikle büyüme döneminde özellikle uzun boylu ve zayıf çocuklarda ortostatik hipotansiyon görülebilir. Yaygın nedenler arasında dehidratasyon, enfeksiyonlar veya çok hızlı ayağa kalkma yer alır ve baş dönmesi, bayılma ve yorgunluk gibi belirtilere yol açar.
Yeterli sıvı tüketimi, dengeli tuz alımı, koyu yeşil yapraklı sebzeler, meyveler, kuruyemişler, baklagiller, yumurta, süt ürünleri, et, kümes hayvanları, deniz ürünleri, B12 ve tahıllar gibi folat açısından zengin besinler genel kan basıncı dengesini destekler. Ancak beslenme düzenlemesi tek başına tedavi olarak değil, tıbbi yaklaşımın destekleyici bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir, işlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.

İkinci Görüş Alın

hastane

En Fazla Görüntülenenler

Sizi Arayalım
Bize Ulaşın