SAĞLIK REHBERİ


Rahim Ağzı Kanseri



Image title

Kadınların üreme sisteminde meydana gelen kanser çeşitlerinden biri olan rahim ağzı (serviks) kanseri, son derece tehlikeli bir kanser türüdür. Hastalığın seyri ve ortaya çıkması, oldukça geç fark edilebilir ve bu durum hastalığın tedavisini oldukça güçleştirebilir. Hastalığın erken fark edilmesinde Smear testi kontrolünün düzenli olarak yapılması önemlidir. Son yıllarda hastalığın önlenmesine yönelik yapılan çalışmalarla geliştirilen aşılar, rahim ağzı kanserinin önlenebilir hastalıklar arasında yer almasında etkili olmuştur. Kadınların düzenli olarak en az yılda bir defa Smear testi yaptırması ve 12 yaşı geçmiş kız çocuklarına önleyici aşı uygulamaları yapılması, hastalığa yakalanma ve ölüm riskini oldukça düşürmektedir.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Nedir?

Uterusun vajinaya bağlanan alt bölümünde ortaya çıkan, jinekolojik bir kanser çeşidi olan rahim ağzı (serviks) kanseri, cinsel yolla bulaşan insan papilloma virüsü (HPV) virüsü sebebiyle ortaya çıkan bir kanser türüdür. Rahim ağzı kanseri özellikle 30-50 yaş aralığında ve cinsel yaşamı aktif olan kadınları risk altında tutar. Erken tanı ve teşhis yöntemleriyle tedavisi mümkün olan bir hastalık türü olmasına rağmen, ölüm oranı bakımından hala dünyanın en ölümcül kanser çeşitleri arasında yer almaktadır. Yeni gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelerde daha fazla sıklıkla rastlanan rahim ağzı kanserinde, cinsel yolla geçen HPV'nin büyük rol oynadığı görülmektedir. Çok eşlilik ve korunmadan cinsel ilişkiye girmek kadınlarda bu hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Rahim ağzı kanserinin ilk görüldüğü hücre türüne göre hastalık iki farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Tüm rahim ağzı kanser vakalarının %80-90'ında görülen skuamöz hücreli karsinom, birinci ve en yaygın gruptadır. Kanserli hücreler, sıklıkla rahmin dış yüzeyindeki astar bölgelerinde görülmektedir. İkinci grupta yer alan adenokarsinom, tüm rahim ağzı kanseri vakalarının sadece %10-20’sinde görülmektedir. Bu kanser tipinde hastalıklı hücreler, alt doğum kanalındaki glandüler hücrelerde görülür.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Serviks (rahim ağzı kanseri) genellikle geç fark edilir. Erken dönemde belirti vermeyebilen bir kanser türü olan rahim ağzı kanserinin semptomları, bazı farklı hastalıkların belirtileriyle de karıştırılabilir. Bu durum hastalığın erken teşhisini güçleştiren etkenler arasındadır. Belirtiler ortaya çıkmaya başladığında ise çoğunlukla regl sancıları ya da idrar yolu enfeksiyonları ile karıştırılmaktadır. Geç dönemde ortaya çıkan belirtiler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Regl dönemi dışında ve hatta menopoz döneminde olunmasına rağmen ortaya çıkan kanamalar
  • Kokulu ya da kokusuz akıntılar
  • Kaşıntılı vajinal akıntı
  • Pelvis bölgesinde ağrılar
  • Eskisine oranla daha sık idrara çıkma ve idrarı tutamama
  • İdrar yaparken ortaya çıkan yanmalar ve ağrılar
  • Şiddetli ve yoğun kanamalar
  • Cinsel ilişki sırasında ya da hemen sonrasında ortaya çıkan kanamalar
  • Duş, cinsel ilişki ya da pelvik muayene sırasında oluşan kanamalar
  • Nedeni bilinmeyen ve geçmeyen sırt ve bel ağrıları

Rahim Ağzı Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

Rahim ağzında yer alan sağlıklı hücreler, belirli bir süre içinde hızla büyür, çoğalır ve sonrasında ölürler. DNA yapısı bozulan hücreler ise kontrolsüz bir biçimde büyümeye devam ederler, ölmezler ve bu büyüme sonucunda bulunduğu bölgede tümörler oluşur. Kanser hücreli bu tümörler yakın ve uzak noktalara metastaz yaparak vücuttaki yayılımını sürdürürler. Şimdiye kadar yapılan araştırmalar sonucunda, hastalığa tam olarak neyin neden olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte, HPV virüsünün hastalığın yayılmasında ve ortaya çıkışında büyük bir etkisi olduğu kesindir. Cinsel yolla bulaşan bir virüs türü olan HPV aynı zamanda dokunma gibi farklı temas yollarıyla da geçebilmektedir. HPV virüsünün 100’den fazla çeşidi bulunmaktadır ve bu virüslerin birçoğu zararsızdır. Zararlı olan ve DNA hücrelerinde değişime yol açan HPV tipleri ise rahim ağzı kanserine neden olmaktadır. Hastalığa neden olduğu kesin olarak kanıtlanan HPV virüsleri arasında bulunan HPV 16 ve HPV 18 virüsleri, serviks kanserine neden olan en yaygın virüs türlerinden sadece ikisidir. Hastalığa neden olan bu virüslerin vücutta olup olmadığını anlamak rahim ağzından alınan smear testine ek olarak yapılabilen ileri düzey HPV DNA incelemesi ile artık mümkün olabilmektedir.

Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak Mümkün mü?

Rahim ağzı (serviks) kanseri, korunması mümkün olan bir çeşit kanser türüdür. Hastalıktan aşı ile korunmak mümkün olmakla beraber; korunmaya özen gösterilen bir cinsel yaşam, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları gibi faktörler kanserden korunmanın en önemli etkenleri arasında yer almaktadır. HPV testlerinin smear testleri ile birlikte düzenli olarak yapılması hastalığın erken evrede fark edilmesinin tek yoludur. Zira ilk evreye kadar varlığını hissettirmeyen rahim ağzı kanseri ancak bu yolla teşhis edilebilmektedir. Sigara ve alkol kullanımı metabolizmanın gücünü zayıflatacağından, hastalığa yakalanma riskini de arttırmaktadır. Bu nedenle, bu tip zararlı alışkanlıklara son verilmesi rahim ağzı kanserinin önlenmesinde önemli fark yaratmaktadır. Hastalıktan korunmak için havuz, hamam, sauna, tuvaletler gibi ortak kullanım alanlarında hijyenin korunmasına dikkat etmek gerekir. Hastalığın bulaşmasını önlemek amacıyla, kişinin bireysel olarak hassasiyet göstermesinin yanı sıra partnerinin de hijyenik kurallara uygun bir yaşam sürmesi ve tek eşliliği tercih etmesi önemlidir. HPV aşısının 12 yaş sonrasında yapılması uygundur. Bununla birlikte ilk cinsel yaşamın başlangıcından önce aşının tamamlanması koruyuculuğu bakımından önem taşımaktadır.

HPV Aşısının Yan Etkileri Nelerdir?

HPV aşısı, hastalığa karşı yüksek koruyuculuk oranına sahiptir. Kanserojen etkiye sahip HPV 16 ve HPV 18 virüslerine karşı etkili olan aşı, diğer birçok aşı çeşidinde olduğu gibi vücutta birtakım geçici yan etkiler ortaya çıkarabilmektedir. Bu yan etkiler arasında en sık gözlemlenenler; aşının uygulandığı bölgede kızarıklık ve şişme, yorgunluk hissi, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, kas ağrısı, vücutta döküntüler ve ateş olarak sıralanabilir.

Rahim Ağzı Kanseri Bulaşıcı mıdır?

Hastalığa neden olduğu kabul edilen HPV virüsü bulaşıcı nitelik taşıyan bir virüstür. Virüs en sıklıkla cinsel ilişki yoluyla bulaşmaktadır. Virüs ile enfekte olan erkek ve kadın üreme organları, virüsün bulaşmasına sebep olabilir. Cinsel ilişkinin kondom kullanılarak gerçekleşmesi hastalığın bulaşma riskini azaltsa da tam olarak önlediği söylenemez. Ortak kullanım alanları olan tuvaletler, saunalar, hamamlar, havuz gibi yerler de hastalığın bulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle, özellikle koruyucu aşının da uygulanmadığı kişilerin, bu tip ortak alanları kullanırken çok dikkatli olması gerekmektedir.

Smear Testi Neden Önemlidir?

Rahim ağzı kanserinin sinsi ve belirti vermeden ilerleyen bir hastalık olması teşhis ve tedaviyi zorlaştırmaktadır. Düzenli olarak yapılan smear testi, rahim ağzından alınan sürüntüyle ortalama 1 haftada sonucu verilen bir testtir. Test, kişinin vücudunu tehdit eden bir kanser oluşumunun olup olmadığının erken dönemde belirlenmesini sağlar. Erken evrede ve hastalık henüz belirti vermeye başlamadan fark edilen rahim ağzı kanseri, bu sayede kolayca tedavi edilebilmektedir. Erken teşhis konulabilmesi için gerekli bir yöntem olan smear testinin düzenli olarak HPV DNA testi ile birlikte yapılması  önem taşımaktadır.

Rahim Ağzı Kanserinin Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Rahim ağzı kanserinin tedavisi, günümüzün gelişmiş teknolojileri sayesinde geçmişteki uygulamalara göre çok daha kolay yapılmaktadır. Geçmişte uygulanan tedavilerde, ilk evrede kanserli hücrelerin bulunduğu bölgeyi çıkarmak ve sadece o bölgeye yönelik tedaviler uygulamak yerine rahmin tamamı alınmaktaydı. Yeni teknolojilerle, sadece hastalığın bulunduğu lezyonlu bölgenin basit bir cerrahi müdahale ile çıkarılması ya da krioterapi gibi dondurma yöntemleri ile tedavi edilmesi mümkündür. Hastanın çocuk isteyip istememesi, yaş ve genel sağlık durumu gibi kriterler de tedavi yönteminin seçilmesinde etkili olmaktadır. Hastalığın daha ileri evrelerinde ise tedavi yöntemi iki farklı şekilde yapılmaktadır. Bu yöntemlerin ilkinde hastalığın bulunduğu bölge, çevresindeki alanlar ve lenf bezleri cerrahi girişimle çıkarılır. Cerrahi müdahale sonrasında, bazı hastalara kemoterapi ve ışın tedavisi (radyoterapi) arka arkaya ya da eş zamanlı olarak uygulanır. İkinci yöntemde ise kanser oluşumunun olduğu yere herhangi bir cerrahi müdahale olmaksızın radyoterapi ve kemoterapinin birlikte verilir. İkinci tip uygulama, genellikle hastalığın ileri evrelerinde ve ameliyat yapılamayacak durumda olan hastalar için tercih edilmektedir.

Oluşturma: 01.09.2020 04:33
Son Güncelleme: 01.09.2020 04:33
Oluşturan: Medicana Web ve Yayın Kurulu
+A A-