SAĞLIK REHBERİ


Karaciğer Hastalıkları



Image title

Vücutta birçok görevi bulunan karaciğerin hasar görmesi durumunda çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir. Ancak, bu hastalıkların belirtileri ilk aşamada kendini göstermez. Siroz, karaciğer yağlanması, hepatit ve karaciğer kanseri gibi yaygın olarak görülen karaciğer hastalıklarının aşısı olabileceği gibi farklı tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Bu hastalıklara neden olan etmenlerin yanı sıra sağlıklı bir yaşam için yapılması gerekenleri “Karaciğer Hastalıkları” başlıklı bu makalede okuyabilirsiniz.

Karaciğerin Görevi Nedir?

Karın boşluğunun sağ üst tarafında yer alan karaciğer, vücutta bulunan en büyük organdır. Karaciğer, aynı zamanda bir salgı bezidir. Hem genişleyebilen hem de kendini yenileme özelliği bulunan karaciğer birçok önemli yaşamsal fonksiyonu üstlenir. Oldukça önemli bir organ olan karaciğerin başlıca görevleri şu şekilde sıralanabilir.

    • Protein sentezlemek
    • Yağları sentezlemek ve depolamak
    • Karbonhidrat depolamak ve salmak
    • Safra yapmak
    • Üre yapmak
    • Bazı ilaç ve maddeleri vücuttan uzaklaştırmak
    • Pıhtılaşma faktörlerini sentezlemek

Karaciğer Hastalıklarının Belirtileri

Hastalığın türüne ve şiddetine göre vücutta görülen belirtiler değişse de sıkça görülen belirtiler şu şekildedir:

    • Sarılık
    • Karın ağrısı ve şişliği
    • Ayak bilekleri ve bacaklarda ödem
    • Kaşıntı
    • Koyu renkte idrar
    • Soluk renkte dışkı
    • İshal ve hazımsızlık
    • Dışkıda kan
    • Kronik yorgunluk
    • Mide bulantısı
    • Kusma
    • Ateş
    • İştah kaybı ve hızlı kilo kaybı
    • Çürük ve morarma
    • Uyku bozuklukları

Karaciğer Hastalıklarının Çeşitleri

Hepatit

Hepatit, karaciğer hastalıkları arasında en sık rastlanan hastalıklarından biridir. Karaciğer iltihabı olarak da bilinen hepatitin A, B, C, D ve E olmak üzere beş farklı türü bulunur. Kan, cinsel temas ve kirlenmiş sulardan bulaşabilen hepatit türlerinin görülme sıklıkları farklıdır ve her Hepatit türü için aşı bulunmaz.

Halk arasında sarılık olarak adlandırılan Hepatit A, çoğu zaman belirti göstermeden gelişen bir hastalıktır. Enfekte olmuş kişilerin dışkısına temas ile bulaşan Hepatit A’nın aşısı 18 ay ve 2 yaş dönemindeki çocuklara rutin aşı takvimi içerisinde yapılmaktadır. Yapılan bu aşıyla, kişi ömür boyu Hepatit A hastalığından korunmuş olur.

Hepatit B de çocuk aşı takviminde bulunan bir diğer Hepatit türüdür. Kan ve cinsel yolla bulaşan Hepatit B virüsüne yakalananların neredeyse tamamının kendiliğinden iyileştiği söylenebilir. Ancak, nadir de olsa, bazı durumlarda hastaların hastanede tedavi edilmesi gerekebilir. Bunun sebebi de tedavi edilmeyen Hepatit B’nin karaciğer sirozu ve karaciğer kanseri gibi başka karaciğer hastalıklarını tetikleme ihtimalidir.

Diğer virüslerle aynı şekilde bulaşabilen Hepatit C’nin ise aşısı bulunmamaktadır. Büyük oranda kronikleşen bu hastalığın mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Bunun sebebi de Hepatit B’de olduğu gibi, tedavi edilmeyen Hepatit C hastalığının kanser ve sirozu tetikleme ihtimalidir.

Aşısı olmayan diğer Hepatit türleri ise D ve E’dir. Hepatit D nadir olarak görülürken, Hepatit E virüsüne sağlıklı içme sularının yetersiz olduğu ülkelerde sıkça rastlanmaktadır. 

Karaciğer Yağlanması

Karaciğer hücrelerinde normalden daha fazla yağ birikmesi karaciğer yağlanması olarak adlandırılır. Karaciğerin ağırlığının en az %5’inin yağdan oluşması sonucu ortaya çıkan bu hastalık, alkol tüketen kişilerde daha yaygın olarak görülür. Ancak, hastalık, az alkol tüketen veya hiç tüketmeyen kişilerde de görülebilir.

Alkole Bağlı Olmayan Karaciğer Yağlanması

Alkolü az kullanan ya da hiç kullanmayan kişilerdeki karaciğer yağlanması tıpta NAYKH (Non‐Alkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı) olarak tanımlanır. Erişkinlerde görülme oranı %30 olan bu hastalığın karaciğerde iltihaba neden olması ise NASH (Non-Alkolik SteatoHepatit) olarak adlandırılır. Şişmanlık, Tip 2 diyabet, insülin direnci, yüksek kalorili diyet, doymuş yağ tüketimi, hareketsiz (sedanter) yaşam ve hazır gıdalarla beslenme gibi faktörlerin sebep olabileceği NASH, genellikle belirti göstermeden ilerleyen bir hastalıktır. Zamanında müdahale edilmezse hem siroza hem de karaciğer kanserine neden olabilecek bu rahatsızlığın tanısı için AST ve ALT değerlerine bakılması ve ultrasonla karaciğerde yağlanma olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.

Egzersiz, düzenli ve sağlıklı beslenme ve ideal kiloya ulaşma karaciğer yağlanmasının tedavisinde karşımıza çıkan önemli faktörlerdir. Hastanın sağlığına dikkat etmemesi durumunda hem karaciğerde hem de vücudun farklı bölgelerinde kanser oluşumu görülebilir. Böbrek hastalıklarını da tetikleyen NASH, kalp krizi ve beyin felcine de sebebiyet verebilir.

Alkole Bağlı Karaciğer Yağlanması

Karaciğer yağlanmasının sebeplerinden biri de fazla alkol tüketimidir. Obezite ve doymuş yağlı gıdalarla beslenme de karaciğer yağlanmasını tetikleyen faktörler arasında yer alır. Altta yatan başka bir hastalık, genetik faktörler, cinsiyet ve yaş da alınan alkol miktarı önemli olmaksızın alkole bağlı karaciğer yağlanmasına neden olabilir. Diğer pek çok karaciğer hastalığında olduğu gibi, alkole bağlı karaciğer yağlanması da genellikle hiçbir belirti göstermeden ilerleyen bir rahatsızlıktır. Gerekli kan tahlilleri ve görüntüleme cihazlarıyla karaciğerin durumu değerlendirildikten sonra hastanın alkolü tamamen bırakması gerekir. Hastanın alkolü bırakmasını takip eden süreçte 4-6 hafta gibi bir sürede eski sağlığına kavuşması mümkündür. Uygun beslenme planı çıkarılması ve kullanılacak bazı ilaçlarla bu rahatsızlığın önüne geçilebilir.

Siroz

Hepatit B, C ve D, alkole bağlı ve bağlı olmayan karaciğer yağlanmaları gibi hastalıklar karaciğerde hasara neden olur. Hücrelerde bozulmaların meydana gelmesi sonucunda da karaciğer birçok fonksiyonunu yerine getiremeyecek hale gelir. Bu süreç, aslında siroz hastalığının ilk aşamasıdır ve genellikle belirti göstermeden ilerler. Karaciğer hasarının artması durumunda, hastalık daha da ilerler ve karaciğer sertleşip küçülür. Hastalığın son evrelerinde ise karaciğer yetmezliği görülme ihtimali oldukça yüksektir. Bu yüzden, bazı durumlarda siroz, karaciğer yetmezliği olarak da adlandırılır.

Birçok hastada siroz olduğu genel kontroller sırasında ya da hastanın bazı şikayetleri sonucu yapılan testlerde ortaya çıkar. İlk aşamada belirtisiz seyreden sirozun ileriki evrelerdeki belirtileri arasında halsizlik, kilo kaybı, sarılık, kas kütlesinde azalma, karın şişliği, tırnak değişiklikleri, bacaklarda şişkinlik, kanlı kusma, kas krampları, adet düzensizliği, cinsel fonksiyon bozuklukları, siyah dışkılama gibi belirtiler yer alır.

Uygun ilaç tedavisiyle sirozun tedavisi mümkündür. Tedavi sürecinde alkolün de tamamen bırakılması gerekir. Ancak, sirozun ilerlediği ve ilaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda uygulanabilecek tek tedavi yöntemi, karaciğer naklidir. Bu nedenle, diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi, sirozun erken teşhis edilmesi de kritik önem taşımaktadır.

Karaciğer Kanseri

Dünyada en sık görülen beşinci kanser türü olan karaciğer kanserinin erkeklerde kadınlara göre daha sık görüldüğü söylenebilir. Hepatit B, Hepatit C, siroz, fazla alkol tüketimi ve karaciğer yağlanması kanseri tetikleyebilecek başlıca unsurlar arasında yer alır. Aynı zamanda, sigara kullanımı, düzensiz beslenme, kullanılan bazı ilaçlar ve genetik yolla aktarılan karaciğer rahatsızlıkları da karaciğer kanserine neden olabilir.

Genellikle siroz hastalarında görülen karaciğer kanseri, diğer karaciğer hastalıkları gibi erken evrelerde belirti göstermez. MR, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve laparoskopi gibi yöntemlerle tanısı konulan karaciğer kanserinin farklı tedavi yöntemleri bulunur. Uygun tedavi planının belirlenebilmesi için ilk olarak kanserin karaciğerden mi yoksa diğer organlardan mı kaynaklandığı sorusuna yanıt aranmalıdır.

Karaciğer kanseri tedavisinde, cerrahi müdahale sıkça kullanılan bir yöntemdir. Ancak, bu durumun siroz hastası olmayan ya da sirozun sadece ilk evrelerde olduğu hastalarda geçerli olduğunu unutmamakta fayda vardır. Bunun sebebi de sirozun ilerleyen evrelerinde karaciğer yetmezliğinin görülmesi ve bunun da ameliyat seçeneğini imkânsız hale getirmesidir. Kemoterapi ve radyoterapi de diğer kanser türlerinde olduğu gibi karaciğer kanserinde de kullanılan yaygın tedavi yöntemleri arasında yer alır.

Böbrek, meme, kolorektal, akciğer, cilt, over gibi kanser türleri de metastaz yaparak karaciğer kanserine sebep olabilir. Metastatik karaciğer kanserleri, siroz ya da yağlanmadan ortaya çıkan kanserlere oranla 30 kat daha fazla görülür.

Karaciğer Kistleri

Karaciğerde iyi huylu kistler oluşabilir. Bu kistlere neden olan etmenler farklı olduğu gibi tedavi yöntemleri de kistin türüne göre değişiklik gösterir.

Basit Kist

Genellikle 40 yaşından sonra görülen basit kistler, adından da anlaşılacağı üzere çoğu durumda herhangi bir tehlike teşkil etmeyen kistlerdir. Doğuştan gelen veya geçirilen enfeksiyon kaynaklı hastalıklardan kalan basit kistlerin boyutu 3 cm’in altındadır.  Sessiz seyreden ve büyümeyen kistler için herhangi bir tedavi uygulanmaz. Ancak, kistlerin sayısı fazlaysa, büyüyorsa ve içe kanama oluşturuyorsa, bu durumda, kistlerin içerisindeki sıvı boşaltılır ve bu kistler cerrahi müdahaleyle alınır.

Kist Hidatik

Halk arasında köpek kisti olarak da bilinen kist hidatik karaciğerde en sık görülen kist türüdür. Parazitten kaynaklı oluşan kist hidatik, hayvandan insana bulaşan bir kist türüdür. Özellikle köpeklerin dışkısında bulunan parazitin yumurtasının bulaştığı su ve gıdaların ağız yoluyla alınması sonucunda parazit bağırsaklardan kan yolu aracılığıyla karaciğere yerleşebilir. Bu nedenle, içme suyunun temiz olduğundan emin olunmalı ve yiyecekler tüketilmeden önce iyice yıkanmalıdır. Kist hidatik tedavisinde laparoskopi ile kist boşaltılabileceği gibi bazı kistlerin ameliyatla alınması gerekebilir.

Hemanjiom

Kansere dönüşmeyen hemanjiom kisti kadınlarda daha sık görülen bir karaciğer kisti türüdür. Genellikle aynı boyutta kalan kistler gebelik ve doğum kontrol ilaçları gibi faktörlerle büyüyebilir. Büyüyen ve boyutu 10 cm’i geçen kistlerin ameliyatla alınması gerekir. En sık rastlanan karaciğer kistlerinden biri olan hemanjiom kistleri çok fazla belirti göstermedikleri için MR gibi görüntüleme yöntemleriyle tespit edilebilir.

Karaciğer Hastalıklarında Beslenme

Karaciğer hastalığının çeşidi, şiddeti ve hastanın durumu gibi faktörler, beslenme planının her hasta için farklı olmasını neredeyse zorunlu kılar. Ancak, sağlıklı bir beslenme planına uymak, düzenli egzersiz yapmak ve ideal kiloya ulaşmak bütün karaciğer hastalıklarında dikkat edilmesi gereken unsurlar arasında yer alır.

Alkole bağlı karaciğer yağlanmasında veya alkol tüketiminden kaynaklanan siroz vakalarında, hastaların alkolü tamamen bırakması gerekir. Siroz hastalarında kas kaybı oldukça fazla olduğunda, beslenme planı da kas kaybının daha fazla ilerlemesini önlemeye yönelik olmalıdır. Bu sebeple, hastaların protein kaynaklı besinler tüketmesi ve uzun süreler boyunca aç kalmamaya özen göstermesi gerekir. Siroz hastalarında bazı vitamin değerlerinde düşüş görülebileceği için, bu hastaların doktor kontrolünde B12 ve folik asit gibi takviyeler alması gerekebilir.

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasında ise hastalar, mümkün olduğunca hazır gıdalardan uzak durmalı, kan şekerini yükselten besinlerden kaçınmalı, doymuş yağdan mümkün olduğunca uzak durmalı, düzenli egzersiz yapmalı ve ideal kilosuna ulaşmalıdır.

Karaciğer hastalıklarını tedavi ettiği düşünülen bazı bitkisel ürünler ya da ilaçların karaciğere daha fazla hasar verdiği gözlemlenmiştir. Bu nedenle, doktora danışmadan hiçbir ilaç ya da destekleyici tedavi ürünü kullanılmamalıdır.

Oluşturma: 10.09.2020 10:31
Son Güncelleme: 10.09.2020 11:21
Oluşturan: Medicana Web ve Yayın Kurulu
+A A-