SAĞLIK REHBERİ


Kolorektal Kanserleri



Kolon ve rektum kanseri tıp dilinde kolorektal kanserleri şeklinde tanımlanır. Kolorektal kanserleri tüm dünyada rastlanan bir kanser çeşididir ve tüm kanser türleri arasında görülme sıklığı açısından üçüncü sırada bulunur. Özellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan kolorektal kanserlerine sebep olan pek çok faktör vardır. Bu nedenlere ve risk faktörlerine dikkat etmek erken tanı ve kanserin yayılımının önlenmesi açısından büyük önem taşır. Cinsiyet fark etmeksizin 45 yaşından sonra herkesin düzenli aralıklarla tarama testleri yaptırması gerektiği kolorektal kanserleri açısından bilinmesi gereken tüm detayları bu yazıda bulabilirsiniz.

Kolorektal Kanserleri Nedir?

Sindirim sistemi organlarından biri olan kalın bağırsağın yaklaşık 150-180 cm’lik üst kısmında kolon, 15-17 cm’lik alt kısmında ise rektum adı verilen bölge ve bununda altında anal kanal bulunur. Kolon ve rektumda görülen kansere ise kolorektal kanser adı verilir. Kolorektal kanserlerin %90’ını kolon ve rektumda görülen poliplerden oluşturur. Yaklaşık 5-10 yıl gibi bir süre içerisinde kansere dönüşme ihtimali bulunan bu poliplerin erken dönemde fark edilerek alınması kolorektal kanser riskini önemli ölçüde azaltır.

Kolorektal Kanserlerin Görülme Sıklığı

Kolorektal kanser, tüm kanserler arasında en sık görülen üçüncü kanser türüdür. Dünya genelinde erkeklerde daha sık görülen kolorektal kanserleri yine erkeklerde akciğer ve prostat kanserinden sonra üçüncü sırada yer alırken, kadınlarda ise görülme sıklığı açısından meme kanserinden sonra gelir.Öldürücü bir kanser türü olan kolorektal kanserde erken tanı ve teknolojinin gelişmesiyle yeni tedavi yöntemlerinin kullanılması, ölüm oranını azaltan faktörler arasında yer alır.

Kolorektal Kanserleri Nedenleri ve Risk Faktörleri

Kolorektal kanserinin nedenleri arasında sağlıksız beslenme gibi değiştirilebilir faktörler olduğu gibi değiştirilemeyen cinsiyet, yaşın ilerlemesi ve genetik faktörler de bulunur. Genel anlamda, kolorektal kanser nedenleri ve risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:

Yaş

Kolorektal kanser, her yaşta ortaya çıkabilecek bir kanser türüdür. Ancak, yapılan araştırmalar, kolorektal kanser teşhisi konulan hastaların %90’ının 40 yaş üstü grupta yer aldığını göstermektedir.

Polipler

Görülme sıklığı 50 yaş ve üstü kişilerde daha yüksek olan polipler iyi huylu olabileceği gibi, bazı durumlarda zaman içerisinde kansere dönüşebilir. Bu nedenle, yapılacak düzenli taramalarla polip oluşumu erkenden tespit edilmeli ve bu polipler kansere dönüşmeden vücuttan alınmalıdır.

Ailede kolorektal kanser öyküsü

Anne, baba ve kardeş gibi birinci dereceden yakın akrabalarda kolorektal kanser öyküsü olması durumunda, o kişide de kolorektal kanser görülme ihtimalinin aratacağı söylenebilir. Ailesinde kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerin, aile üyesine hastalık teşhisi konulduğu yaştan 10 yıl öncesinde tarama testlerine başlaması gerekir.

Genetik bozukluklar

Ailesel adenomatöz polip gibi kalıtımsal kanser sendromları kolorektal kanser riskini artıran faktörler arasında yer alır. Bu ve buna benzer rahatsızlıkları bulunan kişilerin genetik test yaptırması ve genç yaştan itibaren kolonoskopiyle takip edilmesi gerekir.

Geçirilmiş kolorektal kanserleri

Daha önceden kolorektal kanser geçiren hastaların yeniden bu hastalığa yakalanma ihtimalinin olduğu da unutulmamalıdır. Aynı zamanda, meme, rahim ve yumurtalık kanserleri de kolorektal kanser görülme ihtimalini yaklaşık olarak 2 kat artırır.

Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı

İnflamatuar bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit ve Crohn hastalığı) kolorektal kanserini tetikleyici etmenlerdir. Bu hastalıklara sahip olanlarda kolorektal kanser görülme riski diğer kişilere oranla 10 kat daha fazladır.

Sağlıksız Yaşam

Kırmızı et ve işlenmiş et, hayvansal yağlar ve karbonhidrat açısından zengin gıdaların fazla tüketilmesi, beslenmede lifli gıdalara yeteri oranda yer verilmemesi ve meyve-sebzenin az tüketilmesi kolorektal kanser riskini artıran faktörler arasında yer alır. Hareketsiz (sedanter) yaşam, sigara ve alkol kullanımı ve obezite de kanser riskini artıran faktörlerdir. A, C ve E vitaminleri ise kanser gelişiminin azaltılmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda, tip 2 diyabet hastalarında da kolorektal kanser görülme ihtimali diğer kişilere kıyasla daha fazladır.

Kolorektal Kanserleri Belirtileri

Kolorektal kanserlerinde her kanser türünde olduğu gibi yaygın olarak görülen ve tanı konulmasına yardımcı olan bazı belirtiler vardır. Bu belirtiler, hemoroid gibi daha ufak rahatsızlıklar şeklinde de kendini gösterebilir. Ancak, çoğu durumda, kolorektal kanserin belirti vermediği ya da şiddetli ağrı benzeri belirtilerin ileri evrelerde ortaya çıktığı unutulmamalıdır. Tümörün kalın bağırsakta büyümesi durumunda ise bağırsak tıkanması ve buna bağlı olarak bağırsak dolanması gibi ciddi rahatsızlıklar da görülebilir. Kolorektal kanserde en sık görülen belirtiler şu şekildedir:

•Dışkıda kan

•İshal ya da kabızlık, bağırsak hareketlerinde ani ve beklenmedik değişiklikler

•Açıklanamayan kilo kaybı

•Karın ağrısı

•Yorgunluk hissi

•Güçsüzlük

•Demir eksikliğine bağlı kansızlık

•Dışkıda incelme

•Kusma

•Sık sık gaz sancıları, kramp

•Karında dolgunluk hissi

Tek başına bu belirtiler, kolorektal kanser tanısı konulması için yeterli değildir. Ancak, yine de belirtilerden bir ya da birkaçını taşıyan kişilerin geç kalmadan doktora başvurması erken tanı açısından büyük önem taşır.

Kolorektal Kanserleri Evreleri

Kolorektal kanser, diğer kanserler gibi evre evre ilerleme gösterir. Kanser tanısı konulduktan sonra kanserin kaçıncı evreye kadar ilerlemiş olduğu belirlenir ve buna uygun bir tedavi planı çizilir.

•Evre 1: Kanser, bağırsak duvarına yayılmıştır. Ancak, kanserli hücreler, henüz kolonun dışına ulaşmamıştır.

•Evre 2: Kanser, tüm bağırsak katlarına yayılmıştır. Lenf nodlarına yayılım yoktur.

•Evre 3: Kanser, sadece yakın lenf nodlarına yayılmış ve diğer organ ya da lenf nodlarına metastaz yapmamıştır.

•Evre 4: Kanser, akciğer ve karaciğer gibi uzak organ ve dokulara yayılım göstermiştir.

Kolorektal Kanserleri Tanısı

Kolorektal kanserleri birçok kanser gibi tümör büyüyene kadar çok fazla belirti göstermeden ilerler. Bu nedenle, düzenli kontroller yapılarak polipler teşhis edilmeli ve erken müdahaleyle bu polipler alınmalıdır. Rutin kontrollerin yanı sıra, belirti gösteren kişilerde kanser tanısı konulması için yapılması gereken bazı testler bulunur. Yapılan testler sonucunda kanser tanısı konulabilir ve kanserin hangi evrede olduğu belirlenebilir.

Fiziki muayene

Belirli şikayetlerle doktora başvuran kişilerin öncelikle aile geçmişi, bağırsak hareketleri ve dışkılamada görülen değişiklikler, kilo kaybı ve kanama olup olmadığı sorgulanır. Hastanın geçirdiği diğer hastalıklar da incelenir ve daha sonrasında rektal tuşe muayenesi yapılır. Rektal tuşe ise doktorun parmak yoluyla makattan yaptığı muayene olarak tanımlanabilir.

Tam kan sayımı

Tam kan sayımı, tanı konulması açısından yapılması gereken önemli bir testtir. Ayrıca, kanama görülen kişilerin alyuvar seviyesindeki değişiklik bu test sayesinde belirlenebilir. Bu durum, aneminin belirtisidir.

Dışkıda gizli kan incelemesi

Hastanın vereceği dışkı örneğinde gizli kan olup olmadığını belirleyen bu test de tanı konulmasına yardımcı olan testler arasında yer alır.

Rektosigmoidoskopi

Anüs, rektum ve sigmoid kolon olmak üzere kalın bağırsağın son 60-70 cm’lik kısmı, ucunda kamera olan bir alet aracılığıyla incelenir. Rektosigmoidoskopi adı verilen bu işlem sırasında polipler ve anormal olarak tanımlanan bölgelere bakılır.

Kolonoskopi

Kolonoskopi yönteminde, anüsten bir cihaz aracılığıyla kalın bağırsakların iç yüzeyi incelenir. Bu işlemin rektosigmoidoskopiden farkı, kolonoskopide kalın bağırsağın tümünün incelenebilmesidir. Kolonoskopi sırasında biyopsi için doku örneği alınabileceği gibi, polipler de vücuttan alınabilir. Ayrıca, erken tanı konulan ve henüz ilerlememiş kanser vakaları, kolonoskopi yöntemiyle tedavi edilebilir.

Diğer görüntüleme yöntemleri

MR (manyetik rezonans), USG (ultrason), BT (bilgisayarlı tomografi) ve PET (pozitron emisyon tomografisi) gibi görüntüleme testleri sayesinde, kanserin ne kadar yayıldığı, kanserin metastaz yapabileceği diğer şüpheli alanlar ve tedavinin etkili olup olmadığını tespit etmek mümkündür.

Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanserleri Tedavisi

Kolorektal kanserlerinde öncelikli tedavi yönteminin cerrahi yöntemler olduğu söylenebilir. Kemoterapi ve radyoterapi ise kanserin evresine bağlı olarak kullanılan diğer tedavi yöntemleridir. Tedaviye başlamadan önce kanserin hangi evrede olduğu tespit edilmeli ve tedavi seçenekleri, bu tedavi seçeneklerinin yan etkileri ve ameliyat sonrasında görülebilecek değişiklikler konusunda hasta bilgilendirmelidir.

Kolon ve rektum kanseri tedavisinin farklı şekilde yapıldığı unutulmamalıdır. Bu nedenle, bu iki kanser türünde cerrahi mi yoksa kemoterapi/radyoterapi mi tercih edileceği hastadan hastaya değişiklik gösterebilir.

Kolon kanseri tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemde, kanserli bölge ve tümörün her iki tarafında bulunan bağırsağın bir kısmı alınır. Tümörlü bölge çıkarıldıktan sonra bağırsağın her iki ucu birbirine bağlanır. Ancak, bazı durumlarda kolonun hastalıklı kısmı alındıktan sonra kalan kısmın karın kısmındaki ön duvara bağlanması gerekebilir. Kolostomi adı verilen bu müdahale sonucunda, dışkı, anüsten değil karın duvarına yerleştirilen torbalardan çıkar. Bu durum geçici olabileceği gibi, bazı durumlarda kalıcı da olabilir. Kolon kanseri hastalarına uygulanan kemoterapi ise ikinci evredeki kanser vakalarında cerrahi yöntemlerle birlikte yürütülebilir. Üçüncü evrede kemoterapi, ameliyat sonrasında uygulanırken, dördüncü evrede cerrahi yöntemlere başvurulması mümkün değildir ve bu durumda sadece kemoterapi uygulanır. Bazı hastalarda ise kemoterapi sonrasında cerrahi yöntemlere başvurulması mümkün olmayabilir.

Rektum kanserinde ise kanserli hücrelerin sadece kalın bağırsağın son kısmında görüldüğü durumlarda cerrahi yöntemlere başvurulabilir. Bu durumda, rektumun bir kısmı çıkarılabileceği gibi, tamamı da alınabilir. Geçici kolostomi, rektum kanseri ameliyatı sonrasında da uygulanan bir yöntemdir. Ancak, tümör makata yakın bir yerdeyse, dışkılamayı kontrol eden kas da tümörle birlikte alınır ve bu durumda kolostomi işleminin kalıcı olduğu unutulmamalıdır. Kemoterapi ve radyoterapi ise ikinci ve üçüncü evre kanser vakalarında cerrahi müdahaleyle birlikte uygulanır. Terapiler ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında uygulanabilir. Dördüncü evre rektum kanserinde ise öncelikli olarak kemoterapi uygulanır. Bazı hastalarda, kemoterapiye ek olarak radyoterapi ve cerrahi yöntemlere de başvurulabilir.

Kolon ve rektum kanserlerinin tedavisinde uzun yıllardır biriken tecrübe ile karın duvarında açılan küçük deliklerden kamera sistemleri ve ince uzun el aletleri yardımı ile yapılan laparoskopik cerrahiler ve daha gelişmiş bir yöntem olan Da-vinci robotik cerrahi yöntemler sayesinde bu gün gelinen noktada hastalarımıza hem çok daha az ağrılı, hem daha iyi kozmetik netçe sunan cerrahiler uygulamaktayız. Bu yöntemler açık cerrahiye göre değerlendirildiğinde en az açık cerrahi kadar başarılı kanser sağaltımı, erken taburculuk ve erken işe ve normal günlük rutine dönme konusunda çok daha avantajlıdır.

Gelişmiş yüksek çözünürlüklü HD kamera sistemleri yardımı ile açık carrahiye kıyasla çok daha ayrıntılı şekilde görülen cerrahi anatomi sayesinde daha az kanama, işeme ve seksüel duyu fonksiyonlarının yerine getirilmesine yarayan sinirlerinin daha iyi korunması sağlanmıştır.

Ayrıca son 10 yılda NOM adı verilen ve ameliyatsız uzun kemoterapiler ve radyoterapi uygulamaları ile rektum kanserinin erken evreleri başarılı bir şekilde tedavi edilebilir ve makat korunabilir hale gelmiştir. Bu ilerlemenin yanında özellikle rektum kanserinde bireyselleştirilmiş tedaviler ve hedefe yönelik tedavilerle adeta tedavi terziliği yapılabilmekte ve kişiye ve hastalığına özgün tedaviler planlanabilmektedir. Kolorektal kanserlerin tedavisi bütünleyici yaklaşım içinde tümör kurullarının iyi çalıştığı radyasyon onkolojisi, cerrahi, gastroenteroloji, tıbbi onkoloji, nükleer tıp, patoloji, radyoloji/girişimsel radyoloji ve stomoterapi ünitelerinin toplandığı ve çağdaş kılavuzların kullanımının zorunlu tutulduğu merkezlerde yapılırsa en başarılı evre spesifik iyi sağ kalım oranlarına ulaşılacaktır.

Oluşturma: 28.10.2020 08:51
Son Güncelleme: 05.11.2020 02:59
Oluşturan: Medicana Web ve Yayın Kurulu
+A A-