SAĞLIK REHBERİ


Çocuk Kardiyolojisi - Sıkça Sorulan Sorular (SSS)



Ülkemizde her yıl kaç tane kalp hastası bebek doğuyor ve en çok hangi kalp anomalilerine ve kalp hastalıklarına rastlanıyor?

Ülkemizde, yenidoğanlarda kalp anomalilerinin görülme oranı 1000’de 8’dir. Bu da her yıl ortalama olarak 12.000 yeni kalp hastasının doğduğu anlamına gelir. En sık rastlanan anomaliler arasında kulakçık ve karıncıklar arasında görülen delikler yer alır. Ayrıca, damarlardaki yapısal bozukluklar ve damarın dar veya tıkalı olması da sık görülen sorunlar arasındadır.

Aileler çocuklarının kalbinde bir sorun olduğunu nasıl anlayabilirler?

Hamilelik sırasında yapılan fetal ekokardiyografi ile bebeklerdeki kalp anomalileri tespit edilip buna göre doğum sonrası için bir tedavi planı oluşturulabilir. Kalbindeki sorun doğumdan önce tespit edilmemiş ya da doğumdan sonra oluşmuş çocuklar genellikle diğer bebek ve çocuklara göre çok daha çabuk yorulur. Örneğin, bebekler emme sırasında yorulup emmeyi bırakabilir. Daha büyük çocuklar ise yürürken dinlenme ihtiyacı hissedebilir. Morarma, bayılma, sık nefes alma, aşırı terleme ve kilo alamama da belirtiler arasında yer alır.

Çocuklar kaç yaşından itibaren kalp ameliyatı olabilirler?

Bazı vakalarda doğumdan sadece 1 saat sonra müdahale etmek ve bebeği kalp ameliyatına almak gerekebilir. Yani, bebek ve çocuklara kalp ameliyatı yapmak için bir yaş sınırı yoktur. Burada önemli olan bebeğin ya da çocuğun bu cerrahi operasyonu yapabilecek donanımda bir merkezde bulunmasıdır.

Ailesinde kalp hastalığı bulunan çocuklar daha sıkı mı takip edilmeli?

Evet. Ailesinde kalp hastalığı bulunan ve anne ya da babası kalp hastası olan her çocuğun kalbinde bir sorun olacak şeklinde bir kural olmasa da bu çocukların yakından takip edilmesi ve hem doğumdan önce hem de doğumdan sonra izlenmesi olası risklerin kaldırılması açısından büyük önem taşır.

Sporcu ve gençlerde ani ölümlere yol açan kalp krizlerine neden rastlanıyor?

Spor sırasında ani ölüme 200.000 kişide 1 oranında rastlanmaktadır. Bu vakaların ortalama yarısında “hipertrofik kardiyomiyopati” adı verilen ve doğuştan gelen yapısal bir bozukluk olduğu görülmektedir. Bu bozukluk, efor sırasında kalbin yetersiz beslenmesine sebep olur ve kalbin ritmini bozar. Bunun dışında, yine başka tip anomaliler de genç bireylerde efor sırasında ölüme yol açabilir. Yapılacak testler kesin ayırt edici bir tanı konmasına olanak vermediği için özellikle ailesinde benzer hikayeler bulunanların dikkatli olması ve yoğun spor yapmaktan kaçınması gerekir.

Çocuklarda kaç çeşit kalp rahatsızlığı vardır?

Doğumsal kalp hastalıkları en çok karşılaşılan çocuk kalp hastalıklarını oluşturur. Edinsel dediğimiz yani sonradan gelişen hastalıklar ise romatizmal veya enfeksiyon ajanlarına bağlı olarak gelişebilir. Daha seyrek olarak kardiyomiyopati dediğimiz kalp kasına ilişkin hastalıklar ve kalp ritmi bozuklukları da görülebilir. İyi veya kötü huylu kalp tümörleri de çocuk yaş grubunda ortaya çıkabilir.

Doğuştan ve sonradan olan kalp rahatsızlığı nasıl anlaşılır? Anne babaları nasıl ve ne şekilde daha dikkatli olmaları için uyarabiliriz?

Bazı bebeklerde doğumdan sonraki saatlerde veya günlerde acil cerrahi girişim hayat kurtarıcı olduğundan erken teşhis büyük önem taşımaktadır. Doğumsal kalp hastalıkları çok çeşitli olduğundan yarattıkları şikayetler de büyük oranda değişkenlik gösterebilir. Bazı bebeklerde morarma ön planda iken bazılarında renk tamamen normaldir. Morarma en çok bebekler ağladıkları zaman dudaklar ve parmak uçlarında fark edilir. Parmaklarda çomaklaşma görülebilir. Solunum güçlüğü, sık ve iç çekme tarzında nefes alma, iştahsızlık ve kilo alamamayla birlikte gelişme geriliği sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alır. Bebeklerde anneyi emerken yorulma önemli bir belirti olabilir. Muayene sırasında kalpte üfürüm duyulması birçok hastada dikkati ilk çeken bulgudur. Ancak, bebeklerde duyulan bu üfürümler her zaman kalp hastalığına işaret etmez. Bunların önemli bir kısmı "masum üfürüm" olarak adlandırılır. Bazı kalp rahatsızlıklarında ise çocuklar sık ve ağır solunum sistemi enfeksiyonu geçirebilir. Daha büyük çocukların ise oyun oynarken arkadaşlarından daha çabuk yorulduğunun fark edilmesi önemli bir kriter olabilir.

Anne karnında kalp rahatsızlığı anlaşılır mı?

Gebeliğin 20. haftasından itibaren bu hastalıklara ekokardiyografi ile teşhis konulabilmektedir. Çok ağır ve hayatla bağdaşmayan kalp anomalileri mevcutsa hamileliğin sonlandırılması seçeneği düşünülebilir.

Romatizmal kalp rahatsızlığı çocuklarda ne sıklıkla görülür? Ne gibi belirtileri vardır? Tedavisi nasıl olmalıdır?

Ateşli romatizma genellikle 5 ila 15 yaş arasındaki çocuklarda görülen ve ülkemizde hala mevcudiyetini koruyan bir hastalıktır. Vakaların %60 ila %85’i arasında görülen eklem şikayetleri en sık görülen belirtidir. Eklem şikayetlerinin ortaya çıkmasından genellikle üç hafta kadar önce streptokok adı verilen bakterilerden kaynaklı farenjit görülür. Vakaların %40 ila %50’sinde ise kalp tutulumu görülür.

Hastalığın tedavisinde en önemli ilaç penisilindir. Hastalıktan korunmak için, tedavi kapsamında, 25 yaşına kadar 28 günde bir kez iğne olmak gerekir. Hastalık kalp kapaklarında probleme yol açmışsa, bu süre hayat boyudur. Kalp kapaklarında fonksiyon bozukluğu genellikle sonraki yıllarda ortaya çıkmasına rağmen çocukluk çağında da bazen cerrahi müdahale gerekli olabilir.

Doğuştan kalp anomalisi ile doğan bebeklerin ülkemizdeki oranı nedir? Risk grubunda olan çocukların tedavisi nasıl olur?

Her 100 doğumdan birinde doğumsal kalp hastalığı ile karşılaşılır. Her ne kadar hamilelikte geçirilen kızamıkçık gibi bazı enfeksiyon hastalıkları, bazı ilaçların kullanımı ve sigara, akraba evlilikleri gibi faktörlerin doğumsal kalp hastalığı sıklığını artırdığı bilinse de bu faktörler, vakaların sadece çok küçük bir kısmından sorumludur. Bazı kromozom anomalilerine ve genetik sendromlara eşlik eden doğumsal kalp hastalıkları da görülebilir. Hastaların büyük kısmında, önceden belli bir sebep olmaksızın hamileliğin ilk aylarında kalbin oluşumu sırasında gelişen bazı anormalliklerin bu durumları yarattığı söylenebilir. Bu anomalilerin sonucunda çok çeşitli kalp hastalıkları ortaya çıkabilir. Ülkemizde bu hastalıklara konulan teşhislerdeki gecikme büyük bir sorun yaratmaktadır. Bu nedenle, basit sayılabilecek bir ameliyatla sağlığına kavuşabilecek bir çocuk, teşhis konulamadığı için daha sonrasında ameliyat şansını yitirmiş olabilir.

Doğuştan kalp hastalıklarını önlemek mümkün mü?

Genel anlamda kalıtımsal olan doğumsal kalp hastalıklarını kısmen önlemek mümkündür. Bazı ilaçların kalp hastalıklarına etki ettiği bilinmektedir. Bu ilaçları kullanmamak ve zararlı çevresel etkenlere maruz kalmamak kalp hastalıklarının önlenmesinde etkili olabilir. Bununla birlikte kadınların gebelik döneminde fetal ekokardiyografik incelemeye girmesi, erken teşhis ve müdahale şansını artırmaktadır.

Çocuklara yapılan kalp ameliyatları merkezlerinin sayısı ülkemizde yeterli mi?

Ülkemizde bu hastalara tanı konulmasında bazı durumlarda bir gecikme söz konusu olabilir. Fakat, asıl güçlük tanı konulduktan sonra başlar. Çünkü bu hastalıkların tedavisinin yapılabildiği merkezlerin sayısı hâlen çok sınırlıdır. Erişkin kalp cerrahisi neredeyse her şehirde yapılabilmesine rağmen bebek ve çocuk kalp ameliyatları için ülkemizin her tarafından hastalar bu sınırlı sayıdaki merkezlere yönlendirilmektedir. Bu durum, çok sayıda çocuk hastanın tedavi şansı bulamamasına neden olur.

Anne babasından biri ya da ikisi kalp hastası olan her çocuk kalp hastası olma adayı mıdır?

Anne veya babasında doğuştan kalp hastalığı olan çocuklarda aynı hastalığın görülme ihtimali sanıldığı kadar yüksek olmamakla birlikte normal çocuklara göre çok daha yüksektir. Bu risk, doğumsal kalp hastalığının türüne göre değişebilir ve bazı durumlarda 20 kata kadar çıkabilir. Örneğin, annesinde aort kapak darlığı olan çocuklarda bu risk %18'e kadar çıkabilir. Genellikle annede doğuştan kalp hastalığı olması çocukta bu hastalığın görülme ihtimalini baba faktörüne göre daha fazla artırır. Bu nedenle, böyle ailelerin çocuklarında hiçbir belirti görülmese bile bebeklik döneminde bir çocuk kardiyolojisi uzmanına danışmaları tavsiye edilir.

Çocuklarda kalp rahatsızlığı araştırmaları, tedavileri ve ameliyatlarıyla ilgili son gelişmeler ve teknikler nelerdir?

Öncelikle çocuk kardiyologlarının bu hastalıklardaki rolünün daha genişlediğini ve kalpteki bazı bozuklukların tedavisini girişimsel kardiyoloji yöntemleriyle ameliyatsız yapabildiklerini söyleyebiliriz. Damarlardaki veya kapaklardaki darlıkları giderme ve bazı kalp deliklerinin kapatılması gibi işlemleri ameliyatsız başarıyla gerçekleştirmek mümkündür. Çocuk kalp cerrahisinde ise mevcut ameliyat tekniklerinde mükemmelleştirmeler sağlanmakta ve buna paralel olarak elde edilen sonuçlarda başarı oranı yükselmektedir. Sadece son 10 yılda bu ameliyatlarda ölüm oranının en az yarı yarıya azaldığı görülmektedir.

Çocuk kalp cerrahisinde son yıllardaki yenilikler nelerdir?

Yeni geliştirilen kalp kapakları sayesinde daha başarılı ve uzun vadeli sonuçlar alıyoruz. Hastanın kendi akciğer damarındaki kapağı kullanarak bozuk olan kalp kapağını değiştirmek artık mümkün. Ayrıca, yurtdışından getirdiğimiz insan kalp kapakları ile tedavi ettiğimiz birçok çocuk hasta bulunmakta. Günümüzde varılan noktada daha ağır kalp anomalilerinde daha iyi sonuçların elde edilmesi mümkün hâle gelmiştir. Günümüzden 15 yıl önce %50 ölüm oranı ile yapılan bazı ameliyatlarda başarı oranının şu an %90'ların üzerine çıktığı söylenebilir.

Ancak, genel anlamda bebek kalp ameliyatlarının erişkinlere göre daha riskli olduğu söylenebilir. Şu an girişimsel kardiyolojik yöntemlerle önceden ameliyat gerektiren kalpteki bazı deliklerin kapatılması ve darlık gösteren kapakların veya damarların açılması gibi işlemler artık ameliyatsız şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Aynı zamanda, önceden göğüs kemiğini baştan sona açarak yapılan bazı kalp ameliyatları şimdi 5-7 cm uzunlukta bir kesi aracılığıyla rahatlıkla yapılabilmektedir.

Çocuklarda kalp hastalıkları tedavi uygulamadan kendi kendine iyileşir mi?

Bazı durumlarda çocuklarda görülen kalp hastalıkları herhangi bir tedavi uygulanmadan da kendi kendine iyileşebilir. Bu hastalıklar genel olarak doğuştan gelen hastalıklardır. Kalp kulakçıkları ve karıncıklar arasında görülen deliklerin oldukça küçük boyutlarda olması hâlinde ameliyata gerek duyulmayabilir. Bu hastalarda görülen tek bulgu genellikle üfürümlerdir. Çoğu hastada doğuştan gelen bu hastalık kendi kendine iyileşir. Çocuklar belli bir yaşa gelene kadar deliklerin kapanmadığı durumlarda ise deliklerin kapatılması için cerrahi yöntemlere başvurulur.

Herhangi bir tedavi uygulanmadan deliklerin kendi kendine kapanması sürecinde çocukların mutlaka düzenli olarak takip edilmesi gerekir.

Doğumsal tüm kalp hastalıkları tedavi olmadan iyileşir mi?

Bu durum sadece belli bir hasta grubunda gözlemlenmiştir. Kalp delikleri kendiliğinden kapanabilse de bazı doğumsal kalp hastalıklarında kateter yöntemi uygulanmaktadır. Bununla birlikte, çocuklarda doğumla gelen kalp hastalıklarının çoğunda ameliyat yapılması gerekir.

Çocuklarda görülen kalp hastalıklarında girişimsel cerrahiden yararlanılabilir mi?

Cerrahi operasyonların büyük bir bölümü göğüste açılan küçük bir kesiden yapılabilmektedir. Göğüs bölgesinde kalan küçük yara dokusu geniş kesilere göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşir. Bu yöntemlerin kullanılması ise spesifik kalp hastalığına ve çocuğun genel sağlık durumuna bağlıdır.

Kalp deliği ölümcül müdür?

Kalp delikleri bazı hastalarda kendiliğinden kapanırken bazı hastalarda cerrahi müdahaleye gerek duyulur. Bununla birlikte, tedavi edilmeyip takip edilmeyen ve kapanmayan kalp delikleri ilerleyen dönemlerde farklı hastalıklara ve hatta ölüme neden olabilir. Bu hastalıklar arasında kalpte ritim bozukluğu, akciğerde basınç, kalp yetmezliği ve iltihaplar bulunur. Bu hastalıklar arasında en ciddi komplikasyonlara neden olan ise akciğerde ortaya çıkan basınçtır. Damarlarda aşırı basınç oluşması, ameliyat yapılmasını çok daha riskli hâle getirdiği için, ölümcül sonuçlarla karşılaşılabilir.



Kalpte üfürüm duyulması tehlikeli midir?

Üfürüm; muayene esnasında steteskop ile kalp dinlendiğinde normal kalp sesine ek olarak duyulan seslerdir. Üfürümün pek çok nedeni olabilir. Ana damarlar ve kalp kapakçıklarındaki daralmalar, kalpte meydana gelen delikler, kan akışında oluşan sorunlar gibi nedenlerle üfürüm duyulabilir. Bu anlamda, üfürüm belli bir hastalığın habercisi niteliğini taşır.

Çocuklar ve bebeklerde üfürüm çoğu zaman tehlikeli değildir; duyulan normal bir ses de olabilir. Özellikle bebeklerde gelişmeye ve büyümeye bağlı olarak bu üfürümler genellikle zaman içerisinde kaybolur. Ortalama 7 yaşına kadar üfürümün kaybolmadığı durumda ise hastaya gerekli tetkiklerin yapılması önerilir.

Prof. Dr.
Bülent Oran
Çocuk Kardiyolojisi
MEDICANA BURSA
Profili Gör
Oluşturma: 02.10.2020 02:38
Son Güncelleme: 30.10.2020 11:04
Oluşturan: Bülent Oran
+A A-

İlgili Bölüm Hekimleri