Ayak Kokusu

Ayak Kokusu



Ayak kokusu, yediden yetmişe her yaş grubundan bireyin zaman zaman yaşadığı bir problemdir. Belirli noktalara dikkat edildiğinde hızlıca sonlandırılabilen bu sorun, bazen kalıcı hale gelebilir. Dolayısıyla etkili çözüm yolları bulmak için ayak kokusunun ne olduğunu, nedenlerini ve nasıl sonlandırılacağını bilmek önemlidir.

Ayak Kokusu Nedir?

Ayak kokusu, çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelebilen bir cilt sorunudur. Bir kişinin ayaklarında koku oluşması, genelde aşırı terleme ile doğrudan alakalıdır. Vücut, sıcak ve soğuk havalarda sıcaklığını korumak için ter üretir. Ancak fiziksel veya dış etkenler dolayısıyla ayakta oluşan ter, gerekli dikkat gösterilmediği takdirde rahatsız edici kokuya neden olabilir.

Kötü koku oluşumu, çoğunlukla ayağın tamamını kapsamaz. Çoğu bireyde kokunun kaynağı niteliğindeki bölgeler, tabanlar ve ayak parmaklarının köküdür. Kokunun asıl kaynağı konumundaki Stafilokok bakteriler, ayağın bu kısımlarına yerleşerek nemin etkisiyle hızla çoğalır. Bakteriler, çoğalma esnasında izovalerik asit adı verilen bileşeni üretir. Doğal ortamda çeşitli bitkilerde bulunan yağ asidi, ayakta kötü koku oluşumundan sorumludur.

Ayak kokusu, her yaştan bireyde özgüvene zarar veren ve ikili ilişkileri sekteye uğratabilen bir durumdur. Kişiler, bilhassa gündelik yaşamlarında sosyal çevreleri ile bir araya gelmekte zorluk yaşayabilir. Dolayısıyla ayaklarında kötü koku oluşumu meydana gelen kişiler dışlanmışlık halini belirgin biçimde hissedilebilir. Bu olumsuzluğun önüne geçmenin yolu ise uygulaması gayet basit birkaç öneriye başvurup doktor tavsiyesi almaktan ibarettir.

Ayakta Koku Oluşumunun Nedenleri

Ayaklar, vücudun geri kalan bölümleri ile karşılaştırıldığında çok daha fazla ter bezine sahiptir. Sağlıklı yetişkin bir bireyde bu sayı santimetre başına 600’dür. Dolayısıyla gün içerisinde ter üretme kapasiteleri epey fazladır. Ayak bölgesindeki ter bezleri gerçekleştirdikleri salgı aracılığıyla vücudun serinlemesine ve cildin nemli kalmasına yardımcı olur. Ter bezlerinden bağımsız olarak ayakta doğal olarak bulunan bazı bakteriler de mevcuttur. Söz konusu bakterilerin ana görevi, terin serbest kalmasına yardımcı olmaktır.

Gün içerisindeki fiziksel hareketliliğe bağlı olarak ayaklardaki ter ve bakteri birikimi artar. Haliyle ayak kokusu çok daha belirgin ve rahatsız edici seviyelere çıkabilir. Özellikle sıcak havalarda iş yerinde kapalı ayakkabılar giymek zorunda olan kişilerde bu durum çok daha net biçimde gözlemlenebilir. Benzer durum, her gün düzenli spor yapan ve yoğun biçimde terleyen kişiler için de geçerlidir.

Fiziksel aktivite yoğunluğundan ve çalışma şeklinden bağımsız olarak aşırı kilolu bazı kişiler hiperhidrozis (aşırı terleme) durumuna yatkındır. Tabii ayaklarda koku oluşumu yalnızca fiziksel nedenlere bağlı olarak gelişmeyebilir. Örneğin, antidepresan türü ilaçların kullanımı bölgesel terleme sorununu tetikleyerek ayaklarda koku oluşumu ihtimalini artırabilir. Hijyenik yapıda olmayan ayakkabı tercihi, ter tutan çorap giyilmesi gibi durumlar kokuya sebep olabilir.

“Ayakta koku neden oluşur?” sorusuna verilebilecek cevaplar arasında hormon değişimleri de yer alır. Ergenlik dönemindeki ve hamile kişilerde hormonal denge sürekli değişim halindedir. Değişen hormon seviyeleri ile birlikte bölgesel aşırı terleme sorunu çok daha belirgin hale gelebilir. Ayakta koku sorununun altında yatan sebepler arasında menopozun da bulunabileceği unutulmamalıdır.

Ayakta Koku Oluşumu Nasıl Önlenebilir?

Ayakta koku oluşumu sorununa son vermek amacıyla çeşitli önlemlere başvurulabilir. Bu amaç doğrultusunda ayaklar günde en az bir kez antibakteriyel sabun kullanılarak yıkanmalıdır. Yıkama esnasında ayak tabanında oluşan sert tabaka bir törpü yardımı ile vücuttan uzaklaştırılabilir. Ayak tırnaklarının düzenli bakımı ise kokuya sebep olabilen tırnak mantarı ve bakteri oluşumu ihtimalini ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.

Ayak kokusu ihtimalini azaltmak için ayrıca aynı çorabı ve ayakkabıyı 2 gün üst üste giymemeye özen gösterilebilir. Yoğun fiziksel aktivitenin yaşandığı bir günün ardından özellikle ayakkabılar doğrudan dolaba veya kutularına kaldırılmak yerine havalandırılmalıdır. Model seçiminde ise mümkün olduğunca dar kalıplı seçeneklerden kaçınılması ayak hijyenini korumayı kolaylaştırabilir. Tabii tüm bunlara ilaveten yaz aylarında yüzme havuzu, spor salonlarındaki duşlar gibi ıslak halka açık veya ortak alanlarda çıplak ayakla dolaşılmamalıdır.

Ayakta kokuya sebep olan etkenleri ortadan kaldırmak için doğru çorap seçimi önemli bir yer tutar. Sentetik içerikli naylon çoraplar, genelde fiyat avantajlarından dolayı sıkça tercih edilir. Ancak bu tür ürünler, ayağın nefes almasını engellemelerinin yanı sıra terin dışarı atılmasına da mâni olur. Oysa pamuklu çorap tercihi yapıldığında hem ayak derisi nefes alabilir hem de oluşan ter çok daha rahat biçimde dışarı atılabilir.

Ayak kokusunu önlemek için alınabilecek önlemlerden bir diğeri elle ve gözle kontroldür. Duş aldıktan sonra bu yöntemle ayak tabanındaki sert tabaka oluşumu veya renk değişimi olup olmadığı gözlemlenebilir. Özellikle parmak arasında ve tırnaklardaki renk değişimleri tıpkı kabarcıklar gibi mantar enfeksiyonunun habercisi niteliğindedir. Bu tarz oluşumlar gözlemlenmeye başlandığında bir dermatoloji uzmanına danışmakta fayda vardır.

Ayak Kokusu Nasıl Geçer?

Çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelen ayak kokusunu gidermek için pek çok farklı yöntemden söz edebilmek mümkündür. Doğal yöntemler hem uygulamaları kolay hem de edinme maliyetleri düşük olduğu için sıkça tercih edilir. Ancak ayak kokusuna yönelik doğal çözümler için aceleci davranmamak ve uzman görüşü dâhilinde yönelmek gerekir. Aksi halde ciltte beklenmedik reaksiyonlar ortaya çıkabilir ve tedavi süreci çok daha karmaşık hale gelebilir.

Bir dermatoloji uzmanına danışılarak gerçekleştirilecek ayak kokusu tedavisinde, öncelikli olarak medikal tedaviye başvurulur. Bu kapsamda eczanelerden kolaylıkla edinilebilecek antibakteriyel sabunlar, pudralar ve kremler kullanılır. Bazı kişilerde, doktorun uygun görmesi halinde ayak botoksu adı verilen tedavi de uygulanabilir. Plantar hiperhidrozun medikal tedavisi kapsamında uygulanan bu yöntem, en güncel ameliyatsız çözüm konumundadır.

Geçici tedavi yöntemlerinden istenilen sonucun kısa sürede alınabilmesi için kişisel hijyene dikkat edilmelidir. Yani ayaklar sık sık yıkanmalı, iyice kurulanmalı ve kokuya sebep olabilecek oluşumlar sürekli gözlemlenmelidir. Kişisel hijyen seviyesini yüksek tutmak için ayrıca özel ayak deodorantları kullanılabilir, ayakkabı içerisine antibakteriyel tabanlıklar yerleştirilebilir.

Ayak kokması ile ilgili kalıcı bir çözüm de mevcuttur. El ve koltuk altı terlemelerinden uygulanan kapalı ameliyat yöntemi ayaktaki kokuya son vermek için tercih edilebilir. VATS adı verilen bu yöntem kapsamında kamera eşliğinde ayağın belirli kısımlarında bir veya birkaç kesi açılır. Cerrahi tedavinin devamında koku oluşumunun kaynağı konumundaki sinirlere müdahale edilir. Bu sinirler, aşırı çalışarak terlemeye yol açar.

Söz konusu sinirler, terlemeyi kontrol dışında fonksiyona sahip değildir. Dolayısıyla koku tedavisi kapsamında yapılacak operasyon sonrasında felç, his/refleks kaybı gibi etkilerden söz edilemez. Operasyon sonrasında 12-24 saat arası hastanede yatışın ardından kişiler gündelik yaşamlarını sürdürebilir. Normal çalışma düzenine devam etmek içinse 1 haftalık istirahat yeterlidir.

Ayak Kokusu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Bu amaç doğrultusunda ayaklar günde en az bir kez antibakteriyel sabun kullanılarak yıkanmalıdır.

Uzm. Dr.
Hikmet Orbay
Dermatoloji
MEDICANA KADIKÖY
Profili Gör
Oluşturma: 17.05.2024 05:44
Son Güncelleme: 17.05.2024 05:51
Oluşturan: Hikmet Orbay
+A A-

İlgili Bölüm Hekimleri