SAĞLIK REHBERİ


Tuz ve Hipertansiyon

Tuz ve Hipertansiyon



Günlük hayatın parçası olan bazı alışkanlıklara bağlı olarak gelişen kalp-damar hastalıkları, en sık görülen sağlık sorunlarının başında gelir. Fiziksel aktivitenin olmaması, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklar ve sağlıksız beslenme, bireylerin sağlığını olumsuz etkileyerek çeşitli kronik hastalıkların gelişmesine neden olur. Toplumda sık görülen bu kronik hastalıklardan biri yüksek kan basıncı veya diğer adıyla hipertansiyondur. Hipertansiyon hastalığının gelişmesinde önemli rol oynayan faktörlerden biri ise tuz tüketimidir.

Hipertansiyon Nedir?

Hipertansiyon veya yüksek kan basıncı, bireylerin ölçülen kan basıncının ideal kan basıncı aralığının üzerinde seyretmesi ile karakterize olmuş, kronik bir hastalıktır. Kan basıncı kalbin atımı sonucu kanın akışı sırasında damar çeperine uyguladığı basıncı ifade eder. Kanın vücut dokularının tamamına ulaşarak besin ve oksijen desteğini sunabilmesi için belirli düzeyde basınca sahip olması hayatidir. Kan basıncının düşmesi kan dolaşımının bozulmasına ve organ yetmezliklerine neden olabilir. Kan basıncı kalbin atımıyla meydana gelen büyük tansiyon veya sistolik kan basıncı ifadesiyle, atım sonrası damar yapılanmasında yer alan kan sıvısının yol açtığı küçük tansiyon veya diyastolik kan basıncı ile ifade edilir. Genel olarak sağlıklı bir bireyde sistolik 120 mmHg, diyastolik 80 mmHg ideal kan basıncıdır.

Kan basıncı günlük aktiviteler veya vücudun maruz kaldığı etkenlere bağlı olarak anlık yükselme veya düşme yaşayabilir. Fiziksel aktivite sırasında, heyecan veya stres gibi duygusal değişimlerde ya da kafein tüketimi gibi çevresel etkenler nedeniyle kan basıncı yükselebilirken uyku esnasında, istirahatte veya bazı besinlerin etkisiyle kan basıncı düşebilir. Kan basıncının kronik olarak normal değer aralığının sürekli üstünde seyretmesi ve buna bağlı dokularda hasara yol açması halinde ise hipertansiyon hastalığından söz edilir.

Hipertansiyon Neden Olur?

Hipertansiyon hastalığı dolaşımdaki kanın damar çeperine normalden daha fazla basınç uygulaması halidir. Bu durumda damar çeperi zamanla zarar görebilir ve ilgili dokularda çeşitli düzeylerde hasar gelişebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon, özellikle kan dolaşımının daha yoğun olduğu beyin damarları, kalp damarları, böbrekler, göz retinası gibi organlarda hasara yol açar. Hipertansiyon hastalığı sebeplerine bağlı olarak iki kısımda incelenir. Primer (birincil-esansiyel) hipertansiyon nedeni tam olarak açıklanamamış, yaşam tarzı ve beslenmeyle yakından ilişkili kabul edilen, toplumda en sık görülen yüksek tansiyon hastalığını ifade eder. Sekonder (ikincil) hipertansiyon hastalığı ise altta yatan bir kronik veya sistemik hastalık nedeniyle yüksek kan basıncı gelişmesine bağlı ortaya çıkan hipertansiyon hastalığını tanımlar.Sekonder hipertansiyona sebep olabilecek durumlar aşağıda listelenmiştir:

  • Böbrek hastalıkları
  • Böbrek damarlarında darlık (renovasküler hastalık)
  • Feokromasitoma
  • Cushing sendromu
  • Akromegali
  • Hiperaldosteronizm
  • Hipertiroidi
  • Obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS)
  • İlaçların yan etkisi


Esansiyel hipertansiyon ise günlük yaşam aktiviteleriyle yakından ilişkili olup, genelde ileri yaşla birlikte toplumda sıklığı artar. Bu bakımdan aşağıdaki faktörlerin etkisinde esansiyel hipertansiyon gelişme riski yükselir:

  • İleri yaş: Yaşla birlikte tansiyon hastalığının gelişme riski artar. Özellikle erkeklerde 65 yaşına kadar tansiyon hastalığı gelişme riski yüksekken kadınlarda menopoz sonrası hipertansiyon gelişme ihtimali hızla artış gösterir.
  • Beslenme: Düşük lifli aşırı işlenmiş gıda içeren batı tipi beslenme alışkanlığı doğrudan yüksek tansiyon ile ilişkilidir. Özellikle günlük alınan kalori miktarının fazla olması, obezite ve tuz tüketiminin fazla olması durumlarında kan basıncı hızla yükselebilir.
  • Hareketsizlik: Fiziksel aktivitenin minimuma indirilmesi, düzenli egzersiz yapılmaması kalp hastalığı riskini arttırdığı gibi kan basıncının da yükselmesine yol açar. Hareketsizlik obeziteye de katkıda bulunduğu için yüksek tansiyon hastalığı için risk faktörüdür.
  • Stres: Yoğun ve kronik stres böbreküstü bezinden stres hormonlarının salınımına neden olarak kalp atımı hızlandırdığı gibi kan basıncının da yükselmesiyle sonuçlanır.
  • Aile öyküsü: Ailede özellikle birinci derece yakınlarında yüksek tansiyon hastalığı olan kişilerde genetik olarak yüksek kan basıncına yatkınlık söz konusu olabilir ve ileri dönemde hipertansiyon hastalığı gelişmesi açısından risk altındadır.
  • Sigara kullanımı: Sigara kullanımı doğrudan kalp damar sistemine zarar vererek damar sertliğine ve yüksek kan basıncına yol açar.


Hipertansiyon ile Tuz Arasındaki İlişki Nedir?

Tuz tüketimiyle sodyum ve klor mineralleri vücuda alınır. Sağlıklı bir kişide vücudun kan dahil tüm vücut sıvılarında sodyum ve klor molekülleri belirli bir denge içinde bulunur. Mineraller arasındaki bu denge hormonlar ve bazı fizyolojik mekanizmalarla sıkı kontrol altında tutulur. Vücudun sıvı dengesi ve yaşamsal faaliyetleri açısından sodyum, klor, potasyum, magnezyum ve diğer mineraller hayati öneme sahiptir.

Sağlıklı bir bireyde ihtiyacın fazlasında bulunan sodyum molekülü idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırılarak sodyum dengesinin korunması sağlanır. Ancak düzenli şekilde beslenmeyle tüketilen tuz nedeniyle sodyum düzeyinin artması sonucunda idrarla sodyum atılımı bozulmaya başlar. Kandaki sodyum düzeyinin artması mineral dengesinin bozulmasına ve sonuç olarak vücut sıvılarındaki su dengesinin de aksamasına neden olur. Bunun sonucunda ise kandaki fazla sodyum miktarı nedeniyle dokulardaki su kana geçiş yapar ve kanın hacmi artar; bu durum damar çeperinde oluşan basıncın artmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olur. Fazla sodyum böbreklerdeki mineral dengesini ve hormon düzeylerini de alt üst ettiğinden kandaki gereğinden fazla sodyum ve su düzeyi azaltılamaz. Uzun vadede yüksek tansiyon hastalığı ortaya çıkar.

Bu mekanizmalar nedeniyle günlük beslenmeyle alınan tuz miktarının optimal aralıkta tutulması kalp-damar sistemi ve böbrek sağlığı açısından oldukça önemlidir. Sağlıklı bir bireyde vücudun ihtiyaç duyduğu günlük tuz miktarı 5 gram ile sınırlıdır. Günlük beslenme ile tüketilen besinlerin içeriğinde dahi sodyum veya tuz içeriği mevcut olduğundan beslenmeye eklenen ekstra tuz tüketimi vücudun ihtiyacından fazla olabilir ve hipertansiyon gelişme riskini artırabilir.

Hipertansiyon Hangi Belirtilere Yol Açar?

Hipertansiyon hastalığı gelişen kişilerde hastalık doku veya organlarda ciddi bozukluklara yol açmadan önemli bir belirti vermeyebilir. Bu nedenle düzenli kan basıncı ölçümü yapmayan kişilerde yüksek tansiyon uzun süre fark edilmeden seyredebilir ve organlarda hasar oluşturmaya devam edebilir. Bunun dışında hastalarda yüksek tansiyona bağlı olarak aşağıdaki belirtiler izlenebilir:

  • Enseye, baş kubbesine veya şakaklara yayılım gösteren şiddetli baş ağrısı
  • Travma olmaksızın kendiliğinden başlayan ve kendiliğinden gerileyen, klinik şiddete bağlı olarak birkaç dakika veya daha uzun sürebilen burun kanaması
  • Nefes darlığının da eşlik edebildiği, sıkıştırıcı tarzda göğüs ağrısı
  • Halsizlik-yorgunluk veya sersemlik hissi
  • Baş dönmesi veya dengesizlik hissi


Hipertansiyon Tedavisinde Neler Yapılır?

Yüksek tansiyon hastalığı başta kalp krizi veya inme olmak üzere organlarda hayatı tehdit edebilen ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği için erken dönemde teşhisinin konulması ve tedavisinin başlanması gereken kronik bir hastalıktır. Mevcut klinik yaklaşımda sekonder hipertansiyon hastalığında altta yatan nedenin giderilmesi halinde yüksek kan basıncı düzeltilebilir.

Hipertansiyon tedavisinin en önemli aşaması kişinin günlük yaşamındaki alışkanlıklarını düzenlemek ve sağlıklı yaşam tarzı geliştirmektir. Buna yönelik olarak hastalara liften zengin bitkisel temelli sağlıklı beslenme alışkanlığının kazandırılması, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması, ideal vücut ağırlığına ulaşılması için kilo verilmesi, sigara ve alkol tüketimine son verilmesi, stresi yönetmeyi öğrenmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Yaşam tarzı değişikliklerinin yanı sıra hastalara kişisel özellikleri, ek hastalıkları gibi parametrelere göre uygun anti-hipertansif ilaç tedavisi başlanır. Tedavide ihtiyaca göre birden fazla ilaç kullanmak gerekebilir. Hipertansiyona eşlik eden olası diğer kronik hastalıkların tedavisinin de yapılması kan basıncı kontrolünün sağlanmasında önemlidir. Tedavi başarısı ilaç tedavisinin doğru ve düzenli kullanılması ile birlikte hastanın günlük yaşam aktivitelerini değiştirmesine bağlıdır.

Tuz ve Hipertansiyon Hakkında Sık Sorulan Sorular

Hipertansiyon veya yüksek kan basıncı, bireylerin ölçülen kan basıncının ideal kan basıncı aralığının üzerinde seyretmesi ile karakterize olmuş, kronik bir hastalıktır.

Günlük yaşamdaki alışkanlıkları dengelemek, sağlıklı yaşam tarzı geliştirmek, düzenli egzersiz ve bağımlılıklara son vermek önerilmektedir.

Prof. Dr.
Gültekin Faik Hobikoğlu
Kardiyoloji
MEDICANA BAHÇELİEVLER
Profili Gör
Oluşturma: 02.08.2017 04:48
Son Güncelleme: 26.05.2022 10:21
Oluşturan: Gültekin Faik Hobikoğlu
+A A-

İlgili Bölüm Hekimleri